31 Mart 2009 Salı

TAKSAV'lı 11 Danışma Kurulu üyesinin, "13. Festival"de 12 Mart Faşizmi bakanına ödül vermesini anlayamayan(!) Özgür Tiyatro, etkinliklerini sürdürüyor

Özgür Tiyatro’da 15. Emek Yılı etkinlikleri


Özgür Tiyatro'da 15. Emek Yılı sürüyor. Özgür Tiyatro, bu kapsamda, Selam Olsun Nâzım'a üst başlığına sahip yeni bir süreç başlattı. Bu yeni süreci izlemekte yarar var. Bu etkinlikler içerisinde, Aşkın Vatanı Yoktur adlı oyun, tiyatral şiir dinletisi tarzıyla dikkat çekiyor.

Özgür Başkaya’nın gönderdiği programı sunuyoruz:

7 Nisan 2009 Aşkın Vatanı Yoktur
14 Nisan 2009 Jokond ile Siyau
21 Nisan 2009 Şeyh Bedreddin Destanı
21 Nisan 2009 Seçme Şiirler

Etkinlikler saat 19:00'da başlar.

***

Oyun'un notu: Ayrıca bakınız;
1-) "12 Martçı'ya ödül"e karşı ses: Özgür Tiyatro
2-) ATB, faşizme (TAKSAV "Emek Ödülü"ne) karşı
3-) TAKSAV'ın faşizme verdiği ödül tartışılıyor
4-) TAKSAV'ın 12 Mart Faşizmi Kültür Bakanı Halman'a, Ertuğrul Günay eliyle "Emek Ödülü" verdiği bir süreçte, Başkaya, Ayşegül Yüksel'den hesap soruyor!
Dostları Savaş Dinçel’in doğum gününü kutluyor


20 Aralık 2007 tarihinde kaybettiğimiz büyük sanat adamı Savaş Dinçel'in 67. doğum günü, tüm yakın dostları tarafından Beyoğlu Çiçek Bar‘da kutlanıyor. 01 Nisan 1942 yılında doğan Dinçel'in doğum gününü her yıl geleneksel olarak kutlayan ünlü dostları, bu yıl da bu geleneği bozmuyor.

Kutlamada, Savaş Dinçel'in karikatürleri ve oğlu Barış Dinçel tarafından yapılan heykeli de Çiçek Bar’da sergilenecek.

Mustafa Alabora, Müjdat Gezen, Rutkay Aziz, Tarık Akan, Aydın Boysan, Şevket Çoruh, Bülent Kayabaş gibi birçok dostunun katılımı ile gerçekleşecek doğum günü kutlaması 01 Nisan 2009, Çarşamba akşamı saat 19:00'da yapılacak.

Tarih : 01 Nisan 2009, Çarşamba

Yer : Çiçek Bar ( Sıraselviler Cad. Billurcu Sk. No:25 Taksim)

Saat : 19:00

(Kaynak: SANATKOP)

"Türk tiyatrosu dimdik ayakta" durabilmek için Kültür Bakanlığı ve Efes Pilsen'e yaslanırken, 13. Afife Jale Ödülleri'yle de "arınma" sürecine giriyor


"Türk tiyatrosu dimdik ayakta" durabilmek için, Kültür Bakanlığı çanağı yalayıp, Efes Pilsen tezgahtarlığı yapmak zorunda. Bu zorunluluğunun yanı sıra, ödül denilen seruma da ihtiyaç duyan "Türk tiyatrosu", sezonun bitmesine ramak kala, gözlerini ödül jürilerine dikmiş durumda.

Cumhuriyet'teki haberi okuyunuz:


13. Afife Jale Ödülleri


Sahneye çıkan ilk Türk kadını Afife Jale anısına düzenlenen Afife Tiyatro Ödülleri'ninbu yılki adayları ile özel ödülleri kazananlar açıklandı.

AA

İstanbul- 13. Afife Tiyatro Ödülleri için Yapı Kredi Plaza'da düzenlenen kokteylde, adaylar ile özel ödüllerin sahipleri, Haldun Dormen ve Göksel Kortay tarafından kamuoyuna duyuruldu.

Buna göre, Muhsin Ertuğrul Özel Ödülü'ne Mediha Gökçer, Nisa Serezli Aşkıner Özel Ödülü'ne Hale Eren, Cevat Fehmi Başkut Özel Ödülü'ne Berkun Oya, Tiyatroda Yeni Kuşak Özel Ödülü'ne Dot Bilsar ve Yapı Kredi Sigorta Özel Ödülü'ne Dikmen Gürün Uçarer layık görüldü.

Yapı Kredi Sigorta Afife Tiyatro Ödülleri'nin bu yılki adayları da şöyle:

Yılın En Başarılı Prodüksiyonu: ''Maskeliler'' İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, ''Rahat Yaşamaya Övgü'' (Brecht Kabare) Tiyatro Pera, ''Albay Kuş'' Tiyatro Adam.

Yılın En Başarılı Yönetmeni: Murat Karasu, ''Albay Kuş'' Tiyatro Adam, Nesrin Kazankaya ''Rahat Yaşamaya Övgü'' (Brecht Kabare) Tiyatro Pera, Yiğit Sertdemir ''Leonce İle Lena'' İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları.

Yılın En Başarılı Erkek Oyuncusu: Mehmet Gürhan ''Maskeliler'' İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, Mert Turak ''Leonce ile Lena'' İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, Öner Erkan ''Kaset'' Tiyatro Duru.

Yılın En Başarılı Kadın Oyuncusu: Ayça Bingöl, ''Nehrin Solgun Yüzü'' Tiyatro Stüdyosu, Dolunay Soysert ''Sürmanşet'' İstanbul Halk Tiyatrosu, Mine Tugay ''Karatavuk'' Dot Tiyatro.

Yardımcı Rolde Yılın En Başarılı Erkek Oyuncusu: Erdem Irmak ''Kaset'' Tiyatro Duru, Fatih Koyunoğlu ''Albay Kuş'' Tiyatro Adam, Serdar Orçin ''Maskeliler'' İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları.

Yardımcı Rolde Yılın En Başarılı Kadın Oyuncusu: Canan Ergüder ''Bayrak'' Tiyatro Krek, Ceyda Düvenci ''Sürmanşet'' İstanbul Halk Tiyatrosu, Özge Özder ''Leonce ile Lena'' İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları.

Yılın En Başarılı Müzikal ya da Komedi Erkek Oyuncusu: Cihan Ünal ''6 Haftada 6 Dans Dersi'' Tiyatro İstanbul, Fırat Tanış ''Testosteron'' Oyun Atölyesi, Levent Öktem ''Rahat Yaşamaya Övgü'' (Brecht Kabare) Tiyatro Pera.

Yılın En Başarılı Müzikal ya da Komedi Kadın Oyuncusu: Bilge Şen ''Mutlu Yıllar'' Beşiktaş Belediye Tiyatrosu, Günay Karacaoğlu ''Basit Bir Ev Kazası'' Aysa Prodüksiyon, Nevra Serezli ''6 Haftada 6 Dans Dersi'' Tiyatro İstanbul.

Yardımcı Rolde Yılın En Başarılı Müzikal ya da Komedi Erkek Oyuncusu: Emre Karayel ''Testosteron'' Oyun Atölyesi, İnan Ulaş Torun ''Testosteron'' Oyun Atölyesi, Ufuk Özkan ''Şahane Düğün'' Asuman Dabak Tiyatrosu.

Yardımcı Rolde Yılın En Başarılı Müzikal ya da Komedi Kadın Oyuncusu: Başak Meşe ''Rahat Yaşamaya Övgü'' (Brecht Kabare) Tiyatro Pera, Fulden Akyürek ''Çılgın Yenge'' Abdullah Şahin Tiyatrosu, Sevinç Erbulak ''Tekrar Çal Sam/İstanbul Efendisi'' İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları.

Yılın En Başarılı Sahne Tasarımcısı: Ali Cem Köroğlu, ''Sokrates'in Son Gecesi'' İstanbul Devlet Tiyatrosu, Duygu Sağıroğlu ''Maskeliler'' İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, Gamze Kuş ''Leonce ile Lena/Deri Ceket'' İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları.

Yılın En Başarılı Giysi Tasarımcısı: Ali Cem Köroğlu ''Sokrates'in Son Gecesi'' İstanbul Devlet Tiyatrosu, Nihal Kaplangı ''Leonce İle Lena'' İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, Nilüfer Moayeri ''Rahat Yaşamaya Övgü'' (Brecht Kabare) Tiyatro Pera.
Yılın En Başarılı Sahne Müziği: Sabri Tuluğ Tırpan ''Ne Dersin Azizim'' İstanbul Devlet Tiyatrosu, Selim Can Yalçın ''Leonce ile Lena'' İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, Tolga Çebi ''Testosteron'' Oyun Atölyesi.

Yılın En Başarılı Işık Tasarımcısı: Cem Yılmazer ''Victoria/Sürmanşet'' Kenter Tiyatrosu/İstanbul Halk Tiyatrosu, Mahmut Özdemir ''Leonce ile Lena'' İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, Yüksel Aymaz ''İstanbul'da Bir Dava/Sokrates'in Son Gecesi/Rahat Yaşamaya Övgü'' Garajistanbul/İstanbul Devlet Tiyatrosu/Tiyatro Pera.

Toplam 14 dalda adayları belirlenen Yapı Kredi Sigorta Afife Tiyatro Ödülleri ile özel ödüller, 20 Nisan'da Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayında düzenlenecek törenle sahiplerini bulacak.

30 Mart 2009

(Kaynak: Cumhuriyet)

3-13 Nisan tarihleri arasında
kadıköyGeleneksel
günlerinin dördüncüsünde buluşuyoruz!

3-13 Nisan 2009 tarihleri arasında Nâzım Hikmet Kültür Merkezi’nde dördüncü kez geleneksel kültür ve müzikle ilgili etkinliklerin düzenlendiği KadıköyGeleneksel günleri başlıyor.
KadıköyGeleneksel günleri ile yaşadığımız toprakların geçmişten günümüze akıp gelmiş değerlerini yaşamak ve yaşatmak amaçlanıyor.
Bu amacı NHKM, “Geleneksel Kültür”e yakın durabilmeyi ve onu olabildiği ölçüde içselleştirmeyi, bizlere dayatılan ‘hafızasızlığı’ reddetmenin yollarından biri olarak görmek gerekiyor. Çünkü “Geleneksel Kültür” resmi tarihin anlatmadığı insanları ve hayatları anlatmaktadır. Bizim de bu hayatlardan alacak ve öğrenecek çok şeyimiz olduğu açıktır. Ayrıca bu hayatlara çok ciddi borcumuz da olduğu ortadadır. Konuya sanatsal boyutuyla yaklaştığımızda ise karşımıza son derece dinamik ve zengin bir miras çıkmaktadır. Bunu, dünyanın bütün geleneksel tınıları, üretimleri ve paylaşımları için söyleyebiliriz. Bu yüzdendir ki bu miras karşılaştırmalı bir değerlendirmeyi, sınıflandırmayı kaldırmaz. Her biri kendi toprağının verimidir ve temel ortak noktaları yaşam, insan ve doğa olmakla birlikte kokuları farklıdır. Yine bu yüzden elimizdeki mirasa değerinden fazlasını atfedip onu yoksullaştırmamamız gerekir. Ancak ne var ki bazı topraklar çeşitlilik açısından diğerlerine göre daha şanslı olabilir. Anadolu da yüzyıllar boyunca birçok medeniyete yurt olması özelliği ile bu şanslı topraklardandır. Geleneksel Kültür, bir disipline ve otoriteye bağlı olmaksızın ortaya çıkmış olması ve muhalif kimliği ile bir başkaldırıdır. Bu kültürün içinde taşıdığı acı ve hüzün, aslında insan eliyle ve aklıyla yaratılmış olan adaletsizliğin yine insan eli ve aklıyla yok edilebileceğinin ifadesidir. İsyanı ve reddedişi; varolan, dayatılmış olguların yıkılmasını önerir. Ne yorumlarken, ne dokurken ya da işlerken, ne de dinlerken veya izlerken her hangi bir planlılık ve buna bağlı olarak bir iktidar hissi yaratmaz ve tam bir özgürleşme duygusu sunar. Geleneksel kültürün özünde de doğaçlama geleneğine dayalı bir kültürden söz edilebilir ve sırf bu özelliği ile dâhi, yerleşik olguların karşısındadır. Başka bir hayatın mümkün olduğunu düşler ve dillendirir.
İçselliği, onu birçok sanat yapıtında olduğu ölçüde estetik kılabilmiştir. Tam bu noktada, çokça düşünülenin aksine, geleneksel sanatın sağlam bir estetiğe sahip olduğunu vurgulamak isteriz. Seçkinci olmayan, ancak çok önemli incelikler taşıyan, kaba popülizmden tamamen uzak ve gerek estetik anlamda gerekse toplumsal anlamda her türlü hiyerarşiyi ve dayatmayı reddeden bir yapısı vardır.
Yanında durmak, hissedebilmek için çaba sarfetmek, hayatımıza katmak ve bu kültürün sunduğu hayatlara katılabilmek adına yukarıda söylediklerimizden çok daha fazla nedenimiz olduğunu veya olabileceğini düşünüyoruz.” şeklinde ifade ediyor.
KadıköyGeleneksel günlerinin bu seneki programında ağırlıklı olarak geleneksel müziğin önemli temsilcilerinin sahne alacağı konserler yer alıyor.

KONSER
03 NİSAN Saat 20:30 NHKM / Ruhi Su Salonu
ERDAL ERZİNCAN
Anadolu’nun sunduğu değerleri bağlamasıyla ustalıkla icra eden Erdal Erzincan, KadıköyGeleneksel günlerimizin açılış konserini gerçekleştirecek. Bağlamayla tanışmasını usta-çırak geleneğine dayandıran Erzincan, ayrıca gençlerden oluşan 25 kişilik bir bağlama orkestrasıyla bu geleneğin sürmesi için çalışmalarına devam ediyor.

“Bağlamayı sadece bir enstrüman olarak görmüyorum. Bir kere Alevi toplumunda çok önemli bir yere sahip; kutsal bir tarafı var: Telli Kur’an deniliyor. Bütün inancını, kültürünü kısaca her şeylerini bağlamayla ifade ediyorlar. Zamanın ozanlarına dikkat edin, elinde sazıyla başkaldırıyor; bakıyorsunuz ki o bağlama gazete görevi görüyor; bir köyden başka bir köye haber ulaştırırken ozan elinde sazıyla okuyor, destanlar söylüyor. Yani bağlamanın yalnızca enstrüman niteliği yok, toplumsal yanı da var. O anlamda bağlamanın Anadolu halkı için çok önemli bir yeri olduğuna inanıyorum”. Erdal Erzincan

***
KONSER
08 NİSAN Saat 20:30 NHKM / Ruhi Su Salonu
ERKAN OĞUR ve İSMAİL HAKKI DEMİRCİOĞLU

***
04 NİSAN Cumartesi
Müzikli Sohbetler / Saat 15:00 NHKM / Mahmut Dikerdem Salonu
ÖZER ÖZEL
Geleneksel sazımız “tanbur” üzerine…
Halen Yıldız Teknik Üniv. Sanat ve Tasarım Fak. Öğretim Görevliliği’ne devam eden Özer Özel, zengin bir gelenekten ve birikimden beslenen icracılığı ve “tanbur” üzerine sohbetiyle konuğumuz olacak.

Konser / Saat 18:30 NHKM / Sofa
MEŞK
Birlikte çalıp, söylüyoruz…
***
KONSER
06 NİSAN Pazartesi 20:30 NHKM / Ruhi Su Salonu
“KANUN VE PİYANO”
Haçatur Avetisyan’ın eserleri
Esra Berkman (Kanun), Ayca Daştan (Piyano)
Avetisyan’ın kanun için yazdığı eserlerin incelemesinde, eserlerini üç değişik tarzda oluşturduğu görülmektedir; orijinal kanun eserleri, halk müziği ve geleneksel malzemelerin kanuna transkripsiyonu şeklinde ve Ermeni ve Batılı bestecilerin eserlerinin kanun için transkripsiyonu şeklindedir.

Bu konserde, Avetisyan’ın kanun ve piyano için yazdığı ve sözü edilen üç besteleme tekniğine de örnek olabilecek eserler seslendirilecektir.
H. Avetisyan, S. Barhudarhan, Kr. Hahinyan, Komitas, A. Haçaturyan, E. Grieg, Tenigü gibi bestecilerin yanı sıra anonim bir Ukrayna halk ezgisinin de yer aldığı konserde kanunu Esra Berkman, piyanoyu Ayca Daştan icra ediyorlar.

***

KONSER
07 NİSAN Salı Saat 20:30 NHKM / Ruhi Su Salonu
WARADA
Adige -Abhaz Halk Şarkıları Orkestra ve Korosu
Şef: Ruhet Gürbüz, Yöneten: Mahinur Tuna
2005 yılında kurulan ve adını Adige- Abhaz mitolojik müzik ailesinden (musalar) alan WARADA topluluğu “Warada Genç”, Warada Mızıka” ve “Warada Çocuk” olarak çalışmalarına devam etmektedir.
Müzikologların: “Bu folklorik şarkılar relikt (fosil) şarkılar olup stilistik özellikleri, işlevsel görevleri bakımından MÖ ki tarihlerden beri gelişmiş formlara sahiptir” dedikleri Adige ve Abhaz halk şarkılarını tüm özelliklerini elden geldiğince yansıtmaya çalışan “WARADA GENÇ” bu gece sizlere yer yüzünün bütün seslerini kontrol eden müzik tanrısı Aşamez'in flütünün beyaz tarafını üfleyecek ve size son derece bereketli bir repertuvar sunacak.
Mitolojik şarkılar (Hitit ritüellerinin Kafkas varyantı), üretim şarkıları, tedavi amaçlı şarkılar, kahramanlık ve aşk şarkılarının yanı sıra biraz da dans müziği ile coşacaksınız.
***

KONSER
09 NİSAN Perşembe 20:30 / Ruhi Su Salonu
"AN Projesi" Sinan Cem EROĞLU: Kaval, Oğur SazıCenk ERDOĞAN: Perdeli - Perdesiz GitarYinon MUALLEM: PerküsyonCemil TATLIPINAR: Bas Gitar

***

10 NİSAN CUMA Saat 20:30 NHKM / Ruhi Su Salonu
TELVETEN
Şirin Pancaroğlu ve Yinon Muallem, Sinan Cem Eroğlu (kaval)

Arp sanatçısı Şirin Pancaroğlu ile besteci ve perküsyoncu Yinon Muallem’in ortak projeleri Telveten’de, etnik ve klasik müzik sıradışı bir buluşmayla bir araya geliyor. Şirin Pancaroğlu’nun klasik Batılı tarzı ile Yinon Muallem’in Doğulu perküsyonu, yenilikçi ve büyülü bir tını oluşturuyor. İkili, barok müzikten Arjantin tangosu ve İspanyol klasik müziğine; Yinon Muallem’in orijinal bestelerinden Türk halk müziği ve Azeri müziğine kadar uzanan geniş bir yelpazedeki farklı müzik türlerinden seçilmiş zengin bir repertuar seslendiriyor.
İkiliye bu konserde konuk müzisyen olarak kaval ile Sinan Cem Eroğlu eşlik ediyor.
***
11 NİSAN Cumartesi

Müzikli Sohbetler / Saat 15:00 NHKM / Mahmut Dikerdem Salonu
MUSTAFA HİSARLI
“Bağlama” ve “tavır” üzerine…
Geleneksel halk müziğimizin kaynak kişisi Kütahyalı Hisarlı Ahmet'in oğlu olan Mustafa Hisarlı, İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Mimarlık Bölümü'nden mezun oldu. TRT İstanbul Radyosu'nda saz sanatçısı olarak uzun yıllar hizmet veren sanatçı, zengin bir gelenekten ve birikimden beslenen icracılığı ile konuğumuz olacak.


Konser / Saat 18:30 NHKM / Ruhi Su Salonu
MELİHAT GÜLSES
***
KONSER
12 NİSAN Pazar saat 16:00 NHKM / Ruhi Su Salonu
NÂZIM KUMPANYA

Koro kadrosu

Mutlu Ödemiş; şefR. Yiğit Özatalay; piyanistŞebnem Ünal soprano Nimet Çakıcı altoİmge Mıngıroğlu soprano İrem Derlen altoNevra Yapıcı soprano Seyhan Şahin alto

Emin İgüs tenor Vedat Sakman bas
Gökhan Şeşen tenor Ufuk Karakoç bas Burhan Şeşen tenorÖzgür Ay tenor
Nâzım Kumpanya, Nâzım Hikmet Kültür Merkezi'nin çağrısıyla, birlikte müzik yapmak üzere 2007 yılının Ekim ayından beri çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Müzik alanındaki "usta ve çırakların" bir araya gelerek oluşturduğu, kendini "eşliksiz koro, eşlikli solistler topluluğu" olarak ifade eden Kumpanya, dünya üzerindeki tüm coğrafyaların müzikal birikimine açık olmakla birlikte kendi beste ve düzenlemelerini seslendirmeyi ana hedefi olarak görüyor.Topluluğun üyeleri kumpanya adını almalarını; "Kumpanya aynı zamanda bir yol ve hayat arkadaşlığını içeriyor. Çünkü kumpanya, yollara düşmüş, ortak beklentiler etrafında toplanmış insanların hayatıdır, yol arkadaşlığıdır, yoldaşlıktır, paylaşmaktır" diye açıklıyorlar.
***

13 NİSAN Pazartesi saat 20:00 / NHKM / RUHİ SU SALONU
KONSER
HAYRİ DEV VE GRUBU
“ORMANIN ARDINDA” belgesel filminin gösterimiyle….
Yön: Jerome Cler
Jérome Cler, etnolog ve etnomüzikolog olarak Denizli Çameli’nde on yılı aşkın süren araştırmalarının sonunda “ormanın ardında” adlı belgeseli çekmiş. Araştırmaları süresince ve filmin çekimi sırasında bölge aileleri ile yakın ilişkiler kurmuş, onlarla birlikte yaşamış. Belgeselin konusu olan Denizli yöresi yaşam biçimi, gelenekleri ve müziği çarpıcı ve ayrıntılı bir biçimde verilmiş. Belgeselin merkezindeki Hayri Dev yörenin ve yöre kültürünün en önemli temsilcilerinden biri; oğlu Zafer ve torunu Kısmet ile geleneğin nesiller arası sürekliliğini sağlaması da ayrıca çok büyük önem taşımaktadır.
Belgeselin ardından “üçlü” den yörenin özgün müziğini ve oyunlarını dinleyip, izleyeceğiz.

***

NÂZIM HİKMET KÜLTÜR MERKEZİ
Adres: Bahariye Cd. Ali Suavi Sk. (Sanatkârlar Sk.) No: 07 Kadıköy
Telefon: 0216 414 22 39
www.nazimhikmetkulturmerkezi.org

30 Mart 2009 Pazartesi

TİYATRO DÜNYASI BİZDEN İZLENİYOR!

....................................3. Abdülhamid


Google'da 3. Abdülhamid diye arama yaptığınızda, ilk sırada aşağıdaki yazı çıkıyor.


3. Abdülhamid, şiddeti kışkırtıyor!


Ahmet Ertuğrul Timur (nam-ı diğer 3. Abdülhamid), Coşkun Büktel ve Hilmi Bulunmaz'ın yazılarını "küfür içerdiği için" sansürlemişti.

(Bakınız: 3. Abdülhamid, "Yaşasın Sansür")

Giderek, giderayak hızla, hem de ışık hızıyla Burak Caney'leşen 3. Abdülhamid, İftira Makinesi Burak Caney ruhu taşıyan İrfan Aslanhan'ın ağzından linç girişiminde bulunup, toplumsal suç işliyor. Kan isteyen, şiddet kışkırtıcı, kana susamış İrfan Aslanhan'ın yorum gerektirmeyen yazısını sunuyoruz:

(...)

(Yazının tamamını okumak için TIKLAYINIZ!)

***

Ayrıca, "3. Abdülhamid Sanal Faşizmi"ne ipucu olan şu önemli yazıyı da okuyunuz:

"Kişisel çıkarları için her yola başvuran Ahmet Ertuğrul Timur'un (3. Abdülhamid) tiyatrom.com sitesindeki İrfan Aslanhan yazıları asparagas mı?"
Tiyatro dünyası Akar’ı yitirdi

KÜLTÜR SANAT SERVİSİ

Tiyatro sanatçısı Hepşen Akar, dün Ankara’da vefat etti. 1934 yılında Ankara’da doğan Akar, Ankara Operası viyola sanatçılarından Mete Ünal ile tiyatrocu Cihan Ünal’ın ablasıydı.

Sanatçı, Ankara Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü’nden 1956-57 döneminde mezun oldu. Aynı yıl girdiği Devlet Tiyatroları’nda, 1999’da emekli olana dek; aralarında “Hürrem Sultan”, “Damdaki Kemancı”, “Suç ve Ceza”, “Büyük Jüstinyen”, “Kral Lear“, “Cadı Kazanı”, “Bernarda Alba’nın Evi”, “Ocak”, “İstanbul Efendisi”, “Pembe Kadın”, “Fadik Kız”, “Vişne Bahçesi”nin de bulunduğu yaklaşık 50 oyunda önemli roller oynadı. Hepşen Akar aynı zamanda aranan bir seslendirme sanatçısıydı. En bilinen seslendirmesi ise, “Yalan Rüzgarı”ndaki Catherine’di.

Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü, vefatı üzerine yaptığı açıklamada Hepşen Akar’ı, “sanatçı kimliğiyle Türk tiyatrosunun kuruluş amaç ve ilkelerini birleştiren, bu kimlikle 50’ye yakın oyunda görev alan ve öncü sanatçı görevini başarıyla yerine getiren bir sanatçı” olarak tanımladı.

Hepşen Akar için bugün 10.30’da Ankara Büyük Tiyatro’da bir tören düzenlenecek. Daha sonra Akar, Karşıyaka Camii’nde öğle namazından sonra kılınacak cenaze namazının ardından Karşıyaka Mezarlığı’na defnedilecek.

(Kaynak: Milliyet)

Muhbir Mustafa Şükrü Demirkanlı yalan söylemeye devam ediyor hâlâ...

Mustafa Demirkanlı demişti ki:

YALAN: 1
"(Coşkun) Büktel için, kendisini pohpohlayan bir yayıncının (Hilmi Bulunmaz) Hacker'lık yapmasında hiç bir ahlaki sorun yoktur."
(Kaynak: Demirkanlı tiyatroyu zehirliyor)

Mustafa Demirkanlı, Hacker'lık suçlamasını kanıtlasın, kendisine fotoğraftaki Limousine'i armağan etmeye söz veriyoruz!

Biz sözümüzü yerine getirmezsek adiyiz; ama suçlamasını kanıtlamazsa Demirkanlı adidir.

YALAN: 2
"Efendim, Büktel, vakti zamanında -Rahmi Dilligil zamanında- Devlet Tiyatroları'na sanatçı kadrosundan girmek istemiş..."
(Kaynak: "Mustafa Demirkanlı Sinsi Yalanlar ve Tahriflerle Okurları Yanıltmaya Çalışıyor.")

Mustafa Demirkanlı, yukarıdaki suçlamayı ne zaman yapıyor?. Rahmi Dilligil'in yolsuzluk nedeniyle mahkum olduğu ve kelepçeli fotoğraflarının yayınlandığı dönemde yapıyor. Demirkanlı, Büktel'in DT kadrosuna girmek istemesini suçmuş gibi gösterebilmek için, cümlenin akışını kesip parantez açarak, "Rahmi Dilligil zamanında" girmek istediğini özellikle belirtiyor. Oysa Büktel, Dilligil zamanında DT'ye girmeye teşebbüs etmediği gibi, Dilligil'in (DT sanatçısı Nâlan Örgüt ve DT yönetmeni Şakir Gürzumar aracılığıyla) önerdiği kadro teklifini de reddetmiş ve yazısında bunu açıklamıştı.

Mustafa Demirkanlı, Büktel'in, Rahmi Dilligil zamanında DT'ye herhangi bir kadrodan girmek istediğini kanıtlasın, kendisine fotoğraftaki Limousine'i armağan etmeye söz veriyoruz!

Biz sözümüzü yerine getirmezsek adiyiz; ama suçlamasını kanıtlamazsa Demirkanlı adidir.

YALAN: 3
"(Feridun) Çetinkaya'ya 'Lütfen, bir daha dergiye yazı yazmayın' dedim. Çünkü yalan söylemiş, bir tezgahın parçası olmuştu."
(Kaynak: Coşkun Büktel'e Sanatseverler Değil, Ancak "Sanatsavarlar" Yalancı Diyebilir)

Mustafa Demirkanlı, Çetinkaya'nın yalan söylediğini ve bir tezgahın parçası olduğunu kanıtlasın, kendisine fotoğraftaki Limousine'i armağan etmeye söz veriyoruz!

Biz sözümüzü yerine getirmezsek adiyiz; ama suçlamasını kanıtlamazsa Demirkanlı adidir.

YALAN: 4
(Feridun Çetinkaya ve Coşkun Büktel'i suçlayarak) "Bu 'ilkel ve iğrenç' dergiye (Tiyatro... Tiyatro...) sızmak için bu kadar tezgah niye?"
(Kaynak: Coşkun Büktel'e Sanatseverler Değil, Ancak "Sanatsavarlar" Yalancı Diyebilir)

Mustafa Demirkanlı, Çetinkaya ve Büktel'in dergiye sızmak için tezgah kurduğunu kanıtlasın, kendisine fotoğraftaki Limousine'i armağan etmeye söz veriyoruz!

Biz sözümüzü yerine getirmezsek adiyiz; ama suçlamasını kanıtlamazsa Demirkanlı adidir.

YALAN: 5
(Coşkun Büktel) "Theope'yi sahneleyebilecek kimsenin olmadığını iddia eder"
(Kaynak: "H.Hilmi Bulunmaz ve Coşkun Büktel (1)")

Mustafa Demirkanlı, Büktel'e yönelttiği bu suçlamayı kanıtlasın, kendisine fotoğraftaki Limousine'i armağan etmeye söz veriyoruz!

Biz sözümüzü yerine getirmezsek adiyiz; ama suçlamasını kanıtlamazsa Demirkanlı adidir.

YALAN: 6
"Zaten Coşkun Büktel'in genel karakteridir. Yanına birini alır, iliğini sömürene kadar kullanır ve atar."
(Kaynak: Mustafa Demirkanlı, "H. Hilmi Bulunmaz ve Coşkun Büktel (1)")

Mustafa Demirkanlı, Büktel'e yönelttiği bu iğrenç suçlamaları kanıtlasın, kendisine fotoğraftaki Limousine'i armağan etmeye söz veriyoruz!

Biz sözümüzü yerine getirmezsek adiyiz; ama suçlamasını kanıtlamazsa Demirkanlı adidir.

YALAN: 7
"Ancak, üşenmeden onun (yani Burak Caney'in) eleştirisini ve senin (yani Büktel'in) senaryonu okuduktan sonra (Burak Caney'in) söylediklerine olduğu gibi katılıyorum."
(Kaynak: Coşkun Büktel Bulaşma, İşine Bak!)

Mustafa Demirkanlı, Büktel'in, "Hamdi Mümkün yahut İkinci Geliş" senaryosunu (217 sayfalık, henüz yayınlanmamış senaryosunu) "okudum" dediği tarihte okuduğunu kanıtlasın, kendisine fotoğraftaki Limousine'i armağan etmeye söz veriyoruz!

Biz sözümüzü yerine getirmezsek adiyiz; ama suçlamasını kanıtlamazsa Demirkanlı adidir.

YALAN: 8
"Büktel sürekli şunu savunur: 'Bu eseri sahneleyecek bir yönetmen yok.' "
(Kaynak: Mustafa Demirkanlı "Hay Allah")

Mustafa Demirkanlı, parantez içinde ve italik olarak yazıp Büktel'e mal ettiği o sözün kaynağını gösterirse, yani o sözü kendisinin uydurmadığını belgelerse, yani yalan söylemediğini kanıtlarsa, kendisine fotoğraftaki Limousine'i armağan etmeye söz veriyoruz!

Biz sözümüzü yerine getirmezsek adiyiz; ama suçlamasını kanıtlamazsa Demirkanlı adidir.

YALAN: 9
(Yılmaz Öğüt'e) "Türkçesi siz hırsızsınız diyordu Coşkun Büktel"
(Kaynak: Coşkun Büktel'e Sanatseverler Değil, Ancak "Sanatsavarlar" Yalancı Diyebilir)

Mustafa Demirkanlı, Coşkun Büktel'in Yılmaz Öğüt'ü hırsızsınız diye suçladığını kanıtlasın, kendisine fotoğraftaki Limousine'i armağan etmeye söz veriyoruz!

Biz sözümüzü yerine getirmezsek adiyiz; ama suçlamasını kanıtlamazsa Demirkanlı adidir.

YALAN: 10
"Coşkun Büktel, o eşsiz polemik dehasıyla ve zamanı bol olduğu için yazılanları cımbızlayarak okura sunmanın marifet olduğunu sanıyor ve olayları kendi istediği biçimde yorumlatmaya çalışıyor."
(Kaynak: Coşkun Büktel'e Sanatseverler Değil, Ancak "Sanatsavarlar" Yalancı Diyebilir)

Yukarıdaki suçlamalarının yalan olmadığını kanıtlasın, Mustafa Demirkanlı'ya, fotoğraftaki Limousine'i armağan etmeye söz veriyoruz!

Biz sözümüzü yerine getirmezsek adiyiz; ama suçlamasını kanıtlamazsa Demirkanlı adidir.

***

Yukarıdaki suçlamalarının herhangi birinin yalan olmadığını kanıtlasın, Mustafa Demirkanlı'ya fotoğraftaki Limousine'i armağan edeceğiz. Onunu da kanıtlarsa, on Limousine vereceğiz!

Yalanlarının yalan olmadığını, gerçek olduğunu kanıtlasın; Demirkanlı'ya Limousine vermenin yanı sıra, alçak olduğumuzu açıklayacak, okurlar ve Demirkanlı'dan özür dileyeceğiz!.

Yalanlarının yalan olduğunu kabul ederse (yada en azından utanmayı ve susmayı becerirse), Demirkanlı'dan Limousine istemiyoruz; alçaklığının tescil edilmiş olması bize yeterli!.

Biz, her zaman verdiğimiz sözü yerine getirdik. Yine getireceğiz.

Demirkanlı'nın yalanlarını teşhir etmeyi sürdüreceğiz. Yalan makinesi Mustafa Demirkanlı, sadece on yalan teşhiriyle kurtulamaz!...

Bakınız:
YALAN: 28
YALAN: 27
YALAN: 26
YALAN: 25
YALAN: 24
YALAN: 23
YALAN: 22
YALAN: 21
YALAN: 20
YALAN: 19
YALAN: 18
YALAN: 17
YALAN: 16
YALAN: 15
YALAN: 14
YALAN: 13
YALAN: 12
YALAN: 11
YALAN: 10
YALAN: 9
YALAN: 8
YALAN: 7
YALAN: 6
YALAN: 5
YALAN: 4
YALAN: 3
YALAN: 2
YALAN: 1

"Çığ" yazarı Cücenoğlu'yla birlikte Muhsin Ertuğrul'un adını kirletip "Şişli Belediyesi skandalı"na neden olan Sarıgül, şimdi de politikayı kirletiyor

Sarıgül'dan çok ağır laflar!


Sarıgül ile Karakaş fena kapıştı. Hedeflediği oyu elde edemeyen Sarıgül, faturayı CHP yönetimine kesti.

Şişli'de seçimi kazanan DSP adayı Mustafa Sarıgül ile CHP'li Ercan Karakaş canlı yayında birbirine girdi.

Sarıgül ilçede büyük bir oyla rekor kırmak isterken yüzde 54.65 oyda kalması nedeniyle çok sinirliydi. Sarıgül karşısına Sarıgül soyadlı bir adayı çıkaran CHP yönetimine öfke yağdırdı.

Sarıgül seçim sonuçlarının değerlendirildiği CNN Türk'teki yayında Sarıgül ile CHP'li Ercan Karakaş arasında söz düellosu yaşandı.

Sarıgül Karakaş'a "siz sadece liderlere yağ çekerek listelere girdiniz" deyince ortalık karıştı. Karakaş "Mustafa bak sen uyarıyorum tekrar" sözleriyle cevap verdi.

İşte ikili arasındaki gerilimli anlar..


(Kaynak: Milliyet)

***

Oyun'un notu: Bakınız;
"Şişli Belediyesi, AKP'nin yaptığı gibi; halka, yanmayan kömür, yenmeyen pirinç, kullanılmayan beyaz eşya dağıtmak yerine, vasat tiyatrocular sunuyor!"
"Şişli Belediyesi, tiyatroculara sadaka dağıtırken, Zaman gazetesi de bize ait olan 'körler sağırlar, birbirini ağırlar' yorumunun kaynağını gizliyor!"
"Şişli Belediyesi, vasat tiyatroculara sadaka dağıtırken, Tuncer Cücenoğlu, hem jüri üyesi ve hem de 'En Başarılı Yazar' olarak bir skandala imza attı!"
"Şişli Belediyesi; Tuncer Cücenoğlu, Dilek Türker gibi tiyatro yoksunu ve yoksulu kişileri kötü emellerine alet ederek, Türkiye tiyatrosunu kirletiyor!"
"'Şişli Belediyesi skandalı'na, Mustafa Demirkanlı'nın Internet sitesi bile müdahale etmek zorunda kalınca, Özlem Özdemir, dişe dokunan bir yazı yazdı!"
"Coşkun Büktel, TEB öfkesinin, 'Şişli Belediyesi skandalı'nda yaşanan usulsüzlükleri deşifre etmeye kalkışacak kadar krize dönüşmediğini dile getiriyor"
"Hızla, hem de şimşek hızıyla kirlenen Türkiye tiyatrosu, lime lime dökülürken, Şişli Belediyesi de, verdiği ödüllerle bu kirlilikte pay sahibi oluyor!"
"Kirliliği bir giysi, küflenmişliği dekor olarak içselleştiren Türkiye tiyatrosu, ödüllerle gusül apdesti almak isterken bile skandallara neden oluyor!"
"'Çığ' yazarı Tuncer Cücenoğlu'nun da jüri üyesi olduğu 'Şişli Belediyesi Muhsin Ertuğrul Tiyatro Ödülleri 2009', 'Şişli Belediyesi skandalı"nı doğurdu'"
"'Şişli Belediyesi skandalı' olarak yaftaladığımız Muhsin Ertuğrul Ödülleri 2009 jürisinden beklenen oyun: Cücenoğlu'nu kurban rolünde sahneye çıkarmak"
"'Şişli Belediyesi skandalı'nın tiyatrosunu kirletmesine izin vermeyen Gezen, 'En Başarılı Özel Tiyatro Ödülü'nü elinin tersiyle jürinin suratına vurdu"
"Şişli Belediyesi'nin neden olduğu ödül skandalı, Tuncer Cücenoğlu'nun kurban rolünde sahneye çıkmasına karşın, onurlu insanlar tarafından lanetleniyor"
Demirkanlı'nın dergisi Tiyatro... Tiyatro..., arka kapağını Şişli Belediyesi'ne verdi!
Ölüm ilanı…


Orhan Aydın
30 Mart 2009


Seni tanıyordum.

Elinde silah, komünist avına çıktığın ta o ilk günlerden beri seni tanıyordum.

Önce Ankara'da, sonra İstanbul'da ve tüm bir ülkede kana bulamadığın sokak, kahvehane, okul avlusu, fabrika önü kalmamıştı.

Ev baskınları yaptın; kör karanlıklarda.

Boğarak öldürdüğün arkadaşlarımın üstüne, kurşun yağdırmak marifetlerin arasındaydı.
Bahçelievler'de yedi canıma sen kıydın.

Ellerine bulaşmış insan kanıyla, yüzünü yıkıyordun her sabah.

Sarkık bıyıkların, yaz-kış üstünden çıkarmadığın kara ceketin, korkak- hain sinsi, kan oturmuş bakışların, gözümün önünden hiç gitmedi.

16 Mart Katliamı'nda kardeşlerimin üstüne kurşun yağdıranların başında sen vardın.

1979 kışında, Ankara Ziraat Fakültesi öğrencisi, kayınbiraderim Sabit Torun’u Balgat'ta evinin önünde pusu kurup, yaylım ateşine tutanların başında sen vardın.

Kalbura çevirdiğiniz o körpe bedendeki, yirmi bir kurşunun dört adedi, senin cinayet aletinden çıkmıştı.

Maraş’ı kana sen buladın.

Annelerimizin karnındaki bebeklerimizi katlettin.

Bir değil, beş değil, on değil yüzlerle canımızı ateşe verdin.

Yozgat, Çorum ve 93'te Sivas'ta yine sen vardın.

Bir dağ başında, elinde silahın uluyan resimlerini anımsıyorum, Madımak ateşe verildiğinde, "tahrik var" diyen yine senin ölüm kokulu sesindi.

Korkağın tekiydin.

Uçan kuştan, akan sudan, kararmış geceden, gündüz güneşten ve insan sesinden ödün patlardı.
Bu yüzden olsa gerek, seni yalnız başına kimse görmedi!

Kuyruğunu kıstırıp, sokak köşelerine pusu kuran, uyuzluk misali yaşadın.

Ardında iş ortağın onca "tosuncuk" varken, hep güvencede hissettin kendini.

Bu ülke katillerini seviyor ya, seni daha çok seviyorlar!

Bahçeli de seviyor seni, Baykal da, Tayyip de, Erbakan da.

Halen arkan sağlam.

Ardından methiyeler düzülüyor!

Yazık oldu sana yazık. Ölümün böyle olmamalıydı!

Ateşe verdiğin o Maraş yolu, canını aldı!

Çakılıp kaldın bir dağın başına.

Beş santim buz tutmuş bedenin.

Zavallı ürkek yüreğin donmuş!

Üzülmedim.

Hiç unutmayacağım; söz!

Aklıma faşizm düştüğü her an, önce seni anıyordum, yine seni anacağım.

oaydinoaydin@gmail.com

Yeni bir oyun yazarı yetişiyor: Ozan Akgül / 11

Anahtar Sahipleri


Ozan Akgül
30 Mart 2009



.........."…hiçbir şeyi beğenmeyenler; her şeyin üstesinden gelemeyecekler yine. Böyleleri toplum için, evet bütün toplum için, aile için, devlet için, rejim için zararlı… Çünkü uygun adım yürümek istemezler. Ama sen, sen eğer benimle birlikte yaşamak istiyorsan bize ayak uydurmalısın. İşte bunun için anahtarlarımı geri vermeni istiyorum."*


Yaşadığımız ülkede varolabilmek için, anahtar sahiplerinin yürüdüğü yoldan yürümeliyiz. Sistemi eleştirmeyen, her şeyi olduğu gibi kabul eden ve anahtar sahiplerinin bedenine bürünmüş bir vücut olarak ortaya çıkarsak, biz de anahtar sahibi olabiliriz.

27 Mart 2009 Cuma günü, bir yazı yazmak için çabaladım; ama içimden gelmedi, yazamadım. Dünya Tiyatro Günü'nde herkes gibi gülücük saçamadım etrafa. Sanat için, tiyatro için bir kez daha üzüldüm. Yine de söyleyeceklerim içime sığmadı…

Türkiye’de sanatın her alanında, yeniye, yenilikçilere, özgünlüğe ve gençlere yer verilmemeye devam edilmektedir. Varolabilmek, anahtarı ele geçirmekten ibarettir; fakat bu anahtarı kavrayan eller, yumruklarını öyle bir sıkmışlardır ki, bedenlerinin çürümesi beklenmeden o anahtara sahip olmak imkânsızdır.

"Türkiye’de oyun yazarı yetişmiyor!", "Türkiye’de yazar yetişmiyor!" diye bas bas bağırıyorlar. Bu soruları ortaya atıp geri çekilmeden önce, kendilerine sormaları gerekli bu kişilerin. Neden ülkemizde oyun yazarı, öykü yazarı, roman yazarı yetişmiyor?! Zira bu soruyu zikredenler, avuçlarının içinde sıktıkları iktidarı, kudreti, maneviyatı ve parayı bırakmak istemeyenlerdir! Onlar ulaşılmazdır, onların yazdıklarına erişmek zordur; onlar eleştirilmezler, onlar yön göstermezler, onlar yenilikleri kabul etmezler; onlar "hiçbir şeyi beğenmeyenleri" düzeni bozmakla suçlarlar; onlar fikirlerinin ulaşılmazlığına inanırlar; onlar gençliklerini hatırlamazlar, zira o heyecanları bitmiştir, paranın dayanılmaz ve karşı koyulmaz iktidarına ve hükümranlığına teslim olmuşlardır! Onlar sanatı, paraya; saygınlığı paraya; varolama sebeplerini paraya dönüştürmüşlerdir! İstedikleri soruları cevaplarlar, istedikleri yorumu yaparlar, istediklerini yanına katarlar, sanata gönül vermek isteyenleri de ellerinin tersinle iterler! Onlara göre her şey kötüdür, iyimser hiçbir şey kalmamıştır; ama yakınırlar: "Yazar yetişmiyor", "Türk Edebiyatı olduğu yerde sayıyor." Onlar sadece duyarlar, anlamak istemezler. Onlar, "sahne her yerdir" der, sonra o sahnelerin içinde sizi enkazın altında bırakırlar. Acımasızca eleştirirler, acımasızca yok ederler. Onlar, günlük entelektüel katılıktan kurtulamamış, egolarını yere göre sığdıramayan, ANAHTAR SAHİPLERİDİR!

Evet… İçime sığdıramadığım bu satırları haykırmak istedim.

Sanatta hâkimiyetin olmadığı, gönül veren herkesin iştirak edebileceği bir mecra olduğunu herkesin kabul etmesinin zamanı çoktan gelmiştir. Sizi bir kurul ya da şahıs engellememeli! Kaleminizden dökülen kelimeler kelepçelenmemeli! Söyleyeceklerinizden korkmamalıdırlar. Yeniliklere, özgür kalemlere yer açmalıdır, anahtar sahipleri.

Bu istediğim dönüşüm, belki de bir ânda başarılabilecek bir şey değil; ama adım atmadan, avuçları gevşetmeden sanat aydınlanamaz!

Geçmişi hep geleceğe taşıdık. Değiştirmedik, gelişmedik! Zamanın fazlasıyla tükettiğimizi artık idrak etmenin zamanı geldi…

27 Mart Cuma günü ulusal tiyatro bildirilerini ve uluslararası tiyatro bildirilerini okudum. Çoğu samimi gelmedi bana. Yazmak için yazılmış, günü es geçmemek için kaleme alınmış satırlar olarak değerlendirdim. Bir de, Dünya Tiyatro Günü’nde nedense sadece oyuncuların günüymüş gibi algılanması ve kutlanması da ayrıca ilgi çekici bir durumdur. Tiyatronun tek bir kişiden ya da sadece oyuncudan ibaret olduğunun nerdeyse ısrarla altını çizilmek istenmesi de manidardır.

Geçen sene Dünya Tiyatro Günü uluslararası bildiriyi kaleme alan Robert Lepage şunları dile getirmişti: "Ateşle oynadığımız, risk aldığımız doğrudur. Ama aynı zamanda bir şansı da yakalamış oluruz: Yanabiliriz. Ama aynı zamanda şaşırtabilir ve aydınlatabiliriz." Bu sözlerinin samimiyetini içimize sindirirsek, acaba ülkemizde bu değişimi ve amacı güdebilir miyiz? Bu kadar fedakâr olma cesaretini gösterebilir miyiz?..

Türkiye’de yapılan sanat, bana samimi gelmiyor. Sanatı, çıkar ve iktidar hırsınla perçinlemediğimiz sürece, belki de bunları zikretmeye ya da bu söylenenleri görmemeye "özenle" devam edeceğiz. Ama bizler, yazmak isteyenler, sanatın içinde varolmak isteyenler, onların sözleri altında yıkılmayacağız…

Artık avuçlarınızın içinde sıkıp eritmekte olduğunuz anahtarları özgürlüğüne bırakın! Bırakın da alıp yeni kapıları açalım. Kapıların ardından esecek rüzgârdan da korkmayın, o rüzgâr bizi umut dolu günlere taşıyacaktır…

*Anahtar Sahipleri, Milan Kundera.

***

Yeni bir oyun yazarı yetişiyor: Ozan Akgül / 1
Yeni bir oyun yazarı yetişiyor: Ozan Akgül / 2
Yeni bir oyun yazarı yetişiyor: Ozan Akgül / 3
Yeni bir oyun yazarı yetişiyor: Ozan Akgül / 4
Yeni bir oyun yazarı yetişiyor: Ozan Akgül / 5
Yeni bir oyun yazarı yetişiyor: Ozan Akgül / 6
Yeni bir oyun yazarı yetişiyor: Ozan Akgül / 7
Yeni bir oyun yazarı yetişiyor: Ozan Akgül / 8
Yeni bir oyun yazarı yetişiyor: Ozan Akgül / 9
Yeni bir oyun yazarı yetişiyor: Ozan Akgül / 10
Yeni bir oyun yazarı yetişiyor: Ozan Akgül / 11









(tiyatrolar birliği)
İzmir Yenikapı Tiyatrosu Mardin/Kızıltepe'deydi
.
Yenikapı Tiyatrosu gerçekleştirmek için yoğun çaba harcadığı Türkiye turnesi çerçevesinde Kızıltepe Yerel Gündem 21 Tiyatro Kolektifi'nin davetlisi olarak Mardin/Kızıltepe'deydi. 27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü şenliği çerçevesinde Kızıltepelilerle birlikte yürüyüş yapan, Yerel Gündem 21 Kızıltepe Tiyatro Kolektifi'nin Dünya Tiyatrolar Günü bildirisini okumasının ardından Palto oyununu sergileyen Yenikapılılar, sonrasında salonda Mikado'nun Çöpleri oyununu oynadı. Oyun sonunda sahneye çıkan Yenikapı Tiyatrosu genel sanat yönetmeni Nazlı Masatçı; "Yerel Gündem 21'e çok teşekkür ediyoruz. Buradan bir çok şey öğrenerek ve güzel dostluklar kurarak ayrılıyoruz. Ama bu ayrılığın uzun sürmemesi en büyük umudumuz. Bizler de İzmir'de en kısa zamanda Yerel Gündem 21 ekibini konuk etmek isteriz ve elbette yeniden Kızıltepeli tiyatroseverlerle bu büyüleyici şehirde buluşmak isteriz. Biz oynadığımız her oyunu bir kişiye ya da bir olaya ithaf ediyoru. Bu oyunumuzu da Musa Anter'e ithaf ediyoruz." dedi.
.
Yerel gündem 21 Kolektifi'nin rehberliğinde Kızıltepe ve Mardin'i gezerek unutulmayacak anılar bıraktılar arkalarında.



(tiyatrolar birliği)
Tiyatrolar Günü'nde Manisa Kırkağaç sanat doluydu.
.
Celal Bayar Üniversitesi Öğrenci Kulüpleri'nin organize ettiği Dünya Tiyatrolar Günü etkinlikleri Manisa Kırkağaç'ta coşku dolu geçti. CBÜ İktisat Oyuncuları'nın "Deli" isimli sokak oyunuyla başlayan etkinlikler, A. Boal'in kaleme aldığı Dünya Tiyatrolar Günü Uluslararası Bildirisi'nin okunmasıyla devam etti. Ardından CBÜ Dans Topluluğu coşkulu performansıyla sahne aldı. Sokak etkinliklerinin sonuncusu ise öğrencilerden oluşan müzik topluluğu Grup Koma'nın verdiği dinletiydi. Salonda Kırkağaç MYO'nun "İşin Sırrı" isimli oyunu ve Dans topluluğunun gösterisi gerçekleşti. Kapanış oyununu ise CBÜ İktisat Oyuncuları Dario Fo'nun yazdığı Nazım Sarıkaya'nın yönettiği "Japon Kuklası" oyunu ile yaptı.

Özgür Başkaya, sadece tiyatrocu değil!

Kızıldere

.........."O günden sonra hep kıpkızıl aktı Kızıldere"

ONların önünde saygıyla eğiliyorum.

Özgür Başkaya

Gülriz Sururi'nin adını bilmeyen Mustafa Demirkanlı yayınlarında rezildir!

Benden ve halkımdan zorla alınan vergilerle Mustafa Demirkanlı'yı besleyen İstanbul Devlet Tiyatrosu Müdürü ve Kurtlar Vadisi oyuncusu Osman Wöber ile T.C. Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay'ın çömezi Lemi Bilgin, Mustafa Demirkanlı'yla aynı fotoğraf karesinde görünmekten memnunlar!
.
.
Güncelleme 30 Mart 2009: Yaptığımız yayından sonra, Mustafa Demirkanlı, hiçbir açıklamada bulunmaksızın, 25 Mart 2009'dan bu yana, tam beş gündür sürdürdüğü "yanlış"ından vazgeçip, birdenbire "Gülrüz"ü "Gülriz"e dönüştürdü. Demirkanlı, hiçbir açıklama yapmadığı, yani bizim kendisini uyardığımızdan bahsetmediği için, bizi yalancı durumuna düşürürken, okurlarını da eşek yerine koymuş oldu.
.

Yukarıda fotoğrafı bulunan tiyatro sanatçısının adı Gülriz Sururi'dir. Gülrüz Sururi değildir! .
Yukarıdaki afişe konu olan şarkıları Gülriz Sururi söylemiştir. Gülrüz Sururi söylememiştir!...
DOĞAN KİTAP tarafından yayınlanan "Gülriz'in Mutfağından"ı Gülriz Sururi yazmıştır. Gülrüz Sururi yazmamıştır!
.
DOĞAN KİTAP tarafından yayınlanan "Biz Kadınlar"ı Gülriz Sururi yazmıştır. Gülrüz Sururi yazmamıştır!
.
DOĞAN KİTAP tarafından yayınlanan "Kıldan ince kılıçtan keskince"yi Gülriz Sururi yazmıştır. Gülrüz Sururi yazmamıştır!
.
DOĞAN KİTAP tarafından yayınlanan "BİR AN GELİR"i Gülriz Sururi yazmıştır. Gülrüz Sururi yazmamıştır!
.
DOĞAN KİTAP tarafından yayınlanan "girmediğim sokaklarda"yı Gülriz Sururi yazmıştır. Gülrüz Sururi yazmamıştır!
.
KARACAN YAYINLARI tarafından yayınlanan "GÜLRİZ'İN MUTFAĞINDAN"ı Gülriz Sururi yazmıştır. Gülrüz Sururi yazmamıştır!
.
"Dışbank'ın armağanı" olarak yayınlanan "Biz Kadınlar"ı Gülriz Sururi yazmıştır. Gülrüz Sururi yazmamıştır!
.
DOĞAN KİTAP tarafından yayınlanan "Seni Seviyorum"u Gülriz Sururi yazmıştır. Gülrüz Sururi yazmamıştır!
.
.
ALTIN KİTAPLAR tarafından yayınlanan "KILDAN İNCE KILIÇTAN KESKİNCE"yi Gülriz Sururi yazmıştır. Gülrüz Sururi yazmamıştır!
.
MİLLİYET YAYINLARI tarafından yayınlanan "KILDAN İNCE KILIÇTAN KESKİNCE"yi Gülriz Sururi yazmıştır. Gülrüz Sururi yazmamıştır!
.
.
Yukarıda fotoğrafı bulunan tiyatro sanatçısı Gülriz Sururi'nin adı, Mustafa Demirkanlı'nın sahibi olduğu www.tiyatrodergisi.com.tr sitesine göre, Gülrüz Sururi'dir. Demirkanlı'nın sitesinden Gülrüz Sururi'yle ilgili bir haber sunuyoruz:
.
..........“Kuranderde Kalanlar”ın bu haftaki konuğu; Gülrüz Sururi. Yiğit Sertdemir ve Aslı Can Kortan'ın sunduğu programı 26 Mart Perşembe saat 16.30’da dinleyebilirsiniz
.
(Bakınız: tiyatrodergisi.com.tr, "Kuranderde Kalanlar'da Bu Hafta")
.
***
.
Ayrıca bakınız: