3 Eylül 2009 Perşembe

Yalan söylemeyip, küfür etmeden ve LİNÇ KAMPANYASI düzenlemeksizin de tiyatro yayıncılığı yapılabileceğini kanıtlayan Erbil Göktaş, hızla üretiyor!

Göktaş, İlk Şiir Kitabını Yayınladı


KOÜ Güzel Sanatlar Fakültesi Dramatik Yazarlık Anasanat Dalı Başkanı Erbil Göktaş ilk şiir kitabını yayınlayarak şiirseverlerin beğenisine sundu.

Erbil Göktaş'ın 1982 - 2008 yılları arasında yazdığı şiirlerinden derlenen kitap "İnsanolmayışlardan Soyunurken" ismiyle kitapçılarda yerini aldı. Yapıt aynı zamanda "dramatik" bir bütünlük de taşıyor.

Erbil Göktaş, çocuk oyunları, incelemeler, tiyatro eleştirileri ve yazılarının yanı sıra şiirle de ilgilenmişti. Dönemeç Dergisi' nin düzenlediği Ali Rıza Ertan Şiir Ödülleri yarışmasında finale kalmış, Ayrıca Varlık Dergisi'nin düzenlediği "1000. Sayı Gençlik Ödülleri'nde" ilk üçe girerek "Şiir Başarı Ödülü" kazanmıştı.

Aynı zamanda, Yeni Tiyatro Dergisi'nin Genel Yayın Yönetmenliğini yapan Erbil Göktaş' ın şiirleri 1980' lerden günümüze Dönemeç, Varlık, Isırgan, Adım, Gökyüzü dergilerinde yayınlanmış şiirleri bulunmaktadır.

***

Yorumlar (8)

MUSTAFA DEMİRKANLI’YA BELGELİ YANITLAR 2

Şimdi de Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın İbrahim Karaosmanoğlu ile ilgili açıklamalarınıza gelelim, yine sizin ağzınızdan ve yine aynı linkten aktarıyorum:

“...-oysa herkesin bildiği, Tiyatro… Tiyatro…’da da yazılmış- Medya Ajans’ın IV. Kuvvet Sitesi’ndeki şu habere...” bakalım:

...“Akmen, Kararı veren Kocaeli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından Karaosmanoğlu’nun kişilik haklarına saldırıda bulunduğu gerekçesiyle 7 bin 500 YTL (7.5 milyar TL) tazminat ödemeye mahkum edildi. İkinci dava ise 2 Temmuz 2004 sayılı Birgün Gazetesi’ndeki köşe yazısında “İzmit ve AKP” başlıklı yazının sahibi Mustafa Demirkanlı’ya açılmıştı. Yazısında “… dün beline kadar sarkan sakallarını Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu için kesen, dini bütün, ama herkesten bütün (!) Karaosmanoğlu’na ‘Ne diyorsunuz bu işe?’ diye Yuvacık Belediye Başkanı olduğu günlerde sorsaydınız, muhtemelen ‘Vay, kafir!’ der, sakallarını sıvazlardı…” ifadesine yer veren Demirkanlı’nın, 5 bin YTL (5 milyar TL) manevi tazminat ödemesine karar verildi.”

Bu nedir sayın Demirkanlı?.. Ceza aldığınızın kanıtı değil mi?.. Aşağıda her zaman yaptığınız gibi “belirsizlik” yaratıp “kimin temyize gittiğini” belirsizleştirmeye çalışıyorsunuz:

“Bu yazılardan dolayı oluşan mahkumiyet olsa olsa şeref madalyası olurdu, ama olamadı. Temyiz diye bir kurum var, -yerel mahkemenin kararını inceleyen-, o kurum, yerel mahkemenin kararına katılmadı, sonrasındaki gelişme ise şöyle oldu: Dönemin Genel Sanat Yönetmeni Ragıp Savaş, bir oyunun galasına davet etti, Üstün Bey’le birlikte bu davete icabet ettik, Oyun sonrasında Ragıp Savaş, Başkan’la girdikleri iddiayı kazandırdığımız için teşekkür etti ve Başkan’la tanıştırdı, işte o Başkanla o gün tanıştık. Kendisi de galalarına katıldığımız için teşekkür etti.”...

Yani manevi tazminat ödemeye mahkum olmuşsunuz; “temyiz” sonucu belli olunca hiç merak etmeyin, onu da yazıp okurları bilgilendiririz ancak burada da yine hile yapıyorsunuz, eksik aktarıyorsunuz... Temyize sanki siz gitmişsiniz de, Başkan da sizinle tanışınca davasından vazgeçmiş gibi bir izlenim yaratıyorsunuz. Gerçi bu kurnaz (!) hilenizi, (o günlerde benim bugün sahip olduğum somut bilgilere sahip olmadığı halde) Coşkun Büktel’e bile yutturamamış, cevabınızı Büktel’den bir güzel almış ve suspus olmuşsunuz ama ben bugün İzmit’te oturuyor olmanın avantajını kullanıp Büktel’den ileri giderek, foyanızı tamamen ortaya çıkaracak bilgilere de ulaştım. Söyler misiniz, “Temyiz”e kim gitti acaba? Siz mi yoksa size verilen cezayı az bulan sayın Karaosmanoğlu’nun avukatı mı?.. Avukat, İzmit’li gazeteci bir arkadaşıma “temyiz”e gidenin sayın Karaosmanoğlu olduğunu söylemiş; çünkü hakaretlerinizin bedeli karşılığında size verilen para cezalarını yetersiz bulmuşlar; evet sayın Demirkanlı, yukarıdaki bir sürü laf arasında bu konuyu da “belirsiz” bırakıp sanki “temyiz”e gidenin siz olduğu gibi bir izlenim yaratmışsınız... Coşkun Büktel bunları altı ay önce gündeme getirmişti ve sizden bu belirsizlikler konusunda herhangi bir açıklama gelmedi; yani altı aydır susuyorsunuz; artık benim bu açıklamalarımdan sonra altı yıl konuşmazsınız...

Çünkü hile sizde, belirsizlik yaratıp dezenformasyon yapmak sizde, yani bilgi veriyormuş gibi görünüp gerçekleri gizlemek işiniz olmuş... Ve hala utanmadan kalkıp benden hesap soruyorsunuz ve asıl siz bana “iftira” atıyorsunuz... Ve böyle yaparak üç-beş okuru daha kandıracağınızı düşünüyorsunuz. Bu kadar belgeli (kendi sitenizde kendi yazdıklarınızla bile belgeli) açıklamalardan sonra, artık insan içine çıkamayacağınızı, kimsenin yüzüne bakamayacağınızı (veya arkanızdan sinsice, kıs kıs) gülenlerden müteessir olacağınızı ve utanacağınızı ummak, sizinle ilgili tecrübelerimizle sabittir ki, gerçekçi olmayan bir hayal olurdu. O yüzden, “kınama”nızı size iade etmek, bile ziyan... Çünkü zavallı konumdasınız, “yalanlarınız” içinde boğulmuş durumdasınız, ben kim bilir nerede ve ne zaman kaybettiğiniz “vicdanınızı” sizin de bulmanızı diliyorum. Tüm bu olanlar karşısındaki pişkin tavrınızdan sıyrılabilmeniz için “sağlam bir vicdana” ihtiyacınız var çünkü...

Çünkü “cüzdan” bir yere kadar iş görür, “vicdan”, ille de “vicdan”... “Vicdan” bir kadın adı değildir sayın Demirkanlı...

Erbil Göktaş
Yeni Tiyatro Dergisi
Genel Yayın Yönetmeni
Erbil Göktaş , September 04, 2009

***

Sayın Mustafa Demirkanlı,

Benimle ve Yeni Tiyatro Dergisi’yle ilgili ”saçma” ve “komik” iddialarınızı da yanıtladım ancak uzun olduğu için “haber262” izleyicilerini sıkmamak adına, bu yazının tamamını www.yenitiyatrodergisi.com sitesinde yayınlıyorum. Yine de kısaca şunu söylemeliyim: Siz daha kışlada bir asker olarak nöbet tutarken, biz de Türkiye Tiyatrosu’ndaki nöbeti ustalarımızdan devralmak için nöbetteydik… Yazınızda “ihraç” sözünü kullanmışsınız ya, kim kimi, “ihraç” ediyor Tanrı aşkına; siz kimsiniz ki beni “ihraç” edeceksiniz?.. Siz, ordudan “ihraç” edildiğiniz için, sanırım bu sözcüğe fazlasıyla takılmış durumdasınız. Siz, ordudan atıldıktan sonra, Cumhuriyet Kitap Kulübü’nde “kitap kolileme işinde” çalışırken, ben şiir yazıyordum, yazı yazıyordum, oyun yönetiyordum, Türk Tiyatrosu için çalışıyor, Doğu’da Batı’da Sahne Sanatları Bölümü kuruyor, bölüm yönetiyordum. Keşke, halen alnının teriyle kitap kolileyen bir “emekçi” olarak kalsaydınız da, Türk Tiyatrosu’nun önemli bir zaafı olan “dergi eksikliğinden” yararlanarak, “megolamaniye” kapılıp Türk Tiyatrosu’na bu kadar zarar vermeseydiniz ve zarar verilmesine aracı olmasaydınız…

Biliyorum “dergi” de çıkardığım için bana çok kızgınsınız; gizli açık beni ve Yeni Tiyatro Dergisi’ne saldırılarınız bu yüzden… Ama ne yapalım, yalan değil ki, Yeni Tiyatro, Türkiye’nin “İLK VE TEK HAKEMLİ DERGİSİDİR.” Yine içerik açısından en dolu ve dağıtım açısından da Türkiye’nin okura en çok ulaşan dergisidir.

Şimdi gelelim benimle ilgili “müfteri” suçlamalarınıza... Bu konuda da atıp tutmuşsunuz, kanıtlayamazsam “müfteri” olacağımı söylemişsiniz; peki kanıtladığımda siz ne olacaksınız, onu söylemekten yan çizmişsiniz. Kanıtladığımda kendinize hangi sıfatı yakıştırıyorsunuz? Evet, bu konudaki iddiaları size “kendi” ağzınızdan ispat edeceğim ve kendi yazdıklarınızın linkini de vererek üstelik... Sayın İstemihan Talay’ın ya da Kültür Bakanlığı’nın ya da bakanlığın müsteşarının ya da danışmanının size davayı açmış olması sizin bakan İstemihan Talay’a hakaret etmekten ceza aldığınız gerçeğini değiştirmez. Ben bunu bizzat sizin yazınızdan okudum ama tabii Coşkun Büktel’le olan polemiğinizde her zaman yaptığınız gibi “belirsizlik” yaratan bir üslup kullandığınızdan ben davayı açanın bakanlığın başı olarak sayın Talay olduğunu düşündüm; ama eğer davayı sayın Talay değil de başka bir görevli açtıysa bile bu, sizin bakan İstemihan Talay’a hakaret etmekten ceza aldığınız sonucunu değiştirmez. Büktel’e verdiğiniz daha doğrusu “itiraf” ettiğiniz sözlerinizi aktarıyorum:

“...Bunlar mahkumiyetle sonuçlanmış davalardır. Zamanın Devlet Tiyatroları Genel Müdürü’nün -İ Rahmi Dilligil- belgeleriye ortada duran intihal iddiasını ortaya çıkarttık, Devlet Tiyatroları sanatçısı Serhat Nalbantoğlu da suç duyurusunda bulundu, savcılık ciddiye aldı, dava açmak için zamanın Kültür Bakanı İstemihan Talay’dan yargılama izni istedi -yasa gereği prosedür böyledir- ama Sayın Bakan o izni vermedi, bunun üzerine yazdığım bir yazıdaki -H……. ayyuka çıkmış Genel Müdürünü savunan Bakan- cümlemden dolayı bir değil, iki mahkumiyetim var: Biri 3 ay hapis cezası -tecil edildi ama ceza cezadır- diğeri ise 7.000 lira tazminat ödemeye mahkum oldum...” (Coşkun Büktel: “Mustafa Demirkanlı, Küfür (Hakaret) Yüzünden Mahkemece Tazminata Mahkum Edilmiş, ‘Tescilli Ve Sicilli’ Bir Küfürbazdır!”)
LİNK: www.tiyatrodergisi.com.tr/detay.php?hng=946

Yukarıdaki kendi sözleriniz sayın Demirkanlı; her şeyi kendi ağzınızla ve kendi sitenizde açıklıyorsunuz. Her zaman yaptığınız gibi, verdiğim linkteki açıklamalarınızı silmeniz veya değiştirmeniz ihtimaline karşı, Hilmi Bulunmaz’ın sitesinde de yer alan aynı açıklamalarınız için Bulunmaz’ın sitesinden de link veriyorum. Ne olur ne olmaz!..
LİNK: http://hilmibulunmaz.blogspot....kufur.html
Erbil Göktaş ,
September 04, 2009

***

Sayın Mustafa Demirkanlı,

Gerçeklerle uzaktan yakından hiç bir ilgisi olmayan yazınızla, yalan ve dezenformasyonun birbiriyle yarıştığı iddialarınıza karşı yanıtımı hazırlıyorum, en kısa sürede servis edeceğim.
Bilginize...

Erbil Göktaş
Yeni Tiyatro Dergisi
Genel Yayın Yönetmeni
Erbil Göktaş , September 02, 2009

***

Sayın Erbil Göktaş, yıllarca yazdığız, tiyatro dünyasında tanınmanızı sağlayan, Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nden Yayın Kurulu kararıyla ihraç edildikten sonra, Dergi'den dolayı şahsıma yönelik tamamen yalan-yanlış bilgileri etrafa saçmaktasınız. Kendinizin kullandığı şu cümleyi hatırlatmak isterin: "...bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olduğu için...", bu cümle akla geldikçe kullanılmaz, bilgiyle ve bilinçle kullanılır.

Sayın Göktaş,

Bakan İstemihan Talay'ın şahsıma veya Dergi'me yönelik açtığı tek bir davayı derhal bu sitede açıklamanız gerek. Yoksa müfterisiniz.

Başkan İbrahim Karaosmanoğlu'na karşı "hakaretten para cezasına çarptırıldığım"ı iddia ettiğiniz kesinleşmiş kararı da göstermeniz gerek... Yoksa müfterisiniz.

Ya da bu sitede, "hay allah ben yalancılık yapmışım" da diyebilirsiniz. "Yeni Tiyatro Dergisi'nin İstanbul da dahil Türkiye'de 1 (BİR) numara olmasından dolayı..." lafınızın okurlar açısından inandıcı olması için, Dergi'nizin son sayısının ne zaman? Bu satırların yazıldığından kaç ay önce yayımlandığını da açıklamak, sanırım, iddia ettiğiniz dürüstlük kavramına denk düşer. Yayınlanmayan Dergi üzerinden yanlış bilgi vermek, nasıl bir duygu?!

Üslubunuz ve yalan-yanlış bilgilerle okurları dezenforme etne girişiminizi kınıyorum.

Mustafa Demirkanlı
Tiyatro... Tiyatro... Dergisi
Yayın Yönetmani

***

Burhan bey, öncelikle neden bir korkak gibi davranıyorsunuz? Neden gerçek adınızla ve soyadınızla yazmıyorsunuz? Neden gizli gizli internet kafelerinden bir sürü yalanlar uyduruyorsunuz... Zekanızın ilkokul düzeyinde olmadığını söylüyorsunuz ama web sitemin gerçekten saldırıya uğramadığını nereden biliyorsunuz? 28 Nisan 2009 tarihli elimde "raporlar" var... Gerçek bir "insan" olarak beni ziyaret ederseniz size de gösterebilirim... Ayrıca isim vermeden bazı kişilere çok çirkin ithamlarda bulunuyorsunuz ve kamuoyunu yanıltıyorsunuz... Ben her kim olura olsun, insanların "linç" edilmesine karşıyım. Coşkun Büktel'le Hilmi Bulunmaz'ın "linç" edilmesi kampanyasına karşı çıkmam benim aydın sorumluluğumdur; çünkü linç bir faşizm girişimidir. Sonra "komplo" diyorsunuz; Büktel de Bulunmaz da görüşleri ortada ve belgelerle konuşan insanlar... Sizin de onlara karşı belgeyle konuşmanız gerekir. Size ve sizin gibilere söyleyeceğim tek şey şu: Cüzdanınızın üzerine oturmuş olabilirsiniz ama vicdanınızın üzerinde oturmayınız, vicdanınızı hep yüreğinizde taşıyınız. Erbil Göktaş 28.08.2009
Erbil Göktaş , August 28, 2009

***

Erbil bey sizi şiirlerinizle, akademik çalışmalarınızla okumak isterdik ama yukarıda Nermin hanımın yazdıkları boşuna olmadığı gibi sizin hiç bir günahınız suçunuz olmasa dahi (ki var hackerlık suçlamanız ilkokul zekasında birinin fark edeceği kadar net bir haksız itham dolaysıyla iftira idi) Evet hiç bir suçunuz olmasa dahi ahlaksız ve bencil, çıkarcı, zekasından da ciddi şüphe duyduğumuz iki kişiyle ortak hareket etmeniz komploları için işbirliğine girmeniz sizin adınıza utanç vericidir Böyle devam ederse savcılığa ek suç duyurusuna beni de eklemeniz gerekecek. Hatta bakarsınız ki savcılığa ek suç duyurusuna ekleyeceğiniz kişi sayısı bu gidişle bir kaç bin kişiyi de bulabilir Lütfen ilişkilerinizi bir kez daha gözden geçirin Bir çürük elma bütün bir kasayı çürütür ve siz kendi elinizle iki çürük elmanın arasına girip sarmaş dolaş oldunuz. Yazık oysa bir hocasınız şairsiniz sanat insanısınız. kendinizi bu kadar kolay ilişkilerle çürütmeyin lütfen.
Burhan Aksu , August 17, 2009

***

Nermin hanımın yazdıklarını hayretle okudum; çünkü yaşamımda ne bir kimseye "iftira" attım, ne de arkasından konuştum. Ama yaşamım boyunca bana pek çok iftira atıldığı olmuştur. Nermin hanım bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olduğu için İsmet Küntay olayında bana haksızlık yapıldığını bilmiyor ve emeğimin çalındığından da haberi yok. Küfürbaz iftiracılarla ittifak olarak nitelediği konu ise Yeni Tiyatro Dergisi'nin İstanbul da dahil Türkiye'de 1 (BİR) numara olmasından dolayı okurların dezenforme edilme girişimidir ve bana iftira edidiği içindir ki, konuyu savcılığa "suç duyurusuyla" bildirdim. Yani küfürden ve hakarettten defalarca yargıç karşısına çıkmış Mustafa Demirkanlı'yı da, internet konusunda "uzman"(!) olan A. Ertuğrul Timur'u da ve bu kişilerin sitesinde yazan İATP-G'nin lideri Ömer Faruk Kurhan'ı da savcılığa "şikayet" etmiş durumdayım. Bilindiği gibi "temiz yayıncılık" aldatıcı başlığı altında aslında bana karşı da "linç kampanyası" düzenleyen Mustafa Demirkanlı 2004 yılında Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın İbrahim Karaosmanoğlu'na hakaretten dolayı para cezasına çarptırılmıştı. Ondan önce Kültür Bakanı Sayın İstemihan Talay'ın da açtığı "hakaret" davalarından "ceza" almış olan Demirkanlı'yı böylesine üstü kapalı olarak savunmaya kalkması "kötü niyet" değilse, büyük bir bilgisizliktir. Bu bilgisizliğini gidermesi için www.yenitiyatrodergisi.com sitesindeki yazıları ve Yeni Tiyatro Dergisi'nin 11. sayısındaki "Sezonun En Kötü Oyunu: Kampanyacılar" yazısını okumasında sayılamayacak kadar yarar vardır. Ayrıca "iftiracı" sözü için de yine buraya "özür" yazısı göndermezse kendisini de ek bir dilekçeyle Kocaeli Savcılığı'na vereceğimi üzülerek bildiririm. Evet, fikir sahibi olmadan önce bilgi sahibi olmakta sayılamayacak kadar çok yarar vardır. Saygılarımla...
Erbil Göktaş 18.07.2009
Erbil Göktaş , July 18, 2009

***

Tiyatro dünyasında attığı iftiralar (İsmet Küntay konusu ve tiyatro yayınlarının hackerlık konusu) ile ve tiyatro dünyasının küfürbaz iftiracılar olarak tescillediği kişilerle ittifakları nedeniyle Tiyatro dünyasında olumsuz bir şöhret sahibi olsa da şiire yönelmesi önyargısız değerlendirmemle olumlu bir çıkış olsa gerek. Kitabını okuyacağım.

(Kaynak: haber262.com)