Bulunmaz 22 Mayıs 2014 tarihinde on saati aşkın mesai yaptı! (Fotoğraf: Bulunmaz)
Dün, hayatımın "en uzun mahkeme günü"nü yaşadım. 12 Eylül Faşizmi dönemindeki 57 günlük işkence günleriyle bezenmiş gözaltı-tutukluluk sürecini saymazsam, dün yaşadığım mahkeme sürece, toplumsal bilinç anlamında, sanatsal duruşuma damıtılmış katkı sunabilecek! Eminim...
Sabah sekizi biraz geçe girdiğim "İstanbul Adalet Sarayı"nın kapısından akşam yediye biraz kala ancak çıktım. Ben, "İstanbul Adalet Sarayı"nın bu kadar renkli bir evren olduğunu, dün damarlarımda duyumsadım!...
9. Asliye Hukuk Mahkemesi, 25. Asliye Hukuk Mahkemesi ve 22. Sulh Ceza Mahkemesi "dâvâ dosyalarındaki içerikler" nedeniyle muhakeme edildiğim dört duruşmam vardı... İstanbul Adalet Sarayı'nda olağanüstü iletişimler kurmanın kızıl ışıltısı, yüreğime hızla, hem de şimşek hızıyla haz duygusu fışkırtmaya başladı. Paslı adliye makinesini de yağlıyorum.
Benim tek başıma olmama karşılık, karşımdaki kişiler şunlardı: Avukat Eyyüp Fırat Kuyurtar, Levent Çağlayan, Avukat Mesut Bulut, Mustafa Şükrü Demirkanlı, Ömer Faruk Kurhan, tabiî Avukat Reyhan Kayışlı...
9. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde dâvâlı konumundaki Levent Çağlayan duruşmaya gelmemekle birlikte Çağlayan'ı savunacağını iddia etmesine karşın asla savunamayan Avukat Reyhan Kayışlı vardı karşımda... Tabiî ki her zaman olduğu gibi benim sert hukuk bilgim karşısında sapır sapır döküldü... Şunu de not etmeliyim ki, Mustafa Şükrü Demirkanlı da, süt dökmüş kedi gibi duruşmayı izliyordu... Mustafa da sanalda geziniyor...
25. Asliye Hukuk Mahkemesi'ndeki "tazminat dosyası"nın muhakeme edildiği duruşmaya, kendisini savunmaktan yoksun olduğu için avukat tutan Avukat Eyyüp Fırat Kuyurtar geldi! İzleyici koltuklarında da yine"süt dökmüş kedi rolüyle sahne alan" Mustafa Şükrü Demirkanlı vardı!
22. Sulh Ceza Mahkemesi'nde, hem Mustafa Şükrü Demirkanlı ve hem Ömer Faruk Kurhan'la hukuk maçım vardı!... 11.35 ve 11.40 saatlerinde başlaması gereken duruşmalar, yargıcın sağlık sorunu nedeniyle, ancak altı saat sonra başlayarak uzun muhakeme süreci sonrası 18.41'de bitti!
Ömer Faruk Kurhan, onu savunacağını iddia etmesine karşın, bırakınız savunma yapmayı, kendisinin, bana karşı duruşması bulunduğu günde Ömer Faruk Kurhan'a zerre kadar olsun değer vermediğini kanıtlamak istermiş gibi duruşmaya katılmadı!... Kendimi, rakibi sahaya çıkmadığı için 3-0 hükmen galip ilân edilen futbol takımı yöneticisi gibi hissettim! Durum böyle olunca devrimci, öfkeli, sert hukuk bilgimi yumuşattım!...
Sayın Sanık Mustafa Şükrü Demirkanlı, "vekili" Avukat Reyhan Kayışlı olmadan savunma yapacağını iddia etmesine karşın, "süt dökmüş kedi"ruh hâlinden soyutlanamadığı için, "küçük ve büyük dili"ni yutmuş gibi anlaşılması olanaksız bir sessel metinle kulaklarımıza kurşunlar döktü! Yargıç, sürekli olarak Avukat Reyhan Kayışlı'nın mazeret dilekçesi verip vermediğini sordu... "Mazeret dilekçesi vermedi"ğini yineleyen Mustafa Şükrü Demirkanlı'ya neredeyse hiçbir savunma hakkı vermeyerek, yeni bir iddianameyle birleştirme gerekçesi gösteren Sayın Yargıç benim sert hukuk bilgisi içeren onlarca sayfadan ibaret metinlerimi alarak, başının üzerine koyar gibi, dâvâ dosyası içeriğine nazikçe bir tavırla ekleyiverdi!
Tüm bunlar olup biterken sanırım içkilerini yudumlayan Avukat Eyyüp Fırat Kuyurtar, Levent Çağlayan, Avukat Mesut Bulut, Ömer Kurhan ve Avukat Reyhan Kayışlı, hukukî işlerin emin ellerde olduğu duygusuyla hukuk ve/ya tiyatro üzerine anlaşılmaz sözler sarf ederek gülüyorlardı!
Duruşma salonunda bulunan salt dört kişi (Yargıç Salih Cantürk, Kâtip Fatma Taşkıran, Hilmi Bulunmaz ve Mustafa Şükrü Demirkanlı) kendi kendilerine oluşturdukları "kendi namus anlayışları"nı korumaya özen gösterirken, benim sert hukuk bilgime saygı duyabilen Yargıç, Mustafa Şükrü Demirkanlı ve Ömer Faruk Kurhan'la ayrı ayrı dâvâ dosyalarımı birleştirme istemimi, hukuka saygısı nedeniyle tabiî tutanağa geçirtti!...
Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz
Ben, Eyyüp Fırat Kuyurtar'a "ACEMİ AVUKAT" derken 8.000,00 TL gibi çok komik bir parayı ödemeyi göze almıştım! "ACEMİ AVUKAT" demenin tarifesini biliyordum: sadece 8.000,00 TL! Bu komik düzeyde küçük parayı ödeyebilme gücüm olduğuna göre, "ACEMİ AVUKAT" Eyyüp Fırat Kuyurtar'ın beni mahkemeye vermesine gönlüm razıydı!...
Daha en basit bir dilekçeyi bile yazma "yeteneği" bulunmayan "ACEMİ AVUKAT" Eyyüp Fırat Kuyurtar, bana karşı "entelektüel" bir mücadele başlatamayacağı için "ACEMİ AVUKAT" olduğunu bile kabûl ederek, bunun için ödeyeceğim parayı alır almaz hemen susacaktı! Öyle yaptı...
Oysa, herhangi bir kişi, herhangi bir konuda bana "ACEMİ" diyemez... Bana "ACEMİ" diyebilecek adam henüz anasından doğmadı veya bana"ACEMİ" diyecek adamı anasından doğduğuna pişman ederim... Nasıl mı? Kalemimin incitici gücünü kullanıp, gün yirmi dört saat eleştirerek, o adamı, iş yapamaz duruma getiririm... Hiç kimse benden çekinmeden bana "ACEMİ" diyebilir! Bana değil 8.000,00 TL, değil 80.000,00 TL, değil 800.000,00 TL, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'nin bütçesini de verseniz bana "ACEMİ" sözünü yakıştıramazsınız. Beni asla "PARA"ile susturamaz! Kapitalist değerlere değil, sosyalist değerlere teşneyim!
Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz
***
Ayrıca bakınız:
Hilmi Bulunmaz, İstanbul Adalet Sarayı'ndaki en uzun gününü yaşadı!...
Dün, hayatımın "en uzun mahkeme günü"nü yaşadım. 12 Eylül Faşizmi dönemindeki 57 günlük işkence günleriyle bezenmiş gözaltı-tutukluluk sürecini saymazsam, dün yaşadığım mahkeme sürece, toplumsal bilinç anlamında, sanatsal duruşuma damıtılmış katkı sunabilecek! Eminim...
Sabah sekizi biraz geçe girdiğim "İstanbul Adalet Sarayı"nın kapısından akşam yediye biraz kala ancak çıktım. Ben, "İstanbul Adalet Sarayı"nın bu kadar renkli bir evren olduğunu, dün damarlarımda duyumsadım!...
9. Asliye Hukuk Mahkemesi, 25. Asliye Hukuk Mahkemesi ve 22. Sulh Ceza Mahkemesi "dâvâ dosyalarındaki içerikler" nedeniyle muhakeme edildiğim dört duruşmam vardı... İstanbul Adalet Sarayı'nda olağanüstü iletişimler kurmanın kızıl ışıltısı, yüreğime hızla, hem de şimşek hızıyla haz duygusu fışkırtmaya başladı. Paslı adliye makinesini de yağlıyorum.
Benim tek başıma olmama karşılık, karşımdaki kişiler şunlardı: Avukat Eyyüp Fırat Kuyurtar, Levent Çağlayan, Avukat Mesut Bulut, Mustafa Şükrü Demirkanlı, Ömer Faruk Kurhan, tabiî Avukat Reyhan Kayışlı...
9. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde dâvâlı konumundaki Levent Çağlayan duruşmaya gelmemekle birlikte Çağlayan'ı savunacağını iddia etmesine karşın asla savunamayan Avukat Reyhan Kayışlı vardı karşımda... Tabiî ki her zaman olduğu gibi benim sert hukuk bilgim karşısında sapır sapır döküldü... Şunu de not etmeliyim ki, Mustafa Şükrü Demirkanlı da, süt dökmüş kedi gibi duruşmayı izliyordu... Mustafa da sanalda geziniyor...
25. Asliye Hukuk Mahkemesi'ndeki "tazminat dosyası"nın muhakeme edildiği duruşmaya, kendisini savunmaktan yoksun olduğu için avukat tutan Avukat Eyyüp Fırat Kuyurtar geldi! İzleyici koltuklarında da yine"süt dökmüş kedi rolüyle sahne alan" Mustafa Şükrü Demirkanlı vardı!
22. Sulh Ceza Mahkemesi'nde, hem Mustafa Şükrü Demirkanlı ve hem Ömer Faruk Kurhan'la hukuk maçım vardı!... 11.35 ve 11.40 saatlerinde başlaması gereken duruşmalar, yargıcın sağlık sorunu nedeniyle, ancak altı saat sonra başlayarak uzun muhakeme süreci sonrası 18.41'de bitti!
Ömer Faruk Kurhan, onu savunacağını iddia etmesine karşın, bırakınız savunma yapmayı, kendisinin, bana karşı duruşması bulunduğu günde Ömer Faruk Kurhan'a zerre kadar olsun değer vermediğini kanıtlamak istermiş gibi duruşmaya katılmadı!... Kendimi, rakibi sahaya çıkmadığı için 3-0 hükmen galip ilân edilen futbol takımı yöneticisi gibi hissettim! Durum böyle olunca devrimci, öfkeli, sert hukuk bilgimi yumuşattım!...
Sayın Sanık Mustafa Şükrü Demirkanlı, "vekili" Avukat Reyhan Kayışlı olmadan savunma yapacağını iddia etmesine karşın, "süt dökmüş kedi"ruh hâlinden soyutlanamadığı için, "küçük ve büyük dili"ni yutmuş gibi anlaşılması olanaksız bir sessel metinle kulaklarımıza kurşunlar döktü! Yargıç, sürekli olarak Avukat Reyhan Kayışlı'nın mazeret dilekçesi verip vermediğini sordu... "Mazeret dilekçesi vermedi"ğini yineleyen Mustafa Şükrü Demirkanlı'ya neredeyse hiçbir savunma hakkı vermeyerek, yeni bir iddianameyle birleştirme gerekçesi gösteren Sayın Yargıç benim sert hukuk bilgisi içeren onlarca sayfadan ibaret metinlerimi alarak, başının üzerine koyar gibi, dâvâ dosyası içeriğine nazikçe bir tavırla ekleyiverdi!
Tüm bunlar olup biterken sanırım içkilerini yudumlayan Avukat Eyyüp Fırat Kuyurtar, Levent Çağlayan, Avukat Mesut Bulut, Ömer Kurhan ve Avukat Reyhan Kayışlı, hukukî işlerin emin ellerde olduğu duygusuyla hukuk ve/ya tiyatro üzerine anlaşılmaz sözler sarf ederek gülüyorlardı!
Duruşma salonunda bulunan salt dört kişi (Yargıç Salih Cantürk, Kâtip Fatma Taşkıran, Hilmi Bulunmaz ve Mustafa Şükrü Demirkanlı) kendi kendilerine oluşturdukları "kendi namus anlayışları"nı korumaya özen gösterirken, benim sert hukuk bilgime saygı duyabilen Yargıç, Mustafa Şükrü Demirkanlı ve Ömer Faruk Kurhan'la ayrı ayrı dâvâ dosyalarımı birleştirme istemimi, hukuka saygısı nedeniyle tabiî tutanağa geçirtti!...
Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz
Ben, Eyyüp Fırat Kuyurtar'a "ACEMİ AVUKAT" derken 8.000,00 TL gibi çok komik bir parayı ödemeyi göze almıştım! "ACEMİ AVUKAT" demenin tarifesini biliyordum: sadece 8.000,00 TL! Bu komik düzeyde küçük parayı ödeyebilme gücüm olduğuna göre, "ACEMİ AVUKAT" Eyyüp Fırat Kuyurtar'ın beni mahkemeye vermesine gönlüm razıydı!...
Daha en basit bir dilekçeyi bile yazma "yeteneği" bulunmayan "ACEMİ AVUKAT" Eyyüp Fırat Kuyurtar, bana karşı "entelektüel" bir mücadele başlatamayacağı için "ACEMİ AVUKAT" olduğunu bile kabûl ederek, bunun için ödeyeceğim parayı alır almaz hemen susacaktı! Öyle yaptı...
Oysa, herhangi bir kişi, herhangi bir konuda bana "ACEMİ" diyemez... Bana "ACEMİ" diyebilecek adam henüz anasından doğmadı veya bana"ACEMİ" diyecek adamı anasından doğduğuna pişman ederim... Nasıl mı? Kalemimin incitici gücünü kullanıp, gün yirmi dört saat eleştirerek, o adamı, iş yapamaz duruma getiririm... Hiç kimse benden çekinmeden bana "ACEMİ" diyebilir! Bana değil 8.000,00 TL, değil 80.000,00 TL, değil 800.000,00 TL, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'nin bütçesini de verseniz bana "ACEMİ" sözünü yakıştıramazsınız. Beni asla "PARA"ile susturamaz! Kapitalist değerlere değil, sosyalist değerlere teşneyim!
Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz
***
Ayrıca bakınız:
Hilmi Bulunmaz, İstanbul Adalet Sarayı'ndaki en uzun gününü yaşadı!...