31 Ocak 2012 Salı

Feridun Çetinkaya, Kazmacıbaşı Orhan Alkaya'yı değerlendirmiş!



Feridun Çetinkaya
 Kaytarmış mı? Magazincilere demeçleri arşivlerde. Orhan Alkaya ayıla bayıla devam etmeyi hayal ediyordu ama o diziden çıkarıldı.

Emperyalist kültürün (s)imgesi McDonald's afişleri tarafından reklâm kuleleri işgâl edilen İstanbul Devlet Tiyatrosu, bizim yaptığımız işgâl karşıtı yayınlar sonucu, emperyalist kültürün (s)imgesi McDonald's afişlerini reklâm kulelerinden seve seve yada söke söke söker sökmez, bu kez, LİNÇÇİ Yücel Erten'in yönettiği "Sezuan'ın İyi İnsanı" oyununun afişiyle karşımıza çıktı!

Bulunmaz Tiyatro kurucusu ve yöneticisi Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, 31 Ocak 2012 Salı günü itibariyle, emperyalist kültürün (s)imgesi McDonald's afişlerinin işgâlinden ancak kurtulabilen İstanbul Devlet Tiyatrosu reklâm kulelerinden birinin önünde fotoğraf çektirirken "zafer işâreti" yapmayı asla ihmâl etmedi! (Fotoğraf: Cemal Bulunmaz)


***


Ayrıca bakınız: Bulunmaz Tiyatro kurucusu ve yöneticisi Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, emperyalist kültürün (s)imgesi McDonald's reklâm afişlerinin, Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü İstanbul Devlet Tiyatrosu (İDT) reklâm kulelerini işgâlini çok sert bir biçimde, gayet net ve sürekli olarak teşhir ettikten sonra, İDT, kendine ait reklâm kulelerine kendi sahip çıkmaya başladı: İDT Müdürü Şakir Gürzumar, kendilerinin inisiyatifinde bulunan reklâm kulelerindeki McDonald's afişlerini seve seve mi söktü, yoksa söke söke mi söktü?


McDonald's, İDT kulesini işgâl etti! ile  bulunmaztiyatro

Devlet Tiyatroları'nın McDonald's işgâli karşısındaki suskunluğu!



Feridun Çetinkaya
Devlet Tiyatrosu imkânlarını tiyatro tanıtımı yerine McDonald's reklamı için kullandıran  aylardır susuyor: 

Darısı LİNÇ KAMPANYASI ana sponsorlarından LİNÇÇİ Gülhan Avşar Demirkanlı, LİNÇÇİ Mustafa Şükrü Demirkanlı ve LİNÇÇİ Prof. Dr. Nurhan Tekerek'in avukatı Burhan Gün'ün başına!

Evren ve Şahinkaya'nın avukatı davadan çekildi


AA   -   31.01.2012 - 18:40


Avukat Ömer Nihat Özgün, 12 Eylül askeri darbesi soruşturma kapsamında haklarında dava açılan dönemin Genelkurmay Başkanı Kenan Evren ile dönemin Hava Kuvvetleri Komutanı Emekli Orgeneral Tahsin Şahinkaya'nın vekilliklerinden çekildiğini bildirdi.

Özgün, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ''Gördüğüm lüzum üzerine vekillikten çekildim. Davadan çekildiğime ilişkin dilekçemi mahkemeye bugün verdim. Yalnız müvekkillerimle bir problemim olmadığının bilinmesini isterim. Avukatlıktan çekilmek hakkımdı ve bu hakkı kullandım'' dedi.

Özgün, dilekçesini vermeden önce müvekkilleriyle görüştüğünü de kaydetti.

(Kaynak: Zaman)

Çok bilinenli denklem: DT kuleleri işgâline karşı çıkanlara LİNÇ!...



Coşkun Büktel
DT KULELERİ İŞGALİNE KARŞI ÇIKMAYIP, KARŞI ÇIKAN BULUNMAZ VE BÜKTEL ALEYHİNE İFTİRA KAMPANYASI BAŞLATMIŞ LİNÇÇİLER: 

Bulunmaz Tiyatro kurucusu ve yöneticisi Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, LİNÇ KAMPANYASI düzenleyenlere, bu kampanyaya imzalarıyla destek verenlere ve bu kampanyayı hukuku kullanarak sırtlanan avukatlara karşı çok sert bir hukuk mücadelesine girişirken, LİNÇ KAMPANYASI ana sponsorlarından Tiyatro... Tiyatro... Dergisi sahibesi LİNÇÇİ Gülhan Avşar Demirkanlı'nın, LİNÇÇİ Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin kurucusu ve yöneticisi LİNÇÇİ Mustafa Şükrü Demirkanlı'nın ve Uludağ Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sahne Sanatları Bölümü Başkanı LİNÇÇİ Prof. Dr. Nurhan Tekerek'in avukatı Burhan Gün'le Uludağ Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sahne Sanatları Bölümü Başkanı Prof. Dr. Nurhan Tekerek'e karşı, Donkişot'tan bile daha sert mücadele etmeye devam ediyor hâlâ...

T.C.
İSTANBUL
9. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ YARGIÇLIĞI'na 


BERAATİM İÇİN YARDIMCI DİLEKÇE 


1) Mahkemenizde süren "Kamu Davası", benim sanatsal ifade olanaklarımı ilga ve imhâ etmek için Burak Caney adlı sanal kişi tarafından başlatılan ve başta Mustafa Şükrü Demirkanlı olmak üzere, yüzlerce kişinin örgütleyip imza verdiği BİRİNCİ LİNÇ KAMPANYASI ile müştekiler Burhan Gün ve Nurhan Tekerek'le benim aramdaki organik bağın saptanmasına yardımcı olması gereken bir davadır. 


2) Mahkemenizde süren "Kamu Davası", özel, öznel, tikel bir davaymış gibi görünmesine karşın, başta Mustafa Şükrü Demirkanlı olmak üzere, 1100 kişilik bir örgüt tarafından düzenlenmiş bulunan İKİNCİ LİNÇ KAMPANYASI belgesi olarak, müştekiler Burhan Gün ve Nurhan Tekerek'le benim aramdaki ilişkinin tümelliğinin saptanması gereken bir davadır. 


3) Mahkemenizde süren "Kamu Davası", Nihat Haluk Bilginer'in "Oyuncuların çoğu yavşaktır genellikle..." kem sözünü kullanarak, bu sözüyle bütün oyuncuları töhmet altında bırakmasına karşın, hiçbir savcılık soruşturmasına uğramadığı gibi, benim kendisine "yavşak" demek zorunda kaldığım için, hakkımda "Kamu Davası" açılıp mahkûm olmam için başlatılan ve yine işin içerisinde Mustafa Şükrü Demirkanlı'yla birlikte Burhan Gün ve Nurhan Tekerek'in de bulunduğu İKİNCİ LİNÇ KAMPANYASI sürecinin ardılı olan ÜÇÜNCÜ (HUKUKSAL) LİNÇ KAMPANYASI eyleminin organik bileşenlerinin saptanıp, benim BERAAT etmemi sağlayacak bir hukuksal sonuç oluşturulmasının yanı sıra, karşımdakilerin birer örgüt üyesi olarak saptanması ve örgüt üyeliği nedeniyle cezalandırılmalarının sağlanmasına yarayacak bir davadır. 


4) Mahkemenizde süren "Kamu Davası", LİNÇ KAMPANYASI ÖRGÜTÜ üyelerinden Gülhan Avşar Demirkanlı, Mustafa Şükrü Demirkanlı ve Prof. Dr. Nurhan Tekerek'in avukatlığını üstlenen Burhan Gün'ün savcılığa yaptığı suç duyurusu sonucu 2010/337 numaralı dosyayla başlatılan yargılama sürecinin ilk duruşması 03/11/2010 tarihinde ve Prof. Dr. Nurhan Tekerek'in savcılığa yaptığı suç duyurusu sonucu 2010/445 numaralı dosyayla başlatılan yargılama sürecinin ilk duruşması 10/02/2011 tarihinde gerçekleştirmiştir. Ortalama olarak bir yılı aşkın bir zamandır süren bu iki dava ve bu iki davanın dışında onlarca dava nedeniyle, maddi-manevi olarak çeşitli zararlara uğramakla birlikte, tüm belge, delil, kanıtlar çok somut bir biçimde göstermektedir ki, ben, sanık olmayı bırakınız bir yana, şüpheli olmayı bile asla ve kesinlikle içime sindiremiyorum. Bu sindirimsizlik, psikolojik bir sayrılık sonucu değil, hukuksal bir sayrılık sonucu dile getirilmiş bilinçli bir saptamadır.


SONUÇ VE İSTEM: 


Yukarıda dört madde olarak saymış olduğum ve daha önceleri sunmuş bulunduğum somut belge, delil, kanıtlar gözönünde bulundurularak BERAAT etmek istiyorum ve tarafıma karşı giriştikleri sistemli entelektüel linç kampanyasının T.C. yasalarına göre suç teşkil ettiğinin tespiti halinde, müşteki Burhan Gün ile Nurhan Tekerek'in 1100 kişilik LİNÇ ÖRGÜTÜ ile birlikte yargılanmasını arz ve talep ediyorum. 1 Şubat 2012 


Hilmi Bulunmaz

Bulunmaz Tiyatro kurucusu ve yöneticisi Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, aşağıdaki yazıyı okuyunca birdenbire şunu düşündü: "LİNÇ KAMPANYASI ana sponsorlarından ve Boğaziçi Üniversitesi Gölgesinde Yetişenlerden LİNÇÇİ Mimesis sitesi, alnında hissettiği LİNÇ karanlığına hiç aldırmadan, 'Her türlü müstehcenliğe, edebe aykırı ve yakışıksız oyuna, filme ve gösteriye medenî şekilde itiraz etmemiz gerekir.' diyerek, 'Günlük Müstehcen Sırlar' oyununu eleştirenleri 'hedef gösterme propagandası ile' suçluyor!"

Şehir Tiyatrosu’nda Rezalet Tiyatro!

(Editörün Notu: Yukarıdaki başlığı Son Devir haber portalinden olduğu gibi almayı uygun gördük. Çünkü başlıkta da görüldüğü gibi daha önce de benzerleriyle karşılaştığımız bir hedef gösterme propagandası ile tekrar karşı karşıyayız. İstanbul Büyükşehir Tiyatroları’nın “Günlük Müstehcen Sırlar” oyununun galası öncesinde oyunu izlemeden yazılmış bir köşe yazısına gönderme yapılarak hazırlanan aşağıdaki haberi siz okuyucularımızın takdirine bırakıyoruz.)

Özel televizyon kanallarının dizilerindeki müstehcen sahnelere tepkiler çığ gibi büyürken, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Şehir Tiyatroları’nın 16+ sınırlaması olan küfür diyaloglu oyun sahnelemesi vatandaşı çileden çıkardı.

Özel tv yayınlanan diziler ve özel tiyatrolarda sanat adı altında sahnelenen oyunların toplumda oluşturduğu tahribat gün geçtikçe büyüyedursun, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) bağlı İstanbul Şehir Tiyatroları da bu dejenerasyona  büyük katkı vermeye devam ediyor.

Şehir Tiyatroları’nın, bir süredir sahnelediği ve gösterimi süren Günlük Müstehcen Sırlar’ın sanatsal değeri o kadar büyük ki, (içerdiği küfür diyalogları ve cinsel içeren espiriler nedeniyle) 16 yaş altı izleyicilere kapalı.

Kaynağı halktan alınan vergiler olan Büyükşehir bütçesinden finanse edilen Şehir Tiyatroları’nda sergilenen bu rezalet  eserde kızlar okulunun karşısındaki parkta karşılaşan iki teşhirci arasındaki diyalogları konu alıyor.

Söz düellosu şeklindeki diyalogdan bu iki kişinin materyalist felsefenin savunucuları olan Psikanaliz’in kurucusu Sigmund Freud ve Kominizm’in kurucusu Karl Marx olduğu ya da o iddiada oldukları anlaşılıyor.

Oyun Freud ve Marx’ın artık bilimsel anlamda da geçerliliğini yitiren cinsel ve sosyal teorilerini konu alıyor.


MÜSTEHCENLİĞİ TEŞVİK İBB’YE Mİ KALDI

Şehir Tiyatrolarının müstehcenliği konu alan bir oyunu sanat adı altında sahnelemesine tepkiler de büyüyor. Konuyu bugünkü köşesinde değerlendiren Yeni Asya Gazetesi yazarlarından Faruk Çakır, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yüklendi.

Çakır, ‘Müstehcenliği teşvik İBB’ye mi kaldı’ başlıklı yazısında sosyal problemlerin açtığı yaraların sarılmasının ekonomik ve siyasi problemlerin aşılmasından çok daha zor olduğunu vurgulayarak hem İBB’yi, hem de bu devletin kurumu eliyle müstehcenlik yapılmasına karşı sesini yükseltmeyen muhafazakar basını eleştirdi.

Böyle bir oyunun başka iktidarlar tarafından sahnelenmesi durumunda tepki gösterecek olan kalemlerin şimdi belediye AK Parti’de olduğu için eleştirmemelerine yüklenen Çakır, “Bu işin, bu yanlışın hafife alıncak yönü yok. Her türlü müstehcenliğe, edebe aykırı ve yakışıksız oyuna, filme ve gösteriye medenî şekilde itiraz etmemiz gerekir. Böyle bir oyunun oynatılacak olması kesin olarak yanlıştır. Hangi iktidar, hangi belediye ve hangi tiyatro grubu yaparsa yapsın, bu yanlış “doğru” olmaz” ifadelerini kullandı.

FARUK ÇAKIR’IN YAZISI İÇİN TIKLAYINIZ

Son Devir

(Kaynak: Mimesis)

Çok hoş bir dille yazılmasına karşın, öznesini arayan bir dokunuş!



Melih Anık
"Kolin" Kazım’ın Tiyatrodaki Yansıması | Dokunuş 
Tiyatroya medrese açıyorlar


AYHAN HÜLAGU İSTANBUL   -   31.01.2012 


İstanbul'un alternatif tiyatro gruplarından Seyyar Sahne, medrese açıyor. İzmir'in Selçuk ilçesine bağlı Şirince köyünde inşaatı devam eden 'Tiyatro Medresesi', Türkiye ve dünya tiyatrosu için bir buluşma noktası olmayı hedefliyor. Medrese mimarisiyle inşa edilen mekanda öğrenciler usta-çırak ilişkisi içinde yetişecek. Tiyatro Medresesi'nin inşaatı gönüllülerin katkısıyla yürüyor.

İzmir'in Selçuk ilçesine bağlı Şirince köyünde 'Tiyatro Medresesi' açılıyor. Cumhuriyet'ten sonra ilk defa medrese adı altında açılacak mekân, yaza doğru bitiyor. Uluslararası birçok söyleşi, atölye, tiyatro projesine ev sahipliği yapması planlanıyor.

Projenin sahibi Seyyar Sahne'nin oyuncuları. Altenatif solanlarda çalışan, tiyatro kampları yapan ekip, başlarını sokabilecekleri, sağlıklı araştırmalar yapabilecekleri bir salon ihtiyacı duydukları için böyle bir işe koyulmuşlar. Yaptıkları işler farklı olunca, farklı bir solon arayışına girmişler haliyle. Cumhuriyet öncesinden kalma metruk taş yapıların restorasyonu yoluyla bir medrese inşa etmek için sağa sola göz gezdirmişler. Diyarbakır, Mardin, İstanbul, Kapadokya... Ama hiçbiri istedikleri gibi değil. Oyunculardan Erdem Şenocak, Şirince de inşa ettiği taş yapılarla ünlü Sevan Nişanyan'a konuyu açınca durum değişmiş. Nişanyan projenin mimarı olmuş, oyuncular cebindeki bütün paraları ortaya koyup (Sezgin Yiğit'in maddi desteğiyle) altı dönümlük bir arazi satın almış. Geçtiğimiz yıl temeli atılan medresenin inşaatı hâlâ devam ediyor. Sona erdiğinde, irili ufaklı çalışma salonları, 200 metrekarelik bir gösteri salonu, büyük bir yemekhanesi, kütüphanesi, 40 kişi kapasiteli yatak odaları, amfitiyatrosu ile önemli bir tiyatro mekânı ortaya çıkacak.

Ekibin medrese ismini kullanmasının da özel bir sebebi var: Medrese mimarisine olan ilgileri ve Osmanlı'da olduğu gibi eğitmenlerle öğrencilerin bir arada kaldığı, usta-çırak ilişkisinin oluştuğu ve bireylerin bilgiyle yatıp kalktığı bir ortam akla getirmesi. Medresenin programı bugünlerde şekillendiriliyor. İki senede bir düzenli olarak uluslararası tiyatro akademisyenlerinin ve pratisyenlerinin belirli bir tema çerçevesinde çalıştığı buluşmalar düzenlenmesi planlanıyor. Performans odaklı festivaller, ünlü oyuncuların katıldığı söyleşi ve paneller ile tiyatroya farklı bir bakış açısı getirmek temel hedef. Medrese yaz-kış konaklayacak bir ekip, haftanın 5-6 günü farklı temalar (hareket ve ses makamı vb) üzerine çalışmalar yapacak, sonuçlarını atölye çalışmaları ve gösterilerle meslektaşlarıyla paylaşacak. 2006 yılından bu yana İznik Gölü kıyısında ve Bodrum Gümüşlük Akademesi'nde düzenlenen tiyatro kampları 2012'den itibaren medresede yapılacak. Bütün eğitimler raporlanıp Medrese Yayınları tarafından kitap haline getirilecek.

Türkiye ve dünya tiyatrosu için bir çekim merkezi ve buluşma noktası olmayı hedefleyen Tiyatro Medresesi tamamen tiyatro gönüllülerinin destekleriyle yapılıyor. Bağış miktarına göre salondan koltuk ayrılacak, belirli periyotlarda konaklama imkânı sağlanacak. Tiyatro Medresesi 800 bin liralık bir harcama ile hayata geçirilecek. (www.pam.org.tr)

(Kaynak: Zaman)

Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, dangalak yazar LİNÇÇİ Yiğit Sertdemir'in sayıklama benzeri abukluğunu okur okumaz şöyle düşündü: "Boş ver başkalarının tahliyesini, sen, hiçbir zaman için LİNÇ suçundan asla ve kesinlikle tahliye olamayacaksın!"



Yiğit Sertdemir
Haydi tahliye...

Halkların düzeyini aşağı çeken dizilere yapay destek sürüyor hâlâ!

Bakınız: Milliyet

Halkın beğenisini aşağı çeken "Kurtlar Vadisi", her taşın altında!

Türkiye Cumhuriyeti, belki de, hiçbir zaman olmadığı kadar sanallaşma batağına saplanmış durumda. Başta televizyon ve Internet olmak üzere, birçok mecra, halkın, gerçekler içerisinde değil, sanal ortam içerisinde yaşaması için kurgulanmış. 


Türkiye Cumhuriyeti, devlet eliyle burjuva sınıfı oluşturma dersinden sınıfta kalmasına karşın, bu dersini sanki hakkıyla yapmış yanılsaması oluşturmak için, gerçeklerden değil, sanal ortamdan beslenmeye devam ediyor.


Türkiye Cumhuriyeti, en çok izlenen ve en çok para kazandıran televizyon dizisi olarak var ettiği "Kurtlar Vadisi" ile, bence, "faşizan ruhu tesis eden görüntüler demeti" sunmayı sürdürüyor.


Türkiye Cumhuriyeti, en zor hukuksal sınavlardan birinden geçerken bile, dedikodu boyutunda da olsa, "Kurtlar Vadisi" televizyon dizisini gündemine almak zorunda kalıyorsa, vay bu cumhuriyetin hâline...


Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz 


***


Oda TV davasında tanıklık mı yapacak?


Pana Film Gazete Habertürk'te yeralan "Kurtlar Vadisi Ekibi Odatv Davasında!" başlıklı haberle ilgili olarak Medyaradar'a bir açıklama yaptı.

Pana Film tarafından yapılan açıklama şöyle:

Bugün bazı haber kanallarında ve internet sitelerinde yer alan Kurtlar Vadisi Ekibi'nin Oda TV davasıyla ilgili tanıklık yapacağı haberleri GERÇEK DIŞIDIR.

İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen Oda TV dava dosyası incelenmiş ancak dava dosyasında Kurtlar Vadisi Ekibinin, Raci ŞAŞMAZ'ın veya Necati ŞAŞMAZ'ın Tanık olarak dinleneceğine, Kurtlar Vadisi Dizisi'nde geçen konular ile Ergenekon'un ilişkisinin irdeleneceğine dair herhangi bir karara veya en ufak bir ibareye rastlanılmamıştır.

MEDYARADAR

(Kaynak: HABER VAKTİM)

Bulunmaz Tiyatro kurucusu ve yöneticisi Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, emperyalist kültürün (s)imgesi McDonald's reklâm afişlerinin, Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü İstanbul Devlet Tiyatrosu (İDT) reklâm kulelerini işgâlini çok sert bir biçimde, gayet net ve sürekli olarak teşhir ettikten sonra, İDT, kendine ait reklâm kulelerine kendi sahip çıkmaya başladı: İDT Müdürü Şakir Gürzumar, kendilerinin inisiyatifinde bulunan reklâm kulelerindeki McDonald's afişlerini seve seve mi söktü, yoksa söke söke mi söktü?

Fotoğraf: Cemal Bulunmaz

Ayrıca bakınız: 

Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanı AKP'li Ertuğrul Günay, Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Lemi Bilgin, İDT reklâm kulelerine sahip çıkamıyor!

Kendi reklâmını yapmak için kendi reklâm kulelerini kullanmaktan aciz Devlet Tiyatroları, hiçbir işlevi olmayan tiyatro dergilerini reklâmla besliyor!

Sosyalist OYUN Dergisi dışında hiçbir tiyatro dergisinin eleştiremediği İstanbul Devlet Tiyatrosu reklâm kuleleri konusunu gündemden asla düşürmüyoruz


İstanbul Devlet Tiyatrosu reklâm kuleleri ticarî kuruluşlara emanet!

AKP'li siyasal zihniyetten reklâm alan tiyatro dergilerinin hiçbiri, İstanbul Devlet Tiyatrosu reklâm kulelerinin yanlış kullanımına karşı çıkamıyor!

Somali'yi, Suriye'yi "adam etmek" için kolları sıvayan devlet, Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü İstanbul Devlet Tiyatrosu reklâm kulesini es geçiyor

İstanbul Devlet Tiyatrosu reklâm kuleleri, ticarî kuruluşlara teslim!

Koskoca Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanı AKP'li Ertuğrul Günay, İstanbul Devlet Tiyatrosu reklâm kulelerini, Ülker'in kullanımına sunuyor!

Tiyatro sezonunun açılmasına çok az bir zaman kala bile, İstanbul Devlet Tiyatrosu reklâm kulelerini, tiyatro afişleri değil, giysi afişleri süslüyor!

İstanbul Devlet Tiyatrosu reklâm panosunu bu kez "final" işgâl etti!

İstanbul Devlet Tiyatrosu'na ait olan reklâm kulelerinin tamamı mı, yoksa sadece Sultanahmet'teki kule mi her zaman için ticarî kuruluşların emrinde?!

Hiçbir LİNÇÇİ tiyatro dergisi, İstanbul Devlet Tiyatrosu reklâm kulelerinin ticarî kuruluşlarca kullanılmasına asla karşı çıkma cesareti gösteremiyor!

Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz'ın 2 yıl hapsini isteyen LİNÇÇİ Oyun Atölyesi'nin sahibi Haluk Bilginer'in eleştiremediği konuyu, Bulunmaz eleştirdi!


LİNÇ KAMPANYASI sürecinde enerjimizi tam anlamıyla yönlendiremediğimiz "İstanbul Devlet Tiyatrosu reklâm kuleleri"yle ilgilenmeye devam ediyoruz hâlâ!

Hemen hemen her zaman için ticarî kuruluşların reklâm afişlerine teslim olan İstanbul Devlet Tiyatrosu reklâm kulesine İDT afişleri asılmaya başlandı!

LİNÇ KAMPANYASI ana sponsorlarından Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'ni reklâmla besleyen DT Genel Müdürü Lemi Bilgin, DT reklâm kulesine sahip çıkmıyor!

İstanbul Devlet Tiyatrosu reklâm kulelerinin ticarî kuruluşlarca kullanılmasına karşı çıkan Hilmi Bulunmaz, Novi Sad'daki reklâm kulelerini denetledi!

İstanbul Devlet Tiyatrosu reklâm kulelerinin namusunu bu tiyatrodan reklâm avantası alan LİNÇÇİ tiyatro yayınları değil Sosyalist OYUN Sitesi koruyor!

LİNÇÇİ Ömer F. Kurhan'ın avukatları Uğur Demirci Tosun'la İnan Yılmaz'ın mahkûm ettirmek istediği Hilmi Bulunmaz'ın BERAAT kararını haber yapmak zor!

Reklâm kulelerine sahip çıkabilecek yürekliliği göstermekten aciz İstanbul Devlet Tiyatrosu, Broadway çakması oyunlarla hızla kirlenmeye devam ediyor!

LİNÇÇİ ve/ya YAVŞAK ve de Kültür Bakanlığı çanağı yalamayı alışkanlık hâline getirmiş, halkın şah damarını sürekli olarak emen vampir görüntüsündeki Kırım Kongo Kenesi (KKK) kılıklı tiyatro esnafının alçaklıklarıyla, asalaklıklarıyla, bokluklarıyla, ceset hâline gelmişlikleriyle, çürümüşlükleriyle, halk düşmanlıklarıyla, küflenmişlikleriyle, namussuzluklarıyla, onursuzluklarıyla, orospu çocukluklarıyla, pezevenklikleriyle, pislikleriyle, puştluklarıyla, şerefsizlikleriyle uğraşmaktan, Şakir Gürzumar'ın müdürü olduğu Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü İstanbul Devlet Tiyatrosu'na ait reklâm kulelerinin ticarî kuruluşlar tarafından işgâline, Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Lemi Bilgin'den reklâm adı altında avuç dolusu para (avanta, bahşiş, diş kirası, iane, iaşe, sadaka, sus payı) aldığından, Devlet Tiyatroları'na ait reklâm kulelerinin ticarî kuruluşlar tarafından işgâline hiçbir tiyatro dergisinin zerre kadar bile ilgi göstermediğini, zerre kadar bile zaman ayırmaya hiç niyetli olmadığını bildiği için, kendisi ilgilenmek zorunda kalan ve tepki gösterme bilincine sahip olmasına karşın, gerekli zamanı bir türlü ayıramayan Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, bu duruma son derecede üzüldüğü için, hiç olmazsa, bugün çektiği aşağıdaki fotoğrafla bu işgâlin belgesini bir kez daha, ısrarla, inatla ve sabırla değerli okurlarının değerlendirmesine sunuyor!

İstanbul Devlet Tiyatrosu reklâm kulelerine de biz sahip çıkıyoruz!

Başta Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Lemi Bilgin'den ve İstanbul Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Ayşenil Şamlıoğlu'ndan reklâm adı altında avuç dolusu para (avanta, bahşiş, diş kirası, iane, iaşe, sadaka, sus payı) almaktan başka Türkiye tiyatrosuna hiçbir katkısı(!) bulunmayan LİNÇ KAMPANYASI düzenleyicisi tiyatro dergileri (Mimesis Dergisi, Sahne Dergisi, TEB OYUN Dergisi, Tiyatro... Tiyatro... Dergisi) olmak üzere, hiçbir tiyatro yayın organının karşı çıkamadığı İstanbul Devlet Tiyatrosu reklâm kulelerinin ticarî kuruluşlara kullandırılmasına, en ciddi biçimde sadece biz karşı çıkıyor ve bizi destekleyen birkaç kişinin dışında bu konuya değil kafa yormak, göz yormak bile istemeyen cahil bir tiyatro evreninde yaşamanın dayanılmaz acımasızlığıyla karşı karşıya kalıyor olsak da, bizim dayatmalarımız sonucu, zaman zaman İstanbul Devlet Tiyatrosu Müdürü ve LİNÇÇİ Tiyatro... Tiyatro... Dergisi tarafından düzenlenen "Tiyatro Ödülleri"nde "En İyi Yapım Ödülü" alan "Ölüleri Gömün" oyununun yönetmeni Şakir Gürzumar, kendi inisiyatifindeki kulelere, İstanbul Devlet Tiyatrosu'nun afişlerini asabilme gücüne erişebiliyor!

Ancak Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz'ın ortaya çıkarıp, ancak onun milimetrik olarak peşini bırakmadığı Şakir Gürzumar'ın yönetimindeki İstanbul Devlet Tiyatrosu'na ait reklâm kulelerinin ticarî kuruluşlar tarafından işgâl edilmesine, Coşkun Büktel'le Feridun Çetinkaya'nın dışında, hiç kimsenin hiçbir itirazı yok!

Şakir Gürzumar yönetimindeki İstanbul Devlet Tiyatrosu'na ait olmasına karşın, ticarî kuruluşlar tarafından rahat bir biçimde işgâl edilen reklâm kuleleri, şimdi de, emperyalist kültürün en önemli (s)imgelerinden McDonald's'ın inisiyatifine teslim olmuş durumda!

Koskoca Türkiye tiyatrosunu hızla, hem de şimşek hızıyla küflendirerek çürütüp ceset hâline getiren alçak, şerefsiz, terbiyesiz, yavşak LİNÇ KAMPANYASI imzacılarının cirit attığı bir süreçte, Şakir Gürzumar yönetimindeki Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü İstanbul Devlet Tiyatrosu (İDT) reklâm kulelerinin, emperyalist kültürün (s)imgesi McDonald's'ın gücüne teslim olmasına hiç, ama hiç şaşmamak ve bu aymazlığa mutlaka ve kesinlikle alışmak gerekir!

Türkiye Tiyatrosu'nun kanını emecek kadar sömüren alçaklar LİNÇ KAMPANYASI düzenlerken, İstanbul Devlet Tiyatrosu reklâm kulelerinin namusuna sadece üç kişi sahip çıkma cesaretinde bulunuyor: Coşkun Büktel, Hilmi Bulunmaz ve Feridun Çetinkaya!

Emperyalizm ve militarizm karşıtı bir izleğe sahip olan "Ölüleri Gömün" adlı oyunun çevirmeni Coşkun Büktel, "Ölüleri Gömün"adlı oyunun yönetmeni Şakir Gürzumar'ın yönettiği İstanbul Devlet Tiyatrosu'na ait reklâm kuleleri emperyalist kültürün (s)imgesi McDonald's tarafından işgâl edildiği bir süreçte bu emperyalist işgâle karşı çıkacaklarına LİNÇ KAMPANYASI 

düzenleme alçaklığı suçunu işleyenlerin sicilini ısrarla gündeme getiriyor!

Bulunmaz Tiyatro kurucusu ve yöneticisi Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, yerinde kullanılmadığında kupkuru bir slogan olmanın ötesine asla geçemeyen "kahrolsun emperyalizm" sözünü yerli yersiz kullanmak yerine, emperyalist kültür taşıyıcısı McDonald's tarafından işgâl edilmiş bulunan T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü İstanbul Devlet Tiyatrosu reklâm kulelerinin namus nöbetini ısrarla ve inatla tutuyor!



Kapitalizmin ilelebet muhafaza ve müdafaa edilmesi için seçkinci bir zümrenin önderliğinde kurulup, klasik müzikle gusül abdesti aldırılan Türkiye Cumhuriyeti, "cinsiyet eşitliği" konusundaki puan durumuyla, değil cumhuriyeti, ilkel yaşama biçimini bile henüz hak etmediğini matematiksel verilerle somut olarak kanıtlamış oluyor!


Bulunmaz Tiyatro kurucusu ve yöneticisi Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz'ın başlattığı "Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü İstanbul Devlet Tiyatrosu reklâm kulelerinin namusunu koruma ve kollama" ve "Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Lemi Bilgin'den hesap sorma" eylemine, "Theope" oyununun yazarı ve şu anda İstanbul Devlet Tiyatrosu'nda oynanan "Ölüleri Gömün" oyununun çevirmeni Coşkun Büktel de çok sıcak bir biçimde hâlâ destek sunuyor!


Feridun Çetinkaya, İDT reklâm kulelerinin hesabını soruyor!


Feridun Çetinkaya, ahlâklı, namuslu, onurlu, şerefli, tiyatro âşığı biri olduğu için, Şakir Gürzumar yönetimindeki İstanbul Devlet Tiyatrosu'na ait olmasına karşın, emperyalist kültürün (s)imgesi McDonald's tarafından kullanılan reklâm kulelerinin işgâline karşı çıkılmasına çok büyük bir destek vererek, elindeki tüm olanakları kullanıp, ciddi bir kamuoyu oluşumuna katkı sunmaya çabalıyor!


İstanbul Devlet Tiyatrosu Müdürü Şakir Gürzumar'ın, onun amiri Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Lemi Bilgin'in ve onun da amiri Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanı AKP'li Ertuğrul Günay'ın ipine bile takmadığı İstanbul Devlet Tiyatrosu reklâm kuleleri konusunu, sürekli olarak kafasına takan sözleşmeli işçi Yusuf, başını sallayıp maaşını alma sorumsuzluğuyla değil, son derecede duyarlı bir sorumluluk bilinciyle hareket ediyor!

LİNÇÇİ Mustafa Demirkanlı, Lemi Bilgin'in emir eri gibi çalışıyor!

McDonald's, İstanbul Devlet Tiyatrosu reklâm kulesini de işgâl etti!

Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, McDonald's'ın İstanbul Devlet Tiyatrosu reklâm kulelerini işgâlini gece gündüz teşhir ediyor!


McDonald's, İDT kulesini işgâl etti! ile  bulunmaztiyatro

30 Ocak 2012 Pazartesi

Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, McDonald's'ın İstanbul Devlet Tiyatrosu reklâm kulelerini işgâlini gece gündüz teşhir ediyor!

Fotoğraflar: Cemal Bulunmaz

Bulunmaz Tiyatro kurucusu ve yöneticisi Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz ve yoldaşlarının gece gündüz teşhir etmesine karşın, emperyalist kültürün (s)imgesi McDonald's, Kültür ve Turizm Bakanlığı Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü İstanbul Devlet Tiyatrosu (İDT) reklâm kulelerini işgâl etmeye devam ediyor hâlâ!

McDonald's, İDT kulesini işgâl etti! ile  bulunmaztiyatro

Ali Canciğer, "Yine kısır döngü devam ediyor. Bizbize konuşma sürüyor." sözünü kullanıp, tiyatro esnafının bilinçsizliğinin altını çizerek, tiyatrodaki sınıfsal bilince yakın durduğunu kanıtlıyor!

Ali Canciğer diyor ki:
24/01/2012, 13:08

Söz konusu oyun İstanbul Devlet Tiyatrosu’nda sahneleniyor. Bilet ücretleri 6, 10 TL gibi rakamlar.Ben, 6 TL.’ye aldım. Bu sezon izlediğim D.T. oyunlarından sadece birinin, "Opera Komik"in broşürünü, o da salon kapısında ücret ödeyerek temin ettim. Söz konusu "Sezuan’ın İyi İnsanı" oyununun broşürü var mıdır acaba?

Ayrıca Akademik, Yönetmen, Eleştirmen, Oyuncu vd. boyutunda düşüncelerin paylaşılması güzel, ufuk açıcı olabilir. Buna karşın acaba izleyicilerin ne kadarına hitap ediyor bu durum veya onlar bu oyuna neden geliyor? Oyunun oynandığı mekanın yakınlığı, bilet ücretinin uygunluğu, bazı Oyuncuların performansını gözlemlemek, konunun ilginçliği, dekor, ışık, beden dili vd. konulardaki yaratıcılıkların gözlenip kişinin kendi iş ve özel hayatı için aynaya bakmasını sağlaması gibi nedenler mi acaba? Siz, hangi izleyici kitlesine hitap ediyorsunuz, farkında mısınız? Müşterinizin (izleyici) memnuniyeti için ne yapıyorsunuz?

Ali Canciğer diyor ki:
30/01/2012, 01:31

Oyunu izledim. Uzun yıllar öncesinden aklımda kaldığı kadarıyla İBB Şehir Tiyatroları'nda izlediğim Kafkas Tebeşir Dairesi oyunundaki kostümler, birkaç sahne gözümün önüne geldi birden.


Sezuan'ın İyi İnsanı oyununun oynanması,konusunun önemi açısından, henüz yetişmemiş bir tiyatro seyircisi profili için uygun olabilir belki günümüzde. Ama oyunu izleyen seyirci profiline baktığımızda, gidişattan farkındalığı olan bir kitle çıkıyor karşımıza. Yani bunu, didaktik vurgulamaları bir daha onlara vurgulamanın anlamı yok. Esasında, konudan farkındalığı olmayan kitlelere oyun götürülse iyi olur. Ama bu çerçevede bu durum söz konusu görülmüyor. Yine kısır döngü devam ediyor. Bizbize konuşma sürüyor. Yetiştirilmiş, kendini yetiştirmiş, bilinçli bir tiyatro seyirci kitlesi için günümüzde bu oyunu izlemek, pek bir anlam ifade etmiyor açıkçası. Alternatif olarak, çağa uygun, özellikle bilinçli gençliği farklı açılardan yakalayan çok sayıda oyun, küçük ölçekli özel tiyatrolarda sahneleniyor ve sıkı bir şekilde takip ediliyor. Haberiniz ola.

(Kaynak: Mimesis)

Çürük Elmacı, çürük elmaları teker teker ayıklamayı sürdürüyor!

27 Mart Dünya Tiyatrolar Haftası Etkinliği İçin Tiyatro Gösterim Hizmeti Alımı işi ihale edilecek,  25 Ocak 2012 Çarşamba (2 Gün Sonra Yapılacak) İhale türü, Doğrudan Temin olacakmış bakalım bu tiyatro işini kim alacak. Bana gelen iddialara bakılacak olursa, yine AYSA ORGANİZASYON alacakmış. Geçen sene de ondan evvel ki sene de aynı firma almış. Aysa Organizasyon'un sahibi, Alaattin ERASLAN’ın İzmir Belediyesine yapılan operasyon sonrası tutuklandı, şu an cezaevinde. İhale sonucunu sizlerle elbet paylaşacağım.


Yazının tamamını okumak için, lütfen, tıklayınız: "Çürük Elmacı"

McDonald's, İstanbul Devlet Tiyatrosu reklâm kulesini de işgâl etti!

Hilmi Bulunmaz, hayatı sadece tiyatro parantezine tutsak etmiyor!

Sosyalist Sanatçı Hilmi Bulunmaz, 7-14 Kasım 2011 tarihlerinde bulunduğu Sırbistan'dayken eşi Fikriye Bulunmaz'la Belgrad kentinde kaldığı City Hotel'in lokantasında yemek yerken. Hemen yan masada yemek yiyen Japon gruptan profesyonel fotoğraf sanatçısı Hiromi Nakashima, Bulunmazlar'ın masasına gelip, toplumsal, kültürel ve sanatsal konularda uzun uzun sohbet etmişti!

Yazar Melih Anık, birkaç blogun dışında, bir de "Dokunuş"a sahip!



Melih Anık