"VATAN HAİNLİĞİ" sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster
"VATAN HAİNLİĞİ" sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster

3 Temmuz 2012 Salı

BULUNMAZ KÜLTÜR MERKEZİ VE BULUNMAZ TİYATRO GENEL SANAT YÖNETMENİ, SOSYALİST OYUN DERGİSİ'NİN KURUCUSU VE YÖNETİCİSİ SOSYALİST SANATÇI HÜSEYİN HİLMİ BULUNMAZ, KENDİSİNİ, AVUKAT UĞUR DEMİRCİ TOSUN ELİYLE, 29 ARALIK 2009 TARİHİNDE (YAKLAŞIK OLARAK İKİ BUÇUK YIL ÖNCE), "TÜRK CEZA KANUNU'NUN 125/1-4, 53 MADDELERİNDEN SUÇLU GÖSTEREREK, TÜRK MİLLETİ ADINA GÖREV YAPAN TÜRKİYE CUMHURİYETİ İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI BASIN BÜROSU'NDAN CUMHURİYET SAVCISI NURTEN ALTINOK'A ŞİKÂYET EDEDER, HAKKINDA, TÜRKİYE CUMHURİYETİ İSTANBUL 3. SULH CEZA MAHKEMESİ'NDE KAMU DAVASI AÇTIRMA BAŞARISI ELDE EDEN, AYRICA AVUKATLARI UĞUR DEMİRCİ TOSUN'LA İNAN YILMAZ'IN HUKUKSAL YARDIMLARI SONUCU SOSYALİST SANATÇI HÜSEYİN HİLMİ BULUNMAZ'DAN KURUŞU KURUŞUNA, TAM TAMINA, NE BİR EKSİK NE BİR FAZLA 25.000,00 TL TAZMİNAT ALABİLMEK UMUDUYLA, 24 HAZİRAN 2010 TARİHİNDE (İKİ YIL ÖNCE) TÜRKİYE CUMHURİYET İSTANBUL 4. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'NDE BİR MANEVÎ TAZMİNAT DAVASI AÇTIRMA, ÜSTÜNE ÜSTLÜK, BÜTÜN BU ANLAMSIZ DAVALAR SÜRERKEN, TANIK OLARAK MÜSTEHCEN GÖRSELLER YAYINLAYAN LİNÇÇİ MİMESİS DERGİSİ SAHİBİ VE YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ LİNÇÇİ A. CÜNEYT YALAZ'IN, MÜSTEHCEN GÖRSELLER YAYINLAYAN LİNÇÇİ MİMESİS DERGİSİ YAYIN KURULU ÜYESİ LİNÇÇİ METİN GÖKSEL VE LİNÇÇİ TANER KOÇAK'IN DESTEK VERMELERİNE KARŞIN, HEM SOSYALİST SANATÇI HÜSEYİN HİLMİ BULUNMAZ'IN VERDİĞİ DEVRİMCİ HUKUK MÜCADELESİ NEDENİYLE TÜRKİYE CUMHURİYETİ İSTANBUL 3. SULH CEZA MAHKEMESİ'NDEKİ SOSYALİST SANATÇI HÜSEYİN HİLMİ BULUNMAZ LEHİNE VERİLEN BERAAT KARARI VE HEM DE TAM TAMINA İKİ YILDIR SÜREN 25.000,00 TL'LİK MANEVÎ TAZMİNAT DAVASINDAN BİR KURUŞ BİLE ALAMAMASI NEDENİYLE ZÂTEN SÜREKLİ OLARAK BOZUK OLAN MORALİ İYİCE BOZULAN LİNÇÇİ ÖMER FARUK KURHAN, YAZDIĞI YAZILARINDA SON DERECEDE SARPA SARIP, ANLAMSIZ, BASİT, ÇAPAKLI, DÜZEYSİZ, YÜZEYSEL, ZAYIF, YANLIŞLARLA DOLU YAPAY KONULARA PARMAK ATMAYA BAŞLADI!

Oyun'un notu: LİNÇ KAMPANYASI ana sponsorlarından MÜSTEHCEN görseller yayınlayan MİMESİS Dergisi'nin sanal kuyruğu LİNÇÇİ MİMESİS sitesinden alıp, olduğu gibi aşağıya aktardığımız LİNÇÇİ Ömer Faruk Kurhan'a ait yazıdaki önemli bazı yerleri "maymungötürengi" ile belirgin hâle biz getirdik. Ayrıca, yazım yanlışlarını "maymungötürengi" ile belirterek, doğru yazımları "çimenrengi" ile biz yazdık!


***


Engin Ardıç, Tiyatromuz, Rosenbergler


[Ömer Faruk Kurhan'ın kişisel bloğunda yayınladığı, Engin Ardıç'ın "Halkçılığı Öğrenin Halkçılar" yazısı, 'Rosenbergler Ölmemeli' oyunun (oyununun) gösterimden kaldırılması olayınının yarattığı tartışmalar ve bunun tiyatro ortamına yansımasını değerlendirdiği son yazısını okuyucularımızla paylaşıyoruz.]

Engin Ardıç zaman zaman tiyatromuzun hal ve gidişatı üzerine de yazan, popüler bir köşe yazarı. Bazı arkadaşlarımın yönlendirmesi üzerine yazılarını okuduğum olur. Yazıları eğlendiricidir, çünkü sert bir mizahi üslupla, düşünsel sığlığa düşmemeye özen göstererek yazar.

Onun da yumuşak karnı kadınlar ve özellikle feministler. Bu, yazılarına düzenli bir şekilde sinen ve bazen hızını alamayan maçoizminin ürettiği ciddi bir yan hasar. Kendisi "izmlere" sığmama iddiasında olsa bile, düşünce dünyasında Türk tipi liberal düşünce (ve de seçkincilik) alanında hiciv çeşitlemesini yapar. Düşünce sahibi olduğunu, argüman üretebileceğini hissettirir, bazen de açıkça gösterir.

Yakın zamana kadar diğer liberal entelektüeller gibi onun da eli oldukça güçlüydü; çünkü AKP hükümeti oy tabanını çeşitleyebilecek şekilde liberal çevrelerle bir zlaşma zemini yaratabiliyor, birlikte ortak hedeflere kilitlenebiliyor ve aralarındaki al gülüm ver gülüm ilişkileri devam edebiliyordu. Artık durum bu değil: Eleştiri oklarını AKP hükümetine ya da Başbakanı bile zor durumda bırakan Gülen cemaatine yöneltmediklerinde, Türkiye’de işlerin sanki daha bir faşizme doğru evrim geçirdiğini itiraf etmediklerinde, "liberal" kimlik yerini açıkça "Truva Atı" kimliğine bırakacak. Zor günler yaşıyorlar.

Mesela Engin Ardıç'ın Mimesis sitesinde okuduğum, kaynağı Sabah gazetesi olan yeni bir yazısında ("Halkçılığı Öğrenin Halkçılar") tiyatroculara Brecht’in "Arturo Ui’nin Önlenebilir Yükselişi" adlı oyununu oynama tavsiyesinde bulunmuş. Bilindiği gibi bu oyun faşizmin resmen ve hile ile iktidara gelme sürecini, tarihsel olarak Hitler faşizmine referansla yapar. Ayrıca, seyircinin yaşadığı toplumda başına gelenlerle karşılaştırma yapması ve sonuçlar çıkarması açısından zengin bir sanatsal evren sunar. "Klişe" bir deyişle: Bugünün Türkiyesi için de güncel kabul edilebilecek bir oyundur.

Geçenlerde Ahmet Altan Taraf'taki köşesinde, Başbakan Erdoğan'ın medyadaki sunumunun giderek Ortadoğu’daki diktatörlere benzer bir hal almaya başladığını, bunun ya kendisinin ya da birlikte çalıştığı halkla ilişkiler uzmanlarının ya da her ikisinin eseri olduğunu belirten sert bir çıkış yapmıştı. Yani Başbakanın hal ve gidişatı Arturo Ui'ye, tarihsel bir referansla Hitler'e benzemeye başlamıştı. Engin Ardıç AKP'ye ve Başbakana toz kondurmaz; bu memlekete çok bile demeye getirir. Fakat ona muhalefet edilecekse, en azından Brecht mertebesinde olmayı başarmak gerekir, yoksa kaleminin gazabından kaçmak imkân dâhilinde olmaz.

Engin Ardıç'ın "Halkçılığı Öğrenin Halkçılar" yazısı, bir kez daha toplum mühendisliğini esas alan, halkını tanımaktan aciz sol ve Kemalist entelektüel camiayı, özelde tiyatrocu kesimi hicvetme üzerine kurulmuştu. Örnek alacaksanız, Fransa’da ulusal halk tiyatrosu denilince akla gelen ilk isim olan komünist Jean Vilar'ı örnek alın diyordu. Bir de, güncelliğini yitirmiş gibi görünen bir tartışmaya referansla, "… vatanları Amerika'ya ihanet etmiş birtakım Sovyet nükleer casuslarının reklamını!" yapmayın diyordu. Kast edilen İstanbul Şehir Tiyatroları’nda bir süre sahnelenen, daha sonra gösterimi durdurulan “Rosenbergler Ölmemeli” oyunuydu.

Belli ki Engin Ardıç, bu oyun nedeniyle İstanbul Şehir Tiyatroları ve sanatçılarının içine düştüğü güç durumu yeri geldikçe anmadan edemeyecek. Bir yandan da "Arturo Ui’yi" oynasınlar diyerek ne kadar hür düşünceli olduğunu gösterecek: "Tam da turizm mevsiminin başında greve kalkışarak iktidara kazık atma girişiminde bulunan sendikacı arslan parçaları, ne duruyorsunuz, bir tiyatro kursanıza! / Belediyeyle papaz olan sanatçıları da böylece bağrınıza basarsınız. Ben olsam ilk oyun olarak bir 'Arturo Ui' oynarım, hükümete kılçık…”

Bu satırları okuduğumda, son zamanlarda çokça yaşamaya başladığım gülme krizlerinden birisine daha yakalandım. Engin Ardıç çok doğru söylüyor. Mesela sendikaları anarko sendikalizm temelinde ve kültür sanat (dolayısıyla tiyatro) evrenini içerecek şekilde yeniden yapılandırma önerisi çok yerinde. Benim 2001-2006 arasında İstanbul Eğitim Sen'de, bazı arkadaşlarımın da desteğini alarak bu yönde girişimlerim olmuş ve fakat fena halde 1) sendika bürokrasisi, 2) konuyla ilgili sendika üye tabanı kararsızlığına çarpmıştım. İlginçtir, Engin Ardıç'ın varsayımının aksine, her ne kadar 1970’lerin ruhunu taşıyor görünseler de, aslında sol sendikalarımızın liberal bir yeniden yapılanmayı yaşadıklarını, zorlu geçiş sürecinde fena ve çarpık bir şekilde “liberalize” olduklarını gözlemlemiştim.

Engin Ardıç'ın farkında olmadığı durum da bu: Beğenmediği, tepkiselliğini gemleyemediği 1970'lerin ruhunu taşıma iddiasındaki sola daha yakın bir konumda, ama AKP hükümetine yaklaşım ve destek noktasında yaşanan ayrışmalar gözünü kör ediyor. Bu ayrışmayı, antika değeri bile olmadığını iddia ettiği jakoben Türk solu ile liberallerin ayrışması zannediyor. Bu yanılsamanın oluşmasında uzun süre CHP'nin askeri darbe projelerinin peşine takılması ve MHP ile birlikte bir ara rejim döneminin yönetimine aday olması büyük bir rol oynadı. Oysa ayrışmayı liberal eksen ve onun etrafında nasıl konum alınacağı belirliyor. Engin Ardıç liberalizmin daha sağında konum alıp, solundakilerle kapışıp duruyor.

Kendisi ne kadar farkında bilemiyorum: Ne yazık ki neoliberalizm, liberalizm içinde ayrışmalara neden oluyor, çünkü orta sınıf katmanları içinde de ciddi huzursuzluklara neden oluyor. Bu nedenle, liberalizmin bir sol kanadı her zaman olacak. Söz gelimi Brecht'in "Arturo Ui"sini oynamak için mutlaka komünist olmak gerekmiyor, ama asgari bir sol bilince gereksinim olduğu kesin. Bunu biliyor ve bu nedenle "Ben olsam ilk oyun olarak bir 'Arturo Ui' oynarım" demek zorunda kalıyor.

Bu yazı burada bitebilirdi, ama yeri gelmişken ve gecikmeli olarak şu "Rosenbergler Ölmemeli" tartışmasına ben de dâhil olup düşüncelerimi söylemek isterim.

"Rosenbergler Ölmemeli" bir oyun olarak niçin bu kadar popüler oldu? Tabii ki adil olmadığı ayyuka çıkan yargı süreçlerine bir yanıt oluşturduğu için. Oyunu oynayan İstanbul’da ana akım tiyatronun önde gelen temsilcisi İstanbul Şehir Tiyatroları olunca, halkın oyunla buluşması dünyanın en kolay işi haline geldi. AKP hükümeti boşuna bu tiyatroyu denetim altına almak için uğraşıp durmuyor.

Ayrıca, Türkiye’de bu konuda yazılmış oyunlar yok. TC devletinin kuruluşuna damgasını vuran İstiklal Mahkemeleri'ni ya da mesela ünlü komünist tevkifatlarını, belgesel titizliği de içerecek şekilde konu alan oyunlar yazılmamış. On yıllar boyu çok sıkı denetim altında tutulmuş politik tiyatromuz bu bakımdan oldukça kurak bir görünüm arz ediyor. Bu nedenle imdada, mesela "Rosenbergler Ölmemeli" yetişiyor, ister istemez.

Yakın zaman önce yaşadığımız hararetli "Rosenbergler Ölmemeli" tartışmasının iki farklı boyutu var. Birincisi telif hakları ile ilgili. Sorunun bu kısmının kaynağında, belli ki, çeviri eserin telif hakkına sahip ajansın ciddiyetsizliği ve ticari kaygıları var. "Yazar bu eserin oynanmasına izin vermiyor" diyememiş ya da deme bilgisine bile sahip değil. Fakat bir ajans skandalı, İstanbul Şehir Tiyatroları'nın skandalı gibi gösterilmek istenmiş.

Oyunun yazarı Alain Decaux'nun oyunun okunmasına değil de oynanmasına izin vermiyor oluşu ayrı bir muamma. Yazarın bu eserin oynanmasına getirdiği yasak için gerekçesi ne? Bu konuda bir netlik yok. Sadece böyle bir yasağın olduğunu ve çok büyük ihtimalle, oyunun belgesel niteliğinin aşındığını, yazarın da bu nedenle oynanmasına izin vermediğini söyleyebiliyoruz. Yazarın derdi ne, ne demiş, bu konuda elde hangi belgeler var gibi zahmet isteyen gazetecilik tarzı out, internet kolaycılığı alabildiğine in olduğu için, bu nokta karanlık kalmış ne önemi olabilir ki?

Skandalı patlatan Hadi Uluengin'in "Ben duymuştum… sonra baktım internete… doğruymuş" şeklindeki “gazetecilik” başarısı kılavuz olunca, okurlara da kargalardan feyz almak düşüyor. Bu vakada, kargalardan birisi de hiç kuşkusuz Engin Ardıç oluyor. Kendisi "vatan haini" etiketini kolaylıkla Rosenbergler'e yapıştırıyor ve oyunu İstanbul Şehir Tiyatroları'nda sahneleyenlerin komik ve acınası duruma düştüğünü iddia ediyor.

Gören Engin Ardıç'ın milliyetçi bir Amerikan vatandaşı olduğunu zannedecek. Oysa milliyetçi bir Türk, kendi ülkesindeki bir casusluk faaliyetini "vatan hainliği" olarak kabul eder. Hatta, ABD dâhil yabancı ülkelerdeki Türk casusluk faaliyetlerini "vatan hainliği" değil, "vatan severlik" olarak kabul eder. Yapılamıyorsa, muhtemelen bunu milli bir zaaf olarak kabul eder. Milliyetçilikten uzak kalmayı tercih edenler ise, casusluk faaliyetlerine başka bir anlam ve önem yüklerler.

Bizde, Türki tipi liberalizmin ithal ikameci özelliği zaman zaman çokça sırıtıyor ve iş kendini ABD milli çıkarları ile özdeşleşmeye kadar vardırabiliyor. Engin Ardıç ve Hadi Uluengin ithal ikameci, özenti eğilimini çarpıcı bir şekilde dışa vuran bir liberal çeşitlemenin tipik örneklemeleri. Kaş yapacağım derken, göz çıkarıyorlar.

Konunun tiyatro sanatını ilgilendiren boyutu, eserin telif hakları ile ilgili bölümü değil. Mesela, kazanç perspektifi içermeyen amatör tiyatroların telif hakları yasaları tarafından kuşatılması doğru kabul edilmez. Çünkü oynadıkları oyundan kâr elde edip geçimlerine harcamadıkları varsayılır. Bir amatör topluluk çıkıp "Rosenbergleri" sahnelese, yazar oyunun oynanmasını yasaklamıştı, oynayamazsınız çıkışı duvara çarpardı. Ancak yazara rağmen niçin oyunu oynadıkları tartışılırdı. Her tarafıyla tiyatro sanatını ilgilendiren mesele, oyunun iddia edildiği gibi belgesel değerinin aşınıp aşınmadığı, aşınmışsa en azından değiştirilmeden oynanmasının doğru olup olmadığıdır.

Bu konuda iki savunma hattının inşa edildiğini tespit etmek mümkün:

1. Rosenbergler davasına ilişkin Alain Decaux metninin belgesel değerinin aşınmadığı, dolayısıyla yazara rağmen oyunun bu şekilde oynanabileceği.

2. Oyunun belgesel değeri aşınmış olsa bile, tiyatronun tarih yazımı yapmadığı, hayali bir dünya yarattığı, dolayısıyla oynanabileceği.

Basit bir nedenle ikinci savunma hattının kolaylıkla çökeceği söylenebilir. "Rosenbergler Ölmemeli" tarihi ve belgesel bir oyun olma özelliğine sahiptir, yani serbest bir şekilde Rosenbergler davasından esinlenmiş bir eser değildir. Bu savunma hattında kalındığında, demagoji üretmek kaçınılmaz hale gelir ve tartışma absürtleşir.

Birinci savunma hattı daha güçlüdür. Çünkü şunu iddia edebilirsiniz: Belki de yazar ilerleyen yıllarda dünya görüşünü değiştirmiş ve hiç de kuvvetli olmayan "belgelere" itibar etmeyi tercih ederek yazdığı oyunu mahkûm etmiştir. Unutulmamalı: Eser eşittir yazarı ya da yaratıcısı, değildir.

Bu noktada devreye girmesi gereken gazetecilik ve tarihçi bilgisidir. Yazılıp çizilenlere bakıldığında, tartışmanın derinlik kazanamadığını söyleyebiliriz. Bunun nedeni basit: Aslında konuyla ilgili olarak, öncelikle gazeteci ve tarihçilerin çıkıp bir şeyler söylemesi gerekiyordu. Tiyatro alanında bu ilişkiyi sağlamak üzere dramaturgların ya da dramaturji çalışmasının ve eleştirmenlerin aracı bir rol oynaması gerekir. Fakat belli ki, tiyatromuz fiiliyatta böyle bir birikimin sahibi olduğunu pek gösteremiyor. Bu da meselenin daha fazla magazin ve dedikodu kulvarına mal olmasına neden oluyor.

Nihayetinde, Rosenbergler konusunda hiç de gazetecilik yapmamış Hadi Uluengin ya da Engin Ardıç'lar, neredeyse Amerika'nın Türk basınına sızdırdığı milliyetçi ABD "casusu" duyarlılığı ile söylem kurabiliyorlar. Yine de kurdukları söylemin bir faydası olduğunu ve eserle ilgili çok gecikmiş bir tartışma başlattıklarını teslim etmek gerekir. Hiçbir şekilde derinliğin adresi değiller, karşı propaganda güdüsüyle hareket etmişlerdir, ama tartışmayı zorlamışlardır.

"Rosenbergler Ölmemeli" oyunu belgesel olarak zaaf içeren bir eser mi? (Evet, zamanında ben de bir şeyler duymuştum :) İstanbul Şehir Tiyatroları oyunu oynamaya başlayınca, bir şekilde gündeme geldi. İyi de oldu. Kanaatim odur ki, Rosenbergler hakkındaki casusluk iddiaları, öyle bir çırpıda kenara bırakılabilecek iddialar değil, ama bu konuda esas olarak gazeteciler gazeteciliklerini, tarihçiler de tarihçiliklerini yaparak çıkıp bir şeyler söylemek durumunda.

Emin olduğum nokta şu ki, Rosenbergler davası kesinlikle adil olmayan yargının, muhalefetin sindirilmesi amacıyla hukukun siyasallaştırılmasının tipik bir örneğiydi. Tiyatro sanatı açısından Rosenbergler'in bir şekilde casusluk faaliyetlerine bulaşmış olmaları, fakat yine de sonuna kadar adil olmaktan uzak bir yargı süreci sonucunda ölüme mahkûm edilmeleri, çok daha ilginç ve üretici sonuçlara gebedir. Çünkü, Rosenbergler'in mutlak "masumiyeti", vakayı dram sanatı açısından zorlayıcı bir sınav ve araştırma olmaktan çıkarmaktadır.

EK:

Bu sezon İstanbul Şehir Tiyatroları'nda sahnelenen "Rosenbergler Ölmemeli" dramaturjisine yön veren mutlak masumiyet varsayımı yerine, durumun biraz daha karmaşık olduğunu belirten Türkçe bir yoruma, tesadüfen rastladım. Yorumun sahibi Mehmet Atak; Birikim dergisinin Kasım 2010 sayısında şunları söylemiş:

"…Rosenbergleri hatırlayalım …Ethel ve Julius Rosenberg McCarthy'nin 'cadı kazanı'nda canlarını veren ilk Amerikan vatandaşlarıydı, SSCB adına casusluk yapmak ve nükleer silah sırlarını Sovyet ajanlarına vermekten Amerikan yargısı tarafından 'suçlu' bulunup elektrikli sandalyede idam edilmişlerdi. Zaman Ethel’in hiçbir zaman casusluk yapmadığını, Julius’un ise casusluk yaptığı ama canının alınmasının sebebi nükleer sırları sızdırmakla alakası olmadığını gösterdi. Yevgeni Yevtuşenko 'Adalet, hemen her zaman rötar yapan bir trene benzer' diyor da bu rötarların telafisi olmuyor. Canla mukayese olmaz ama bu rötarın diğer bedelleri de telafi edilemiyor."

Bu yorum, Rosenbergler davasının adil bir yargının konusu olmadığının altını çizer. Mutlak masumiyet imgesinin karşı kutbunu oluşturmak ve onların "vatan hainliğini" ilan etmek üzere harekete geçen Engin Ardıç ve Hadi Uluengin çizgisinden hayli farklılaşır. Bir yandan mutlak masumiyet varsayımına dayalı yoruma direnir; öte yandan adil yargılama talebi karşısında saldırganlık örgütleyen propagandaya karşı net bir tavır alır.

(Kaynak: Mimesis)

2 Şubat 2014 Pazar

Bulunmaz, şikâyet dilekçesi yazamayan Reyhan Kayışlı'yı şikâyet etti...

T.C.
İSTANBUL
CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI
UZLAŞTIRMA BÜROSU'NA


SORUŞTURMA NO: 2013/150456


KONU: Daimî ve resmî müvekkilleri Gülhan Avşar Demirkanlı, Levent Çağlayan ve Mustafa Şükrü Demirkanlı yada kendisinin canı sıkıldıkça, gerekli gereksiz, yerli yersiz, zamanlı zamansız, şaşırtıcı sentetik hukuk metinleri hazırlayıp benim hakkımda çok seri ve zincirleme biçimde suç duyurularında bulunarak, benim insanî eylemlerimi dumura uğratmak isteyen vekil Av. Reyhan Kayışlı'dan şikâyet ettiğimi dile getirme çabası ve Sayın Cumhuriyet Savcısı Yaşar Şen'in inhisarındaki dosyaya sunum

Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın vekili Avukat Reyhan Kayışlı tarafından adalete, hakka, hukuka, içtihada, kanuna, mevzuata aykırı bir anlayışla anlatılan ve "4" maddeden oluşan "OLAYLAR" dizisini adalete, hakka, hukuka, içtihada, kanuna, mevzuata uygun bir dille anlatırken, Avukat Reyhan Kayışlı'nın sözlerini cımbızlama yöntemiyle değil, somut olarak alıntılayarak görüşlerinize sunmayı bir borç biliyorum... Oysa, Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın avukatı Reyhan Kayışlı, adaleti, hakkı, hukuku, içtihadı, kanunu, mevzuatı yanıltmak için, benim sözlerimi cımbızlama yöntemleriyle saptırarak size sunmayı daha ikna edici bulmuş olmalı ki, somut gerçeklik yerine, cımbızlanmış gerçeklikten yana hareket etmiş...

Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın vekili Reyhan Kayışlı diyor ki:


1 - Şikâyetçi müvekkil Tiyatro... Tiyatro... isimli derginin yayın yönetmeni ve sorumlu yazı işleri müdürüdür. Şüphelilerin tiyatro ve yazar çevresi ile ilgili sürekli olarak küfürlü yayın yapmaları nedeniyle müvekkil ve bu çevreden 1100 kişi 2009 yılında küfürlü yayınlara son verilmesi çağrısı ile bir bildiri imzalamış ve yayınlamışlardır. Şüpheliler bunun üzerine başta müvekkilim olmak üzere bildiride imzası bulunanlar hakkında çok daha ağır hakaret ve küfür içeren yayınlar yapmaya devam etmişlerdir.

Mustafa Demirkanlı'nın vekili Reyhan Kayışlı'yı irdeliyoruz:

Her ceza, bir suçun tanımı sonucu verilir. İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olmasına karşın, en basit hukuk terimlerini bile ciddiye almayan Av. Reyhan Kayışlı, hem kendisini ve hem de müvekkili Mustafa Şükrü Demirkanlı'yı gayet zor durumda bırakıyor... Nasıl? Sabrınıza sığınarak, yukarıdaki otuz iki ciddî ve önemli sözcüğü buraya aktarmak istiyorum:

"ŞÜPHELİLERİN TİYATRO VE YAZAR ÇEVRESİ İLE İLGİLİ SÜREKLİ OLARAK KÜFÜRLÜ YAYIN YAPMALARI NEDENİYLE MÜVEKKİL VE BU ÇEVREDEN 1100 KİŞİ 2009 YILINDA KÜFÜRLÜ YAYINLARA SON VERİLMESİ ÇAĞRISI İLE BİR BİLDİRİ İMZALAMIŞ VE YAYINLAMIŞLARDIR."

Parantez açıp, "SÜREKLİ OLARAK KÜFÜRLÜ YAYIN YAPAN" Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın, bir küfrünü, bu paranteze sığdıralım:

("Sonunda sabrım taştı. Şunların sitelerini bir tarayayım dediğimde yukarıdaki iki habere de rastladım HİLMİ BULUNMAZ'IN SİTESİNDE, İLK TEPKİM ANA AVRAT SÖVMEK OLDU, İNSANLIKTAN NASİBİNİ ALAMAMAMIŞ, KENDİNİ SOSYALİST İLAN EDEN BU MECZUP DAHA DA İLGİMİ ÇEKTİ.")
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2009/04/demirkanli-ana-avrat-kufrediyor_29.html

Tümcedeki özneler belli: Coşkun Büktel ile Hüseyin Hilmi Bulunmaz. Suçlananlar net. Suçlar net mi? Hayır net değil! Neden değil? Şöyle ki:

Türk Ceza Kanunu, soyut bir nedenle değil, gayet somut gereksinimler sonucu oluşturulmuştur ve işbu yasanın 125. Maddesi "HAKARET" 
suçlarına karşı düzenlenirken, TCK. 267. Madde "İFTİRA" suçlarına yaptırım uygulanabilmesi için oluşturulmuştur. Türkiye Cumhuriyeti, yasalarla yönetilen bir ülke olduğu ve "SUÇ" bir "CEZA" maddesiyle sınırlandığı için, biz, ağzımızdan yada kalemimizden çıkan her sözcüğü, pırlanta terazisiyle tartarak dile getirmeliyiz... Hele ki, bir hukukçuysak, suçlama sözcüklerinin hangi yasa maddesine uygun düşeceğini çok işi düşünmeliyiz. Biz yukarıdaki tümcede, hangi sözcüklerle suçlanıyoruz:
muallak ve net olmayan TCK.'nun birçok maddesi içeriğine uygun düşebilecek uygunsuz sözcüklerle... Peki, "HAKARET", Türk Ceza Kanunu'nun hangi maddesine tâbi? 125 Maddesi'ne tâbi. Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın vekili Av. Reyhan Kayışlı, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Müracaat Savcısı'na hangi maddeyle başvurmuş? TCK. 125. Madde'yle. Biz, her ne denli "HAKARET" suçunu işlememiş olsak da, Reyhan Kayışlı, bize "HAKARET" suçunu yüklemek istediğine göre, en doğal hakkı olarak, bizim hakkımızda TCK. / 125'den kamu hukuku dâvâsı açtırmak istiyor? Böyle bir istekte bulunabilir mi? Bulunabilir... Bizi  muallak ve net olmayan sözcüklerle suçluyorken ne yapması gerekir? Bizim hakkımızda, örnekse TCK.'nun 267. Maddesi'nden suç duyurusunda bulunabilmesi gerekir. Böyle bir suç duyurusunda bulunuyor mu? Hayır, zinhar bulunmuyor. Peki ne yapıyor?! Sayın Savcı'nın dalgınlık ânına denk gelecek gayretle, bizi muallak ve net olmayan sözcüklerle tanıtlamaya çalışıyor: Adalete, hakka, hukuka, içtihada, kanuna, mevzuata çok aykırı davranarak, "SUÇSUZ CEZA"
talebinde bulunmuş oluyor. Yasal mevzuat el verirse, Avukat Reyhan Kayışlı'nın bu gayrimeşru davranışı nedeniyle, hem kendisi hakkında, hem de azmettiricisi olduğunu düşündüğüm müvekkili Mustafa Şükrü Demirkanlı hakkında "DÂVÂCI VE ŞİKÂYETÇİ" olmak istiyorum...

Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın vekili Reyhan Kayışlı diyor ki:

2 - Şüpheliler, bu nitelikteki yazılı yayınlarının yanında yine müvekkile yönelik ağır küfür ve hakaret içerikli bir video hazırlamış ve bu videoyu "Büktel ile Bulunmaz LİNÇ KAMPANYASInı değerlendiriyorlar" adıyla iki parça halinde
http://vimeo.com/5478055, http://vimeo.com/5484745 linkleriyle sosyal video paylaşım sitesi ile; şüpheli Hilmi Bulunmaz'a ait olan
http://tiyatroyun.blogspot.com sitesinde http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2010/05/coskun-buktel-ile-hilmi-bulunmaz.html ve http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2010/07/coskun-buktel-ile-hilmi-bulunmaz.html linkleri ile yayınlamışlardır. Söz konusu videolar, bildirdiğimiz web sitelerinde halen yayınlanmaya devam etmektedir.

Mustafa Demirkanlı'nın vekili Reyhan Kayışlı'yı irdeliyoruz:

Avukat Reyhan Kayışlı, müvekkili Mustafa Şükrü Demirkanlı'dan aldığı talimatlar sonucunda durumları ve olayları açıklamakla zaman yitirmek yerine, durumları ve olayları sürekli olarak saptırmaktadır... İşbu video, 2009 yılında www.vimeo.com sosyal paylaşım sitesinde yayınlanmıştır ve o günden bu güne beş yıldır hiçbir "soruşturmaya ve kovuşturmaya" uğramadığı gibi, tiyatro alanında "DERS" niteliğinde algılanmıştır. Bu video içeriğinde kesinlikle hiçbir suç ögesi bulunmadığı gibi, insanların duygularını yüceltecek bir içerikle dopdoludur. Vekil Reyhan Kayışlı ve müvekkil Mustafa Şükrü Demirkanlı, üzüm yiyebilmek yerine bağcıyı dövmeye yeltenmiştir. Bu videoda herhangi bir suç, örnekse Türk Ceza Yasası'nın 125. Maddesi içeriğine konu olabilecek bir suç olsaydı, altı ay içerisinde yâni 2009 yılında mutlaka suç duyurusunda bulunulmalıydı. Denebilir ki: Vekil Reyhan Kayışlı ve müvekkil, ancak 2013 yılında suç duyurusunda bulunabilecek denli hınç, hırs, hiddet, husumet, intikam alma duygusu içerisine girebilmişlerdir. Oysa durum, hiç de öyle değil, 2009 yılından bu yana, benim hakkımda 100'ü aşkın soruşturma ve kovuşturma yürüten 1100 kişilik "ENTELEKTÜEL VE HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" düzenleyicileri -ki müvekkil Mustafa Şükrü Demirkanlı 1100 kişilik "ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI LİDERİ" sıfatıyla anılmaktadır- ellerindeki tüm husumet duygularını tüketmişlerdir. Ellerindeki husumet duygularını tüketmelerine karşın, yine de, sineğin kanadından yağ çıkarırcasına, durumları ve olayları saptırmaktadırlar. Ben, sitemde video sosyal paylaşım sitesi gibi video yayınlama olanağına sahip olmadığım, sadece özgün kaynağa bir "tık" olarak link vermeme karşın, vekil Reyhan Kayışlı ve müvekkil Mustafa Şükrü Demirkanlı, "Uzlaştırma ve Genel Soruşturma Savcıları"nın "Bilişim Savcıları" denli teknik olanağa sahip olamayacağını varsayıp, "İddia Makamı"nı da ikirciklendirmek istiyorlar. Durum böyle olunca, Sayın Savcı, herhangi bir ikirciklenme yaşarsa, bence, bir "BİLİRKİŞİ RAPORU" hazırlatmalıdır. Aslında bizim değil, kendilerinin "SANIK" sandalyelerine oturabilmesini sağlayabilecek bir raporla nesnel hukuk işleyişi tıkanmaktan kurtulmalıdır. Yavuz küfürbaz sanatçıyı bastırıyor!

Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın vekili Reyhan Kayışlı diyor ki:

3 - Şüphelilerin yukarıda sözünü ettiğimiz imza metni ile ilgili karşılıklı konuşmalarının yer aldığı bu videolarda şüpheliler, aşağıda dökümünü verdiğimiz kısımlarda müvekkile şu şekilde hakaretlerde bulunmuşlardır:


(...)

Mustafa Demirkanlı'nın vekili Reyhan Kayışlı'yı irdeliyoruz:

Yukarıdaki parantez içerisinde bulunan üç nokta bomboş bir iddialar yumağı olmasına ve zâten bu dosya içeriğinde bulunması nedeniyle, sayfalar dolusu ve hiçbir anlam içermediği gibi, başta aşağı hakaret, iftira, karalama kavramlarıyla benzenmiş ve karakuşi yöntemlerle saptırma ve yalan besleyicisi bu sayfaları, Sayın Savcı zâten nesnel hukuk soğukkanlılığıyla değerlendirme yeteneğin sahip olduğundan, bir de burada yineleyip, göz yorgunluğuna neden olmak istemiyorum.

Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın vekili Avukat Reyhan Kayışlı hakkında şimdilik kaydıyla yalnızca bir tek suç duyurusunda bulundum... Bu suç duyurusu, şu ânda soruşturma aşamasında ve öyle sanıyorum Avukat Reyhan Kayışlı, "DÂVÂCI VE ŞİKÂYETÇİ" olduğum işbu dosyayla yargılanacaktır. Kendisi bana karşı, alenen, binlerce, belki milyonlarca insanın karşısındayken twitter sosyal paylaşım sitesinde "HAKARET" 
edebilmiştir. Bunu neden yapabilmiştir?... Benim karşıma çıktığı bütün dâvâlarda, bütün dosyalarda, bütün duruşmalarda hukukî olarak daima yenilmiştir. Yenilmişlik duygusunu içine sindirip, sakin bir hukukçuluk yapmak ve yasa maddeleriyle suçlamada bulunabilmek yerine, ikide bir 
"HAKARET, HAKARET, HAKARET" sözcüğünü bir tespih tanesi gibi kullanan Sayın Avukat Reyhan Kayışlı, bu davranışıyla, "ÂDETA"
karalamada bulunarak, karakuşi yöntemlerle beni "mahkûm ettirmek" istiyor. Benim hakkımda üç kez suç duyurusunda bulunmasına karşın, 
"KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA DÂİR KARAR" aldığı için "bana karşı husumet duyguları besleyen" Sayın Av. Reyhan Kayışlı, kendisini zinhar ilgilendirmeyen bir durum nedeniyle beni anlamsızca, gereksiz yere; "T.C.İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI ÖZEL SORUŞTURMA BÜROSU" makamına "İHBAR EDEN" ve böylece bu sıfatını kendisine uygun görüp bir "İHBAR DİLEKÇESİ" 
yazarak, benim sıfatımı da "İHBAR EDİLEN" olarak düzenleyebilen müvekkili Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın da Sayın Savcı Halûk Gedikli tarafından "KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA DÂİR" belge alması, "İKİLİ" hukuk tanımazı çileden çıkardı. Canları sıkıldıkça beni ve Coşkun Büktel'i mahkûm ettirmek için demokratik yasa maddelerini antidemokratik bir dille kullanarak, daima ikna ve yineleme yöntemine sığınan "İKİLİ" şahıslara karşı ciddî yaptırım uygulama zamanı geldiği kanısındayım. Yinelemekte pek yarar görüyorum ki, eğer yasal mevzuat elverirse, bu "İKİLİ" caydırılmak için yargılanarak cezalandırılmalıdır.

Ben, bu "İKİLİ" hakkında yazdığım bir tek virgülü bile silmezken, bu 
"İKİLİ", hem de yargılanma sürecine giren "HAKARET İÇERİKLİ YAZILARININ TÜMÜNÜ" silerek, delilde karartma suçu işleyerek, hukuka aykırı eylemliliklerini sürdürmektedir. Sayın Savcı eğer uygun görürse, bütün bunların belgelerini teker teker makama sunabilirim!...

Benim hakkımda "ASILSIZ İHBAR" eylemine tenezzül eden Sayın Mustafa Şükrü Demirkanlı'ya, "Şişli Polis Merkezi Amirliği"nde belirtmiş olduğum gibi, "ASILSIZ İHBARCI" sıfatını kullandığımı sürekli olarak ikrar ettim. Sayın Savcı Halûk Gedikli'ye verdiği şikâyet dilekçesinde de, kendisi için "İHBAR EDEN", benim için "İHBAR EDİLEN" ve dilekçesinin üzerine "İHBAR DİLEKÇESİ" yazabilen Mustafa Şükrü Demirkanlı'ya, "Özel Soruşturma Savcısı" Sayın Halûk Gedikli "KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA DÂİR KARAR" 
vererek bence, aynen şöyle söyleyebilmiş oldu: "ASILSIZ İHBARCI"

Halkın deyimiyle "VATAN HAİNLİĞİ" algısını içeren "suçlara karşı bir yöntem" olarak geliştirilebilmiş Türk Ceza Yasası'nın 301. Maddesi nedeniyle beni çok gereksiz yere yargılatarak yıllarca hapiste çürümeme neden olmak isteyen Mustafa Şükrü Demirkanlı'ya neler demeliydim?
"ASILLI İHBARCI" mı diyebilmeliydim? Mustafa Şükrü Demirkanlı, bizim hakkımızda da 1100 kişilik "ENTELEKTÜEL VE HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" düzenleyip, sanatsal ifade olanaklarımızı ilga ve imhâ ederken, bununla yetinmeyerek, benim hakkımda "VATAN HAİNLİĞİ" ile "ASILSIZ İHBAR" eylemine tenezzül ederken, tabiî kendisi hakkında "ASILSIZ İHBARCI" deme hakkımı kullanırım!...

Mustafa Şükrü Demirkanlı ve Avukat Reyhan Kayışlı "İKİLİ" eylemi, Sayın Savcı'nın da görebileceği gibi, tam "CIMBIZLAMA" yöntemini gösteriyor. Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın dikte ederek Avukat Reyhan Kayışlı'nın yazdığı "SUÇ UYDURMA SUÇU" içeren şikâyet dilekçesi okunup, bir başka belgeye bakılmasa bile hukuk dışılık nettir. Örnekse 
"CIMBIZLAMA" yöntemiyle "Sayın Müracaat Savcısı Abdurrezzak Aydın"a sunduğu hukuk dışı şikâyet dilekçesinde, (yukarıda parantez içerisindeki üç noktayla simgelenen sözlerden küçük bir tadımlığı aşağıya da alıp yeniden yinelemekte yarar var) şunları dile getirmiştir:

"Kampanya, 9 tiyatro sivil toplum kuruluşu, 42 topluluk ve 1100 tiyatro insanı..."

Kendilerinin ifade ettikleri gibi, "9 tiyatro sivil toplum kuruluşu, 42 topluluk ve 1100 tiyatro insanı..." Anayasa ve yasalarla sınırlı olmalarına karşın, "ALTERNATİF ANAYASA, SEÇENEK YASA, KARŞIT MEVZUAT" oluşturarak, bizim hakkımızda "YARGISIZ İNFAZ" geliştirip, "BİZİ TİYATRO YAPMAMAYA MAHKÛM ETTİLER!" Bu durum ve olaylar müthiş derecede önemli olduğu ve şaşırtıcı düzeyde hayretler oluşturduğu için, bu durum ve olaylara, İstanbul Başsavcılığı "el koymalı" ve adalete, hakka, hukuka, içtihada, kanuna, mevzuata aykırı davranmakla birlikte, bir "LİNÇ HUKUKU KÜLTÜRÜ" oluşturan bu "9 tiyatro sivil toplum kuruluşu, 42 topluluk ve 1100 tiyatro insanı..." mutlaka yargılanmalıdır. Bunu bir husumet, bir kin duygusuyla asla değil, demokratik ve şeffaf toplum yapısının sağlığı için ısrarla istiyor, saygılarımla arz ve talep ediyorum...

Evet bu sözler, Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin soluk sayfaları içerisinde canlı canlı yaşamaya, arşivdeki gücüyle kitleleri dezenforme edecektir:

"Kampanya, 9 tiyatro sivil toplum kuruluşu, 42 topluluk ve 1100 tiyatro insanı..."

a) Bu sözleri hangi özgün kaynak yayınlayabilmiştir?

b) Bu sözleri ilk kez olarak "kim" yayınlayabilmiştir?


c) Bu sözleri ilk hangi tarihte yayınlayabilmişlerdir?


Bütün bu çok somut sorulara yanıt verdiğimiz zaman, Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın vekili Avukat Reyhan Kayışlı'nın da, aslında "İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Özel Soruşturma Bürosu" ile "İstanbul Barosu Disiplin Kurulu" makamlarında soruşturmaya tâbi tutulması gerekir!...

Şöyle ki:

aa) Bu sözlerin özgün kaynağı, "ENTELEKTÜEL VE HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" düzenleyen Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'in Nisan / Mayıs 2009 tarihli sayısıdır. Bu dergi, yayınladığı bu metinle 
"İFTİRA SUÇU" işlemiştir. Sayın Savcı Yaşar Şen uygun görür ve mevzuat elverirse, Tiyatro... Tiyatro... Dergisi tüzel kişi olarak ve derginin Sahibesi Gülhan Avşar Demirkanlı ile Tiyatro... Tiyatro... Dergisi Yayın Yönetmeni ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Mustafa Şükrü Demirkanlı "İFTİRA SUÇU" ile yargılanmalıdır.

bb) Bu sözleri ilk kez olarak, İstanbul 24. Asliye Ceza Mahkemesi'nde 
"İFTİRA SUÇU" ile yargılanan Gülhan Avşar Demirkanlı ile İstanbul 40. Asliye Ceza Mahkemesi'nde "HAKARET, İFTİRA VE TEHDİT SUÇLARI" ile yargılanan Mustafa Şükrü Demirkanlı yayınlamışlardır.

cc) Bu sözler, ilk kez olarak 2009 yılında Demirkanlı'ca yayınlanmıştır.

Durum bu denli netken ve "HAKARET SUÇU ZAMANAŞIMI" altı ayla sınırlıyken ve ben hiç "HAKARET" suçu işlememişken, Mustafa Şükrü Demirkanlı ve vekili Avukat Reyhan Kayışlı, "SUÇ UYDURMA SUÇU" işleyip, benim hakkımda haksız yere soruşturma başlattıkları gibi şimdi kovuşturma başlatmak istemektedirler. Bu tutum "HUKUK DIŞI" ve "KANUN DIŞI" olduğu için, her biri, kanunun öngördüğü suçlarla yargılanmalıdırlar. Hattâ 1100 kişi de teker teker yargılanmalı...

"Sadece hukuk bilimini değil, dil bilimini bile" sürekli kirletmiş Mustafa Şükrü Demirkanlı ile Av. Reyhan Kayışlı, Sayın Savcı ve/ya Sayın Yargıç tarafından "soruşturma ve/ya kovuşturma"ya uğramasalar bile, toplum ile tarih sahnesinde yargılanarak, "hem hukukçular ve hem de dilciler"
tarafından eleştirileceklerdir... Bir hukukçu hukuka, bir dergi yöneticisi dile sahip çıkmadığı gibi, bir de bu değerlere karşıt hareket ederse, tabiî ki eleştirilmeyi anasının ak sütü gibi hak eder. Bu yüzden eleştiriyoruz.

Mustafa Şükrü Demirkanlı, Yayın Yönetmeni ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü olduğu Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'ni ve bu derginin İnternet ortamındaki uzantısı www.tiyatrodergisi.com.tr adlı siteyi, her zaman için "ŞANTAJ ARACI" olarak kullanmaya özen göstererek, örnekse şu şahıslara karşı da "suç içeren eylem ve hareketler"de bulunmuştur:

COŞKUN BÜKTEL
FERİDUN ÇETİNKAYA
MEHMET CEMALETTİN BULUNMAZ
MELİH ANIK
RAHMİ DİLLİGİL

Başkaları da var... Bunlara yönelik suç içeren saldırılarda bulunmasına karşın, şimdilik kaydıyla, sadece, yalnız "TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLET TİYATROLARI ESKİ GENEL MÜDÜRÜ SAYIN İ. RAHMİ DİLLİGİL", kendisi hakkında dâvâ açmıştır. Ancak, Mehmet Cemalettin Bulunmaz da, kendisi hakkında hem "KAMU HUKUKU DÂVÂSI" ve hem de "MANEVÎ TAZMİNAT DÂVÂSI" açacaktır...

Demirkanlı ile vekil Av. Reyhan Kayışlı, bizim aleyhimize düzenlenen "ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYALARI"nın ögesidir... Bakınız:

a) "BİRİNCİ ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI"
(http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2008/03/bir-iftirann-bataklk-anatomisi.html)

b) "İKİNCİ ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI"

(www.coskunbuktel.com/lincimzacilari.htm)

c) "ÜÇÜNCÜ ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI"
(http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/search?q=HUKUKSAL+L%C4%B0N%C3%87+KAMPANYASI&max-results=20&by-date=true)

Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın vekili Reyhan Kayışlı diyor ki:

4 - Yukarıda bazı bölümlerinin dökümünü yaptığımız video kaydında yer yer açıkça ismi kullanılarak, yer yer de metnin diğer imzacıları ile birlikte anılan müvekkile yönelik ağır küfür ve hakaretler bulunmaktadır. Şüphelilerin bu yöndeki eylemleri TCK 125 ve 126. Maddelerinde düzenlenen şekli ile hakaret suçunu oluşturmaktadır. Şüpheliler hakkında benzer eylemlerinden dolayı açılmış çok sayıda ceza ve hukuk davası ile kesinleşmiş yargı kararları da bulunmaktadır. Bu davaların UYAP ortamından görülmesi mümkündür. Şüphelilerin süreklilik arz eden yukarıda açıkladığımız suç oluşturan eylemlerinin cezalandırılması için şikâyette bulunma zorunluluğu doğmuştur.

Mustafa Demirkanlı'nın vekili Reyhan Kayışlı'yı irdeliyoruz:

Şikâyetçi Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın vekili Avukat Reyhan Kayışlı, bütün dâvâlarda, bütün dosyalarda, bütün duruşmalarda ne yapıyorsa, yine aynısını yapıp "hukuk topunu" hukuk sahasında tutmak yerine, sürekli olarak taca atıyor. Herhangi bir dâvânın "UYAP ortamından görülmesi mümkündür." demek, gayet büyük bir anlam taşımıyor. Oysa ki bir hukukçu ne yapması gerekir? İddiasını kanıtlamak için, delil kaynağını, sunduğu belge içeriğine alıntılaması, kaynaştırması gerekir.

Şikâyetçi Mustafa Şükrü Demirkanlı ve vekili Avukat Reyhan Kayışlı, iki başına hareket etmeyip, 1100 kişilik ilginç "ENTELEKTÜEL VE HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" örgütüyle de birlikte hareket ediyorlar. Örgüt lider kadrosu Tiyatro... Tiyatro... Dergisi yöneticileridir. Yönetici kişiler hakkında açtığım dâvâlar için, "UYAP ortamından görülmesi mümkündür." gibi, "işi yokuşa sürecek" kurnazlıklar yapmayı zinhar doğru bulmadığım için, gayet net ve çok somut bir dille, yönetici kadroya karşı şimdilik on üç dâvâ açtığımı hemen belirtiyorum:

İSTANBUL 2. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2012/663
İSTANBUL 2. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2013/523
İSTANBUL 8. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2013/843
İSTANBUL 12. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2013/664
İSTANBUL 22. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2013/551
İSTANBUL 27. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2012/943
İSTANBUL 24. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ - 2013/201
İSTANBUL 40. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ - 2023/399
İSTANBUL 6. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ - 2012/481
İSTANBUL 9. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ - 2013/423
İSTANBUL 23. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ - 2013/205
İSTANBUL 23. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ - 2013/230
İSTANBUL 24. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ - 2013/205

Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin yönlendirdiklerinin dâvâları:

İSTANBUL 1. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2010/8930
İSTANBUL 2. SULH CEZA MAHKEMESİ
İSTANBUL 3. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2010/8
İSTANBUL 7. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2011/217
İSTANBUL 12. SULH CEZA MAHKEMESİ
İSTANBUL 15. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2012/899
İSTANBUL 27. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2013/166
İSTANBUL 28. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2011/469
İSTANBUL 35. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2011/3131
İSTANBUL 35. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2011/3218
İSTANBUL 35. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2013/268
İSTANBUL 35. SULH CEZA MAHKEMESİ
İSTANBUL 9. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ -2010/337
İSTANBUL 9. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ - 2010/445
İSTANBUL 4. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ -  2010/278
İSTANBUL 8. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ 2013/400
İSTANBUL 10. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ - 2012/650
İSTANBUL 20. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ - 2013/167
İSTANBUL 25. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ - 2013/78
KADIKÖY 1. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ - 2010/236
ANADOLU 40. SULH CEZA MAHKEMESİ -  2013/854
KARŞIYAKA 3. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2012/289
KARŞIYAKA 3. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2011/536
KARŞIYAKA 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ - 2012 / 597
TRABZON 3. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2012/256
MANİSA SOMA SULH CEZA MAHKEMESİ -  2011/578

Ayrıca karşılıklı olarak onlarca soruşturma (Bâzı örnekler):

DEMİRKANLI'NIN HAKKIMDA YAPTIĞI "ASILSIZ İHBAR":
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Özel Soruşturma Bürosu - Soruşturma No: 2013/72962 - Karar No: 2013/30165)

İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI - 2013/53606

İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI - 2013/58063
İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI - 2013/72343
İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI - 2013/88004
İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI - 2013/102971
ANADOLU CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI - 2013/75791

Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın vekili Reyhan Kayışlı diyor ki:

KANITLAR:
1 - http://vimeo.com/5478055 ve http://tiyatroyun.blogspot.com/2010/05/coskun-buktel-ile-hilmi-bulunmaz.html linkinde bulunan video kaydı
2 - http://vimeo.com/5484745 ve http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2010/07/coskun-buktel-ile-hilmi-bulunmaz.html linkinde bulunan video kaydı

Mustafa Demirkanlı'nın vekili Reyhan Kayışlı'yı irdeliyoruz:

Canları sıkılınca, kafalarına estikçe, benim hakkımda ve "tiyatro yazarı" Coşkun Büktel'in hakkında anlamsız, gereksiz, hukuka, kanuna aykırı bir biçimde ikide bir suç duyurularında bulunabilen müvekkil Mustafa Şükrü Demirkanlı ve onun çok sâdık vekili Avukat Reyhan Kayışlı'nın hukuk dışı, kanun dışı şikâyetlerinin önünü kesebilmek için, bu kişiler hakkında çok ciddî, önemli tedbirler alınmalı, hattâ "SUÇ İŞLEMEK AMACIYLA ÖRGÜT KURMA SUÇU" ile de yargılanabilmelidirler.

DELİLLER:
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/09/t.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/09/blog-post_8179.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/09/demirkanl-bulunmazn-istedigi-10000000.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/09/t_4444.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/09/blog-post_3685.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/09/bulunmaz-avukat-reyhan-kayslya-hukuk.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/10/bulunmazdan-eksik-karar-veren-sulh-ceza.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/10/bulunmaz-aslsz-ihbarc-demirkanlyla.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/10/bulunmaz-demirkanl-icin-kalem-oynatan_4.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/10/blog-post_2257.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/10/yargc-fusun-alca-her-davada-bulunmaz.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/10/bulunmaz-demirkanlnn-yalanclgn.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/10/blog-post_3938.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/10/bulunmazdan-35-sulh-ceza-mahkemesi_26.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/10/bulunmazdan-10-sulh-ceza-mahkemesi_26.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/10/bulunmaz-avukatlktan-para-kazanan.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/10/bukemedikleri-bilegi-opemeyenler.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/11/bulunmaz-aslsz-ihbarc-mustafa-sukru_6284.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/11/bulunmaz-demirkanl-ve-onun-avukat_11.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/11/blog-post_3885.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/11/blog-post_4139.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/11/blog-post_9584.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/11/blog-post_4869.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/aslsz-ihbarc-mustafa-demirkanlnn-vekili.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/bulunmaz-reyhan-kayslnn-muvekkili_6275.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/blog-post_2011.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/blog-post_9584.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/burhan-gun-oguz-nazl-reyhan-kaysl_9677.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/blog-post_10.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/blog-post_3364.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/blog-post_6128.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/blog-post_8388.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/demirkanl-vekili-reyhan-kaysl-hukuki.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/burhan-gun-oguz-nazl-reyhan-kaysl_6547.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/blog-post_12.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/coskun-buktel-hakimin-bir-baska.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/iftira-sanigi-demirkanlnn-katlamadg_12.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/aslsz-ihbarc-demirkanlnn-avukat-reyhan.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/esatoglu-taciz-suclamasyla.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/blog-post_13.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/bulunmaz-reyhan-kayslya-hukuk.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/bulunmaz-asr-zorlayp-surekli-mesgul.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/t.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/blog-post_3199.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/blog-post_4082.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/bulunmaz-2500000-tl-isteyen-avukat_22.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/blog-post_23.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/blog-post_6523.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/bulunmazn-dava-acacag-reyhan-kaysl_24.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/blog-post_29.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/t_29.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/blog-post_3861.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2014/01/blog-post_822.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2014/01/blog-post_7852.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2014/01/blog-post_4616.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2014/01/blog-post_6975.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2014/01/bulunmazdan-aslsz-ihbarc-demirkanl-icin.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2014/01/t_15.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2014/01/blog-post_8005.html

Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın vekili Reyhan Kayışlı diyor ki:

SONUÇ VE TALEP: Yukarıda açıklanan ve resen dikkate alınacak nedenlerle şüphelilerin suç olan eylemlerinin cezalandırılması için ceza koğuşturması yapılmasını vekâleten talep ederim.

Mustafa Demirkanlı'nın vekili Reyhan Kayışlı'yı irdeliyoruz:


SONUÇ VE İSTEM: Anlaşılır belgelere, bilgilere, bulgulara, delillere, kanıtlara, kanunlara, olgulara ve tanıklara yaslanmak yerine, soyut bir dille kaleme alınan; adaleti, hakkı, hukuku, içtihadı, kanunu, mevzuatı saptırarak, karalama ve karakuşi yöntemlerine yaslanılarak hazırlanmış
"HAKARET" suçu, "İFTİRA" suçu, "SUÇ UYDURMA" suçu ve 
"TEHDİT" suçu içeren sözüm ona şikâyet dilekçesini "ADLİYEYE KARŞI İŞLENMİŞ SUÇLAR" kategorisi olarak görüp reddettiğimiz gibi, müşteki ve vekilin soruşturma sonrası başlatılacak kovuşturmayla cezalandırılmasının (maddî ve manevî tazminat dâvâları açma hakkım saklı kalmak üzere) saygılarımla arz ve talep ediyorum... 03 Şubat 2014

HÜSEYİN HİLMİ BULUNMAZ

EK: 
2013/150469 No'lu dosya savunması... Dosyadaki iddia okunduğunda, 150456 No'lu dosyadaki iddiayla taban taban karşıt olduğu görülebilir...


***

Ayrıca bakınız:

Bulunmaz, şikâyet dilekçesi yazamayan Reyhan Kayışlı'yı şikâyet etti...

Asılsız İhbarcı Mustafa Demirkanlı'nın vekili Reyhan Kayışlı şikâyet etti

1 Şubat 2014 Cumartesi

Bulunmaz, şikâyet dilekçesi yazamayan Reyhan Kayışlı'yı şikâyet etti...

T.C.
İSTANBUL
CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI
UZLAŞTIRMA BÜROSU'NA


SORUŞTURMA NO: 2013/150469



KONU: Daimî ve resmî müvekkilleri Gülhan Avşar Demirkanlı, Levent Çağlayan ve Mustafa Şükrü Demirkanlı yada kendisinin canı sıkıldıkça, gerekli gereksiz, yerli yersiz, zamanlı zamansız, şaşırtıcı sentetik hukuk metinleri hazırlayıp benim hakkımda çok seri ve zincirleme biçimde suç duyurularında bulunarak, benim insanî eylemlerimi dumura uğratmak isteyen vekil Av. Reyhan Kayışlı'dan şikâyet ettiğimi dile getirme çabası ve Sayın Cumhuriyet Savcısı Yaşar Şen'in inhisarındaki dosyaya sunum


Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın vekili Avukat Reyhan Kayışlı tarafından adalete, hakka, hukuka, içtihada, kanuna, mevzuata aykırı bir anlayışla anlatılan ve "4" maddeden oluşan "Açıklamalar" dizisini adalete, hakka, hukuka, içtihada, kanuna, mevzuata uygun bir dille anlatırken, Avukat Reyhan Kayışlı'nın sözlerini cımbızlama yöntemiyle değil, somut olarak alıntılayarak görüşlerinize sunmayı bir borç biliyorum... Oysa, Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın avukatı Reyhan Kayışlı, adaleti, hakkı, hukuku, içtihadı, kanunu, mevzuatı yanıltmak için, benim sözlerimi cımbızlama yöntemleriyle saptırarak size sunmayı daha ikna edici bulmuş olmalı ki, somut gerçeklik yerine, cımbızlanmış gerçeklikten yana hareket etmiş...

Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın vekili Reyhan Kayışlı diyor ki:

1 - Şüpheli, yöneticisi ve sahibi olduğu www.tiyatroyun.blogspot.com adlı kişisel web sitesinde, belli aralıklar ve tarihlerde şikâyetçi müvekkilin doğrudan şahsı ve tiyatro insanlarına yönelik hakaret, aşağılama ve iftira niteliğinde yazılar yayınlamış ve halen de yayınlamaya devam etmektedir.

Mustafa Demirkanlı'nın vekili Reyhan Kayışlı'yı irdeliyoruz:


Her ceza, bir suçun tanımı sonucu verilir. İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olmasına karşın, en basit hukuk terimlerini bile ciddiye almayan Av. Reyhan Kayışlı, hem kendisini ve hem de müvekkili Mustafa Şükrü Demirkanlı'yı gayet zor durumda bırakıyor... Nasıl? Sabrınıza sığınarak, yukarıdaki on beş ciddî ve önemli sözcüğü buraya aktarmak istiyorum:

"TİYATRO İNSANLARINA YÖNELİK HAKARET, AŞAĞILAMA VE İFTİRA NİTELİĞİNDE YAZILAR YAYINLAMIŞ VE HALEN DE YAYINLANMAYA DEVAM ETMEKTEDİR."

Türk Ceza Kanunu, soyut bir nedenle değil, gayet somut gereksinimler sonucu oluşturulmuştur ve işbu yasanın 125. Maddesi "HAKARET" suçlarına karşı düzenlenirken, TCK. 267. Madde "İFTİRA" suçlarına yaptırım uygulanabilmesi için oluşturulmuştur. Türkiye Cumhuriyeti, yasalarla yönetilen bir ülke olduğu ve "SUÇ" bir "CEZA" maddesiyle sınırlandığı için, biz, ağzımızdan yada kalemimizden çıkan her sözcüğü, pırlanta terazisiyle tartarak dile getirmeliyiz... Hele ki, bir hukukçuysak, suçlama sözcüklerinin hangi yasa maddesine uygun düşeceğini çok işi düşünmeliyiz. Biz yukarıdaki tümcede, hangi sözcüklerle suçlanıyoruz: "HAKARET" ve "İFTİRA" sözcükleriyle... Peki, "HAKARET", Türk Ceza Kanunu'nun hangi maddesine tâbi? 125 Maddesi'ne tâbi. Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın vekili Av. Reyhan Kayışlı, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Müracaat Savcısı'na hangi maddeyle başvurmuş? TCK. 125. Madde ve 267. Madde ile... Hukukî kurnazlığını sürekli olarak kullanan Reyhan Kayışlı, dilekçelerinin hemen hemen hiçbirine tarih atmayarak, tarifsiz ve tarihsiz hukukî metinlerle, "ADLİYEYİ GEREKSİZ YERE MEŞGÛL ETME SUÇU" işliyor... Sayın Savcı buna izin vermemeli!... Sayın Savcı Abdurrezzak Aydın, zâten son derecede dikkatli davranarak, Avukat Reyhan Kayışlı'nın hukuk bilgisinin yetersiz olduğunu anlayıp. tarifsiz ve tarihsiz dilekçenin sağ üst köşesine "04.11.2013" tarihini kendi eliyle yazarak, Avukat Reyhan Kayışlı'nın hukuk dışı, kanun dışı kurnazlıkla şikâyet dilekçesine monte ettiği "İFTİRA SUÇU" içeriğini düzenleyen "TCK. 267. MADDE" ibaresinin üzerine çok olağanüstü kalın çizgi çekip imzasını atmayı ve "24636 No'lu Sicili"ni yazmayı da ihmâl etmeden, hukuk dışılığa, kanun dışılığa izin vermemiştir. Bu durum, hukukun üstünlüğü ilkesine sarıldığımızda bizi sevindirmiştir. Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın vekili Avukat Reyhan Kayışlı ne yapıyor yada ne yapmak istiyor?! Sayın Savcı'nın dalgınlık ânına denk gelecek gayretle, bizi "İFTİRACI" olarak tanıtlamaya çalışıyor: Adalete, hakka, hukuka, içtihada, kanuna, mevzuata çok aykırı davranarak, "SUÇSUZ CEZA" talebinde bulunmuş oluyor. Yasal mevzuat el verirse, Avukat Reyhan Kayışlı'nın bu gayrimeşru davranışı nedeniyle, hem kendisi, hem de azmettiricisi olduğunu düşündüğüm müvekkili Mustafa Şükrü Demirkanlı hakkında "DÂVÂCI VE ŞİKÂYETÇİ" olmak istiyorum...

Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın vekili Reyhan Kayışlı diyor ki:

2 - Şüpheli ve kendisi gibi küfürlü yayınlar yapan Coşkun Büktel isimli şahıs hakkında tiyatro yayıncılarının girişimi ile "Tiyatro İnsanları Olarak, Yayınlarımıza ve Yayıncılarımıza Yönelik; İftira, Karalama, Baskı Altına Alma Girişimlerini Kınıyoruz!" başlıkla ikaz bildirisi hazırlanmış ve hemen hemen tüm tiyatro örgütleri, 42 tiyatro topluluğu ve 1000'in üzerinde tiyatro insanı tarafından imzalanarak "küfürsüz, hakaretsiz yayın yapmaları istenmiştir. Şüpheli söz konusu bildiriden sonra küfürlü yayınlarını artırarak sürdürmüş; bu konuda hakkında yapılan şikâyetler sonucunda çok sayıda mahkûmiyet kararı verilmiştir. Söz konusu kararların UYAP ortamından görülebilmesi mümkündür.

Mustafa Demirkanlı'nın vekili Reyhan Kayışlı'yı irdeliyoruz:

Şikâyetçi Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın vekili Avukat Reyhan Kayışlı, bütün dâvâlarda, bütün dosyalarda, bütün duruşmalarda ne yapıyorsa, yine aynısını yapıp "hukuk topunu" hukuk sahasında tutmak yerine, sürekli olarak taca atıyor. Herhangi bir dâvânın "UYAP ortamından görülmesi mümkündür." demek, gayet büyük bir anlam taşımıyor. Oysa ki bir hukukçu ne yapması gerekir? İddiasını kanıtlamak için, delil kaynağını, sunduğu belge içeriğine alıntılaması, kaynaştırması gerekir. 

Şikâyetçi Mustafa Şükrü Demirkanlı ve vekili Avukat Reyhan Kayışlı, iki başına hareket etmeyip, 1100 kişilik ilginç "ENTELEKTÜEL VE HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" örgütüyle de birlikte hareket ediyorlar. Örgüt lider kadrosu Tiyatro... Tiyatro... Dergisi yöneticileridir. Yönetici kişiler hakkında açtığım dâvâlar için, "UYAP ortamından görülmesi mümkündür." gibi, "işi yokuşa sürecek" kurnazlıklar yapmayı zinhar doğru bulmadığım için, gayet net ve çok somut bir dille, yönetici kadroya karşı şimdilik on üç dâvâ açtığımı hemen belirtiyorum:

İSTANBUL 2. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2012/663
İSTANBUL 2. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2013/523
İSTANBUL 8. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2013/843
İSTANBUL 12. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2013/664
İSTANBUL 22. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2013/551
İSTANBUL 27. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2012/943
İSTANBUL 24. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ - 2013/201
İSTANBUL 40. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ - 2023/399
İSTANBUL 6. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ - 2012/481
İSTANBUL 9. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ - 2013/423
İSTANBUL 23. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ - 2013/205
İSTANBUL 23. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ - 2013/230
İSTANBUL 24. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ - 2013/205

Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin yönlendirdiklerinin dâvâları:

İSTANBUL 1. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2010/8930 
İSTANBUL 2. SULH CEZA MAHKEMESİ
İSTANBUL 3. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2010/8
İSTANBUL 7. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2011/217
İSTANBUL 12. SULH CEZA MAHKEMESİ
İSTANBUL 15. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2012/899
İSTANBUL 27. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2013/166
İSTANBUL 28. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2011/469
İSTANBUL 35. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2011/3131 
İSTANBUL 35. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2011/3218
İSTANBUL 35. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2013/268
İSTANBUL 35. SULH CEZA MAHKEMESİ
İSTANBUL 9. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ -2010/337 
İSTANBUL 9. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ - 2010/445
İSTANBUL 4. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ -  2010/278
İSTANBUL 8. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ 2013/400
İSTANBUL 10. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ - 2012/650 
İSTANBUL 20. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ - 2013/167 
İSTANBUL 25. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ - 2013/78
KADIKÖY 1. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ - 2010/236
ANADOLU 40. SULH CEZA MAHKEMESİ -  2013/854
KARŞIYAKA 3. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2012/289
KARŞIYAKA 3. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2011/536 
KARŞIYAKA 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ - 2012 / 597 
TRABZON 3. SULH CEZA MAHKEMESİ - 2012/256
MANİSA SOMA SULH CEZA MAHKEMESİ -  2011/578

Ayrıca karşılıklı olarak onlarca soruşturma (Bâzı örnekler):

DEMİRKANLI'NIN HAKKIMDA YAPTIĞI "ASILSIZ İHBAR":
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Özel Soruşturma Bürosu - Soruşturma No: 2013/72962 - Karar No: 2013/30165)

İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI - 2013/53606

İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI - 2013/58063 
İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI - 2013/72343
İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI - 2013/88004
İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI - 2013/102971
ANADOLU CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI - 2013/75791

Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın vekili Reyhan Kayışlı diyor ki:

3 - Şüpheli, internet sitesinin;

02.09.2013 tarihinde başlayan ve halen süren yayınında da müvekkile yönelik hakaretlerini ısrarla sürdürmektedir. Şüpheli kendisine ait olan internet sitesinde http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/09/1100-kisilik-linc-kampanyasi-uyelerine_2.html link ile;

"HİLMİ BULUNMAZ'ın (Açık seçik; yalancı, pespaye, alçak… olduğunu söylüyorum. / Suratında, hala tazeliğini koruyan; alçak, pespaye, şerefsiz… / Demirkanlı gibi sol memesinin altında yürek yerine lağım çukuru bulunan reziller, / alçaklıktır, pespayeliktir, şerefsizliktir!... Eh, bu saydıklarım zaten senin tescilli özelliklerin olduğuna göre / Seni sıçtığın yere kadar kovalayabilirim. / Basan kişinin elini yada bir başka organını öpmek yada yalamak için mi?!...) gibi ifadeler ve küfürlerle dolu yazısını yayımlamadığı için Ertuğrul Timur'a yönelik LİNÇ GİRİŞİMİni sürdürmekten geri durmamışlardır." şeklindeki ifadeleri yayınlamıştır. 

Mustafa Demirkanlı'nın vekili Reyhan Kayışlı'yı irdeliyoruz:

Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın vekili Avukat Reyhan Kayışlı hakkında şimdilik kaydıyla yalnızca bir tek suç duyurusunda bulundum... Bu suç duyurusu, şu ânda soruşturma aşamasında ve öyle sanıyorum Avukat Reyhan Kayışlı, "DÂVÂCI VE ŞİKÂYETÇİ" olduğum işbu dosyayla yargılanacaktır. Kendisi bana karşı, alenen, binlerce, belki milyonlarca insanın karşısındayken twitter sosyal paylaşım sitesinde "HAKARET" 
edebilmiştir. Bunu neden yapabilmiştir?... Benim karşıma çıktığı bütün dâvâlarda, bütün dosyalarda, bütün duruşmalarda hukukî olarak daima yenilmiştir. Yenilmişlik duygusunu içine sindirip, sakin bir hukukçuluk yapmak ve yasa maddeleriyle suçlamada bulunabilmek yerine, ikide bir "HAKARET, HAKARET, HAKARET" sözcüğünü bir tespih tanesi gibi kullanan Sayın Avukat Reyhan Kayışlı, bu davranışıyla, "ÂDETA" karalamada bulunarak, karakuşi yöntemlerle beni "mahkûm ettirmek" istiyor. Benim hakkımda üç kez suç duyurusunda bulunmasına karşın, "KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA DÂİR KARAR" aldığı için "bana karşı husumet duyguları besleyen" Sayın Av. Reyhan Kayışlı, kendisini zinhar ilgilendirmeyen bir durum nedeniyle beni anlamsızca, gereksiz yere; "T.C.İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI ÖZEL SORUŞTURMA BÜROSU" makamına "İHBAR EDEN" ve böylece bu sıfatını kendisine uygun görüp, bir "İHBAR DİLEKÇESİ" yazarak, benim sıfatımı da "İHBAR EDİLEN" olarak düzenleyebilen müvekkili Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın da Sayın Savcı Halûk Gedikli tarafından "KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA DÂİR" belge alması, "İKİLİ" hukuk tanımazı çileden çıkardı. Canları sıkıldıkça beni ve Coşkun Büktel'i mahkûm ettirmek için demokratik yasa maddelerini antidemokratik bir dille kullanarak, daima ikna ve yineleme yöntemine sığınan "İKİLİ" şahıslara karşı ciddî yaptırım uygulama zamanı geldiği kanısındayım. Yinelemekte pek yarar görüyorum ki, eğer yasal mevzuat elverirse, bu "İKİLİ" caydırılmak için yargılanarak cezalandırılmalıdır.

Ben, bu "İKİLİ" hakkında yazdığım bir tek virgülü bile silmezken, bu "İKİLİ", hem de yargılanma sürecine giren "HAKARET İÇERİKLİ YAZILARININ TÜMÜNÜ" silerek, delilde karartma suçu işleyerek, hukuka aykırı eylemliliklerini sürdürmektedir. Sayın Savcı eğer uygun görürse, bütün bunların belgelerini teker teker makama sunabilirim!...

Benim hakkımda "ASILSIZ İHBAR" eylemine tenezzül eden Sayın Mustafa Şükrü Demirkanlı'ya, "Şişli Polis Merkezi Amirliği"nde belirtmiş olduğum gibi, "ASILSIZ İHBARCI" sıfatını kullandığımı sürekli olarak ikrar ettim. Sayın Savcı Halûk Gedikli'ye verdiği şikâyet dilekçesinde de, kendisi için "İHBAR EDEN", benim için "İHBAR EDİLEN" ve dilekçesinin üzerine "İHBAR DİLEKÇESİ" yazabilen Mustafa Şükrü Demirkanlı'ya, "Özel Soruşturma Savcısı" Sayın Halûk Gedikli "KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA DÂİR KARAR" vererek bence, aynen şöyle söyleyebilmiş oldu: "ASILSIZ İHBARCI"

Halkın deyimiyle "VATAN HAİNLİĞİ" algısını içeren "suçlara karşı bir yöntem" olarak geliştirilebilmiş Türk Ceza Yasası'nın 301. Maddesi nedeniyle beni çok gereksiz yere yargılatarak yıllarca hapiste çürümeme neden olmak isteyen Mustafa Şükrü Demirkanlı'ya neler demeliydim? "ASILLI İHBARCI" mı diyebilmeliydim? Mustafa Şükrü Demirkanlı, bizim hakkımızda da 1100 kişilik "ENTELEKTÜEL VE HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" düzenleyip, sanatsal ifade olanaklarımızı ilga ve imhâ ederken, bununla yetinmeyerek, benim hakkımda "VATAN HAİNLİĞİ" ile "ASILSIZ İHBAR" eylemine tenezzül ederken, tabiî kendisi hakkında "ASILSIZ İHBARCI" deme hakkımı kullanırım!... 

Mustafa Şükrü Demirkanlı ve Avukat Reyhan Kayışlı "İKİLİ" eylemi, Sayın Savcı'nın da görebileceği gibi, tam "CIMBIZLAMA" yöntemini gösteriyor. Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın dikte ederek Avukat Reyhan Kayışlı'nın yazdığı "SUÇ UYDURMA SUÇU" içeren şikâyet dilekçesi okunup, bir başka belgeye bakılmasa bile hukuk dışılık nettir. Örnekse "CIMBIZLAMA" yöntemiyle "Sayın Müracaat Savcısı Abdurrezzak Aydın"a sunduğu hukuk dışı şikâyet dilekçesinde, (yukarıdaki sözleri aşağıya da alıp yeniden yinelemekte yarar var) şunları dile getirmiştir:

"HİLMİ BULUNMAZ'ın (Açık seçik; yalancı, pespaye, alçak… olduğunu söylüyorum. / Suratında, hala tazeliğini koruyan; alçak, pespaye, şerefsiz… / Demirkanlı gibi sol memesinin altında yürek yerine lağım çukuru bulunan reziller, / alçaklıktır, pespayeliktir, şerefsizliktir!... Eh, bu saydıklarım zaten senin tescilli özelliklerin olduğuna göre / Seni sıçtığın yere kadar kovalayabilirim. / Basan kişinin elini yada bir başka organını öpmek yada yalamak için mi?!...) gibi ifadeler ve küfürlerle dolu yazısını yayımlamadığı için Ertuğrul Timur'a yönelik LİNÇ GİRİŞİMİni sürdürmekten geri durmamışlardır." şeklindeki ifadeleri yayınlamıştır.

a) Bu sözleri hangi özgün kaynak yayınlayabilmiştir? 

b) Bu sözleri ilk kez olarak "kim" yayınlayabilmiştir? 


c) Bu sözleri ilk hangi tarihte yayınlayabilmişlerdir? 


Bütün bu çok somut sorulara yanıt verdiğimiz zaman, Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın vekili Avukat Reyhan Kayışlı'nın da, aslında "İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Özel Soruşturma Bürosu" ile "İstanbul Barosu Disiplin Kurulu" makamlarında soruşturmaya tâbi tutulması gerekir!...

Şöyle ki:

aa) Bu sözlerin özgün kaynağı, "ENTELEKTÜEL VE HUKUKSAL LİNÇ KAMPANYASI" düzenleyen Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'in Nisan / Mayıs 2009 tarihli sayısıdır. Bu dergi, yayınladığı bu metinle "İFTİRA SUÇU" işlemiştir. Sayın Savcı Yaşar Şen uygun görür ve mevzuat elverirse, Tiyatro... Tiyatro... Dergisi tüzel kişi olarak ve derginin Sahibesi Gülhan Avşar Demirkanlı ile Tiyatro... Tiyatro... Dergisi Yayın Yönetmeni ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Mustafa Şükrü Demirkanlı "İFTİRA SUÇU" ile yargılanmalıdır.

bb) Bu sözleri ilk kez olarak, İstanbul 24. Asliye Ceza Mahkemesi'nde "İFTİRA SUÇU" ile yargılanan Gülhan Avşar Demirkanlı ile İstanbul 40. Asliye Ceza Mahkemesi'nde "HAKARET, İFTİRA VE TEHDİT SUÇLARI" ile yargılanan Mustafa Şükrü Demirkanlı yayınlamışlardır.

cc) Bu sözler, ilk kez olarak 2009 yılında Demirkanlı'ca yayınlanmıştır.

Durum bu denli netken ve "HAKARET SUÇU ZAMANAŞIMI" altı ayla sınırlıyken ve ben hiç "HAKARET" suçu işlememişken, Mustafa Şükrü Demirkanlı ve vekili Avukat Reyhan Kayışlı, "SUÇ UYDURMA SUÇU" işleyip, benim hakkımda haksız yere soruşturma başlattıkları gibi şimdi kovuşturma başlatmak istemektedirler. Bu tutum "HUKUK DIŞI" ve "KANUN DIŞI" olduğu için, her biri, kanunun öngördüğü suçlarla yargılanmalıdırlar. Hattâ 1100 kişi de teker teker yargılanmalı...

"Sadece hukuk bilimini değil, dil bilimini bile" sürekli kirletmiş Mustafa Şükrü Demirkanlı ile Av. Reyhan Kayışlı, Sayın Savcı ve/ya Sayın Yargıç tarafından "soruşturma ve/ya kovuşturma"ya uğramasalar bile, toplum ile tarih sahnesinde yargılanarak, "hem hukukçular ve hem de dilciler" tarafından eleştirileceklerdir... Bir hukukçu hukuka, bir dergi yöneticisi dile sahip çıkmadığı gibi, bir de bu değerlere karşıt hareket ederse, tabiî ki eleştirilmeyi anasının ak sütü gibi hak eder. Bu yüzden eleştiriyoruz. 

Mustafa Şükrü Demirkanlı, Yayın Yönetmeni ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü olduğu Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'ni ve bu derginin İnternet ortamındaki uzantısı www.tiyatrodergisi.com.tr adlı siteyi, her zaman için "ŞANTAJ ARACI" olarak kullanmaya özen göstererek, örnekse şu şahıslara karşı da "suç içeren eylem ve hareketler"de bulunmuştur:

COŞKUN BÜKTEL
FERİDUN ÇETİNKAYA
MEHMET CEMALETTİN BULUNMAZ
MELİH ANIK
RAHMİ DİLLİGİL

Başkaları da var... Bunlara yönelik suç içeren saldırılarda bulunmasına karşın, şimdilik kaydıyla, sadece, yalnız "TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLET TİYATROLARI ESKİ GENEL MÜDÜRÜ SAYIN İ. RAHMİ DİLLİGİL", kendisi hakkında dâvâ açmıştır. Ancak, Mehmet Cemalettin Bulunmaz da, kendisi hakkında hem "KAMU HUKUKU DÂVÂSI" ve hem de "MANEVÎ TAZMİNAT DÂVÂSI" açacaktır...

Demirkanlı ile vekil Av. Reyhan Kayışlı, bizim aleyhimize düzenlenen "ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYALARI"nın ögesidir... Bakınız:

a) "BİRİNCİ ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI" 
(http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2008/03/bir-iftirann-bataklk-anatomisi.html)

b) "İKİNCİ ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI"
(www.coskunbuktel.com/lincimzacilari.htm)

c) "ÜÇÜNCÜ ENTELEKTÜEL LİNÇ KAMPANYASI"
(http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/search?q=HUKUKSAL+L%C4%B0N%C3%87+KAMPANYASI&max-results=20&by-date=true)

Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın vekili Reyhan Kayışlı diyor ki:

4 - Şüphelinin yukarıda belirttiğimiz ifadeleri TCK 125 ve devamı maddelerinde tanımlanan hakaret suçunu oluşturmaktadır. Bu nedenle suç oluşturan bu eylemin cezalandırılması için şikâyette bulunma zorunluluğu doğmuştur. 

Mustafa Demirkanlı'nın vekili Reyhan Kayışlı'yı irdeliyoruz:

Canları sıkılınca, kafalarına estikçe, benim hakkımda ve "tiyatro yazarı" Coşkun Büktel'in hakkında anlamsız, gereksiz, hukuka, kanuna aykırı bir biçimde ikide bir suç duyurularında bulunabilen müvekkil Mustafa Şükrü Demirkanlı ve onun çok sâdık vekili Avukat Reyhan Kayışlı'nın hukuk dışı, kanun dışı şikâyetlerinin önünü kesebilmek için, bu kişiler hakkında çok ciddî, önemli tedbirler alınmalı, hattâ "SUÇ İŞLEMEK AMACIYLA ÖRGÜT KURMA SUÇU" ile de yargılanabilmelidirler.

DELİLLER:

http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/09/t.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/09/blog-post_8179.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/09/demirkanl-bulunmazn-istedigi-10000000.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/09/t_4444.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/09/blog-post_3685.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/09/bulunmaz-avukat-reyhan-kayslya-hukuk.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/10/bulunmazdan-eksik-karar-veren-sulh-ceza.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/10/bulunmaz-aslsz-ihbarc-demirkanlyla.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/10/bulunmaz-demirkanl-icin-kalem-oynatan_4.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/10/blog-post_2257.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/10/yargc-fusun-alca-her-davada-bulunmaz.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/10/bulunmaz-demirkanlnn-yalanclgn.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/10/blog-post_3938.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/10/bulunmazdan-35-sulh-ceza-mahkemesi_26.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/10/bulunmazdan-10-sulh-ceza-mahkemesi_26.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/10/bulunmaz-avukatlktan-para-kazanan.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/10/bukemedikleri-bilegi-opemeyenler.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/11/bulunmaz-aslsz-ihbarc-mustafa-sukru_6284.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/11/bulunmaz-demirkanl-ve-onun-avukat_11.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/11/blog-post_3885.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/11/blog-post_4139.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/11/blog-post_9584.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/11/blog-post_4869.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/aslsz-ihbarc-mustafa-demirkanlnn-vekili.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/bulunmaz-reyhan-kayslnn-muvekkili_6275.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/blog-post_2011.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/blog-post_9584.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/burhan-gun-oguz-nazl-reyhan-kaysl_9677.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/blog-post_10.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/blog-post_3364.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/blog-post_6128.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/blog-post_8388.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/demirkanl-vekili-reyhan-kaysl-hukuki.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/burhan-gun-oguz-nazl-reyhan-kaysl_6547.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/blog-post_12.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/coskun-buktel-hakimin-bir-baska.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/iftira-sanigi-demirkanlnn-katlamadg_12.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/aslsz-ihbarc-demirkanlnn-avukat-reyhan.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/esatoglu-taciz-suclamasyla.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/blog-post_13.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/bulunmaz-reyhan-kayslya-hukuk.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/bulunmaz-asr-zorlayp-surekli-mesgul.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/t.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/blog-post_3199.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/blog-post_4082.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/bulunmaz-2500000-tl-isteyen-avukat_22.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/blog-post_23.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/blog-post_6523.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/bulunmazn-dava-acacag-reyhan-kaysl_24.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/blog-post_29.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/t_29.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2013/12/blog-post_3861.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2014/01/blog-post_822.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2014/01/blog-post_7852.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2014/01/blog-post_4616.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2014/01/blog-post_6975.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2014/01/bulunmazdan-aslsz-ihbarc-demirkanl-icin.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2014/01/t_15.html
http://tiyatroyun.blogspot.com.tr/2014/01/blog-post_8005.html

Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın vekili Reyhan Kayışlı diyor ki:

SONUÇ VE TALEP: Yukarıda açıklanan ve resen dikkate alınacak nedenlerle şüphelinin suç oluşturan eylemlerinin cezalandırılması için gerekli koğuşturmanın yapılmasını vekâleten talep ederim.


Mustafa Demirkanlı'nın vekili Reyhan Kayışlı'yı irdeliyoruz:

SONUÇ VE İSTEM: Anlaşılır belgelere, bilgilere, bulgulara, delillere, kanıtlara, kanunlara, olgulara ve tanıklara yaslanmak yerine, soyut bir dille kaleme alınan; adaleti, hakkı, hukuku, içtihadı, kanunu, mevzuatı saptırarak, karalama ve karakuşi yöntemlerine yaslanılarak hazırlanmış "HAKARET" suçu, "İFTİRA" suçu, "SUÇ UYDURMA" suçu ve "TEHDİT" suçu içeren sözüm ona şikâyet dilekçesini "ADLİYEYE KARŞI İŞLENMİŞ SUÇLAR" kategorisi olarak görüp reddettiğimiz gibi, müşteki ve vekilin soruşturma sonrası başlatılacak kovuşturmayla cezalandırılmasının (maddî ve manevî tazminat dâvâları açma hakkım saklı kalmak üzere) saygılarımla arz ve talep ediyorum... 03 Şubat 2014

HÜSEYİN HİLMİ BULUNMAZ

EK: 
2013/150456 No'lu dosya savunması... Dosyadaki iddia okunduğunda, 150469 No'lu dosyadaki iddiayla taban taban karşıt olduğu görülebilir...

***

Ayrıca bakınız:


Bulunmaz İtalya'ya gitmeden iki gün önce Demirkanlı için ifade vermişti!

Bulunmaz Asılsız İhbarcı Demirkanlı'nın sentetik şikâyetiyle uğraşıyor...

Bulunmaz Asılsız İhbarcı Demirkanlı'nın avukatı Kayışlı'ya ders veriyor!

Çiziktirdiği hukuk müsveddesine tarih atmayan Reyhan Kayışlı yazdı(!)