30 Eylül 2009 Çarşamba

Bulunmaz'ın çektiği fotoğraflar fotokritik'te!

Suyun sesini dinleyen kadın


Ağustos 2009'un son günlerinde Almanya, Avusturya, Liechtenstein ve İsviçre'yi gezdim. Bu gezimin gerçekleşmesini sağlayan kişi Midi Mermer'di. Midi, eşi Heidi'yle birlikte müthiş bir özveride bulunup, yıllık tatillerinin önemli bir kısmını benim yararıma kullandılar.

Yukarıdaki fotoğrafta bulunan Ren şelalesi, beni büyüleyen yerlerden biriydi. Böyle bir büyüleyici yere gittiğim için son derecede hoşnutum.

Ta Hindistan'dan İsviçre'ye gelip Ren şelalesinin sesini dinlemek isteyen fotoğraftaki kadın, suyun tiz sesini hepimizin duyumsaması için, âdeta yoga yapar gibi kıpırtısız duruyor.

Hilmi Bulunmaz

(Kaynak: fotokritik)

***

Hilmi Bulunmaz'ın fotokritik'teki fotoğraflarına bakınız:
Suyun imgesi kendisindedir
Direngen ışığın ıslak umudu
Hüzünlü Ayasofya
Hüzünlü Sultanahmet
Işık ağacı
Çocukluğumun ayak izlerini gizleyen camii
Kendi rengini taşıyan çiçek
Kuş yağmuru
Güneş açan çiçek
Otoportre
Bahçemde açan resimler
Ateşin dondurduğu hayatlar
Yüreğimi serinleten şelale
Somutu soyutlamak
şiir yazdıran adam
St. Gallen göğündeki yapay yıldızlar
İsa da bir insan!
Zamanı donduran el
Ho Amca'yı seven Sultanahmetli
Ekmek parası için çölü teriyle sulayan insanlar!
Bir genç kız, atalarının izini arıyor!
Suyun sesini dinleyen kadın

Büktel ile Bulunmaz'ın sesini kesmek isteyen linççilerin dergisi Tiyatro... Tiyatro...'nun 205. sayısını, Eylül'ün son günü de olsa satın alabildik!

Coşkun Büktel ile Hilmi Bulunmaz'ın sanatsal ifade olanaklarını imha etmek amacıyla bir LİNÇ KAMPANYASI yürütmek için, zâten bir türlü ayın birinde yayınlanamayan Tiyatro... Tiyatro... dergisini giderek daha geç tarihlerde yayınlamaya başlayan Mustafa Şükrü Demirkanlı, benim, halkımın ve tüyü bitmemiş yetimin verdiği vergilerle ayakta durmaya çalışan gecekondu görünümlü Devlet Tiyatroları'ndan sürekli olarak aldığı reklamları hak edebilmek için, umarız, bundan böyle zamanında yayınlanmaya başlar.

Bu ayın ortalarına dek hiçbir yerde bulamadığımız ve 19 Eylül 2009 tarihinde Mısır'a gitmemiz nedeniyle bir türlü satın alamadığımız Tiyatro... Tiyatro... dergisini, ayın son gününün son saatlerinde de olsa, satın alabildik. Linççilerin dergisi Tiyatro... Tiyatro...'yu en kısa zamanda değerlendirip okurlarımıza bu konuyla ilgili bilgi vereceğiz.

Linççilerin dergisi Tiyatro... Tiyatro...'nun Eylül 2009 tarihli, 205 sayısında yazanlar şunlar:

Nedim Saban
Dikmen Gürün
Yusuf Eradam - Linççi
Orhan Aydın - Linççi
Gürol Tonbul
- Linççi
M. Sadık Aslankara

Eser Rüzgâr
Vuslat Taş - Linççi
Pınar Erol
- Linççi
Kerem Saltuk

Mustafa Demirkanlı - Linççi
Roza Erdem

Üstün Akmen - Linççi
Ömer F. Kurhan - Linççi
Özlem Özdemir - Linççi

***

Ayrıca bakınız: Yalan makinesi ve küfürbaz Mustafa Demirkanlı'nın sözde küfre karşı kampanyasına alet olanların imzaladıkları metni ve alet olanları teşhir ediyoruz!

Linç imzacıları listesi

ÇEKİNMEYİN; ONA LİNÇÇİ DEYİN!

Linççi Özdemir Nutku; hem yazdı, hem yönetti!


(tiyatrolar birliği)
Bizim Tiyatro BANA WILLIAM DEYİN


Bizim Tiyatro / Bana William Deyin / Özdemir Nutku


Bizim Tiyatro, 2009-2010 döneminde William Shakespeare’den esinlenerek Özdemir Nutku’nun yazıp-yönettiği “Bana William Deyin!” adlı tek kişilik oyunu sergileyecek… Oyunun dramaturgluğunu Hülya Nutku üstleniyor. Oyunun dekor ve kostümü ise Selda Kulluk Yerdelen’e ait…

Yakın bir tarihte geniş-kapsamlı bir “Shakespeare Sözlüğü”ne imza atan Özdemir Nutku, birçok Shakespeare oyununun da çevirisini yapmış, dilimize kazandırmıştır..

Bana William Deyin; Shakespeare hayranı, istediği rollere bir türlü kavuşamamış bir oyuncunun(Oscar’ın) bir vodvil sonrası unutulduğu tiyatronun soyunma odasında; düş ve gerçek arasında, Shakespeare metinlerinden bölümler oynaması-yorumlaması üzerine kurulu… Geçmişte bir sirkte palyaçoluk yapan Oscar, “Palyaçolar güldürür, soytarılar doğruyu söyler” savından hareketle, ilerlemiş yaşına karşın-ve unutamadığı aşkı Lisa’nın da yaşantısına kattığı çağrışımlarla Shakespeare rollerini (ki özellikle soytarılarını) oynama tutkusu içinde, kendi kendine büyük ustadan kimi sahneleri canlandırmakta, ona sığınmaktadır bir bakıma.. Bu yalnız adamın dramı; yaşamda da, tiyatroda da istemediği rollerin oyuncusu olma durumudur. Oscar, acaba isteğine kavuşabilecek mi? Sorunun yanıtını, tek kişilik oyunlarıyla da (Yargı, Ölüm Uykudaydı, Özkıyım) tiyatroda uzun soluklu bir oyunculuk sergileyen Zafer Diper sunacak.

Bugünün metinleri başka metinlerle söyleşi içindedir, ‘Her metin bir alıntılar mozaiği gibi oluşur ve kendi içinde başka bir metnin eritilmesidir’ diyen, metinlerarası ilişkileri ilk kez tanımlayan Julia Kristeva’dan yola çıkarak “metinler arası ilişkilerde ana metin ile yararlanılan metin ilişkisini anlamak ve yorumlamak önemlidir” sonucuna varabiliriz.. Anlama-yorumlama-çözümleme eylemi yapıttan kendine dönerken zenginleşir. Bu da oyuncunun rolü değil, fondaki değişken metinlerin ortaya koyduğu öteki olma’nın algıladığı metne dönüşür. Yaşanmış olan düşsel olanı, düşsel olan yaşanmış olanı aydınlatır. Metinlerarası göndermeler anlamın ortaya çıktığı devingen bir alan oluşturur.

Oscar’ın ve tiyatronun Shakespeare gibi bir mirası olması izleyenleri de zenginleştirecektir.

İzledikten sonra artık ona “William..” diyebilirsiniz…

Hülya Nutku

***

OYUN'un notu: Yukarıdaki metni geldiği gibi yayınladık!

Ayrıca bakınız: Yalan makinesi ve küfürbaz Mustafa Demirkanlı'nın sözde küfre karşı kampanyasına alet olanların imzaladıkları metni ve alet olanları teşhir ediyoruz!

Linç imzacıları listesi

Büktel ile Bulunmaz'ın sanatsal ifade olanaklarını imha etmek için Demirkanlı tarafından başlatılan LİNÇ KAMPANYASIna katılmayan Erbil Göktaş diyor ki

Vasıf Öngören, oyunlarıyla olduğu kadar, uygulamaları ve tiyatro görüşleriyle de ilgi çekmiş bir tiyatro insanıdır. 1960'ların sonunda başlayan profesyonel yaşamını, özellikle 1970'lerde büyük bir özveriyle sürdürmüştür. O ve onun gibi çok az insanın çabalarıyla Bertolt Brecht'in oyunları sahnelerimizde yaygınlık kazanmış, tiyatro düşüncesi tartışma ortamı bulmuştur. Öngören, gerek Türk Tiyatrosu çalışanlarının, gerek Türk izleyicisinin Brecht'e olan yabancılığının aşılması yolunda önemli adımlar atmıştır. Özellikle devletin Brecht'e kuşkuyla bakmasından kaynaklanan sansür ve oto-sansürün kırılması için gösterdiği çabalar çok önemlidir. Öngören, oyunlarında Brecht'in yönteminden yararlanarak Türk izleyicisine ulaşmaya çalışırken, aynı zamanda onun oyunlarını sahneleyerek reji alanında da kendini göstermiştir. Bunlarla da yetinmeyerek, tiyatroda sahnenin yapısal değişimi, bir sisteme bağlanmanın gerekliliği, ulusallık gibi önemli sorunlar hakkında dikkate değer görüşler ileri sürmüştür.

(Kaynak: Erbil Göktaş, Vasıf Öngören'in Tiyatro Dünyası, Mitos-Boyut Yayınları, Mayıs 2004, Sayfa 5)
.
***
.
.
14.ULUSLARARASI ANKARA TİYATRO FESTİVALİ’ne KATILACAK TİYATROLAR VE OYUNLARI BELLİ OLDU.


Festival kapsamında sanatseverlerle buluşacak olan tiyatro gruplarının dağılımı şöyle; 7 Yurt dışı, 5 üniversite, 4 şehir tiyatrosu, 27 özel ve amatör tiyatro, 3 çocuk tiyatrosu olmak üzere toplam 46 tiyatroyu sanatseverlerle buluşturan festival 13 Kasım’da açılış galası ile başlıyor 23 Kasım’da sona eriyor. Başvuruların yoğunluğu nedeni ile daha önce ilan ettiğimiz 13-22 Kasım festival tarihlerini 13-23 Kasım olarak değiştirmiş bulunmaktayız.

Festival Oyunları için tıklayınız.


--
Berna ÖZDEMİR
Direktör Asistanı&Festival Sekretaryası
0 312 231 06 33
0 537 397 26 81
14.Uluslararası Ankara Tiyatro Festivali
"Yaşanılır Bir Dünya İçin Sanat"

***

OYUN'un notu: Yukarıdaki metni geldiği gibi yayınladık!

Ayrıca bakınız: "Toplumsal Araştırmalar Kültür ve Sanat İçin Vakıf'ın (TAKSAV) 12 Mart Faşizmi Kültür Bakanı Talât Sait Halman’a verdiği 'Emek Ödülü' haber linkleri"

Devlet Tiyatroları'nı bir "gecekondu" haline getiren Genel Müdür Lemi Bilgin'in patronu Kültür Bakanı AKP'li Ertuğrul Günay, çam üstüne çam deviriyor!

Bakan'ın mikrofonu açık unutulunca...


CHP'yi sarsan tutuklamaya ilginç yorum

Kültür Bakanı Ertuğrul Günay'ın dün Müzeler Genel Müdürlüğü’ndeki toplantısında mikrofon açık kalınca ilginç bir diyalog duyuldu.

Bakan Günay: Ne oldu bizim bu Hakkı Süha’nın kardeşi, kuvvetli ...

Yanındakiler: Dinleme kayıtlarına göre öyle. Organizasyonun içinde..

Bakan Günay: Bravo. Müteşebbis bir aile demek ki..

Yanındakiler: Alemci tarafında o.

Bakan Günay: Öyle mi? Neyse.

Yanındakiler: Hakikaten öyle. Organizasyonun içinde ama yiyelim, içelim, eğlenelim tarafında..

(Kaynak: Milliyet)

***

Ayrıca bakınız: "DT DENEN GECEKONDUNUN İKİ SORUMLUSU LEMİ BİLGİN VE ERTUĞRUL GÜNAY, THEOPE'Yİ AFOROZ ETME İNADINI/İHANETİNİ VANDALCA SÜRDÜRÜYORLAR HÂLÂ"

29 Eylül 2009 Salı

VİKİPEDİ'den bir yaprak!

NOT: Aşağıdaki bazı bölümleri biz kırmızılaştırdık. / OYUN


Güllü Agop
Vikipedi, özgür ansiklopedi


Güllü Agop olarak tanınan Agop Vartovyan (1840, İstanbul - 1902, İstanbul), Osmanlı dönemi tiyatro oyuncusu ve yönetmeni ve Türk tiyatrosunun kurucularındandır. Oyunculuğundan ziyade kurduğu ve yönettiği tiyatro toplulukları ile başarı kazanan bir sanatçıdır. Sonradan Müslüman olarak Mehmet Yakup ismini almıştır.

Vartovyan, ilk olarak, 1861-1862 yılları arasında, Balıkhane'de memurken Ermenice oyunlar sergileyen Naum Efendi yönetimindeki Şark Tiyatrosu'nda sahneye çıktı. Tiyatro deneyimini ve bilgisini geliştirdikten sonra, bir süre İzmir'de genç Ermenilerin oluşturdugu amatör bir grubun yönetmenliğini üstlenen Agop, daha sonra İstanbul'da Asya Kumpanyası ile Gedikpaşa'da ve Üsküdar'da Ermenice oyunlar sergiledi. 1869 yılında Gedikpaşa Tiyatrosu'nda ona asıl ününü sağlayan Osmanlı Topluluğu'nu kurdu. Bu adı kendinden önce tiyatroyu kiralamış olan Razi adlı bir İtalyan da kullanmaktaydı. Güllü Agop, tiyatrosunda Türkçe oyunlar oynamaya önem verdi. 1870 yılında Sadrazam Ali Paşa'nın desteğiyle, saraydan, on yıl boyunca İstanbul'da Türkçe oyun oynayacak tek tiyatro olma imtiyazını aldı. Siranuş, Teresa Çuhacıyan ve Annik Çuhacıyan, Mari Nıvart, Tomas Fasulyacıyan, Mardiros Mınakyan ve Bedros Magakyan gibi oyuncularla hem Türkçe hem de İstanbul Ermeni cemaatine hitap eden tiyatro faaliyetleri sürdürdü.

Edindiği imtiyazda, 6 ay içinde İstanbul ve Üsküdar'da, 3 yıl içinde de Galata, Tophane ve Beyoğlu'nda birer tiyatro binası kuracağı ve gelir gidere bakılmadan her yıl Üsküdar'da en az 30, Galata ve İstanbul'da 50 oyun oynanması şart koşulmuştu. Aslında yoksullar yararına yapılması zorunlu olan gösterimler tiyatro zevkini halka yayma amaç ve çabasının açık bir göstergesiydi. Müslüman kadınların da tiyatroya gelebilmeleri için özel bölmeler oluşturulmuştu. Osmanlı Tiyatrosu bu özellikleriyle, sonradan Darülbedayi'nin ve İstanbul Şehir Tiyatroları'nın kurulmasına gidecek sürecin temeltaşı sayılmalıdır.

Güllü Agop, 1880 yılında 10 yıllık imtiyazın sona ermesiyle etkinliği azalan Gedikpaşa Tiyatrosu'ndan ayrıldı. Bir süre Mınakyan ile birlikte Şehzadebaşı'ndaki başka bir tiyatroda çalışmaya başladı. 1882 yılında II. Abdülhamid'in emriyle Mızıka-yı Hümayun'a alındı. Bu arada kendi isteğiyle Müslüman olarak Güllü Yakup Efendi adını aldı. Hayatının sonuna kadar sarayda yaşayan Güllü Agop'un kabri Beşiktaş'ta Yahya Efendi Mezarlığı'nda bulunmaktadır.

Tiyatrosunda sergiledigi çeviri oyunların yanısıra Ebüzziya Tevfik, Direktör Ali Bey, Recaizade Ekrem, Namık Kemal, Ahmed Mithat Efendi, Şinasi gibi döneminin önde gelen yazarlarına ısmarladığı ya da onlardan oynadığı oyunlarla Türk tiyatro dilinin gelişmesine büyük katkıda bulunmuştur. Teodor Kasap'ın ve Ahmed Vefik Paşa'nın Moliere uyarlamalarını da geniş kitlelere tanıttı. Müslüman oyuncuların da topluluğuna katılması için çaba gösterdi. Ünlü oyunculardan Ahmed Fehim, Ahmed Necip, Muhterem Efendi, Mehmed Vamık gibi ilk Türk tiyatro oyuncuları onun yanında yetişti. Kel Hamit, Kavuklu Hamdi, İsmail Hakkı, Küçük İsmail gibi ünlü tuluatçılar da gene Gedikpaşa Tiyatrosu'nda yetişmiş sanatçılar arasındadır.

Güllü Agop'un tiyatro sahnelerine taşıdığı çok sayıda oyundan bazıları şunlardır: Leyla ile Mecnun (1869), Zor Nikahı (1869), Tosun Ağa (1870), Ayyar Hamza (1871), Vatan yahut Silistre (1873), Pinti Hamid (1873), Baba Himmet (1874), Direktörün Hali (1875). Bunlardan Vatan yahut Silistre adlı oyunun oynanması üzerine Osmanlı Tiyatrosu’yla ilişkide olan yazarların sürgüne gönderilmesi ve Güllü Agop’un da kısa bir süre tutuklanması gibi hadiselere rağmen faaliyetler devam etti. Hatta Vatan yahut Silistre olayının ardından Kıbrıs'a sürülen Namık Kemal'in sürgünde yazdığı oyunların Güllü Agop tarafından daha sonraları yazar ismi verilmeden defalarca oynatıldı.

Güllü Agop, Cumhuriyet döneminin en ünlü keman virtüözlerinden Necip Yakup Aşkın'ın babası, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi rektörü Yücel Aşkın'ın dedesidir. Rektör Yücel Aşkın'ın 2005 yılı içinde karşılaştığı adli soruşturmalar sürecinde, AKP Aksaray milletvekili Ramazan Toprak ve bir kısım sağ basın tarafından dedesinin kökenine ilişkin olarak yapılan nahoş atıflarla bir kez daha gündeme gelmiştir.

(Kaynak: Vikipedi)
Coşkun Büktel'in (film yapma hakkı Sinan Çetin tarafından satın alınmış) "Fiyasko" adlı romanının "Fiasco" adlı İngilizce baskısı hakkında "CORNUCOPIA" dergisinde çıkmış bir değerlendirme

Lütfen, TIKLAYINIZ!

HALUK IŞIK, ORHAN AYDIN, DR. ADNAN TÖNEL, ZAFER GECEGÖRÜR, FIRAT GÜLLÜ, ÖMER FARUK KURHAN, ORÇUN MASATÇI GİBİ LİNÇ GİRİŞİMCİLERİNİN KATKILARIYLA!!!...

OYUN'un notu: Yenikapı Tiyatrosu tarafından bize gönderilen aşağıdaki metnin içinde bulunan çok bâriz yanlışların doğrusunu kırmızıyla belirttik. Çok bâriz olmayan, yani az bâriz olan yanlışlara dokunmak istemedik!


***


(tiyatrolar birliği)
Vasıf Öngören
Sanat Merkezi Tiyatro Enstütüsü (enstitü) açılıyor !


Basına ve kamuoyuna;

İzmir’i Türkiye’nin bir çok (birçok) yerinde başarıyla temsil eden, kurulduğundan bu yana geçen 5 yıla 46 ayrı festivale katılım başarısı ve 6 başarılı festival düzenlemesi sığdıran, Mardin’den Sinop’a, İstanbul’dan Ankara’ya bir çok (birçok) ilde (ilde) oyunlarını sergileyen İzmir Yenikapı Tiyatrosu 1 yıldır oluşum sürecini devam ettirdiği tiyatro enstitüsü projesini hayata geçiriyor.

Alsancak, Kıbrıs Şehitler (Şehitleri) caddesi 1483 sokak no:20 adresinde 5 katlı bir sanat merkezi kuruldu ve çalışmalara burada devam edilecek. Tutulan binanın içine 63 kişilik bir tiyatro salonu, 120 kişilik bir dinleti ve konferans salonu bulunmaktadır.

Tiyatro sanatına, “Asiye nasıl kurtulur” (Asiye Nasıl Kurtulur?), “oyun nasıl oynanmalı” (Oyun Nasıl Oynanmalı?), “zengin mutfağı” (Zengin Mutfağı) ve “Almanya defteri” (Almanya Defteri) gibi sinemaya da uyarlanmış bir çok (birçok) önemli eseri kazandıran Vasıf Öngören ismi bundan böyle sanat merkezimizde yaşamaya devam edecektir. Vasıf Öngören’in kızı Aslı Öngören’in izniyle açılan Sanat Merkezimiz, sanatın bir çok (birçok) alanında hizmet vermeye devam edecektir.

Manisa Şehir Tiyatrosu’nun kurucusu ve devlet sanatçısı Turgay Tanülkü, İstanbul Tiyatrokare’nin yönetmeni, oyuncu Nedim Saban, İzmir Büyükşehir Belediyesi sanat danışmanı, yazar,yönetmen Haluk Işık, İstanbul’dan yönetmen, oyuncu Orhan Aydın, , Yazar, Akademisyen, Dr. Adnan Tönel, Bartın Bölge Tiyatrosu yönetmeni, drama lideri, yönetmen Zafer Gecegörür,Devlet Opera sanatçısı,Türkü yorumcusu, şan eğitmeni Ufuk Karakoç, Boğaziçi Gösteri Sanatları sanatçısı Fırat Güllü, Yazar Yönetmen BGST’nin kurucusu Ö.Faruk Kurhan, Bursa Mustafakemalpaşa Bölge Tiyatrosu yönetmeni Seçkin Kaymaz,Assitej Türkiye Merkezi genel sekreteri, Çoçuk (çocuk) hakları derneği genel sekreteri, Devlet sanatçısı M.Nurkut İlhan, Yenikapı Tiyatrosu yönetmeni Nazlı Masatçı, Yenikapı Tiyatrosu eğitmenleri Gözde Güldiken, Özlem Öztürk, Adnan Şahin ve Orçun Masatçı eğitmenlerimizden yalnızca bir kısmı.

Vasıf Öngören Sanat Merkezi projesi, İzmir Yenikapı Tiyatrosu tarafından oluşturulmuş ve onun girişimiyle kurulan “Tiyatro Sanatını Araştırma İnceleme Bilim Kültür Eğitim Derneği” (TİSAD) tarafından sonuçlandırılmıştır.

Sanat Merkezi 10-11 ekim’de (Ekim'de) açılış etkinlikleriyle hayatına başlayacaktır.

10 Ekim Cumartesi 19.00 – Açılış Kokteyli, eğitmenlerin tanıtımı
21.00 İstanbul Tiyatro Simurg “sözcükler can yücel’i özler” isimli tiyatro oyunu
11 Ekim Pazar 20.00 Vedat Sakman konseri

Açılış etkinlikleri ücretsiz olarak yapılacaktır. Önceden yer ayırtılması gerekmektedir.

Etkinlikler sanat merkezimizin Alsancak Kıbrıs şehitler (Şehitleri) caddesi (garanti banakası -Garanti Bankası- yanındaki sk.) 1483 sk. No:20 binasında yapılacaktır.

İletişim: 0 232 464 22 56 – yenikapi@gmail.com, bilgi@tiyatrookulu.org, www.tiyatrookulu.org

Tisad VASIF ÖNGÖREN SANAT MERKEZİ

***

Ayrıca bakınız: Yalan makinesi ve küfürbaz Mustafa Demirkanlı'nın sözde küfre karşı kampanyasına alet olanların imzaladıkları metni ve alet olanları teşhir ediyoruz!

Linç imzacıları listesi

Sadece emekçiler için sanat yapan sosyalist sanatçı Bulunmaz'ın, "resmi oyun yazarı" Haluk Işık'ı da ameliyat masasına yatırdığı videosunu izleyiniz!

Hilmi Bulunmaz, Mısır'ın Sharm in Sheikh kentinden sesleniyor! from BTV on Vimeo.

Yukarıdaki video, kötü bir görüntüye sahip. Ancak bu video, bir "radyo konuşması" gibi kabul edilip, görüntüsüz (de) izlenebilir. Mükemmelliyetçi olmamanın böyle dezavantajları da var. Bu görüntü bozukluğu nedeniyle, izleyicilerimden son derecede özür dilerim! (HB)

"facebook bataklığı" çalışıyor!

Facebook'da "Obama öldürülsün mü?" anketi


İnternet sosyalleşme sitesi Facebook'da ABD Başkanı Barack Obama'nın “ölümü” konusunda yapılan bir anket için soruşturma açıldı.ABD Başkanını korumakla görevli birimin yetkilileri, “Obama öldürülsün mü” sorusuna “Evet”, “Hayır”, “Belki” gibi cevapların verilebileceği anketi düzenleyenleri bulmak amacıyla soruşturma başlatıldığını belirtti.Birimin sözcüsü Malcolm Wiley, her ölüm tehdidinde olduğu gibi bu olay hakkında da soruşturma yürüttüklerini söyledi.

Sayfa kapatılmadan önce 750 kişinin ankete katıldığı bildirildi. Facebook’da genelde “nerede yemek yenilebileceği” veya “hangi filmin izlenmesinin tavsiye edildiği”nin sorulduğu anketler yayımlanıyor.

(Kaynak: Milliyet)

DEVLET TİYATROLARI / 1 from BTV on Vimeo.

DEVLET TİYATROLARI / 2 from BTV on Vimeo.

DEVLET TİYATROLARI / 3 from BTV on Vimeo.

DEVLET TİYATROLARI / 4 from BTV on Vimeo.

DEVLET TİYATROLARI / 5 from BTV on Vimeo.

Büktel, "KOD ADI KONGO" yanlışını düzeltiyor!

Coşkun Büktel


4. GÜNCELLEME 29 Eylül 2009, 15.30

DT DENEN GECEKONDUNUN MAĞRUR CAHİLLERİ, BU KEZ 4 GÜN SÜREN İNATLARINDAN YİNE SEVE SEVE VAZGEÇİP, "KOD ADI KONGO"YLA İLGİLİ SON DÜZELTME TALEBİMİZİ DE, AZ ÖNCE, YERİNE GETİRDİLER

"Kod Adı Kongo"nun bu yıl DT'de dünya prömiyeri yapacağına ilişkin yanlış ibare, DT'nin repertuar listesi'nden, az önce, nihayet silinerek, düzeltme yapılmış oldu.

Ama ne yazık ki, DT denen gecekondunun listeyi yapan mağrur cahilleri, düzeltme uyarısını yapanlara teşekkür etmek ya da günlerdir yanıltmakta oldukları okurlardan özür dilemek gibi uygarlık aşamalarına adım atmayı hâlâ inatla reddediyor; DT'nin ilkel husumetlerle yönetilen bir gecekondu olarak kalmasında ısrar ediyor; kısacası, bana adeta şu mesajı veriyorlar: "Bizi, bazı yanlışlarımızı düzeltmek zorunda bırakabilirsin ama, yontma taş devri inadımızı asla kıramaz, gecekondu alışkanlıklarımızın kökünü asla kazıyamaz, motoru kin ve kibir olan 'kafamızın' çalışma biçimini asla değiştiremezsin!"

DT denen gecekondunun hem mağrur hem cahil, hem kel hem fodul yetkililerinin yukarıda bir mealini aktardığımız geleneksel mesajını, hâlâ görülen lüzum üzerine, daha önce defalarca tekrarladığımız geleneksel uyarımızı bir kez daha tekrarlayarak cevaplıyoruz:

DT'nin ilgisiz ve bilgisiz yetkilileri, bundan sonra yapacağım uyarıların ardından, düzeltme yapmaya bir kez daha tenezzül ederlerse, bana teşekkür etmelerine yine gerek yok; ama okurlardan mutlaka özür dilemeliler. Geçen yılki ve geçen defaki gibi, düzeltmeyi sessizce yapıp okurları "eşşek", beni ise "yalancı" yerine koymamalılar. Yontma taş devrinin bir hayli geride kaldığının artık mutlaka farkına varmalılar.

CB. 29 Eylül 2009, 15.30



***


3. GÜNCELLEME 29 Eylül 2009, 00.30:

DT, SONUNDA, DÜZELTMEKLE BİTMEYECEK GİBİ GÖRÜNEN YANLIŞLARININ YANLIŞ OLARAK KALMASINA KARAR VERİP, DÜZELTME YAPMAKTAN VAZGEÇTİ

DT denen gecekondunun cahil ama mağrur yetkilileri, geçen yılki repertuar listesinde Falih Rıfkı Atay'ın "Çankaya" adlı eserini Refik Halid Karay'a maletmişlerdi. Uyardık.

Kimselere çaktırmadan da olsa, okurlardan özür dilemeksizin de olsa, uyarımıza teşekkür etmeksizin de olsa, okurları "eşşek" ve bizi "yalancı" yerine koyarak da olsa, düzeltme yapmışlardı.

Bu yılki repertuar listesinde, Sevim Burak'ın "İşte Baş İşte Gövde İşte Kanatlar" başlıklı oyununun "dünya prömiyeri"ni yapacaklarını ilan ediyorlardı. Oysa o oyunun dünya prömiyeri 1989-1991 yıllarında Bilsak Tiyatro Atölyesi tarafından zaten yapılmıştı. Uyardık.

Kimselere çaktırmadan da olsa, okurlardan özür dilemeksizin de olsa, uyarımıza teşekkür etmeksizin de olsa, okurları "eşşek" ve bizi "yalancı" yerine koyarak da olsa, yine düzeltme yaptılar.

Son olarak, listede ilan ettiklerinin tersine, Mürsel Yaylalı'nın "Kod Adı Kongo" adlı oyununun dünya prömiyerini yapamayacaklarını açıkladık. Çünkü, bu oyunun da 1999 yılında, Ankara'da Tiyat'rol Sahnesi'nde Dersu Yavuz Altun rejisiyle sahnelenerek, dünya prömiyeri zaten yapılmıştı. Aşağıdaki (daha önce iki kez güncellenmiş) haberimizde ayrıntıları okunacağı üzere, DT'nin bilgisiz ama "yetkili"lerini "Kod Adı Kongo"yla da ilgili düzeltme yapmaları için bir kez daha uyardık.

Aradan dört gün geçti...

Ama DT denen gecekondunun gecekondu olarak kalmasında ısrarlı ve kararlı görünen bilgisiz "yetkililer", Büktel tarafından sürekli olarak düzeltilmeyi kibirlerine yediremiyor olmalılar ki, Büktel'e (bir başka deyişle "belgelenmiş hakikate") kafa tutuyor ve bana adeta "Düzeltmiyoruz lan, düzeltmiyoruz işte! Yettin artık be! Düş yakamızdan!" diyorlar.

Hatasız bir liste yayınlamayı bile beceremeyen (sırtını devlete dayamış) bu mağrur cahiller; yazar Mürsel Yaylalı'nın izin verdiği, galasına katıldığı ve galasının bir DT sahnesinde yapıldığı "Kod Adı Kongo" adlı oyunun 1999 tarihli Dersu Yavuz Altun sahnelemesini yok sayıyor; bir başka deyişle, belgeli hakikate meydan okuyarak, "hayır efendim, bu oyunun dünya prömiyerini biz yapıyoruz!" diye böbürleniyor ve yayınladıkları dezenformatif repertuar listesiyle bu konuda halkı aldatmayı sürdürüyorlar.

DT denen gecekondunun bilgisiz ama "yetkili" mağrurları, halka ve hakikate daha ne kadar meydan okuyacak? Bizce, konuyu artık yalnızca Büktel değil, tüm tiyatroseverler, özellikle de başta "Kod Adı Kongo"nun yazarı Mürsel Yaylalı olmak üzere, "Kod Adı Kongo"nun 1999'daki gerçek dünya prömiyerine emek vermiş tiyatrocular, gün be gün izlemeli ve DT listesinde düzeltme yapılmadıkça, DT denen gecekondunun kel ve fodul mağrurlarından hesap sormayı asla bırakmamalılar.

Bu yazıyı hazırladıktan sonra, herhangi bir hata yapmış olmamak için "Kod Adı Kongo"yu 1999'da yönetmiş olan Dersu Yavuz Altun'u telefonla arayıp, yaptığı 1999 prodüksiyonu üzerine konuştuk. Konuşmanın sonunda sayın Altun'dan, bize telefonda anlattıklarını kısa bir internet mesajıyla özet olarak bile olsa, okurlarımıza da anlatmasını rica ettik. Sayın Altun bizi kırmadı. İşte mesajı:

kod adı kongo

to:

buktel@yahoo.com

From:

dersuya@yahoo.com.tr

Oyun, 1999 -2000 tiyatro sezonunda, Ankara’da profesyonel bir kadro tarafından sahnelenmiş, yine profesyonel bir tanıtımla, ( Gazete İlanı-Afiş-Eli İlanı vb) gişe açarak seyirciye ulaşmıştır.. Oyunun basın galası Ankara DT Küçük Tiyatro ’ da gerçekleşmiş, bu gösterime kalabalık bir seyirci topluluğuyla birlikte oyunun yazarı Mürsel Yaylalı’ da katılmıştır.

Programı (DT'nin yanlışlarla malûl repertuar listesi kastediliyor. CB) yapan kişiler, bu gösterimlerden haberli olmayabilirler. (Oyunun basın galasının yapıldığı binada çalışıyor olsalar da.) Ama bu bilgi kendilerine ulaştığı zaman yanlışlığı düzeltmeleri gerekir diye düşünüyorum. Bu yanlış duyuruda ısrar etmenin aklımızın ermediği başka bir gerekçesi yoksa tabii…

Saygılarımla..

Dersu Yavuz Altun

Yazımızın sonunda, DT denen gecekondunun hem mağrur hem cahil, hem kel hem fodul yetkililerine, geleneksel uyarımızı bir kez daha tekrarlıyoruz:


DT'nin ilgisiz ve bilgisiz yetkilileri, bu sonuncu uyarımdan sonra, DT listesinde düzeltme yapmaya bir kez daha tenezzül ederlerse, bana teşekkür etmelerine yine gerek yok; (isterlerse, Özgür Başkaya'ya ya da Dersu Yavuz Altun'a teşekkür edebilirler) ama okurlardan mutlaka özür dilemeliler. Geçen yılki ve geçen defaki gibi, düzeltmeyi sessizce yapıp okurları "eşşek", beni ise "yalancı" yerine koymamalılar. Yontma taş devrinin bir hayli geride kaldığının artık mutlaka farkına varmalılar.

CB. 29 Eylül 2009, 00.30


***


2. GÜNCELLEME 24 Eylül 2009, 20.40:

DT'NİN BU YILKİ REPERTUAR LİSTESİNDE "DÜNYA PRÖMİYERİ" İBARESİYLE YER ALAN OYUNLAR ARASINDA, ASLINDA DÜNYA PRÖMİYERİ OLMAYAN, DAHA ÖNCE OYNANMIŞ BİR OYUN DAHA VAR

Özgür Başkaya bugün beni telefonla arayıp, aşağıdaki haberim nedeniyle kutladıktan sonra, o habere bir katkı olarak, DT'nin repertuar listesindeki bir başka yanlışa dikkatimi çekti.

"Kod Adı Kongo" adlı oyunun da (tıpkı aşağıdaki haberimize konu olan "İşte Baş İşte Gövde İşte Kanatlar" adlı oyun gibi) DT listesinde "dünya prömiyeri" ibaresiyle yer aldığı halde, aslında, daha önce sahnelenmiş olduğunu bildiren Özgür Başkaya, bana aynen şöyle dedi:

"Mürsel Yaylalı'nın 'Kod Adı Kongo' adlı oyununu, ben, 1999 yılında, Dersu Yavuz Altun rejisiyle, Ankara'da Tiyat'rol Sahnesi'nde seyrettim."

Başkaya daha sonra, bana, "Kod Adı Kongo"nun Tiyatrol'de oynamasıyla ilgili Evrensel gazetesinde çıkmış 1999 tarihli bir haberin linkini de gönderdi.

Aşağıda önce o linki; daha sonra, insana ve nezaket gereklerine saygı göstermeyi kendine yakıştıramayan (hem mağrur hem cahil, hem kel hem fodul) DT yetkililerine, bu güne dek kulak asmadıkları halde, aynı uyarıyı bir kez daha tekrarlayacağız.

Evrensel'in 1999 tarihli haberi:

Ankara Tiyat'rol Sahnesi'nden yeni oyun

DT denen gecekondunun hem mağrur hem cahil, hem kel hem fodul yetkililerine, geleneksel uyarımızı bir kez daha tekrarlıyoruz:

DT'nin ilgisiz ve bilgisiz yetkilileri, bu sonuncu uyarımdan sonra, DT listesinde düzeltme yapmaya bir kez daha tenezzül ederlerse, bana teşekkür etmelerine yine gerek yok; (isterlerse, Özgür Başkaya'ya teşekkür edebilirler) ama okurlardan mutlaka özür dilemeliler. Geçen yılki ve geçen defaki gibi, düzeltmeyi sessizce yapıp okurları "eşşek", beni ise "yalancı" yerine koymamalılar. Yontma taş devrinin bir hayli geride kaldığının artık mutlaka farkına varmalılar.


***


GÜNCELLEME 23 Eylül 2009:

Cehaletin, kabalığın, insana saygısızlığın ve nezaketsizliğin tapınağı yapılmaya çalışılan DT adlı gecekondunun pejmurde "yetkilileri" aşağıdaki yazımızda gösterdiğimiz hatayı yayınımızdan 20 saat kadar sonra, nihayet düzeltmişler. Ama, hem çok cahil, hem de (sırtlarını devlete dayadıkları için) çok mağrur oldukları ve okurlardan özür dileyecek kadar alçalamayacakları(!) için, yazımızın sonundaki "NOT" bölümünde yer alan uyarıya, bu yıl da kulak asmamışlar.
Madem o kadar mağrursunuz, gücünüz yetiyorsa, bir yıl da hatasız bir liste yayınlamayı başarın da görelim.


Sırtlarını devlete dayamış bu mağrur cahillere kim olduklarını bir kez daha hatırlatmak için, o uyarıyı, bir kez daha gözlerine sokuyoruz:

NOT: DT'nin ilgisiz ve bilgisiz yetkilileri, bu uyarımdan sonra düzeltme yapmaya tenezzül ederlerse, bana teşekkür etmelerine gerek yok, okurlardan özür dilesinler yeter. Geçen yılki gibi, düzeltmeyi sessizce yapıp okurları "eşşek", beni ise "yalancı" yerine koymasınlar, yeter.


***


Lemi Bilgin ve Ertuğrul Günay, "Theope"yi aforoz etme inadını/ihanetini vandalca sürdürüyorlar hâlâ

DT'NİN YENİ SEZON OYUNLARI LİSTESİNDE YENİ SEZON YANLIŞLARI


22 Eylül 2009, 13.45

DT'nin geçen sezon yayınladığı listede Falih Rıfkı Atay'ın o çok ünlü "Çankaya" adlı eserini Refik Halit Karay'a mal ettiğini, "Çankaya"nın yazarı olarak Refik Halit Karay'ı gösterdiğini yazmıştık. (Bakınız:
"DT'nin son ihanet belgesi: 2008-2009 repertuarı") Yazmıştık derken, benden ve Bulunmaz'dan başka hiç kimse yazmamış, bizim yazdıklarımızı ise bizimkilerden başka hiçbir tiyatro sitesi yayınlamamıştı. Yani hiçbir tiyatro yayıncısı, iktidara ödünsüz, okurlara saygılı, erdemli ve dürüst yayıncılık adına, DT ve kültür bakanlığı ile ilişkisini bozmaya yanaşmamıştı. (Güya "temiz tiyatro" adına bizi linç etmeye çalışan bu tür "temiz" yayıncılar, "yalaya, yalaya" temizlikten yana oldukları için, "yalamayan" Bulunmaz ve Büktel hakkında iftira kampanyaları bile düzenlediler. Bakınız: "Linç imzacısı alçakların listesi")

DT yetkilileri o yüzden çok rahatlar. Nasılsa yanlışlara kimse aldırmıyor, aldıranları ise binlerce "yalaka" linç etmeye kalkıyor diye; DT yetkilileri gözlerini kapıyor işlerini yapıyor ve yaparken gözlerini dört açıp araştırmak, soruşturmak gibi "ekstra" külfetlere girmeye hiç gerek duymuyorlar. Alt tarafı tiyatro değil mi? Salla gitsin!...

Aşağıda, DT'nin bu yılki listesinde yer alan yanlışları aktarıyor, en aşağıda ise, bu yılki listeye link veriyoruz:

DT'nin ilgisiz ve bilgisiz "yetkili"leri Bilsak Tiyatro Atölyesi'nde 1989-1991'de sahnelenen "İşte Baş İşte Gövde İşte Kanatlar" sahnelemesinden habersiz oldukları için, bu yıl kendi listelerine aldıkları bu oyunun "Dünya prömiyeri" yapacağını yazmışlar. DT'nin bu ilgisiz/bilgisiz ama "yetkili" kişileri, maaşlarını "doğal hakları" olarak gördüklerinden, maaşlarını hak etmek için bir şey yapmak zorunda olmadıklarını düşünmüş olmalılar ki, "İşte Baş İşte Gövde İşte Kanatlar" hakkında, basit bir google araştırması bile yapmak gereğini hissetmeksizin, "İlk kez sahne ışıklarına çıkıyor (Dünya Prömiyeri)" diye "sallamış", bu palavrayı listelerine yazmaktan sakınmamışlar.

Bilsak'ta bu oyunun iki yıl boyunca sahnelendiğini pek çok kişi biliyor ama nedense DT'nin kocaman bir gecekondu olduğunu kanıtlayan bu tür ilkelliklerini (Bakınız: "Çankaya", "Ölüleri Gömün skandalı", "Theope skandalı") genel müdür Lemi Bilgin ile kültür bakanı Ertuğrul Günay'ın yüzüne vurmaya, koskoca Türk tiyatrosunda, Feridun Çetinkaya, Hilmi Bulunmaz ya da Coşkun Büktel'den başka hiç kimse cesaret edemiyor.

Çünkü, kravat takmaktan fazla kültürel etkinliği bulunmayan bu sözüm ona "kültür yetkilileri", ellerindeki (asla hak etmedikleri) bürokratik yetkileri, kendilerini eleştirenlere karşı kullanmaktan ve ortaçağ yobazları gibi davranarak "Theope" yazarı Büktel'i bile aforoz etmekten çekinmiyorlar. (Bakınız: "Ölüleri Gömün skandalı", "Theope skandalı")

Lemi Bilgin ile Ertuğrul Günay'ı eleştiriyorsanız,
Theope yazmış bile olsanız DT listelerinde sittin sene yer alamıyorsunuz; ama eleştirmiyor (hele de eleştirenlere karşı iftira bildirisi imzalayan linççi Salieri'ler arasına katılıyorsanız, bir de üstüne üstlük Coşkun Büktel'e karşı yazı yazıp ona karşı belge soğukluğundan malul olduğunuzu kanıtlayan abuk sabuk suçlamalar yöneltiyorsanız) oyunlarınız ne kadar berbat olursa olsun, kendi ifadesiyle "en çok yasaklanan" oyun yazarı Haluk Işık bile olsanız, bu listeye girebiliyorsunuz.

DT'nin bu yıl açıkladığı listede yer alan "hepsi de yerli" oyunlar arasında "Theope"den daha iyileri varsa, o oyunların yazarlarını tebrik ediyor; diğer yazarlar için ise, "Theope" gibi bir oyunun gelmiş geçmiş tüm DT yöneticileri ve kültür bakanlarınca sürdürülmekte olan 20 yıllık aforozuna ve DT'de hiç oynanmamış olmasına sessiz kalmanın ödülü olacak bu sahnelemelerin bol kazançlı olmasını temenni ediyor;

bu vesileyle tüm tiyatroculara ve tiyatroseverlere
"Utanma Eşiği" başlıklı yazımı bir kez daha okumalarını öneriyorum!

CB

NOT: DT'nin ilgisiz ve bilgisiz yetkilileri, bu uyarımdan sonra düzeltme yapmaya tenezzül ederlerse, bana teşekkür etmelerine gerek yok, okurlardan özür dilesinler yeter. Geçen yılki gibi, düzeltmeyi sessizce yapıp okurları "eşşek", beni ise "yalancı" yerine koymasınlar, yeter.
(22 Eylül 2009, 13.45)


DT'NİN 2009/2010 OYUNLAR LİSTESİ

28 Eylül 2009 Pazartesi

Aşağıdaki videoyla ilgili açıklama yapılacak!

Untitled from BTV on Vimeo.

Mısır'ın başkenti Kahire'deki bir papirüs mağazası from BTV on Vimeo.

LİNÇÇİLER İŞ BAŞINDA!

...................YENİDEN!
Ertuğrul Timur, Editoryal
Ömer F. Kurhan, Editoryal
YAZARLAR (Alfabetik)
Adnan Tönel
Ali Nihat Yavşan
Altan Karındaş
Aydan bol
Azade Kucukaycan
Bülent Sezgin
Ebru Saçar
Ertuğrul Timur
Fırat Güllü
Gülay Çıtak
Gülüm Pekcan
Hakan Urcu
Hakan Yozcu
Haluk Işık
Hasan Hüseyin Karabağ
Hülya Karakaş
Handan Ekici Çapanoğlu
Kaan Erkam
Kemal Oruç
Mahmut H. Kısakürek
Mehmet Nurkut Ilhan
Mehmet Tekkanat
Nedim Saban
Orçun Masatçı
Orhan Aydın
Ömer F. Kurhan
R.Onur Duru
Suat Başkır
Tülay Çellek
Uğur İpek
Üstün Akmen
Volkan Çağlayan
Zafer Gecegörür
BÖLGE İL SORUMLULARI
ANKARA
Mehmet Nurkut İlhan
R.Onur Duru
Ebru Saçar
Güneş Çakmakoğlu
İZMİR
Uğur İpek
Ahmet Akdeniz
Orçun Masatçı
Orkun Kocabıyıkoğlu
Adnan Şahin
Gözde Güldiken
İzmit
İsa Karslı
Ersin çakmak
Diyarbakır
Handan Ekici
Çanakkale
Aslı Burcu Ok
Trabzon
Hakan Urcu
Mersin
Mehmet Tekkanat
GENÇLİK KADROSU
Ayça Yaşıt
Beste Yücel
Eda Atalay
Elif Çetinkaya
Deren Soykan
Duygu Gülçiçeği
Duygu Usanmaz
Merve Kalınbacak
Merve Kocakuşaklı
Sabiha Topallar
Sıla İlyasoğulları
Zülâl Arslan
LİSE TİYATROLARI
Merve Kocakuşaklı İstanbul (Genel)
Beste Yücel İzmir (Genel)
ÜNİVERSİTE SORUMLULARI
Mustafa Sırkıntı, Ege Üniveristesi (sorumlu) / İzmir ve Türkiye üniversiteleri (koordinasyon)
Hasan Basri Özcan / Dokuzeylül Üniversitesi
Ahmet Akdeniz / Dokuzeylül Üniversitesi
Ezgi çetin, Ege Üniversitesi Temsilcisi
Özgün Kaplama, Beykent ÜniversitesiTamer
Serkan Subaşı, Maltepe Üniversitesi
Samet Caliskan, Uludağ Üniversitesi Sorumlusu
Fatih Pazvantoglu, Eskişehir Üniversiteler Sorumlusu
Elif Çetinkaya, Bahçeşehir Üniversitesi
Cengiz Eşiyok, Kocaeli Güzel Sanatlar
Duygu Usanmaz, Deren Soykan, GS Üniversitesi Temsilcisi
Isa Karsli, Tiyatro Eğitim Araştırmaları - Bakü Üniversitesi
FOTOĞRAF
Tuna Güngör
İLLÜSTRASYON
Emrah Çıldır
MİZAH
Ömür Kurum, Mizah Sayfaları
60'ı aşkın gönüllü kadronun katkısı, 600 abone üyenin desteğiyle
yakında yeniden!..
.
***
.
.

Süveyş kanalının altına girip dışarı çıktığımız süreç ve... from BTV on Vimeo.

Büktel ile Bulunmaz'ın ifade olanaklarını imha etmek için Demirkanlı'nın başlattığı LİNÇ KAMPANYASIna asla imza vermeyen Erbil Göktaş'ı tanıtıyoruz!

Türkiye tiyatrosunun aydınlanması için savaşım veren demokrat sanatçı Erbil Göktaş, sosyalist kimlikli tiyatro sanatçıları Orhan Kazbek'le Hilmi Bulunmaz'ın arasında; 1 Mayıs afişinin önünde (Foto: Cemal Bulunmaz)


Sosyalist sanatçılar Kazbek'le Bulunmaz'ın arasında poz veren Erbil Göktaş, 1964 yılında Yatağan, Muğla'da dünyaya geldi. 1983 - 1999 yıllarında Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Tiyatro - Dramatik Yazarlık Bölümü'nü bitirerek, aynı üniversitenin Sosyal Bilimler Enstitüsü'nde yüksek lisans ve doktorasını tamamladı.

Aynı zamanda şair olan Göktaş, 1991 yılında, Varlık Dergisi'nin açtığı "1000. Sayı Gençlik Ödülleri"nde "Şiir Başarı Ödülü"nü kazanıp, aynı yıl Fırat Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'ne Okutman olarak atanmasının hemen ardından, yine aynı yıl, Atatürk Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi'nde yeni kurulan Tiyatro Bölümü'ne Araştırma Görevlisi olarak atandı.


1992 / 95 yıllarında, TRT Erzurum Radyosu'ndaki "Aile Saati" programı kapsamında yüz bölümün üzerinde eğitsel dizi dramalar, dizi skeçler, gençlik ve çocuk dizileri yazıp yönetmenlik çalışmalarında bulundu. Ayrıca, TRT İstanbul Radyosu'nda çeşitli oyun ve skeçleri yayınlandı.

Eşi Sema Göktaş'la birlikte yazdıkları Bir Oidipus Hikâyesi adlı senaryo, 1994 yılında "5. Arıburnu Kısa Metrajlı Film Senaryosu Jüri Özel Ödülü"nü kazandı. Yine Sema Göktaş'la birlikte yazdığı Büyülü Göl adlı çocuk oyunu, İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatroları'nda 1995 / 96 ve 1996 / 97 sezonunda Can Doğan'ın yönetmenliğinde sahnelendi.

1997 yılında, Erzurum Akademik Araştırmalar Yayınevi tarafından Yararlı Oyuncaklar adlı çocuk oyunu yayınlandı. 1999 yılındaysa, Atatürk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sahne Sanatları Bölümü'ne Yardımcı Doçent ve Bölüm Başkanı olarak atandı.

24 Eylül 2001 tarihinde, Kocaeli Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'ne, Ocak 2002'deyse Tiyatro Etkinlikleri Birimi Müdürlüğü'ne atandı. Bu arada, 24 Kasım 2001'de KASAİD (Kadının Sosyal Hayatını Araştırma ve İnceleme Derneği) tarafından Ankara'da düzenlenen "6. Kadın Oyunları ve Öyküleri Yarışması"nda öykü dalında özendirme ödülü kazandı. Ödül aldığı öyküsü diğer ödüllü öykülerle birlikte 2002 yılında KASAİD Yayınları tarafından kitaplaştırıldı.

Sanat dergilerinde şiir ve öykülerinin yanı sıra, yine sanat ve bilim dergilerinde pek çok makale, eleştiri, söyleşi ve yazıları yayınlandı.

Tüm yukarıda saydıklarımızla birlikte, 1980'li yıllardan günümüze, resmi ve özel tiyatro topluluklarında hem kendi yazdığı, hem de diğer Türkiyeli yazarların oyunlarıyla birlikte yirmi civarında oyun sergiledi.

***

Ayrıca bakınız: Yalan makinesi ve küfürbaz Mustafa Demirkanlı'nın sözde küfre karşı kampanyasına alet olanların imzaladıkları metni ve alet olanları teşhir ediyoruz!

Linç imzacıları listesi

Finans kapital de tanıtımlarını bize gönderiyor!

Akbank Çağdaş Sanat Haritası


Akbank Sanat; Akbank Çağdaş Sanat Haritası ile İstanbul'un çağdaş ve güncel sergilerinin yer aldığı tüm sanat kurumlarının, müzelerinin ve galerilerinin sergi takviminin basılması ve internetten yayınlanması projesini hayata geçirerek bir ilki gerçekleştirdi.

Eylül-Ekim 2009 tarihli ilk sayısı ile sanatseverlerin beğenisine sunulan Akbank Çağdaş Sanat Haritası sürekli güncellenerek şehrin farklı merkezlerinden ücretsiz olarak dağıtılacak. İstanbul'daki çağdaş sanat kurumları, müzeler ve galerileri tek adreste biraraya getiren Akbank Çağdaş Sanat Haritası, ayrıca internet ortamında da (www.akbanksanatharitasi.com) sanatseverlerin kullanımına sunuldu.

Bu ay hangi adreste hangi sanat etkinliği olduğunu görmek ve bu etkinlikleri paylaşmak için tıklayınız.

www.akbanksanatharitasi.com

Midi'den Bulunmaz'a mektup

Merhaba Hilmi

Ekte, geçen hafta burada eşim Heidi'yle yaşadığımız bir akşamı aktarmak istiyorum sana; değişik şeylerin ilgini çektiğini bildiğimden.

İyi bak kendine; görüşmek üzere.

Midi



***


Ich höre dein Gebet/Senin duanı dinliyorum


Midi Mermer
28 Eylül 2009


İsviçre'nin St. Gallen kentinde bulunan St. Gallen Kilisesi'nin geçmişi, gerçi 1300-1400 yıl geriye gidiyor; ama sanıyorum bu kilise, bahçesinde dün akşam gerçeklesen olaya benim gibi ilk kez şahit olmuştur. Bundan 15-20 yıl öncesine kadar St.Gallen'de kimsenin hayal bile edemiyeceği bir olaydı bu.

Geniş bir organize komitesiyle, St. Gallen'de yaşayan her inançtan insanın katıldığı, dinler arası bir alışveriş akşamı düzenlendi. Kilisenin bahçesine kurulan sahnede vali, belediye başkanı ve iç işleri bakanından başka, diğer tüm dinlerden gelen büyük-küçük, kadın-erkek yüzlerce insanın katılmasıyla renk cümbüşüne dönüşmüştü âdeta. Her grup, birbiri ardından kendi inançlarına dayanarak ibâdetlerini yapıyorlar; diğerleri de bunu dinliyorlardı. Sıra Müslümanlara gelince, iki hoca ezanı iki sesli bir şekilde okudular ve ziyaretçiler tarafından alkışlandılar. Ayrıca bir grup (Arnavut, Makedonyalı ve Türkiyeli) çocuk, bilemiyorum hangi dua, ama bir duayı İngilizce çevirip, besteleyerek şarkı şeklinde sundular:

"Thank you very much ooo Allah, I love you very much ooo Allah!"

İşin ilginç yanı, o gün Ramazan'ın son günüydü. Eğlencenin sonunda, çocuklar kilisenin avlusundaki bu şölene katılan yüzlerce kişiye hurma ve su dağıttılar, birlikte iftar zamanı beklendi ve hep birlikte (Hiristiyan, Müslüman, Budist, Hindu ve daha bir çok diğer dinler) oruç açıldı.

Daha sonra bu kalabalık, Müslümanlar tarafından, Pfalzkeller denilen, şehrin en ayrıcalıklı eğlencelerin yapıldığı yerde akşam yemeğine davet edildi. Gerçi Pfalzkeller'e, alabileceğinden üç misli fazla misafir gelmişti, ama bu durum hiç kimseyi rahatsız etmiyordu. Önce namaz kılmak isteyenler arka tarafta bir imam eşliğinde namazlarını kıldılar ve daha sonra da hep birlikte yemek yenildi. Öylesine kalabalıktı ki Pfalzkeller, bizler gibi çoğu kişi dğ tabaklarını dizlerine alıp, merdiven basamaklarına oturarak yediler yemeklerini.

Benim dinle aşırı bağlarım yok; olmadı da. Eşim Heidi de öyle. Ve dinler belli amaçlara alet edilmedikleri sürece ve insanlara, birey olarak, güç verdikleri sürece, bir sorun görmüyoruz. Ne yazık ki geçmise baktığımızda, dinler genellikle amaçlara araç olarak kullanılmaktan kurtulamadılar.

Ama gene de böylesi bir akşam bizleri son derece mutlu etti. Bir ara sahnede konuşan birinin söylediklerini yabana atmak hiç de kolay değildi. "Eğer dünyada barış istiyorsak, bütün dinlere çok büyük bir görev düşüyor bu konuda" diyordu. "Ve bizler eğer bu akşam bunca dini bir araya getirebiliyor, birbirimizin dualarını dinleyebiliyorsak, bu konuda büyük bir adım atmış sayılırız. Bundan sonraki hedef, bunun daha uzaklara taşınması olmalıdır" diyordu.


***


www.fotograf-schaer.ch/galerie_02.htm

Not: Pfalzkellerıin nasıl olduğunu merak edenler yukarda verdiğim linke girip bakabilirler. Sayfayı açtıktan sonra, mause'la beraber sol taraftaki küçük resimlerin üzerine gidildiğinde, aynı resim sağ tarafta büyük formatta görülüyor. En ilginç olanı da en yukarıdaki iki resim. Pfalzkeller yeraltında olduğundan, kullanılmadığında girişi kapatılıyor. Mouse'u en yukarıdaki bu iki resmin arasında biraz hızlıca hareket ettirirseniz, bu yeraltı mahzeninin nasıl açılıp kapandığını görebilirsiniz.

Barışa giden yol nereden geçerse geçsin, denenmeden reddedilmemeli bence!

Türkiye tiyatrosunu sağa çark ettirmek için Demirkanlı'nın başlattığı LİNÇ KAMPANYASIna asla imza vermeyen onurlu insan Özgür Başkaya'dan mektup var!

1. ENTERNASYONAL 145 YAŞINDA


28 eylül 1864 tarihinde İşçi Sınıfının İlk Uluslararası Mücadele Örgütü: 1. ENTERNASYONAL hayata geçirildi.

145 yıl önce insanlığın kurtuluşuna çabalayanların tümünü Karl Marks'ın şahsında selamlıyoruz.

www.ozgurtiyatro.org
Özgür Başkaya
0505 586 32 49


***

Ayrıca bakınız: Yalan makinesi ve küfürbaz Mustafa Demirkanlı'nın sözde küfre karşı kampanyasına alet olanların imzaladıkları metni ve alet olanları teşhir ediyoruz!

Linç imzacıları listesi

27 Eylül 2009 Pazar

Büktel'le Bulunmaz'ın gerçekçi ve sosyalist sanatsal mücadelesini engellemek için Demirkanlı'nın başlattığı LİNÇ KAMPANYASIna kesinlikle imza vermeyen

ÖZGÜR TİYATRO
BATIKENT EMEK VE BARIŞ FESTİVALİ'NDE

EMPERYALİZME, GERİCİLİĞE, SAVAŞA VE YOKSULLUĞA KARŞI 2. BATIKENT EMEK VE BARIŞ FESTİVALİ BAŞLIYOR
.
ÖZGÜR TİYATRO, BATIKENT EMEK VE BARIŞ FESTİVALİ'NDE, FESTİVALİ DESTEKLEYEN KURULUŞLAR ARASINDA YER ALIYOR

29 Eylül 2009 Salı
Şiir Dinletisi: Taranta Babu'ya Mektuplar / Özgür Tiyatro
Saat: 18:30
Yer: Batıkent Metro Son Durak
.
4 Ekim 2009 Pazar
Halk Şenliği
Şenliği, Özgür Tiyatro Genel Yönetmeni Özgür Başkaya sunacaktır.
.
Özgür Başkaya
0505 586 32 49
.
***
.
.

Bulunmaz'ın çektiği fotoğraflar fotokritik'te!

Bir genç kız, atalarının izini arıyor!


Birçok ülkeyi gezmeme, hattâ bazılarını defalarca gezmeme karşın, görmek isteyip de bir türlü gidemediğim Mısır'a, bu "Şeker Bayramı" sayesinde gidebildim.

Işık içinde yatsın babam, sürekli olarak bizim Arap olduğumuzu, Mısır'dan geldiğimizi ve hattâ orada topraklarımız bulunduğunu belirtiyordu. Kulaklarımıza doldurulan bu "söylence" nedeniyle, kendimizi Mısırlı gibi algılamaya başlamıştık. İşte bu nedenle, uzun yıllardır Mısır'a gitmeyi arzu ediyordum.

Eşim ve kızımın ısrar ve inatlarına fazla karşı çıkmayıp, Mısır'a gitmek için yola çıktım. İyi ki çıkmışım...

Yukarıdaki fotoğrafta küçücük bir parçası bulunan kişi, benim kızım Cemre Eylül Bulunmaz. Atalarının ayak izlerine meraklı olan Eylül, büyük bir dikkat ve ilgiyle gezdiği Mısır'dan yüklü hatıralarla döndü. Bana da fotoğraf çekmek düştü...

Hilmi Bulunmaz

(Kaynak: fotokritik)

***

Hilmi Bulunmaz'ın fotokritik'teki fotoğraflarına bakınız:
Suyun imgesi kendisindedir
Direngen ışığın ıslak umudu
Hüzünlü Ayasofya
Hüzünlü Sultanahmet
Işık ağacı
Çocukluğumun ayak izlerini gizleyen camii
Kendi rengini taşıyan çiçek
Kuş yağmuru
Güneş açan çiçek
Otoportre
Bahçemde açan resimler
Ateşin dondurduğu hayatlar
Yüreğimi serinleten şelale
Somutu soyutlamak
şiir yazdıran adam
St. Gallen göğündeki yapay yıldızlar
İsa da bir insan!
Zamanı donduran el
Ho Amca'yı seven Sultanahmetli
Ekmek parası için çölü teriyle sulayan insanlar!
Bir genç kız, atalarının izini arıyor!