10 Temmuz 2012 Salı

İstanbul Bağımsız Milletvekili Avukat Abdullah Levent Tüzel'in, şimdiye dek bize yüzlerce kez göndermiş olduğu e-postaları, yayın yapımıza bire bir uygun bulmadığımız için yayınlamazken, bugün Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz'ın doğum gününe denk gelen "Dünya Hukuk Günü" e-postasını yayınlamayı uygun gördük!

Hilmi Bulunmaz, tiyatro tarihini yargılarken, "AVRUPA'NIN EN BÜYÜK ADALET SARAYI"nda yargılanmakla övünüyor! (Fotoğraf: Mesut Alptekin)


***


Dünya Hukuk Gününde Hukuk Garabeti Yaşanıyor


Bugün tüm Dünyada Hukuk Günü . Son dönemde ülkemizde temel hak ve özgürlük alanında yaşananlar hukuk garabetine dönüşmüş durumdadır.


BDP’nin 14 Temmuz ‘da yapmak istediği mitingin Diyarbakır Valiliğince yasaklanması ve hala İçişleri Bakanlığının bu konuda ileri bir adım atmamış olması adalet ve demokrasi adına kabul edilemez. AKP’nin her gün bir ilde kongre adı altında mitingler yaparken, BDP’nin Diyarbakır’da izinli bir miting dahi yapması temin edilmiyor ise, bu ülkede her kes için eşit haklardan, adaletten, hukuktan söz edilemez.


Hükümetin “Kürt açılımıyla” birlikte Nisan 2009’dan bu yana yürütülen KCK operasyonları kapsamında sekiz bin civarında BDP’li tutuklanmıştır. Yine, AKP Hükümetinin askeri vesayeti tasfiye adına başlattığı Balyoz ve Ergenekon operasyonları, sivil diktaya dönüşmüş durumda. Aralarında, milletvekili, sendikacı, gazeteci, aydın, yazar, avukat, öğrenci, kadın aktivistler ve çocuklar olmak üzere binlerce insan, anayasal ve yasal güvence altındaki, ifade ve örgütlenme hakkını kullandıkları için tutuklanmıştır. Uzun tutukluluk süreleri bir tür cezalandırma haline gelmiştir.


Birçoğunun iddianamelerinin bile bir yıl sonra hazırlandığı tutukluluk dönemi, yargısız infaza dönüşmüş durumdadır. Cezaevlerinde 2002'de 60 bin olan tutuklu ve hükümlü sayısı Haziran 2012 itibariyle 130 bine çıkmış, bunun 14 bini terör suçlusu olarak hapsedilmesi ise ülkemizdeki hukuk sisteminin garabetidir.


AKP Hükümetinin İleri demokrasi”sinde Türkiye, terörist yetiştirmekte dünya sıralamasında birinci, iş kazalarında ise ikinci, kadına yönelik şiddette en kötü ülkelerden biri olurken, işkence ve kötü muamele nedeniyle karakolda ve sokakta 116 kişi hayatını kaybetmiştir.


Siyasi iktidar AB’ye şirin görünmek için, Anayasa’da ve yasalarda kimi “sözde reformlar” yapmaktadır. Özel Yetkili mahkemelerin yerine “bölgesel terör mahkemeleri” kurularak yargıda reform yapılamaz. Nitekim yargı reformuna rağmen, son Silivri’deki KCK davasında da görüldüğü gibi, savunma hakkının, hak arama özgürlüğünün engellenmesine yönelik uygulamalarda değişen bir şey olmadı. Savunma hakkının engellenmesi Avukatların tartaklanmasına kadar vardı. Son dönemde davalara konulan “gizlilik” nedeniyle, sanık ve avukatı dava dosyasına ulaşamazken, Hükümete yakın gazeteler bu dosyaların içeriğini çarşaf çarşaf yazmaktadır.


Yine 3. Yargı Paketi ile adli kontrol sisteminde yapılan değişiklikten sonra hala tutuklu sekiz Milletvekillerinin serbest bırakılmaması hukuk garabetinin geldiği boyutu göstermektedir.


Gelinen noktada hukuk ya da adalet; adil yargılanma hakkını ciddi bir şekilde zedeleyen uygulamalarla, insan hakları savunucuları başta olmak üzere tüm emek ve demokrasi güçleri üzerinde ciddi bir baskı, sindirme ve cezalandırma aracı olarak kullanılmaktadır.


Bölgesel Terör Mahkemelerinin varlığı, yasalar önünde eşitlik ilkesinin ihlalidir. Ve bu mahkemeler hukuk sistemimizde olduğu müddetçe hak eşitliğinden söz edilemez. Tüm bunlar, hukuk ve adalet sisteminin, siyasi iktidarın elinde; hak ve özürlük, eşitlik ve barış isteyen yurttaşlarımızın üzerinde, örgütlü mücadele eden emekçilerin, ezilenlerin ve onların mesleki ve siyasi örgütlerinin üzerinde “Demokrasinin kılıcı gibi” salladığı sopaya dönüşmüş durumdadır.


Bizler Halkların Demokratik Kongresi bileşenleri olarak, egemen sınıfların hukuksuzluğuna karşı, tüm ezilenlerin, işçi ve emekçilerin gerçek adalet, demokrasi ve barış içinde eşit yaşadığı, insanın insanı sömürmediği insanca bir düzen için mücadelemizi sürdüreceğiz.

Levent Tüzel
İstanbul Milletvekili