31 Aralık 2009 Perşembe

İftiracı, linççi ve sansürcü tiyatro yayıncısının pişkini, "Bahar temizliği" yapar kış günü...

Son derecede gönül rahatlığıyla "karınca yazar" lakabını taktığım Feridun Çetinkaya'nın kaleme aldığı bu müthiş yazıyı okumayanlar, Türkiye tiyatro dünyasının kaç bucak olduğunu anlayamayacakları gibi, tiyatro dünyasının 2010 yılına asla girmiş sayılmazlar:

"İftiracı ve sansürcü Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin baş destekçileri Lemi Bilgin ve Ayşenil Şamlıoğlu'na Demirkanlı'nın bulaştırdığı kara leke bir "Bahar temizliği"yle alınlarından silinebilir mi?"

Topluma sunabileceği içsel güzelliği bulunmayan kaçkınlar, dışsal güzellikleriyle facebook âlemine iltica edip, facebook bataklığını tahkim ediyorlar!

facebook, bataklık olmayı sürdürüyor hâlâ!

(Kaynak: Milliyet)

Ayrıca bakınız: Bir iftiranın bataklık anatomisi!

Mustafa Tuna ile sohbet from BTV on Vimeo.

İSVİÇRE MEKTUBU

Sosyolog Jean Ziegler tarafından yazılan Batı'ya Duyulan Nefret adlı kitabı okuyuncaya kadar çok şey bildiğimi sanıyordum; yanılmışım meğer!


Midi Mermer
1 Ocak 2010


Dünyada ne kadar çok haksızlığın olduğunu, parababalarının ikinci ve üçüncü dünya ülkelerini nasıl sömürdüklerini ve bu sömürülerini arttırarak devam ettirebilmek için başvurdukları yöntemlerin tümünü bildiğimi sanıyordum. Bu konuda ne kadar az şey biliyormuşum meğer. Teşekkür ederim sana, Jean Ziegler, benim daha çok şey öğrenmeme neden olduğun için!

Jean Ziegler, uzun yıllar İsviçre'nin Sosyal Demokrat Partisi'nde milletvekilliği yapmış bir sosyolog. Ziegler'in en son yazdığı kitabın adı; "Der Hass auf den Westen = Batı'ya Duyulan Nefret". Eşim Heidi, "Bana yaşgünümde verebileceğiniz önemli hediyelerden biri!" demişti, yaşgününe bir-iki hafta kala, bu kitapla ilgili olarak. Ve eşimin önemli bir hediye olarak nitelediği bu kitabı, çocuklarım ona yaşgününde hediye etme inceliğini gösterdiler. Ben de eşime gösterilen bu incelik sayesinde, bu önemli kitabı okuma olanağı buldum.

Jean Ziegler, kitabında, öncelikle psikolojik olarak insanların beyinlerindeki hatırlama ve buna bağlı olarak bilinç oluşturma durumunu teorize ediyor. Bu tezden yola çıkarak, genellikle Güney Yarıküre'deki ülkelerde yaşayan insanların tarihsel süreçte "Batı"ya karşı düşünce yapılarının nasıl değişerek oluştuğunu, gayet rahat anlaşılır bir şekilde gözler önüne seriyor.

Jean Zieglier, kölelik döneminden başlayarak, endüstri ülkelerinin bu ülkelerdeki insanlara nasıl davrandıklarını, kaç milyon insanın herhangi bir eşya gibi gemilere doldurularak, hangi şartlar altında taşınıp, okyanus ötesi ülkelerin pazarlarında hangi şartlarda satıldıklarını ve bu insanların, daha sonra hangi şartlar altında çalıştıklarını, hiçbir otosansür başvurmadan anlatıyor.

Daha sonra kolonyal döneme gelindiğinde, sömürünün nasıl şekil değiştirip, artış hızının sürekli yükselerek günümüze kadar nasıl organize edildiğini belgelere dayanarak, isim vererek, yadsınamayacak bir şekilde anlatıyor. Ziegler'in, Nijerya'dan verdiği örnekleri okurken, içimden yükselen "nefret"i, aynı tazeliğiyle hâlâ içimde hissediyorum.

Kitabın son bölümünde Güney Amerika'ya gidiyor Jean Ziegler; zaman çarkını da biraz geriye döndürerek. "Güney Amerika'nın bulunuşu"nda orada kimlerin, nasıl yaşadıklarını, İspanyol'ların oraya nasıl varıp, oradaki insanlara ne şekilde davrandıklarını; altın, gümüş ve başka değerli yeraltı zenginliklerini çalışlarını meşrulaştırabilmek için hangi yöntemlere başvurduklarını, bunun için de orada yaşayan kültürleri hemen hemen yeryüzünden nasıl sildiklerini çok açık bir şekilde sunuyor okuyucuya.

Böyle bir kitabın sadece vitrinleri süslemesine asla razı olamadım. Dün, bu kitabı satın aldığım aynı kitapçıya tekrar giderek, bu kitabın aynısından iki tane daha satın aldım. Amacım, bu iki kitabı iki ayrı yönde seyahate göndermek. Farklı ortamlardaki iki farklı arkadaşıma bu kitapları hediye ederek, onların da bu kitabı okumalarını ve okuduktan sonra yine bu kitapları kendi arkadaşlarına vererek, bu kitapların mümkün olduğunca çok sayıda insanın elinden ve beyninden geçmesine yardımcı olmaları. Bakalım nereye kadar ulaşacak bu kitapların serüveni; içine yazılmış hangi notlarla ve sayfaları ıslatmış hangi gözyaşlarıyla, ne zaman bana geri dönecekler? Dileğim, bu kitapların asla bana geri dönmemeleri, hep elden ele geçip dünya döndükçe seyahatlerine devam etmeleri.

Türkiye tiyatrosunu düşürüldüğü bataklıktan daha berbat bataklıklara düşürmek isteyenlerden Metin Boran'ın yazısını ve bu yazının "açılımını" okuyunuz

Türkiye tiyatrosundaki kirliliğin ulaştığı boyutu görüp, bu kirliliğin oluşturduğu küf kokusunun burun direklerinizi sızlatmasını test edebilmek için, Tiyatro Eleştirmenleri Birliği (TEB) Genel Sekreteri, Evrensel gazetesi tiyatro yazarı, bir üniversitenin tiyatro bölümünde öğretim görevlisi, üstüne üstlük "Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü'nden mezun" LİNÇÇİ Metin Boran'ın kaleme aldığı özensizlik abidesi "Ali Taygun'a Saygı" başlıklı yazıyı anlaşılır kılan bu sunumu mutlaka, ama mutlaka okuyunuz:

Tiyatro Eleştirmenleri Birliği Genel Sekreteri, Evrensel gazetesi yazarı LİNÇÇİ Metin Boran, LİNÇÇİ tiyatrodunyasi.com'daki yazısına özen göstermiyor!

Ahmet Şimşek atölyesi (Kuyumcukent) from BTV on Vimeo.

FERİDUN ÇETİNKAYA ÇALIŞIYOR!

MUTLAKA, AMA MUTLAKA YÜKSEK SESLE VE KREŞENDO YAPARAK OKUNMASI GEREKEN ÇOK ÖNEMLİ VE KALICI ETKİ BIRAKACAK GERÇEKÇİ BİR YAZI:

Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Lemi Bilgin istifa etmelidir

Sultanahmet parkında türkü söyleyen papağanlar! from BTV on Vimeo.

rüzgârda kırılacak şemsiyeler iste benden

büyük fırtınalar ülkesinin kül renkli sabahlarına tutsak adam
yılgınlığın çılgın yığıntılarından sıyrıl artık
kendine gel
rüzgârda kırılacak şemsiyeler iste benden
yangında yakılacak kitaplar
dağların gizil renkli düşlerinde yosun tutmuş hâtıralar iste
benden mutlaka kendine ait bir şeyler iste
yoruldum artık sana ait olan emanetleri taşımaktan

benden
rüzgârda kırılacak şemsiyeler
yangında yakılacak kitaplar
ve dağların gizil renkli düşlerinde yosun tutmuş hâtıralar istemesini istediğim adam
yollar senin ayak seslerini
dağlar sınırsız kahkahanın tınısını dinlemek istiyor
gözler tuz renkli umut istiyor senden
senin için
sadece senin için istiyor

hilmi bulunmaz
28 aralık 2009
"Tiyatronun Derdi Ne?" adlı panelden izlenimler


LİNÇÇİ Bülent Sezgin
02 Nisan 2007


Tiyatro DOT, 27 Mart haftasında tiyatro ve gösteri sanatları alanıyla ilgili bir dizi panel etkinliği gerçekleştirdi. 27 Mart 2007 günü katıldığım panelin konusu, “Tiyatronun Derdi Ne?” idi. Başlık ve katılımcılar ilgimi çekmiş olacak ki, kamuya açık olan bu panele seyirci olarak ben de katıldım. Panelin moderatörü, tiyatrocu LİNÇÇİ Kerem Kurdoğlu idi. Konuşmacı olarak ise, gazeteci Perihan Mağden, reklâm ve sinema yönetmeni Ezel Akay ve kendisini ‘sadık bir tiyatro seyircisi’ olarak niteleyen Melih Anık çağrılmıştı. Panele yaklaşık 60 kişi katıldı. Konuşmacıların ve moderatörün tümünün ortak özelliği, hayatlarının belirli döneminde (80’li yıllarda) LİNÇÇİ Boğaziçi Üniversitesi (Oyun'un notu: Bakınız; Boğaziçi Üniversitesi otağındaki LİNÇÇİLER: BGST Dansçıları, BGST Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu, Boğaziçi Üniversitesi Oyuncuları, BÜFK Boğaziçi Üniversitesi Folklor Kulübü, Tiyatro Boğaziçi) ve Robert Kolej’de aktif olarak tiyatro yapmış olmalarıydı. Fakat üç konuşmacı da, şu an bulundukları nokta itibariyle tiyatro üreticisi olmayan kişilerdi. Tiyatro ile pratik olarak ilişkilenen tek kişi LİNÇÇİ Kerem Kurdoğlu idi. Moderatör, kısa bir açılış konuşmasında sonra tartışma çerçevesi olarak şu soruları ortaya koydu: “Tiyatroya yönelik gerçekten bir ilgisizlik var mı? Tiyatro bu ilgisizliği hak ediyor mu? Bu ilgisizliğin nedenleri nelerdir? Ve sorunları aşma adına ne gibi çözüm önerileriniz var?”

Panelde ilk konuşmayı, geçtiğimiz senelerde yazdığı bir yazı üzerine tiyatro camiasından büyük tepki alan ve tiyatro sanatından soğuduğunu açık olarak dile getiren Perihan Mağden yaptı. Yazdığı yazıdan sonra, bir tür linç girimine maruz kaldığını belirtti. Perihan Mağden, yazıyı yazdığı dönemde Yunanistan’da avangarde bir topluluğunun oyununa gittiğini, ancak oyunu izledikten sonra oldukça daralıp bunaldığını esprili bir şekilde anlattı. Ve daha sonra gezi sırasında o yazıyı kaleme aldığını belirtti. Tiyatro bölgesinin fikirlerine tepkisel ve “çocukça” yaklaştığını, kendilerini bir tür ‘toplumun öğretmeni’ olarak gördüklerini ve bu öğretmen pozisyonlarını tartışmaya açmaktan çok korktuklarını söyledi. Ve daha sonra, çocukluğunda annesi tarafından sürekli olarak tiyatroya götürüldüğünü, gençliğinde sevdiği oyunlar olduğunu, düşünsel olarak gelişmesinde dönemin tiyatrocularından çok etkilendiğini, Robert Kolej’de misyon gereği tiyatro kulübü başkanlığı ve oyunculuk yaptığını vs. anlattı. Yazıyı yazdıktan sonraki dönemde, 5 tane oyuna gittiğini, sanatçılardan sürekli olarak davetler aldığını belirtti. Ve asıl sorunun tiyatro sanatından kaynaklanmadığını, günümüz tiyatrosunun toplumun estetik ve politik ihtiyaçlarına yanıt veremediğini ve bu yüzden de tiyatrodan sıkılmaya hala devam ettiğini belirtti. Örneğin, Semaver Kumpanya’nın adaptasyon oyunu Süleyman ve Öbürsüler oyununu izlediğini, orijinal oyundaki faşizm sorununun laik, anti-laik ekseninde yorumlandığını ve bunun siyaseten yanlış bir dramaturji olduğunu belirtti. Ayrıca LİNÇÇİ Dostlar Tiyatrosunun aynı oyundan yaptığı adaptasyonunun da benzer (daha abartılı biçimde) bir dramaturji ile sahnelenmesine bir anlam veremediğini belirtti. Ali Poyrazoğlu’nun Hrant Dink’in ölümü sonrasındaki bir ortamda, bir Ermeni kadınını son derece yüzeysel bir şekilde canlandıracak olmasından duyduğu rahatsızlığı da dile getirdi. Perihan Mağden, Türkiye’de kaliteli oyuncular olmasına rağmen asıl sorunun günümüzü anlatan oyun metinleri üretilememesinden kaynaklandığını belirtti. Tiyatrocuların tiyatro sanatına çok kötü davrandığını, kendi elleriyle toplumdan soğuttuklarını vurguladı. Tıpkı Yunanistan’daki gibi, ‘inek kutsallığı’ içindeymiş gibi düşünüldüğünü, ama bir yandan “ineğe” zarar verildiğini belirtti. Türkiye’deki tiyatrocuların elitist ve Cumhuriyet’in başöğretmeni rolünü değiştirmesi gerektiğini vurguladı.

Reklamcı Ezel Akay ise, tiyatro sanatının bir krizde olmadığını, tiyatrocuların sürekli “ağlaştığını” söyledi. Dünyada artık yeni sanat dallarının (sinema, dizi film vs.) ortaya çıktığını, bunun bir realite olduğunu, ortaya çıkan bu sanat dallarının tiyatroya olumlu etkileri olacağını söyledi. Ezel Akay’a göre, temel sorun oyunculuk sorunu ve kalite sorunu idi. Sektörün gelişmesi için, “tiyatro oyuncuğu bırakılmalı” ve “minimalist oyunculuk” yapılmalıydı. Tiyatro, sinema ve dizi oyunculuğu arasında çok ciddi bir fark olmadığını, tiyatronun popülerleşme adına gelişen dizi ve televizyon sektöründen mutlaka yararlanması gerektiğini söyledi. Geçen sezon 80 tane dizi yapıldığını, Avrupa’nın en çok dizi çekilen ülkesinin Türkiye olduğunu, ancak halkın sinema ve dizi sektöründe olduğu gibi tiyatroda da kaliteli ürünlere rağbet ettiğini belirtti. Ancak tiyatro bölgesinde yapımcı sorunu olduğunu, iyi reklâm yapılamadığını ve piyasa şartlarının yeterince iyi değerlendirilemediğini vurguladı.

Kerem Kurdoğlu, Ezel Akay’a katıldığını, tiyatronun (sinema ile karşılaştırıldığında) hem demokratik hem de kötü bir şey yapmaya en az müsait bir sanat dalı olduğunu vurguladı. Tiyatroda “kötü iş yapmaya” “vasat performansa” asla yer olmadığını, o tarz şeyleri izlediğinde çok üzüldüğünü belirtti. İyi bir şey yapmak isteyenlerin kendi rotasını çizdiğini belirtti. Örneğin son dönemlerde, Garaj İstanbul, Dot Tiyatrosu gibi oluşumların ortaya çıktığını, bunun oldukça önemli olduğunu söyledi.

Melih Anık ise, Perihan Mağden’den farklı düşündüğünü, tiyatro sanatını çok sevdiğini ve iyi bir izleyici olduğunu söyledi. Ayrıca Perihan Mağden’n yazısını okuyunca beğenmediğini, ancak Mağden’in eleştirileriyle topluma bir şamar attığını söyledi. Konuşmasına Muhsin Ertuğrul’un 60’lı yıllarda 27 Martta yaptığı bir konuşmadan örnekler vererek devam etti. Benzer ve hatta aynı sorunların ve söylemlerin o dönemde de olduğunu belirtti. Günümüzde tiyatro dünyasının bir paradigma sorunu olduğunu, tiyatrocuların sürekli “ağlaştığını”, tiyatronun seyirci ile ortak bir dil kurmakta zorlandığını belirtti. Bunun nedeninin de, tiyatronun salt eğitim kurumu olarak algılanmasından ve dünyadaki gelişmelerin takip edilmemesinden kaynaklandığını belirtti. Örneğin Türkiye’de 200 milyon dolarlık bir sponsor pazarı olduğunu, ancak tiyatronun bu pazardan iyi yararlanmadığını söyledi. Ayrıca, tiyatrocuların yapıcı taleplerinin olmadığını, örneğin AKM yıkılmasın diye eylem yapanların, yeni bir salon yapılsın diye eylem yapmadıklarını belirtti.

Seyirci olarak katıldığım panelde konuşmacıların ana tezlerini kısaca özetledim. Kendi izlenimlerime gelince, ilk olarak şunu söyleyebilirim: Panel katılımcıları bana göre, “Tiyatronun Derdi Ne?” sorusuna daha iyi ve samimi bir şekilde yanıt verecek kişilerden olmalıydı. Bir reklâmcı, bir şirket yöneticisi, tiyatroyla özelikle alternatif tiyatro ile bağı oldukça zayıflamış bir moderatör, elbette ki tiyatro sanatı üzerine kendi durdukları yerden bir şeyler söyleyebilir. Buna hiçbir itirazım yok. Ancak konuşmacıların tiyatroyu dert ediniyormuş gibi gözükmeleri, ama bir yandan kendi pratiklerinde dert etmemeleri, söylem ve eylem arasında ciddi uçurumlar olması bende biraz olsun yapaylık hissi uyandırdı. Panelden sonra, ben galiba Perihan Mağden ve kısmen Melih Anık olmasa bu paneli izlemezdim diye düşündüm. Ayrıca bu başlıktaki bir panelin organize edilmesinde, bilinçli olarak yapılan bir görmezden gelme tavrının olduğunu da düşündüm. Tiyatroyu gerçekten dert eden, sorunlarına kafa yoran, çözümler üretmeye çalışan kesimlerin, DOT’un organize ettiği etkinliklere davet edilmediğini düşünüyorum. Tabi bu durum, alternatifliğin ve yenilikçiliğin nasıl algılandığına dair bir tartışmayı da beraberinde getiriyor. Örneğin amatör veya alternatif tiyatro alanından kimsenin çağrılmamış olması, “Tiyatronun Derdi Ne?” panelinin daha “seçkinci” bir bakış açısıyla örgütlenmesine neden oldu. Bu yorumu yaparken, çuvaldızı da kendimize batırmanın gerekli olduğunu düşünüyorum. Tiyatro piyasasına yönelik gözlem ve yorum yapılmaması, dışa dönük süreçlerin olumsuz yaşanması, alternatif itkilerle hareket eden kesimlerin kamusal alanda atalet örgütlemesi sonucunu doğuruyor.

İkinci olarak ise, paneldeki tartışma çerçevesinde ciddi eksiklikler olduğunu düşünüyorum. Sadece tiyatro sanatını sevip sevmeme üzerinden yürütülen bir tartışma, bir süre sonra yüzeyselleşmeye başladı. Örneğin, panelde dinleyicilerden birisi, niçin tiyatrocuları sevmediğini, kardeşinin de tiyatrocu olduğunu, her şeye rağmen onun yaptığı işi sevmek istediğini vs. anlattı. Ve uzun bir süre gündem bu konu oldu. Hatta bir ara konuşmacılar soruyu soran kişiyi ikna etmeye ve tiyatro sanatını sevdirmeye çalıştılar. İzleyicilerden gelen daha berrak sorular ise, moderatör ve Ezel Akay tarafından kanımca geçiştirildi. Örneğin, sinema ve dizi sektörünün nasıl ve ne pahasına bu kadar geliştiği, insanların estetik beğenilerinin yönlendirilmesi, devletin tiyatroya yönelik yaklaşımı, tiyatro bölgesinde bir türlü gündemleşemeyen ifade özgürlüğü sorunu, sansür ve yasaklar, altyapı eksikliği, tiyatrocuların aydın sorumluluğu, tiyatro eğitimi vs. gibi konular oldukça es geçildi. Seyirciler genel olarak dinleme modundaydı, ara ara sorular geldi, fakat LİNÇÇİ Kerem Kurdoğlu moderatörlük hakkını daha çok konuşmacılar lehinde kullandı. Starbucks’ın kahve sponsorluğunda gerçekleşen panel, Perihan Mağden’in ve kardeşi tiyatrocu olan seyircinin esprili anlatımı panelin temposunu sürekli yüksek tuttu.

Sonuç olarak, aktif tiyatro üreticisi olmayan kişilerin tiyatro üzerine konuştuğu bir panelde “değişik” bakış açılarını öğrenme fırsatını buldum. Bu bir anlamda öğreticiydi, bir anlamda ise yüzeysel. Ayrıca, son dönemlerin popüler mekânlarından biri olan Tiyatro DOT’un sahnesine ve oradaki kültürel atmosfere dair gözlemler yapmış oldum.

BİR NOT: 28 Mart tarihinde yapılan "Gösteri Sanatları-Kamusal Alan- Sivil İnisiyatif: Dönüşümü Tetikleyen Dinamikler" panelinde, Mehmet Esatoğlu da konuşmacı olarak yer aldı. Tiyatro eğitiminde cinsel taciz vakalarında sicili hayli kabarık olan bir kişinin bu tarz bir panele, kadın bir moderatör (Emre Koyuncuoğlu) tarafından davet edilmiş olması bir hayli düşündürücü bir konu.

(Kaynak: istanbul alternatif tiyatrolar platformu - girişim)

***

Oyun'un notu: Yukarıdaki metni, www.iatp-web.org sitesinden alarak olduğu gibi yayınladık. Ancak, metinde bulunan LİNÇÇİ adlara biz link verip, bu adları biz kırmızılaştırdık!

Tiyatro Eleştirmenleri Birliği Genel Sekreteri, Evrensel gazetesi yazarı LİNÇÇİ Metin Boran, LİNÇÇİ tiyatrodunyasi.com'daki yazısına özen göstermiyor!

Kendisiyle birlikte, LİNÇÇİ Üstün Akmen (Başkan), LİNÇÇİ Prof. Dr. Hasan Anamur (Başkan Yardımcısı), LİNÇÇİ Beki Haleva'nın (Sayman) Yönetim Kurulu'nu işgal ettiği Tiyatro Eleştirmenleri Birliği (TEB) üyeleri tarafından, bu birliğe Genel Sekreter olarak seçilen, Evrensel gazetesi tiyatro yazarı, bir üniversitenin tiyatro bölümünde öğretim görevlisi LİNÇÇİ Metin Boran, LİNÇÇİ İsmail Can Törtop'un sahibi olduğu LİNÇÇİ tiyatrodunyasi.com sitesinden aktardığımız aşağıdaki yazısında;

"...bu satırların yazarının orta okul türkçe öğretmeni,öğretmen örgütlenmesinin en hızlı ve etkili ismi İsmail Hakkı Öztorun"

diye yazmasına karşın, İsmail Hakkı Öztorun yada herhangi bir öğretmenden hiçbir dil bilinci ve bilgi birikimi edinememiş. "Tirajı komik" Evrensel gazetesi yazarı, dil bilinci ve bilgi birikimi yoksunu LİNÇÇİ Metin Boran'ın köreltici yazısını, Türkiye tiyatrosunun "trajikomik" durumunu bir kez daha algılayabilmeleri için okurlarımızın dikkatine sunuyoruz! (HB)


***


Ali Taygun'a Saygı


Metin Boran
29 Aralık 2009


Türkiye tiyatrosu bir muhalif sesini daha yitirdi.Rejisör, oyuncu, öğretim üyesi ve politik aktivist Ali Taygun artık aramızda değil. 1943 yılında İstanbul’da doğan Taygun, Robert Koleji’nde İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümünü (Bölümü'nü) ("Boğaziçi Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü" olmasın? Yüzde yüz emin olamadığımız için, sadece sorup geçiyoruz! / OYUN) bitirdi ve ardından 1969 yılında ABD’de Yale Üniversitesi’nde Tiyatro Yönetmenliğinden (Yönetmenliği'nden) mezun oldu ve Türkiye’ye döndü. O yıllarda İstanbul’da kimi özel tiyatrolarda oyuncu ve yönetmen olarak çalışarak sanat ortamına dahil oldu. 1970’li yıllarda sanatsal çalışmalarını politik eylemleri ile buluşturan Taygun, Türkiye’de muhalif tiyatronun kendi sanatsal ve estetik dilini ve tarzını yaratmasına önemli katkılar sundu. 1974 yılında İstanbul Şehir Tiyatroları’na kadrolu sanatçı olarak giren Ali Taygun aynı zamanda Ankara Birlik Sahnesi, Ankara Çağdaş Sahne ve Ankara Devlet Tiyatroları’nda (Ankara Devlet Tiyatrosu'nda) önemli oyunlar sahneledi.

12 Eylül Faşiziminin (Faşizmi'nin) yönetime el koyması ile birlikte Şehir Tiyatrolar’ından (Tiyatroları'ndan) uzaklaştırlarak görevine son verilen Taygun, 1982 yılında ‘huzur ortamını inşa etmek üzere’ yönetimi ele geçiren cuntanın baskı ve şiddetinden payına düşeni aldı ve “Barış Derneği Davası”ından tutuklandı ve uzun yıllarını cezaevi koridorlarında (koğuşlarında) ve mahkeme salonlarında geçirdi. Tutuklananlar arasında Barış Derneği genel başkanı (Genel Başkanı) büyükelçi (Büyükelçi) Mahmut Dikerdem, şair Ataol Behramoğlu, milletvekili ve bu satırların yazarının orta okul (ortaokul) türkçe (Türkçe) öğretmeni,öğretmen örgütlenmesinin en hızlı ve etkili ismi İsmail Hakkı Öztorun, gazetci (gazeteci) Ali Sirmen , Prof Gencay Gürsoy, Dr Erdal Atabek,ressam Orhan Taylan, avukat Metin Özek ve dönemin İstanbul Belediye Başkanı Reha İsvan (Ahmet İsvan) gibi Türkiye’nin aydın, sanatçı ve yazarları da vardı.

1989 yılında mahkeme suçsuz olduğuna karar verdi ve arkadaşları ile birlikte beraat etti. Sanat ve tiyatro çalışmalarına yeniden başlayan Taygun, bu yıllarda hem politik etkinliklerini sürdürdü hem de tiyatro çalışmalarına başladı. Bir ara haftalık ‘Gökkuşağı dergisini yayınladı ve aynı yıl yeni kurulan ve ardından kapatılan Türkiye Birleşik Komünist Partisi’nin kuruluşundan (kuruluşunda) yer aldı ve Merkez Yürütme Kurulu üyeliği yaptı.

Aynı yıl ‘Helsinki Watch’ adlı insan hakları kurluşu (kuruluşu) tarafından dünyanın önde gelen 10 insan hakları gözlemcisine verilen onur ödülünü Amnesty İnternational (International) ile paylaştı.1990 yılında, uzaklaştırıldığı İstanbul Şehir Tiyatroları’na yeniden dönen Ali Taygun, sahnelediği oyunlarla seyircin (seyircinin) beğenisini toplayarak önemli bir konum elde etti. Sahneleme çalışmalarının yanında aynı zamanda başta Shakespeare olmak üzere dünya tiyatrosundan çevirlerde (çeviriler de) yapan Taygun, diğer yandan yazdığı makale ve tartışma yazılarıyla da nitelikli sanatsal ve estetik etkinliğin kuramsal alt yapısının oluşmasına teorik anlamda katkılar sundu.

Tiyatro sanatında her türden yazarın farklı tarzlarda ve üsluplarda metinlerini kendi sanat anlayışı ve estetik algısına göre yorumlayarak önemli sahnelemelerin altına imza attı. Başta Anton Çehov olmak üzere Bertolt Brecht, Willam (William) Shakespeare, Samuel Becket (Beckett) gibi dünya sanat ve edebiyatında önemli yer edinmiş yazarların metinlerini geleneksel yorumların dışında sahnleyerek (sahneleyerek) hem eleştiri hem de övgü aldı. Ama sanat anlayışından ve muhalif kimliğinden ödün vermedi ve inandığı yoldan ve sanata yüklediği misyondan çark etmedi.

Yönetmenliğinin yanı sıra yapımcılıkta (yapımcılık da) yapan Taygun, aynı zamanda kimi sinema filmlerinde de rol aldı. Bu yoğun çalışmaları arasında gençlere deneyimlerini aktarmak üzere üniversitede oyunculuk ,rejisörlük ve estetik üzerine dersler de veren usta yönetmen , sorumlu ve örnek bir sanatçı, duyarlı bir yurtaş olarak, estetik ve entellektüel (entelektüel) etkinliği ile bir komünist olarak tutarlı bir yaşamın önemli bir modeli olarak yoğun bir hayat yaşadı.

Türkiye’nin son yıllarda yaşadığı kültürel yozlaşma ve sanatsal çölleşmede yeri doldurlamayacak (doldurulamayacak) türden bir insan ve adam gibi adamdı.O’nu özleyeceğiz ve hep güzel duygularla anacağız.

(Kaynak: tiyatrodunyasi.com)


***


Oyun'un notu: LİNÇÇİ Metin Boran'a ait yukarıdaki metinde bulunan özensizlik örneklerinden bazılarını, dikkat çeksin diye biz kırmızılaştırdık! LİNÇÇİ Metin Boran'a ait özensizlik örneklerinin hemen yanına parantez içlerinde eklediğimiz doğru yazım ve gerçek bilgileri, yeşil harflerle biz yazdık!!!


***


Ayrıca bakınız: "Halkın Kurtuluşu" ve Metin Göktepe'den şimşek hızıyla uzaklaşan Evrensel gazetesi, tiyatroyu kirleten LİNÇÇİ Metin Boran'a ısrarla kol kanat geriyor!

"Halkın Kurtuluşu" için savaşım verip işçileri iktidara taşıyabilecek bir politika belirlemiş hiçbir "Emeğin Partisi", LİNÇÇİLERE asla olanak tanımaz!

Yalan makinesi ve küfürbaz Mustafa Demirkanlı'nın sözde küfre karşı kampanyasına alet olanların imzaladıkları metni ve alet olanları teşhir ediyoruz!

Linç imzacıları listesi

30 Aralık 2009 Çarşamba

LİNÇÇİ tiyatro dergilerini asla okumuyoruz!

Devrimci Halk Tiyatrosu Opera ve Balesi Çalışanları ve Tiyatro Oyuncuları Meslek Beraberliği ve Oyun Yazarları ve Çevirmenleri Cemiyeti ve Çağdaş Tiyatro Yapımcıları Loncası ve Avrupai Çocuk ve Gençlik Tiyatroları İnisiyatifi ve Sarı Rengi Seven Tiyatro İşçileri Sendikası Girişimi ve Trakya ve Anadolu Akademik Tiyatro Diplomasisi ve Madrid ile Mardin Sanat Üretimi İyiniyet Gösterisi ve Türki Cumhuriyetler Tiyatrolar Birliği'ni Yaşatma ve Güzelleştirme Vicdanını Canlandırma Hareketi adlı tiyatro örgütünün MERKEZ KOMİTESİ GİRİŞİM TEŞEBBÜSÜ imzalı 02 no'lu bildirisini çok önemli ve yaşamsal bulduğumuz için hemen, hiç bekletmeden, anında okurlarımızın dikkatine sunuyoruz. (HB)


***


İçtimaî toplumsal mevzu konulara hassas ve duyarlı, cemiyetperver, sosyalist ve toplumcu münevver, entelektüel, aydın sanatçı Hilmi Bulunmaz ile hakikî ve gerçekçi sanatçı Coşkun Büktel'in milliyetçi, otoriter, aşırı sağ görüşlü politik veya sosyal sistem yanlılarının savunduğu tiyatral faşizme yaptığı tenkit, kritik ve eleştiriler karşısında boş durmayıp, mütemadiyen, ara vermeden ve sürekli olarak faşizan ve faşist eğilimli kültürün çok ehemmiyetli, mühim, stratejik, önemli unsur ve ögelerinden LİNÇ kültürünü inşa etmek için yoğun bir ceht, gayret, çaba harcayan LİNÇÇİ TİYATRO DERGİLERİNİ (MİMESİS, SAHNE, TİYATRO... TİYATRO..., TEB OYUN, KAVUKLU) ASLA OKUMUYORUZ!

DHTOBÇTOMBOYÇCÇTYLAÇGTİSRSTİSGTAATDMMSÜİGTCTBYGVCH
ADINA
MERKEZ KOMİTESİ GİRİŞİM TEŞEBBÜSÜ
02 no'lu bildiri
31 Aralık 2009



Not: Teşkilat örgütümüzün açılımlı isminde ve adında bulunan tam 13 "ve" kelime sözcüğü ile tam 1 "ile" kelime sözcüğünü, teşlikat örgütümüzün ismini ve adını uzatmasın ve ismimizle adımızın kariler ve okurlar tarafından okunması kolay olup, daha rahat anlaşılsın diye sadece harflerden meydana gelip oluşan kısa ismimizle adımıza eklemeyi, oy birliğiyle karar altına alarak, yani çelik ve granit bilincine sahip olduğumuzu ispatlayıp kanıtlayarak, halkımıza ve tiyatro kamuoyunun tamamının yakınına duyurmayı doğru, hakikî, gerçekçi bulduğumuzu, "bir kere bir eder"i bildiğimiz için, yani bir bireyin bir başına bir olduğunu, yani bir işe yaramadığını bildiğimiz için, "dört kere dört on altı eder" gibi beyan etmeyi planladığımızı, bu plan neticesinin sonucunda, özellikle üniversite tiyatro topluluklarının başında bulunanların kişi olarak daha fazla verimlilik elde edebilmelerini sağlayarak tiyatro rekoltesinin daha dekolte hâle gelen bir durumla transparan bir görümünün semiyolojik göstergesini dıştalamasını vurgulamayı üstyapısal kılgısallıkta anlamlandırma ve mâna ekleme düşüncesinde olduk.

***

Ayrıca bakınız:
Tiyatro örgütü enflasyonu şimşek hızıyla artıyor
Tiyatro örgütü enflasyonuna bir "katkı" daha!
Yeni bir tiyatro örgütü kuruldu!

Haftalık rapor

Tiyatral iktidardan asla korkmayan devrimci tiyatrocular bu siteyi mutlaka izliyorlar!


HALKA VE TÜYÜ BİTMEMİŞ YETİME HESAP VERMEK ZORUNDA OLDUĞUMUZ İÇİN, İZLENME RAKAMLARIMIZI YAYINLIYORUZ!


Sitemizi 24/30 Aralık 2009'da

349
371
324
388
338
335
318

kişi izledi.

Sitemizi son bir ayda 9932 kişi izledi.

(Bulunmaz adlı siteyi de son bir ayda 3530 kişi izledi!)

Tüm "Haftalık rapor"lar için TIKLAYINIZ

Not: Sitemizin sağ köşesindeki sayaç (Website Hit Counter), ziyaretçi sayısını değil; "tık"lama sayısını gösterir.

Önemli not: Rakamlar şişirilmiş ve reklam almaya yönelik değildir. Biz, sosyalist bir anlayışla yayın yaptığımız için, AKBANK ÇANAĞI yada bir başka kapitalistin çanağını yalama niyetinde değiliz. Sadece, okurlarımızın bilgilenmesi için yayınlıyoruz; rakamlarımızı incelemek isteyenler, pazar günleri hariç, 08.00-20.00 arası, sitemizde yazan adrese gelip rakamlarımızı görebilirler.

LİNÇÇİ Üstün Akmen'in başkanı olduğu TEB'in resmi yayını Oyun, LİNÇÇİ Hasan Anamur'un emri, Mitos-Boyut'un kavliyle dezenformatif yayınını sürdürüyor!

Ayrıca bakınız: Yalan makinesi ve küfürbaz Mustafa Demirkanlı'nın sözde küfre karşı kampanyasına alet olanların imzaladıkları metni ve alet olanları teşhir ediyoruz!

Linç imzacıları listesi

"Halkın Kurtuluşu" ve Metin Göktepe'den şimşek hızıyla uzaklaşan Evrensel gazetesi, tiyatroyu kirleten LİNÇÇİ Metin Boran'a ısrarla kol kanat geriyor!

RAMP IŞIKLARI / Ali Taygun’un ardından…


Metin Boran
metin.boran@hotmail.com
29 Aralık 2009


Türkiye tiyatrosu bir muhalif sesini daha yitirdi. Rejisör, oyuncu, öğretim üyesi ve politik aktivist Ali Taygun, artık aramızda değil. 1943 yılında İstanbul’da doğan Taygun, Robert Koleji’nde İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi ve ardından 1969 yılında ABD’de Yale Üniversitesi’nde Tiyatro Yönetmenliği’nden mezun oldu ve Türkiye’ye döndü. O yıllarda İstanbul’da kimi özel tiyatrolarda oyuncu ve yönetmen olarak çalışarak sanat ortamına dahil oldu. 1970’li yıllarda sanatsal çalışmalarını politik eylemleri ile buluşturan Taygun, Türkiye’de muhalif tiyatronun kendi sanatsal ve estetik dilini ve tarzını yaratmasına önemli katkılar sundu. 1974 yılında İstanbul Şehir Tiyatroları’na kadrolu sanatçı olarak giren Ali Taygun, aynı zamanda Ankara Birlik Sahnesi, Ankara Çağdaş Sahne ve Ankara Devlet Tiyatroları’nda önemli oyunlar sahneledi.

12 Eylül faşizminin yönetime el koyması ile birlikte Şehir Tiyatroları’ndan uzaklaştırılarak görevine son verilen Taygun, 1982 yılında ‘huzur ortamını inşa etmek üzere’ yönetimi ele geçiren cuntanın baskı ve şiddetinden payına düşeni aldı ve “Barış Derneği Davası”ndan tutuklandı. Uzun yıllarını cezaevi koridorlarında ve mahkeme salonlarında geçirdi. Tutuklananlar arasında Barış Derneği Genel Başkanı, Büyükelçi Mahmut Dikerdem, Şair Ataol Behramoğlu, Milletvekili ve bu satırların yazarının ortaokuldan Türkçe öğretmeni, öğretmen örgütlenmesinin en hızlı ve etkili ismi İsmail Hakkı Öztorun, Gazeteci Ali Sirmen, Prof. Gençay Gürsoy, Dr. Erdal Atabek, Ressam Orhan Taylan, Avukat Metin Özek ve dönemin İstanbul Belediye Başkanı Reha İsvan gibi Türkiye’nin pek çok aydın, sanatçı ve yazarı da vardı.

1989 yılında mahkeme suçsuz olduğuna karar verdi ve arkadaşları ile birlikte beraat etti. Sanat ve tiyatro çalışmalarına yeniden başlayan Taygun, bu yıllarda hem politik etkinliklerini sürdürdü hem de tiyatro çalışmalarına başladı. Bir ara haftalık ‘Gökkuşağı’ dergisini yayınladı ve aynı yıl yeni kurulan ve ardından kapatılan Türkiye Birleşik Komünist Partisi’nin kuruluşunda yer aldı ve Merkez Yürütme Kurulu üyeliği yaptı.Aynı yıl ‘Helsinki Watch’ adlı insan hakları kuruluşu tarafından dünyanın önde gelen 10 insan hakları gözlemcisine verilen onur ödülünü Amnesty İnternational ile paylaştı. 1990 yılında, uzaklaştırıldığı İstanbul Şehir Tiyatroları’na yeniden dönen Ali Taygun, sahnelediği oyunlarla seyircinin beğenisini toplayarak önemli bir konum elde etti. Sahneleme çalışmalarının yanında aynı zamanda başta Shakespeare olmak üzere dünya tiyatrosundan çeviriler de yapan Taygun, diğer yandan yazdığı makale ve tartışma yazılarıyla da nitelikli, sanatsal ve estetik etkinliğin kuramsal altyapısının oluşmasına teorik anlamda katkılar sundu.Tiyatro sanatında her türden yazarın farklı tarzlarda ve üsluplarda metinlerini kendi sanat anlayışı ve estetik algısına göre yorumlayarak önemli sahnelemelerin altına imza attı. Başta Anton Çehov olmak üzere Bertolt Brecht, William Shakespeare, Samuel Beckett gibi dünya sanat ve edebiyatında önemli yer edinmiş yazarların metinlerini geleneksel yorumların dışında sahneleyerek hem eleştiri hem de övgü aldı. Ama sanat anlayışından ve muhalif kimliğinden ödün vermedi ve inandığı yoldan ve sanata yüklediği misyondan çark etmedi.

Yönetmenliğinin yanı sıra yapımcılık da yapan Taygun, aynı zamanda kimi sinema filmlerinde de rol aldı. Bu yoğun çalışmaları arasında gençlere deneyimlerini aktarmak üzere üniversitede oyunculuk, rejisörlük ve estetik üzerine dersler de veren usta yönetmen, sorumlu ve örnek bir sanatçı, duyarlı bir yurttaş olarak, estetik ve entelektüel etkinliği ile bir komünist olarak, tutarlı bir yaşamın önemli bir modeli olarak yoğun bir hayat yaşadı.

Türkiye’nin son yıllarda yaşadığı kültürel yozlaşma ve sanatsal çölleşmede yeri doldurulamayacak türden bir insan ve adam gibi adamdı. Onu özleyeceğiz ve hep güzel duygularla anacağız.

(Kaynak: Evrensel)

***

Ayrıca bakınız: Yalan makinesi ve küfürbaz Mustafa Demirkanlı'nın sözde küfre karşı kampanyasına alet olanların imzaladıkları metni ve alet olanları teşhir ediyoruz!

Linç imzacıları listesi

"Halkın Kurtuluşu" için savaşım verip işçileri iktidara taşıyabilecek bir politika belirlemiş hiçbir "Emeğin Partisi", LİNÇÇİLERE asla olanak tanımaz!

.....Evrensel gazetesi; LİNÇÇİLERİN kalesi!

.........................LİNÇÇİ Üstün Akmen
........(Evrensel gazetesi yazarı / GÖZLEMEVİ)

...........................LİNÇÇİ Metin Boran
......(Evrensel gazetesi yazarı / RAMP IŞIKLARI)

Ayrıca bakınız: Yalan makinesi ve küfürbaz Mustafa Demirkanlı'nın sözde küfre karşı kampanyasına alet olanların imzaladıkları metni ve alet olanları teşhir ediyoruz!

Linç imzacıları listesi

29 Aralık 2009 Salı

LİNÇ kültürünü emreden faşizme hizmet etmek için LİNÇ KAMPANYASI başlatan LİNÇÇİLERİN LİNÇÇİLERE ödül vermesini duyuran LİNÇÇİ site TİYATRO DÜNYASI!!!

Tiyatro Dergisi Ödülleri'nin Yedincisi Verildi (2009)

Bu sene yedincisi gerçekleştirilen Tiyatro Dergisi Ödülleri, İstanbul Şehir Tiyatroları Kağıthane Sadabat Sahnesi’nde törenle sahiplerine verildi.

Tören başlamadan önce geçtiğimiz haftalarda kaybettiğimiz Ali Taygun için hazırlanan görüntüler izleyicilere sunuldu. LİNÇÇİ Mustafa Demirkanlı’nın Taygun için yaptığı duygusal konuşmanın ardından ödüllere geçildi.

Bu sene Tiyatro Dergisi Yayın Kurulu Teşekkür Plaketi Prf. Dr. Dikmen GÜRÜN’e taktim edildi.

LİNÇÇİ Ayşe Lebriz Berkem’in sunuculuğunu yaptığı törende, jüriler Eser Rüzgar, Hayati Asılyazıcı, LİNÇÇİ Ragıp Ertuğrul, Rengin Uz, Robert Schild, LİNÇÇİ Üstün Akmen ve LİNÇÇİ Yaşam Kaya ödülleri şöyle belirlediler.

Yılın Yapımı “Rahat Yaşamaya Övgü / Brecht Kabare” Tiyatro Pera,
Yılın Yönetmeni Nesrin Kazankaya,
Yılın Kadın Oyuncusu “Victoria” oyunuyla Defne Hamlan,
Yılın Erkek Oyuncusu “Marx’ın Dönüşü” adlı oyunla LİNÇÇİ Genco Erkal ve “Kabare” müzikaliyle Mert Turak,
Yılın Oyun Yazarı “İstanbul’da Bir Dava” eseriyle LİNÇÇİ Kerem Kurdoğlu,
Yılın Çevirmeni Ahmet Levendoğlu (Nehirn Solgun Yüzü), İsmail Bekir Ağlagül (Marx’ın Dönüşü),
Yılın Sahne Tasarımcısı Duygu Sağıroğlu (Maskeliler),
Yılın Giysi Tasarımcısı LİNÇÇİ Nihal Kaplangı (Leonce ile Lena),
Yılın Işık Tasarımcısı Cem Yılmazer (Victoria),
Yılın Oyun Müziği Tolga Çebi (Testostesron),
Yılın Koreografı Selçuk Bora (Kabare)

Ödüllerin bundan sonra her yıl ekim ayının ilk pazartesi Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde verileceği belirtilerek verilen kokteyle tören son buldu. Kaynak: Tiyatronline

(Kaynak: tiyatrodunyasi.com)

***

Oyun'un notu: Yukarıdaki metni, www.tiyatrodunyasi.com sitesinden alarak olduğu gibi yayınladık. Ancak, metinde bulunan LİNÇÇİ adlara biz link verip, bu adların üzerini biz kırmızılaştırdık! Yeşilleştirdiğimiz sözcükler ise, LİNÇÇİ İsmail Can Töptop'un sahibi olduğu LİNÇÇİ tiyatrodunyasi.com sitesine nazar değmesin diye serpiştirildiğini sandığımız yazım yanlışları!! Ayrıca, yukarıda bulunan LİNÇ kültürünü emreden faşizme hizmet etmek için LİNÇ KAMPANYASI başlatan LİNÇÇİLERİN LİNÇÇİLERE ödül vermesini duyuran LİNÇÇİ site TİYATRO DÜNYASI!!! başlığı da tamamıyla bize aittir!!!

Ayrıca bakınız: Yalan makinesi ve küfürbaz Mustafa Demirkanlı'nın sözde küfre karşı kampanyasına alet olanların imzaladıkları metni ve alet olanları teşhir ediyoruz!

Linç imzacıları listesi

Yılmaz Onay da, LİNÇ KAMPANYASINA asla onay vermeyen Erbil Göktaş'ın Genel Yayın Yönetmeni olduğu Yeni Tiyatro dergisinin dürüstlüğünü "süslüyor"!

Onay, Yeni Tiyatro’da...

Kültür Servisi
- Yayın hayatına 2007 yılında başlayan ve iki ayda bir izleyici ile buluşan sahne sanatları dergisi “Yeni Tiyatro” okuyucuların ilgisi üzerine periyodunu aylık olarak değiştirdi.

Yeni Tiyatro’nun 14. sayısının kapak konusunu ise derginin genel yayın yönetmeni Erbil Göktaş’ın yaptığı “Yılmaz Onay’la Dobra Dobra” konulu röportaj oluşturuyor. Söyleşiye, Onay’ın “Arafta Kalanlar” oyununu “Âdem Açtı Gözünü” adıyla yöneten Moda Sanat Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmeni Türkan Aktoprak da konuk oluyor. Banu Ayten Akın’ın “12 Eylül 1980 Darbesini”nin izlerini “Oyun Yazarlığına Etkileri” bağlamında incelediği yazısı, Erbil Göktaş’ın, Polonya Legnica’daki Modjesca Tiyatrosu’nun ve Kent Festivali’nin Genel Sanat Yönetmeni Jacek Glomb ile yaptığı söyleşinin de yer aldığı derginin bu ayki “Kitap Eki”nde ise Sadık Aslankara’nın “Kırk Yaş Düşleri” adlı tek kişilik oyunu konuk oluyor.

(Kaynak: Cumhuriyet gazetesi 29 Aralık 2009, sayfa 16)

***

Ayrıca bakınız: Yalan makinesi ve küfürbaz Mustafa Demirkanlı'nın sözde küfre karşı kampanyasına alet olanların imzaladıkları metni ve alet olanları teşhir ediyoruz!

Linç imzacıları listesi

Deli gömleği giymiş fillerin züccaciye dükkânına saldırmasına asla gönlü razı olmayan Feridun Çetinkaya haklı olarak her yazısında daha da sertleşiyor

Vicdan sahibi hiçbir tiyatro sanatçısı bu yazıyı okumadan uyumamalı. Vicdan sahibi hiçbir tiyatro sanatçısı bu yazıyı okuduktan sonra asla uyuyamaz!

İftira ve linç imzacısı Üstün Akmen'in başkanlık ettiği Tiyatro Eleştirmenleri Birliği’nden ikiyüzlülük ve arsızlık şahikası bir bildiri

Feridun Çetinkaya
18 Aralık 2009


Tiyatro yazarı ve eleştirmeni Coşkun Büktel ile tiyatrocu Hilmi Bulunmaz’ı açıkça hedef alan, hedef gösteren “Temiz Tiyatro” adlı iftira ve linç kampanyasının baş destekçisi ve imzacılarından Üstün Akmen’in bizzat başkanlık ettiği; yine bu iftira ve linç kampanyasının destekçisi ve imzacısı olmuş Hasan Anamur ile Metin Boran’ın yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptıkları; yine bu iftira ve linç kampanyasının destekçisi ve imzacısı olmuş Özdemir Nutku, Hülya Nutku, Ragıp Ertuğrul, Ece Baktıaya, Nihal Kuyumcu gibi isimlerin üyesi olduğu; resmi yayın organı TEB Oyun Dergisi ile de iftira ve linç kampanyasına destek veren Tiyatro Eleştirmenleri Birliği (TEB), 17 Aralık 2009 günü, “Tiyatrocularımızı, tiyatrocu olma ciddiyetine davet ediyoruz” başlığıyla, osuruk kadar bile “ağırlığı”, ciddiyeti ve değeri olmayan bir bildiri yayınladı.

Burak Caney takma adlı tiyatro ve insanlık düşmanı internet sapığının, tiyatro yazarı Coşkun Büktel ile tiyatrocu Hilmi Bulunmaz’ı hedef alan her türlü alçakça ve kalleşçe yüzkarası kirli faaliyetlerini ve iftiralarını bugüne dek açık adıyla desteklemekte sakınca görmemiş olan, hatta Burak Caney sapığının korsan internet sitesinde açık adıyla köşe yazarlığı yapmış olan Üstün Akmen gibi bir ismin başkanlık ettiği Tiyatro Eleştirmenleri Birliği’nin, sadece bu bildirisinin değil, böyle bir kişinin başkanlık ettiği bir kurum olması hasebiyle kendisinin de osuruk kadar bile “ağırlığı”, ciddiyeti, değeri ve itibarı olmadığı, olamayacağı açıktır.

(...)


Namertleri ameliyat masasına yatıran mert bir yazarın kaleminden çıkmış bu sert yazının tamamını ve mert yazar Feridun Çetinkaya'nın diğer sert yazılarının tümünü okumak için lütfen tıklayınız:

TİYATRO FANZİNİ

***

Ayrıca bakınız: Yalan makinesi ve küfürbaz Mustafa Demirkanlı'nın sözde küfre karşı kampanyasına alet olanların imzaladıkları metni ve alet olanları teşhir ediyoruz!

Linç imzacıları listesi

T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü, İstanbul Devlet Tiyatrosu reklam panosu! (29 Aralık 2009)


Tümünü izlemek için lütfen TIKLAYINIZ:
İstanbul Devlet Tiyatrosu reklam panosu

"Karınca yazar" Feridun Çetinkaya yazdı!

Okumak için mutlaka, ama mutlaka tıklayınız:
Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’ni “Bu yıl bitmeden, 2010 yılına geçmeden" hizmete açacağız diyen Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay sözünü tutacak mı?

LİNÇÇİLER, LİNÇÇİLERE ÖDÜL VERDİ!!!

“Tiyatro Ödülleri-2009”da Kazananlar Belli Oldu


LİNÇÇİ Tiyatro… Tiyatro… Dergisi’nin düzenlemesiyle, FONEX’in ana sponsorluğunda gerçekleştirilen “Tiyatro Ödülleri”nin 7 ncisi İBBŞT’nin Kağıthane Sadabat Sahnesi’nde dün akşam 822 Aralık) gerçekleştirildi.

Gece, İstanbul 12 Orkestrası’nın konseriyle başladı. Konserin ardından Ali Taygun için hazırlanan 5 dakikalık görsel sunum izleyiciler tarafından gösteri boyunca alkışlarla izlendi…

Gecenin sunuculuğunu üstlenen LİNÇÇİ Ayşe Lebriz Berkem’in açılış konuşması için davet ettiği LİNÇÇİ Tiyatro… Tiyatro… Dergisi Yayın Yönetmeni LİNÇÇİ Mustafa Demirkanlı kısa konuşmasının ardından geceye katkıları için FONEX Genel Müdürü Kadir Bıyıklı’ya, İBBŞT adına Genel Sanat Yönetmeni Ayşenil Şamlıoğlu’na, İstanbul 12 Orkestrası adına Hüseyin Cahit Lü’ye, Taş Plak Meyhaneleri adına Melike Çakmakoğlu’na, Şele Organizasyon adına Gülay Şele’ye ve UPS’e teşekkür plaketlerini sundu.

LİNÇÇİ Tiyatro… Tiyatro… Dergisi Yayın Kurulu tarafından belirlenen ve ödül kategorilerinin dışında yer alan “Teşekkür Plaketi” bu yıl Prof. Dr. Dikmen Gürün’e: “Türk tiyatrosuna; ‘Cumhuriyet’ gazetesinde 20 yılı aşkın bir süredir çıkan eleştiri ve inceleme yazılarının yanı sıra, İ.Ü. Edebiyat Fakültesi Tiyatro Eleştirmenliği ve Dramaturgi Bölümü Başkanı olarak görev yaptığı uzun yıllar boyunca Bölümü geliştirmesi, pek çok genç yetiştirmesi ve onlara çalışma alanları açması, İKSV bünyesinde, Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivali’nin Direktörü olarak yaratıcılığı, yeniliği, değişimi, ortak yapımları destekleyerek Tiyatro Festivali’ni dünyanın saygın festivalleri arasına sokması ve LİNÇÇİ Tiyatro… Tiyatro… Dergisi’ne Yayın Yönetmeni olarak yapmış olduğu katkılar nedeniyle.” LİNÇÇİ Mustafa Demirkanlı tarafından sunuldu.

LİNÇÇİ Tiyatro… Tiyatro… Dergisi Eleştirmeni Eser Rüzgâr, Bizim Gazete Eleştirmeni Hayati Asilyazıcı, LİNÇÇİ Tiyatro… Tiyatro… Dergisi Eleştirmeni LİNÇÇİ Ragip Ertuğrul, LİNÇÇİ Tiyatro… Tiyatro… Dergisi Eleştirmeni Rengi Uz, Şalom Gazetesi ve LİNÇÇİ Tiyatro… Tiyatro… Dergisi Eleştirmeni Robert Schild, Evrensel Gazetesi ve LİNÇÇİ Tiyatro… Tiyatro… Dergisi Eleştirmeni LİNÇÇİ Üstün Akmen ve Taraf Gazetesi Eleştirmeni LİNÇÇİ Yaşam Kaya ‘nın oluşturduğu Seçici Kurul’un tanıtılmasından sonra Ödüllerin dağıtımına geçildi.


“Tiyatro Ödülleri-2009” Kazananlar:

YILIN YAPIMI
Rahat Yaşamaya Övgü! (Brecht Kabare)
(Tiyatro Pera)

YILIN YÖNETMENİ
Nesrin Kazankaya
(Rahat Yaşamaya Övgü! [Brecht Kabare] / Tiyatro Pera)

YILIN KADIN OYUNCUSU
Defne Halman
(Victoria / Kent Oyuncuları)

YILIN ERKEK OYUNCUSU
LİNÇÇİ Genco Erkal (Marx’ın Dönüşü / LİNÇÇİ Dostlar Tiyatrosu)
Mert Turak (Kabare / İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları)

YILIN YAZARI
LİNÇÇİ Kerem Kurdoğlu (İstanbul’da Bir Dava / Garajistanbulpro)

YILIN ÇEVİRMENİ
Ahmet Levendoğlu
(Nehrin Solgun Yüzü / Tiyatro Stüdyosu)
İsmail Bekir Ağlagül (Sokrates’in Son Gecesi / İstanbul Devlet Tiyatrosu)

YILIN SAHNE TASARIMCISI
Duygu Sağıroğlu (
Maskeliler / İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları)

YILIN GİYSİ TASARIMCISI
LİNÇÇİ Nihal Kaplangı (Leonce ile Lena / İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları)

YILIK IŞIK TASARIMCISI
Cem Yılmazer
(Victoria/ Kent Oyuncuları)

YILIN OYUN MÜZİĞİ
Tolga Çebi
(Testosteron / LİNÇÇİ oyunatölyesi)

YILIN KOREOGRAFI
Selçuk Borak
(Kabare / İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları)


...........................................Haber Giriş Tarihi: 23 Aralik 2009

(Kaynak: tiyatrodergisi.com.tr)

***

Oyun'un notu: Yukarıdaki metni, www.tiyatrodergisi.com.tr sitesinden alarak olduğu gibi yayınladık. Ancak, metinde bulunan LİNÇÇİ adlara biz link verip, bu adların üzerini biz kırmızılaştırdık! Yeşilleştirdiğimiz sözcükler ise, LİNÇÇİ Gülhan Avşar'ın sahibi olduğu LİNÇÇİ Tiyatro... Tiyatro.. dergisinin sitesine nazar değmesin diye serpiştirildiğini sandığımız yazım yanlışları!! Ayrıca, yukarıda bulunan "LİNÇÇİLER, LİNÇÇİLERE ÖDÜL VERDİ!!!" başlığı da tamamıyla bize aittir!!!

Ayrıca bakınız: Yalan makinesi ve küfürbaz Mustafa Demirkanlı'nın sözde küfre karşı kampanyasına alet olanların imzaladıkları metni ve alet olanları teşhir ediyoruz!

Linç imzacıları listesi

28 Aralık 2009 Pazartesi

Tiyatral kanserojen LİNÇÇİLER, tiyatro dünyasını kirletmeyi sürdürüyorlar!

ŞEHİR TİYATROLARI GENÇ TİYATRO

"Yazarlık Atölyesi"

Şehir Tiyatrolarının Genç Tiyatro Birimi olarak Ocak ayından başlayarak Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesinde olacağız.Ocak ayından Mayıs sonuna kadar Genç Tiyatro Oyunları, Çağdaş Dans Gösterimleri,Dinleti ve Konserler, Öykü ve Oyun Okumaları,Paneller, Liseler e Tiyatro Kursu,Yurtiçi ve Yurtdışı oyun ve sokak Tiyatroları ve ardından 26.Genç Günler i yapmayı hedeflemekteyiz.

Genç Yazarlarımızdan LİNÇÇİ Yiğit Sertdemir 18-24 Ocak tarihleri arasında "Yazarlık Atölyesi" yapacaktır.Atölye 15 kişi ile sınırlıdır.

1-10 Şubat tarihleri arasında yazar Funda Özşener ile "Yazarlık Atölyesi" bu etkinliklerden bir tanesi. Atölye 15 kişi ile sınırlı olacaktır.

Atölye çalışmaları Üsküdar kerem yılmazer sahnesinde yapılacaktır.

Saygılarımla

LİNÇÇİ Arif Akkaya

Genç Tiyatro Sorumlusu

*Katılmak isteyenlerin özgeçmişleri ve yazdıkları çalışmalarla başvurmaları rica olunur.

Genç Tiyatro tel : 0216 492 90 88

gencgunler@gmail.com
İ.B.B.ŞEHİR TİYATROLARI KEREM YILMAZER SAHNESİ
FAHRİ ATABEY CADDESİ BELEDİYE İŞ HANI
NO 79 ZEYNEPKAMİL ÜSKÜDAR

(Kaynak: tiyatrom.com)

***

Oyun'un notu: tiyatrom.com sitesinden alınan yukarıdaki haberi, olduğu gibi yayınladık. Sadece, başlığı biz atıp, LİNÇÇİ sözcüğünü biz ekleyerek, linççilerin adlarının üzerini biz kırmızılaştırdık!

Ayrıca bakınız: Yalan makinesi ve küfürbaz Mustafa Demirkanlı'nın sözde küfre karşı kampanyasına alet olanların imzaladıkları metni ve alet olanları teşhir ediyoruz!

Linç imzacıları listesi

Üsküdar'daki liselerde okuyan çocukların anne-babaları, müdürleri, öğretmenleri, psikologları, rehberleri, hademeleri, kantincileri aman dikkatli olun

ki LİNÇÇİ Arif Akkaya, LİNÇÇİ Can Ertuğrul, LİNÇÇİ Eraslan Sağlam çocuklarınızın beynini asla yıkamaya cesaret edemesinler!Tiyatroya gençlik aşısı


İstanbul Şehir Tiyatroları'nın Genç Tiyatro birimi, bu yıl 26.sını düzenleyeceği Genç Günler Festivali kapsamında liseli gençlere tiyatro kursları veriyor. Özel kurslar bu duruma ne der bilinmez; ama belediyenin tiyatro dersleri ücretsiz. Şimdilik Üsküdar'daki liselerle sınırlı olan kursların amacı ise gençlerin tiyatro ve oyunculuk sanatı yoluyla kendilerini ifade edebilme becerilerini geliştirmek.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları tarafından bu yıl 26.sı düzenlenecek olan Gençlik Günleri, son iki yıldır 'Genç Günler' adıyla sürdürülüyor. Her yıl 9-19 Mayıs arasında tiyatro ve şiir atölyeleri, söyleşiler, dinletiler, konserler, okuma tiyatroları gibi zengin bir içerikle gerçekleşen 'Genç Günler Festivali' kapsamında bu yıl ilk defa liseli gençlere ücretsiz tiyatro kursu da verilecek. Ocak ayında başlayacak kurs, mayıstaki festivale kadar devam edecek.

Uygulama ve kuram dersleriyle zenginleştirilmiş kurs programıyla, 14-19 yaş arasındaki gençlerin tiyatro ve oyunculuk sanatı yoluyla kendilerini ifade edebilme becerilerini geliştirmek amaçlanıyor. Dersler, Engin Alkan, Sevinç Erbulak, Bora Seçkin, LİNÇÇİ Eraslan Sağlam, LİNÇÇİ Can Ertuğrul, Erol Keskin'in de aralarında bulunduğu Şehir Tiyatroları oyuncu ve yönetmenleri tarafından verilecek. Dört ay sürecek kurs programında, oyunculuk uygulaması, diksiyon, ses eğitimi, beden ve hareket gibi temel derslerin yanı sıra dans, fonetik, tiyatro bilgisi, sanat ve kültür sohbetleri de yer alıyor. Kursların saatleri ise öğrencilerin okul saatlerine göre ayarlanmış. Kursa katılan öğrenciler, haftada dört gün, 12 saat, okul saatleri dışında ders alacak. Kursun sonunda ise öğrencilere bir belge verilecek. Kurs, şimdilik Üsküdar'daki liselerle sınırlı.

'Amacımız yarının oyuncularını yetiştirmek'

Genç Tiyatro, iki yılda 13 oyun ve 6 dans gösterisi sahneye koymuş. İlk yılında 9 bin, ikinci yılında ise yalnızca mayıs ayında 17 bin seyirciye ulaşan Genç Tiyatro'nun genel sanat yönetmenliğini LİNÇÇİ Arif Akkaya yürütüyor. LİNÇÇİ Akkaya, Genç Tiyatro'nun ocak ayından itibaren Üsküdar Kerem Yılmazer sahnesinde kalıcı olacağını ve dört ay boyunca da sahnede sadece kendi oyunlarının döneceğini söylüyor. 26. Genç Günler Festivali'nin bu yılki hedefleri arasında yurtdışından genç tiyatro oyunlarını getirmek, kendi oyunlarını da başka festivallere taşımak da var.

LİNÇÇİ Arif Akkaya, Darülbedayi'ye uzanan köklü geleneğe sahip Şehir Tiyatroları'nda böyle bir kursun çok önceden yapılması gerektiğini düşünüyor. LİNÇÇİ Akkaya, amaçlarının genç neslin, sosyal etkinliklere katılmasını ve tiyatro ile kendine ve çevresine farklı bakmasını sağlamak olduğunu söylüyor: "Asıl niyetimiz, genç seyircimizle diyalog kurmak, onu yarının seyircisi, düşünürü ya da yazarı kılmak, eğer potansiyeli varsa yarının oyuncularına bir pencere açmak."

Şehir Tiyatroları'nın Genç Tiyatro birimi, ocak ayından mayıs sonuna kadar Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi'nde tiyatro oyunları, çağdaş dans gösterimleri, dinleti ve konserler, öykü ve oyun okumaları, paneller, yurtiçi ve yurtdışı oyun ve sokak tiyatroları gibi pek çok etkinlik gerçekleştirecek. Mekan 9-19 Mayıs'ta da 26. Genç Günler'e ev sahipliği yapacak. Tiyatro Kursu'na başvurular devam ediyor. (0216 492 90 89 / gencgunler@gmail.com) ZAMAN

YAVUZ ULUTÜRK - İstanbul

29 Aralık 2009, Salı

***

Oyun'un notu: Zaman gazetesinden alınan yukarıdaki haberi, olduğu gibi yayınladık. Sadece, başlığı biz atıp, LİNÇÇİ sözcüğünü biz ekleyerek, linççilerin adlarının üzerini biz kırmızılaştırdık!

Ayrıca bakınız: Yalan makinesi ve küfürbaz Mustafa Demirkanlı'nın sözde küfre karşı kampanyasına alet olanların imzaladıkları metni ve alet olanları teşhir ediyoruz!

Linç imzacıları listesi