2 Mart 2014 Pazar

Şüpheli AKP sandıktan çıkar mı? "Sandık"tan "d" çıkarsa "sanık" olur...

Bulunmaz, soyut gerçekliğe değil somut gerçekliğe dayanıyor! (Foto: Mesut Alptekin)

***

Sandık

İçerisine takım eşyaları koyabilmek amacıyla, genellikle ahşaptan yapılan, büyükçe, kutu biçiminde nesne

Türetilmiş Kavramlar
Seçim sandığı
Çeyiz sandığı
Sanduka

(Kaynak: VikiSözlük)

Sanık

Suçlu olduğu sanılarak mahkemeye sevk edilmiş (kimse), maznun.

(Kaynak: VikiSözlük)

***

Ben, Türkiye Cumhuriyeti'nin en çok yargılanmış "sanık sanatçı"sı olarak, "sandık" ile "sanık" sözcüklerinin içerdiği kavramlar üzerine kafa yormak zorunda bulunan ender kişilerinden biriyim... "Sandık" sözcüğü ve/ya bu sözcüğün içerdiği "sandık" kavramı ve bu kavramın oluşturduğu "sandık" imgesi, beni sürekli olarak düşündürüyor hâlâ. Parlamento sözcüğünün İtalyanca olduğunu ve "parla" sözcüğünün "konuşmak", "mento" sözcüğünün de "çene" olduğunu biliyorum. 

Ben, sürekli konuşmaktan pek hoşlanmayan ve çene çalmayı sevmeyen ve özellikle boş konuşmaktan ve çene çalmaktan nefret eden biriyim!... 

Ben, emekçi halkın, tüyü bitmemiş yetimin rahat bir nefes alıp, günlük boğuşmalardan uzaklaşması için "ömrümün tümünü" sanat kavgasına yatırdım... Böyle bir kavgaya girmenin "olağanüstü bedeller"i olduğunu biliyordum. Birçok bedeli de ödeyebildim. Gönlüm rahat... Şimdi sırada "LİNÇ KAMPANYASI" diyeti ödeme süreci var. Onu da ödeyeceğim!

Ben, birkaç istisna dışında, hiçbir zaman için oy kullanmadım... Bunun biricik, tek, yegâne nedeni, parlamentoya inanmamaktır... Parlamento, "çene çalınan", böylece sosyalist devrimi geciktiren bir işlev sürdürdüğü müddetçe oy vermeyi asla, kesinlikle düşünmüyorum. Vermeyeceğim! 

Ben, seçim sandığı sözücüğünü duyduğumda, ağzım kuruyor, başım dönüyor, canım sıkılıyor, dilim dolaşıyor, gözlerim kararıyor ve midem bulanıyor. "Parlamento" ve "sandık" sözcüklerini duyar duymaz da, kulaklarıma kurşun döken en önemli sözcük de şu oluyor: "YALAN"...

Ben, "YALAN" sözcüğünü bir sigara kağıdına yazıp, üzerinde yükselen 1100 kişilik alçak şahsiyete karşı savaşım verirken, gidip de AKP ve/ya fotokopilerine asla oy veremem!... Devlet Tiyatroları reklâm kulelerinin namusunu da koruyamayacak kadar alçalan Adalet ve Kalkınma Partisi ve/ya benzerleri benim oyunu asla ve kesinlikle alamazlar. Veremem!...

Yazının başlığında söylemiştim: "SANDIK"tan "D" çıkarsa, "SANIK" olur. 17 Aralık 2013 Salı günü ortaya dökülüveren yolsuzluk REZAleti, Adalet ve Kalkınma Partisi'ni öyle bir "adaletsizlik" sürecine savurdu ki, AKP'nin "SANDIK" yerine "SANIK" sözcüğüyle akıllarda kalmasını arzu ediyorum. Hayatı KOY vermediğim için, AKP'ye OY vermiyorum!

Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz