28 Şubat 2008 Perşembe

Abdülhamid ruhu tiyatroyu gölgeliyor!

Sanal alemde 3. Abdülhamid sansürü ve Demirkanlı Yalanları egemenken, Konya'daki gerici basın da, 3. Abdülhamid'in sansürcü anlayışına uyum sağlayarak, Konya Devlet Tiyatrosu'nda oynanan "Resimli Osmanlı Tarihi"ni sansürletmek için her yola başvuruyor:


"Konya'da devlet eliyle Abdülhamid'e saygısızlık

Konya Devlet Tiyatrosu’nda sahne alan ‘Resimli Osmanlı Tarihi’ oyununun galası önceki gün yapıldı. Konya Valisi Osman Aydın başta olmak üzere Konya devlet erkanının neredeyse tamamının katılımıyla yapılan komedyanın gala gecesine Abdülhamid’e yapılan saygısızlık damgasını vurdu."

(Bakınız: YENİ KONYA)

HESAP SORUYORUZ! / 6

Coşkun Büktel
27 Şubat 2008


"2. EXORCISM"DE 30. SAAT:
Exorcism: şeytan çıkarma
................"1. EXORCISM"i okumak için TIKLAYINIZ!


Nutku, Akmen ve Cücenoğlu'nu göreve çağırıyoruz:

Sırf bize iftira attıkları için desteklediğiniz "yüzsüz" ve korkak sapıklara söyleyin, sözlerinin gereğini yapsınlar!

Ne demişlerdi:

CEMAL BULUNMAZ ÇIKSIN "BU SİTEYİ (DOMAİNİ BİZE SAT DEMEDİM" DİYEMEZ ÇÜNKÜ BİLGİSAYAR KAYITLARI VAR.

(Kaynak: Nutku, Akmen ve Cücenoğlu'nun desteklediği hela gibi çift "oo"lu tiyatrooyun.com'da çıkmış imzasız yazı: "Coşkun Büktel yine kıvırıyor".)

"Çıksın" dedikleri Cemal Bulunmaz çıktı ve dedi ki:

"BU SİTEYİ (DOMAİNİ BİZE SAT DEMEDİM"

Yani Cemal Bulunmaz, korkak sapıkların restini gördü ve sapıkların "diyemez" dediği şeyi "dedi".

Bu durumda, Nutku, Akmen ve Cücenoğlu'nun "açık destek" verdiği "yüzsüz" sapıklara ne yapmak düşer? Gayet açık:

"Çıksın" dedikleri Cemal Bulunmaz gibi, onlar da "çıkacaklar" ve ("kendilerinin yayınladıkları" Cemal Bulunmaz'a ait bilgisayar kayıtlarının neresinde, Cemal Bulunmaz'ın "BU SİTEYİ (DOMAİNİ BİZE SAT dediğini göstererek; Cemal Bulunmaz'a yönelttikleri suçlamanın palavra olmadığını, ciddiye alınması gerektiğini kanıtlayacaklar. Bunu kanıtladıklarında, onlara "orospu çocuğu" derken bizim yanılmış olduğumuzu, onlara "orospu çocuğu" demekle haksızlık ettiğimizi de kanıtlamış olacaklar.

Ama aradan 30 saat geçti, "yüzsüz" sapıklarınızda tık yok! Onlar "yüzsüz" olduklarından (nasılsa tanınma ve kepaze olma tehlikemiz yok diye düşünerek) orospu çocuğu olmakta sakınca görmüyor olabilirler. Ama bu sapıklara "açık destek" veren Nutku, Akmen ve Cücenoğlu "yüzsüz" değil ki...

Yanılıyor muyuz?


Coşkun Büktel
27 Şubat 2008 (saat: 15.30)


Not 1: Konuya yabancı olanlar, aşağıdaki başlığı tıklayarak tehdit konuşmasının metnine ve olayın tüm ayrıntı, belge ve linklerine ulaşabilirler.

Büktel ve Bulunmaz'ın "Beyaz Cephe"ye karşı ortak açıklaması

Not 2: Nutku, Akmen ve Cücenoğlu'nun özellikle Büktel'den niçin nefret ettiklerini ve Büktel ile Bulunmaz'a karşı olunca kalleş sapıkları bile desteklemekten niçin kaçınmadıklarını bilmeyenler!... Lütfen şu aşağıdaki üç linki tıklayınız:

Nutku, Akmen ve Cücenoğlu

(Bakınız:
HESAP SORUYORUZ! / 1
HESAP SORUYORUZ! / 2
HESAP SORUYORUZ! / 3
HESAP SORUYORUZ! / 4
HESAP SORUYORUZ! / 5
HESAP SORUYORUZ! / 6
HESAP SORUYORUZ! / 7
HESAP SORUYORUZ! / 8
HESAP SORUYORUZ! / 9)

(Kaynak: Büktel, "İftirayı nasıl itiraf ettirdik")

ANKARA'dayım

Macar yazar Istvan Örkeny'nin yazıp, Devlet Tiyatroları sanatçısı / yazar / yönetmen Coşkun Irmak*'ın yönettiği, Çankaya Belediyesi Şehir Tiyatrosu oyuncuları tarafından sergilenen "KUTULAŞTIRMA" (Tot Ailesi) oyununu izleyip, çeşitli görüşmelerde bulunmak üzere, 29 Şubat - 1 Mart 2008 (cuma/cumartesi) günleri ANKARA'dayım...

Hilmi Bulunmaz

"BULUNMAZ" adresi:
Anafartalar Cd. No 55 Ulus - ANKARA
Tel.: 0312 311 45 80
Cep: 0532 642 88 57

Not: Kim isterse, randevu almadan, benimle görüşebilir...

***

* O. Coşkun Irmak, 1961’de İstanbul’da doğdu. İlk ve orta öğrenimini bu kentte tamamladı. Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü’nü bitirdi. Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sahne ve Görüntü Sanatları Anasanat Dalı Tiyatro Bölümü Dramatik Yazarlık Dalı’nda iki yıl eğitim gördü. Diyarbakır Devlet Tiyatrosu’nda dramaturg ve sanatçı olarak görev yapmanın yanısıra, 1992-93 tiyatro sezonunda müdür yardımcılığı, 1993-94 tiyatro sezonunda da müdürlük görevlerini üstlendi. Devlet Tiyatrosu Edebi Kurul Üyeliği yaptı. 2000-2002 yılları arasında KÜLTÜR-SEN (Kültür ve Sanat Emekçileri Sendikası) Genel Başkanlığı görevini üstlendi. 2002-2003 ve 2003-2004 sezonlarında Van Devlet Tiyatrosu Müdür vekilliği görevinde bulundu.

(Kaynak: tiyatrom,
"KAZ DAMI OYUNCULARI DÜNYADA TEK BAŞINA")

Ayrıca bakınız: Bulunmaz Tiyatro, "KUTULAŞTIRMA"

BİR DELİ: DUMRUL

Hakan Urcu

"(...)

Dumrul (Fatih Topçuoğlu), birazdan kazanacağı para ve unvanın şehvetinin yolunu açacak köprü yapımını ve “gelir”-“gider” dengesini, canlarına izah etmesi sonrası görüyoruz ki, günümüzde geçerliliğini yitirmeyen, gücün rasyonel düşünce ve mantıktan değil, delilikle şiddetin birlikteliğinden yana olduğu, oyuncu aşırıya kaçmayan bir üslupla metni sahneye taşırken, yaşanan traji-komik belirtilere, yüzünden bir türlü eksik olmayan, ancak delilik ifadesi yerine yaramaz bir çocuğun ifadesinde Dumrul’u araması ve buna şizofreniyle bütünleşmiş histerik fiziksel tepkimeleri de eklemesi, karakterin yapısını metinden başka diyarlara ve belki de sadece Yücel Erten’in bildiği diyarlara götürmesine neden olmuş. Öz ve biçim uyumsuzluğu yada oyunculukta üslup sorunu diyebiliriz kanımca.

(...)"

(Bakınız: Urcu, "BİR DELİ: DUMRUL"

Haftalık rapor

Sitemizi 21/27 Şubat 2008'de

203
203
191
186
230
246
175

kişi izledi...

Son bir ayda 5509 kişi tarafından izlenmiştir...

27 Şubat 2008 Çarşamba

HELAL PARA


Bu filmi
270 kişi izledi.

Tiyatro... Tiyatro... dizi oyunculuğunu aklıyor!

Türkiye tiyatrosuna Kırım Kongo Kenesi gibi yapışan Yalan Makinesi Demirkanlı'nın zehir saçmak için yayımladığı Tiyatro... Tiyatro..., tuhaf bir röportajla "televizyon dizi" pisliğini kutsuyor:

"Mustafa Demirkanlı - Sonuçta tiyatro yapıyorsun ama. Televizyona da iş yapıyorsun, yani karnını da doyuruyorsun, ekonomik sıkıntın yok.

Emre Kınay - Öyle dersek haksızlık etmiş oluruz. Karın doyurmaktan ötesini kazanıyorum televizyonda."

Demirkanlı, kendini tutamasa, dizi oyunculuğunu aklamaktan başka işe yaramayacak !...

(Kaynak: Tiyatro... Tiyatro... Şubat / 2008, sf. 12)

Bakınız:
Tiyatro... Tiyatro...'dan tuhaf bir teşekkür!
Tiyatro... Tiyatro...'dan tuhaf bir yalakalık!
Tiyatro... Tiyatro...'da tuhaf bir yazar!
Tiyatro... Tiyatro...'ya tuhaf bir kurul üyesi!
Tiyatro... Tiyatro...'dan tuhaf bir övgü!
Tiyatro... Tiyatro...'da tuhaf bir reklam!
Tiyatro... Tiyatro...'da tuhaf bir röportaj!
Tiyatro... Tiyatro... dizi oyunculuğunu aklıyor!

26 Şubat 2008 Salı

HESAP SORUYORUZ! / 5

Coşkun Büktel
26 Şubat 2008


EXORCISM 2:
Exorcism: şeytan çıkarma.
..............."1. EXORCISM"i okumak için TIKLAYINIZ!


(Nutku, Akmen ve Cücenoğlu tarafından desteklenen) korkak sapıkların "diyemez" dedikleri şeyi, Cemal Bulunmaz, göğsünü gere gere söylüyor:

"BU SİTEYİ (DOMAİNİ BİZE SAT DEMEDİM"

Nutku, Akmen ve Cücenoğlu'nun sapıkları tiyatrooyun denen lağım çukurunda diyorlardı ki:

HİLMİ BULUNMAZ ÇIKSIN DESİN Kİ "HAYIR BEN ASLA SİZİN HOSTİNG FİRMANIZI ARAMADIM ASLA WEBMASTERINIZI ARAMADIM" DİYEMEZ! KAYITLAR VAR ŞAHİT VAR.

CEMAL BULUNMAZ ÇIKSIN "BU SİTEYİ (DOMAİNİ BİZE SAT DEMEDİM" DİYEMEZ ÇÜNKÜ BİLGİSAYAR KAYITLARI VAR.

(Kaynak: 1. Bizim sitemizdeki başlık "İftira belgeleri"... 2. Nutku, Akmen ve Cücenoğlu'nun desteklediği tiyatrooyun sitesindeki başlık "Coşkun Büktel yine kıvırıyor". Dikkat: Onların sitesindeki linkini verdiğimiz sayfa, siz okuduğunuzda silinmiş olabilir. "Yüzsüz" oldukları için, her yöntemi kullanabiliyorlar. O nedenle, çoğu kez, onlardan aktararak yaptığımız kendi sayfalarımıza link vermeyi tercih ediyoruz.)

Hilmi Bulunmaz hakkındaki iddianıza aşağıda değineceğiz. Ama önce Cemal Bulunmaz'ın benim kalemimle aktarılmasını uygun bulduğu cevabı ortaya koyalım:

Hani "çıksın" desin diye, "diyemez" diye, meydan okuyorsunuz ya!... Cemal Bulunmaz, "hodri meydan" diyerek "çıktı" ve "BU SİTEYİ (DOMAİNİ BİZE SAT diye bir şey demediğini söyledi; yani sizin "Diyemez" dediğiniz şeyi "dedi".

Cemal Bulunmaz'ın konuşmasının sizin tarafınızdan yayınlanmış bilgisayar kayıtlarına baktım, Cemal haklı: "BU SİTEYİ (DOMAİNİ BİZE SAT anlamına gelecek hiçbir şey söylememiş. Böylece, ikinci somut iftiranız da, yine tamamen "sizin yayınladığınız" ifade ve belgelerle kanıtlanmış oluyor.

Cemal Bulunmaz çıkıyor, "BU SİTEYİ (DOMAİNİ BİZE SAT DEMEDİM" diyor ama "sizin" yayınladığınız (ve herhalde kimsenin okumayacağını umduğunuz) bilgisayar kayıtlarında, Cemal'i yalancı çıkaracak tek kelime yok. Varsa, göstermek zorundasınız. Çünkü DEMEDİM" DİYEMEZ demişsiniz. ÇÜNKÜ BİLGİSAYAR KAYITLARI VAR. demişsiniz. Hadi bakalım, gösterin o bilgisayar kayıtlarınızın neresinde Cemal, "BU SİTEYİ (DOMAİNİ BİZE SAT demiş ya da buna benzer bir şey söylemiş?

Cemal Bulunmaz restinizi (blöfünüzü") gördü. Şimdi sıra sizde! Hadi bakalım, gösterin elinizi! İddia sizin, ispat da size düşüyor.

***

Hilmi Bulunmaz'la ilgili iddianıza gelince: Çok komik!... İsmini vermediğiniz zaman, Bulunmaz'ı tehditle, sizi susturmakla, mafyalaşmakla suçluyorsunuz. Ama ismini verdiğiniz zaman, yalnızca sizin webmasterınızı aramış olmakla... Sizin webmasterınızı aramak (yani hakkımızda iftira kampanyası düzenleyen takma isimli orospu çocuklarının kimliğini ortaya çıkarmak için araya koydukları paravan kişilerle görüşme yapmak) ne zamandan beri suç oldu? Ha?... Dangalak sapıklara değil, onları destekleyen facepayelere soruyorum!

Diyorsunuz ki:

HİLMİ BULUNMAZ ÇIKSIN DESİN Kİ "HAYIR BEN ASLA SİZİN HOSTİNG FİRMANIZI ARAMADIM ASLA WEBMASTERINIZI ARAMADIM" DİYEMEZ! KAYITLAR VAR ŞAHİT VAR.

Evet, Hilmi Bulunmaz (kayıtlarınız olsa da, olmasa da)

"HAYIR BEN ASLA SİZİN HOSTİNG FİRMANIZI ARAMADIM ASLA WEBMASTERINIZI ARAMADIM"

diyemez/demez. Çünkü bu yalnızca yalan değil, üstelik de "gereksiz" bir yalan olurdu. Sizin hosting firmanızı ya da webmasterınızı aramak, suç değil ki!... Ama siz, bu cümlede asıl ima ettiğiniz şeyi, "açıkça mertçe Türkçe" söyleyebilseydiniz; yani cümleyi şöyle kurabilseydiniz:

HİLMİ BULUNMAZ ÇIKSIN DESİN Kİ "HAYIR BEN ASLA SİZİN HOSTİNG FİRMANIZI VEYA WEBMASTERINIZI TEHDİT ETMEDİM, KAPATMAYA VEYA SATIN ALMAYA KALKMADIM" DİYEMEZ! KAYITLAR VAR ŞAHİT VAR.

Hilmi Bulunmaz, o zaman çıkar, bütün o dediklerinizi yapmadığını söyler, "Yaptıysam, gösterin kayıtlarınızda" derdi. Ve siz hiçbir şey gösteremezdiniz. Çünkü Hilmi'nin de Cemal'in de konuşma kayıtlarında (ki "siz" yayınladınız) ne tehdit var, ne de satın alma teşebbüsü... Yoksa Hilmi Bulunmaz, (Demirkanlı'nın, sapıkları desteklemek için yazdığı bir yazıda "delil"den söz etmesi üzerine) şu satırları yazabilir miydi:

..........(...) Yalan Makinesi Demirkanlı, Hilmi Bulunmaz ve oğlu Cemal Bulunmaz’ın “yok insan” Burak Caney’in sitesinin(!) hosting firmasını tehdit edip yayınını durdurmak istediklerini kanıtlayan tek bir delil sunsun, kendisine fotoğraftaki Limousine”i armağan etmeye söz veriyoruz!...

..........Biz sözümüzü yerine getirmezsek adiyiz; ama suçlamasını kanıtlamazsa Demirkanlı adidir...

..........(Kaynak: Demirkanlı Yalanları, "Yalan 27")

Hilmi'nin konuşma kaydında en küçük bir suç unsuru bulunmadığını bildiğiniz için, Hilmi'ye karşı sadece "HAYIR BEN ASLA SİZİN HOSTİNG FİRMANIZI ARAMADIM ASLA WEBMASTERINIZI ARAMADIM" DİYEMEZ! diyerek, koftiden, güya efeleniyorsunuz. Geri zekâlı facepayelerinizin bu dolmayı yutacaklarına (daha önce yaptığınız alçakça yayınlardaki "tehdit, susturma, mafyalaşma" gibi iftiralarınızla beyinleri yıkanmış olduğu için) "webmasterınızı aramak" ile "webmasterınızı tehdit etmek" arasındaki farkı anlayamayacaklarına güveniyorsunuz. Evet, Hilmi "aramadım" diyemez; ama "tehdit etmedim, satın almaya kalkışmadım" diyebiliyor. "Tehdide dair bir tek delil gösterebilirseniz Limousine veririm" diyebiliyor. "Vermezsem ben adiyim, suçlamalarınızı kanıtlamazsanız siz adisiniz" diyerek somut ve iddialı konuşabiliyor. Peki siz Hilmi'nin bu dediklerini okurlara duyuruyor musunuz? Hayır! Siz, hâlâ, ana sayfanızda "Baba oğul Bulunmazlar susuyor" başlığıyla zavallı okurlarınızı (facepayelerinizi) alçakça aldatmaya devam ediyorsunuz. (Not: Ana sayfadan bizimle ilgili bütün başlıkları kaldırmak zorunda kaldıkları şu son dakikada bile, "Baba oğul Bulunmazlar susuyor" başlığı, "son dakika haberleri"nden biri olarak hâlâ dönmeye devam ediyor.) Siz facepayelerinizi daima dezenforme ettiniz, yalan ve iftiralarla zehirlediniz, eşek yerine koydunuz. Kaç tanesinin gerçekten eşek, kaç tanesinin orospu çocuğu, kaç tanesinin yalnızca "mağdur" olduğunu; kaç tanesinin ise mevcut bile olmadığını merak ediyorum.

***

Evet, Cemal Bulunmaz, sizin "diyemez" dediğiniz şeyi "dedi"... Kanıtlayın suçlamanızı! Bekliyoruz. Bu ikinci exorcism. Yine kaçış yok: Bu kez, ya o yayınladığınız bilgisayar kayıtlarında, Cemal'in "BU SİTEYİ (DOMAİNİ BİZE SAT dediği satırın yerini göstererek suçlamanızı kanıtlayacaksınız ya da gösteremeyerek (bir kez daha) orospu çocuğu olduğunuzu...

Sizin cibilliyetiniz bir kez daha kanıtlandıktan sonra, sıra bize gelecek ve sizi cevaplamak için değil (böyle bir zorunluluğumuz yok) ama okurlarımızın merakını gidermek için; kendinizi gizlerken araya koyduğunuz paravan kişilerle neler konuştuğumuzu anlatacağız. Elimizde kayıt filan yok. Ama yine de, sizin anlattığınız öykünün tam tersini (hakikati) anlattığımızda, doğru konuştuğumuzu her okur kolayca anlayacak.

Coşkun Büktel / 26 Şubat 2008 (saat: 10.00)

Not 1: Konuya yabancı olanlar, aşağıdaki başlığı tıklayarak tehdit konuşmasının metnine ve olayın tüm ayrıntı, belge ve linklerine ulaşabilirler.

Büktel ve Bulunmaz'ın "Beyaz Cephe"ye karşı ortak açıklaması

Not 2: Nutku, Akmen ve Cücenoğlu'nun özellikle Büktel'den niçin nefret ettiklerini ve Büktel ile Bulunmaz'a karşı olunca kalleş sapıkları bile desteklemekten niçin kaçınmadıklarını bilmeyenler!... Lütfen şu aşağıdaki üç linki tıklayınız:

Nutku, Akmen ve Cücenoğlu

(Bakınız:
HESAP SORUYORUZ! / 1
HESAP SORUYORUZ! / 2
HESAP SORUYORUZ! / 3
HESAP SORUYORUZ! / 4
HESAP SORUYORUZ! / 5
HESAP SORUYORUZ! / 6
HESAP SORUYORUZ! / 7
HESAP SORUYORUZ! / 8
HESAP SORUYORUZ! / 9)

(Kaynak: Büktel, "İftirayı nasıl itiraf ettirdik")

25 Şubat 2008 Pazartesi

Demirkanlı yalanları

YALAN: 29

YAKINDA!...

Ayrıca bakınız:
YALAN: 28

Bir oyuncu adayının görüşleri


Online Videos by Veoh.com

Demirkanlı yalanları

YALAN: 28

Mustafa Demirkanlı demişti ki:

"Büktel’in kuyumcu arkadaşının (Hilmi Bulunmaz'ın), İstanbul Devlet Tiyatroları yapımı 'Ful Yaprakları' oyunu ile ilgili, sözüm ona eleştirisi: 'Bulunmaz ‘Ful Yaprakları’nı yargılıyor. http://tiyatroyun.blogspot.com/2008/02/bulunmaz-ful-yapraklarn-yarglyor.html

İzlediğinizde göreceğiniz gibi daha oyunu izlemeye başlamadan hakarete varan dalga geçmelerine, aşağılamalarına -kendini, kendi kendine ve kuyumcu arkadaşının (Hilmi Bulunmaz'ın) desteğiyle Türkiye’nin en iyi oyun yazarı olarak lanse eden- Büktel’in yorumu ise şöyle: 'Hilmi Bulunmaz, kamera karşısında bir kez daha ‘döktürdü’'".

(Kaynak: Demirkanlı, "Coşkun Büktel’i Tanıyalım")

***

Coşkun Büktel demişti ki:

"Hilmi Bulunmaz, kamera karşısında bir kez daha 'döktürdü'

Büktel ve Bulunmaz'a (yani alnı açık olarak; açıkta, mertçe, 'ortada' durarak, vandalizmle mücadele eden bu yegâne iki insana); Burak Caney takma adının ardına gizlenip, 'sütre gerisinden', kalleşçe ve en ahmak yalanlarla saldıran korkak sapıkların (bunu yazan 'Tosun'ların) maskesini; Hilmi Bulunmaz, son video sohbetinde, yırtıp atıyor

Bulunmaz'ın Orhan Alkaya'yı değerlendirdiği video sohbetini 'bir meddah ustalığı katarak, olağanüstü 'hisseli ve eğlenceli' bir gösteriye dönüştürdü'ğünü üç hafta önce yazmıştım. (Bakınız: 'Bulunmaz'ın giderek virtüöz kalitesine ulaştırdığı doğaçlama sohbetleri') Bulunmaz, daha sonra bir video sohbeti daha yayınlamış ama, kendisine yönelik beklentinin tavan yapması nedeniyle girdiğini sandığım gerilim, yazık ki, Bulunmaz'ın aynı başarıyı tekrarlamasını engellemişti.(Bakınız: 'Bulunmaz, Alkaya ve etki alanını tartışıyor')

Ama Bulunmaz, bu haftaki sohbetinde, sorunu aşmış ve zirvedeki formunu yeniden yakalamış. İşte sohbetin linki:

'Bulunmaz, sanal yayıncıları yargılıyor'"

***

Mustafa Demirkanlı, açık açık, kör parmağım gözüne yalan söylüyor. Mustafa Demirkanlı, tam bir seri yalancı. Mustafa Demirkanlı, tam bir yalan makinesi...

Bundan önce, şimdiki yalanından önce, tam 27 yalanını teşhir ettiğimiz Demirkanlı'nın yüzlerce, binlerce yalanını bulmak olası. Hatta, Demirkanlı'nın doğru sözünü bulmak olanaksız!...

Demirkanlı, Coşkun Büktel'in, “Hilmi Bulunmaz, kamera karşısında bir kez daha ‘döktürdü’”. sözünü “Bulunmaz ‘Ful Yaprakları’nı yargılıyor" konuşması için yazdığını, "Bulunmaz, sanal yayıncıları yargılıyor!" konuşması için yazmadığını kanıtlasın, kendisine fotoğraftaki Limousine'i armağan etmeye söz veriyoruz!...

Biz sözümüzü yerine getirmezsek adiyiz; ama suçlamasını kanıtlamazsa Demirkanlı adidir...

Not: Demirkanlı’nın nasıl bir ruh durumu içerisinde olduğunu anlamak için, Coşkun Büktel’in “DEMİRKANLI'YA (BİR KEZ DAHA) SON OLMASINI UMDUĞUM CEVAP” yazısını okumanızı salık veririz…

Bakınız:
YALAN: 28
YALAN: 27
YALAN: 26
YALAN: 25
YALAN: 24
YALAN: 23
YALAN: 22
YALAN: 21
YALAN: 20
YALAN: 19
YALAN: 18
YALAN: 17
YALAN: 16
YALAN: 15
YALAN: 14
YALAN: 13
YALAN: 12
YALAN: 11
YALAN: 10
YALAN: 9
YALAN: 8
YALAN: 7
YALAN: 6
YALAN: 5
YALAN: 4
YALAN: 3
YALAN: 2
YALAN: 1

Ayrıca bakınız:
"Onubiryerde yalanlar"
"Onbeşibiryerde yalanlar"
"Yirmisibiryerde yalanlar"

Daha ayrıca bakınız:
HESAP SORUYORUZ! / 1
HESAP SORUYORUZ! / 2
HESAP SORUYORUZ! / 3
HESAP SORUYORUZ! / 4

24 Şubat 2008 Pazar

Tiyatro... Tiyatro...'da tuhaf bir röportaj!

Türkiye tiyatrosuna Kırım Kongo Kenesi gibi yapışan Yalan Makinesi Demirkanlı'nın zehir saçmak için yayımladığı Tiyatro... Tiyatro..., tuhaf bir röportajla "televizyon dizi" pisliğini kutsuyor. Bu kutsanmaya karşı, minicik de olsa duygu geliştirmeye çalışan Özlem Özdemir kardeşimiz, Demirkanlı'nın faşist davranışları sonucu susturuluyor. Kaderin cilvesine bakınız; Demirkanlı'nın yazarı genç kardeşimiz Özlem'i de biz savunmak zorunda kalıyoruz:


"Özlem Özdemir- ...Benim hissim, televizyonda geçen zamanlarına sanki yazık oluyor...

(...)

Özlem Özdemir- Tiyatroda olmak, televizyonda olmak; sizin için duygu karşılıklarını öğrenebilir miyim?

Levent Ülgen- Hayat şartları bizi öyle bir yere getirdi ki, dizilerde de oynamak zorunda kaldık. Eğlencelik şeyler, hedef kitlesi belli. Tiyatro ise asla ve kata kıyaslanamayacak bir şey. Benim için 28 yılımı verdiğim bir mabet orası! Orada bir hata yapamazsınız, disiplinsizlik yapamazsınız. Tiyatro Tanrıları çarpar adamı. Ama dizide herşeyi yapabilirsiniz. Orada da başka bir sistem var ama hiçbir zaman tiyatrodan aldığım heyecanı duymam mümkün değil. Eğlenmiyor muyum, çok da eğleniyorum. Bazen rollerin birbirine benziyor, diyorlar, herkes birbirine benziyor zaten ben ne yapayım, diyorum gülerek.

Özlem Özdemir- (Diziler, aslında herkesin tiyatro için dizide oynama ezberi üzerine de epeyce konuştuk. Ancak içeriğimin dışına çıkmamak adına üzülerek kendime saklamak zorundayım, yoksa editörüm -Yalan Makinesi Mustafa Demirkanlı / Oyun'un notu- çok kızar bana!)"


Burak Caney'in lağımında kendine yer edinmeye çalışan Yalancı Demirkanlı kendini tutamasa genç kardeşimiz Özlem Özdemir'e "röportajdan adını / kaydını sil, benim adımı koy" baskısıyla seslenip, kendi kafasındaki örümcekleri dolduracak Tiyatro... Tiyatro...'ya!...

Kimin faşistleşeceği bilinmez; bazen devlete bile gerek yok. Tiyatro... Tiyatro...'daki editörünüz de bir faşist diktatör olabilir. Hele bu editör bir asker eskisiyse!...


(Kaynak: Tiyatro... Tiyatro... Şubat / 2008, sf. 37)

Bakınız:
Tiyatro... Tiyatro...'dan tuhaf bir teşekkür!
Tiyatro... Tiyatro...'dan tuhaf bir yalakalık!
Tiyatro... Tiyatro...'da tuhaf bir yazar!
Tiyatro... Tiyatro...'ya tuhaf bir kurul üyesi!
Tiyatro... Tiyatro...'dan tuhaf bir övgü!
Tiyatro... Tiyatro...'da tuhaf bir reklam!
Tiyatro... Tiyatro...'da tuhaf bir röportaj!
Tiyatro... Tiyatro... dizi oyunculuğunu aklıyor!

"facepayeler"e hapis!

Toplumsal çürümeyi hızlandırmak isteyenlerin yararlandığı facebook bataklığı, pespaye insanların "facepaye" insanlara dönüşmesine neden oluyor!...

"Yok insan"
Burak Caney'in adının boy attığı "yok ülke" facebook, sanal yayıncılar Sansür Makinesi 3. Abdülhamid ve Yalan Makinesi Mustafa Demirkanlı'nın sayesinde, hızla lağım çukuruna dönüşüyor!...

facebook bataklığının, toplumsal çürümeyi nasıl hızlandırdığına küçük bir örnek sunuyoruz:


Facebook'taki sahte prens profiline hapis

Fas Kralı 5. Muhammed'in kardeşi adına Facebook'ta bir profil sayfası hazırlayan Fuad Murtada'ya 3 yıl hapis ve 1300 dolar para cezası verilmesi tartışma yarattı

DIŞ HABERLER SERVİSİ

FAS'TA Kral 5. Muhammed'in küçük kardeşi Prens Mulay Raşid adına internetteki sosyal iletişim ağı Facebook'ta bir profil sayfası hazırlayan Fuad Murtada 3 yıl hapis ile 1300 dolar para cezasına çarptırıldı. Murtada, prensin kimliğini çalmaktan suçlu bulundu. Savcı, sahte bilgi kullanılması ve prensin kimliğinden faydalanıldığı gerekçesiyle Murtada'ya başkalarına örnek teşkil edecek bir ceza verilmesini istemişti.

(Kaynak: Milliyet, "Facebook'taki sahte prens profiline hapis"

23 Şubat 2008 Cumartesi

Demirkanlı yalanları

YALAN: 27

Mustafa Demirkanlı dedi ki:

“Bir haftadır deneme yayını yapmakta olan www.tiyatrooyun.org tehditle susturulmaya çalışılmış. Tiyatooyun’nun hosting firmasını arayan kimliği belirsiz kişiler. Sitenin yayınını durdurmalarını, gerekiyorsa kendilerine devretmelerini tehditkar bir biçimde istemiş ve sitenin yayını kısa bir süre durmuş.

Bu cür’etkar davranışı kınıyor, bunu gerçekleştirenlerin bir an önce tespit edilmesini bekliyoruz.

EK: Yukarıda açıklanan saldırının faillerini tiyatrooyun.org, Hilmi Bulunmaz ve oğlu Cemal Bulanmaz olarak belgeleriyle açıkladı.”

(Kaynak: "Demirkanlı saptırıyor, yalan söylüyor, iftira atıyor!")

Sansür Makinesi 3. Abdülhamid ile birlikte “yok insan” Burak Caney’i referans noktası olarak gösteren Yalan Makinesi Demirkanlı'ya göre, Hilmi Bulunmaz ve oğlu Cemal Bulunmaz “yok insan” Burak Caney’in sitesinin(!) hosting firmasını tehdit edip yayınını durdurmak istemişler. Bulunmazların böyle bir tehditte bulunduğunu kanıtlayan tek bir delil ortaya koyarsa, Mustafa Demirkanlı'ya fotoğraftaki Limousine”i armağan etmeye söz veriyoruz!...

Biz sözümüzü yerine getirmezsek adiyiz; ama suçlamasını kanıtlamazsa Demirkanlı adidir...

Not: Demirkanlı’nın nasıl bir ruh durumu içerisinde olduğunu anlamak için, Coşkun Büktel’in “DEMİRKANLI'YA (BİR KEZ DAHA) SON OLMASINI UMDUĞUM CEVAP” yazısını okumanızı salık veririz…

Bakınız:
YALAN: 28
YALAN: 27
YALAN: 26
YALAN: 25
YALAN: 24
YALAN: 23
YALAN: 22
YALAN: 21
YALAN: 20
YALAN: 19
YALAN: 18
YALAN: 17
YALAN: 16
YALAN: 15
YALAN: 14
YALAN: 13
YALAN: 12
YALAN: 11
YALAN: 10
YALAN: 9
YALAN: 8
YALAN: 7
YALAN: 6
YALAN: 5
YALAN: 4
YALAN: 3
YALAN: 2
YALAN: 1

Ayrıca bakınız:
"Onubiryerde yalanlar"
"Onbeşibiryerde yalanlar"
"Yirmisibiryerde yalanlar"

Daha ayrıca bakınız:
HESAP SORUYORUZ! / 1
HESAP SORUYORUZ! / 2
HESAP SORUYORUZ! / 3
HESAP SORUYORUZ! / 4

Shakespeare'siz Herifler


Online Videos by Veoh.com
Shakespeare'siz Herifler

okuma provasını 160 kişi izledi.

Yazan: Coşkun Büktel
Yöneten: Hilmi Bulunmaz
Oynayanlar:
Aslı Oğuz - Hüseyin Dinç - Kazım Şimşek

Bulunmaz, sanal yayıncıları yargılıyor!


Online Videos by Veoh.com
Videomuzu
600 kişi izledi.
(Ayrıca bakınız:
"Piç Burak Caney'in hazırladığı video")

Tiyatro... Tiyatro...'da tuhaf bir reklam!

Türkiye tiyatrosuna Kırım Kongo Kenesi gibi yapışan Yalan Makinesi Demirkanlı'nın zehir saçmak için yayımladığı Tiyatro... Tiyatro..., tuhaf bir reklam sayesinde yaşayabiliyor!...

Tiyatro... Tiyatro...'nun:

61. sayfasında tam sayfa Devlet Tiyatroları
62. sayfasında tam sayfa Devlet Tiyatroları
63. sayfasında tam sayfa Devlet Tiyatroları
64. sayfasında tam sayfa Devlet Tiyatroları

reklamı var!!!

Demek Demirkanlı, boşuna Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Lemi Bilgin'e Teşekkür Plaketi vermemiş!...

(Bakınız: "Alavere-dalavere / 1")

Demirkanlı'nın elinden gelse DEVLET TİYATROLARI kasasını olduğu gibi kendine yönlendirecek!...

(Kaynak: Tiyatro... Tiyatro... Şubat / 2008)

Bakınız:
Tiyatro... Tiyatro...'dan tuhaf bir teşekkür!
Tiyatro... Tiyatro...'dan tuhaf bir yalakalık!
Tiyatro... Tiyatro...'da tuhaf bir yazar!
Tiyatro... Tiyatro...'ya tuhaf bir kurul üyesi!
Tiyatro... Tiyatro...'dan tuhaf bir övgü!
Tiyatro... Tiyatro...'da tuhaf bir reklam!
Tiyatro... Tiyatro...'da tuhaf bir röportaj!
Tiyatro... Tiyatro... dizi oyunculuğunu aklıyor!

Tiyatro... Tiyatro...'dan tuhaf bir övgü!

Türkiye tiyatrosuna Kırım Kongo Kenesi gibi yapışan Yalan Makinesi Demirkanlı'nın zehir saçmak için yayımladığı Tiyatro... Tiyatro..., tuhaf bir övgü metniyle "Akbank Yeni Kuşak Tiyatro"ya sesleniyor:

"...Akbank Yeni Kuşak Tiyatro, nihayet taptaze bir oyun ile karşımızda..."

Yalan Makinesi'nin yakın arkadaşı Robert Schild, kendini tutamasa AKBANK'dan aldıkları reklam için teşekkür etmenin dışında, hiç birşey yazmayacak!...

(Kaynak: Tiyatro... Tiyatro... Şubat / 2008, sf.23)

Bakınız:
Tiyatro... Tiyatro...'dan tuhaf bir teşekkür!
Tiyatro... Tiyatro...'dan tuhaf bir yalakalık!
Tiyatro... Tiyatro...'da tuhaf bir yazar!
Tiyatro... Tiyatro...'ya tuhaf bir kurul üyesi!
Tiyatro... Tiyatro...'dan tuhaf bir övgü!
Tiyatro... Tiyatro...'da tuhaf bir reklam!
Tiyatro... Tiyatro...'da tuhaf bir röportaj!
Tiyatro... Tiyatro... dizi oyunculuğunu aklıyor!

Tiyatro... Tiyatro...'ya tuhaf bir kurul üyesi!

Türkiye tiyatrosuna Kırım Kongo Kenesi gibi yapışan Yalan Makinesi Demirkanlı'nın zehir saçmak için yayımladığı Tiyatro... Tiyatro..., tuhaf bir teşekkür metniyle "televizyon sanatçısı" "Emre" Kınay'ın medyatikliğine yaslanıyor:

"...Peki Emre, söyleşi için teşekkür ederim, bütün bu koşuşturmanın arasında, önerimizi kabul ederek Tiyatro... Tiyatro...'nun Yayın Kurulu üyeleğini de kabul ettin, bunun için de ayrıca teşekkür ederim. Hepimizin yolu açık olsun."

Burak Caney'in lağımında kendine yer edinmeye çalışan Demirkanlı, kendini tutamasa televizyonlara teşekkür edecek; Emre Kınay'ı medyatik hale getirdikleri için!...

(Kaynak: Tiyatro... Tiyatro... Şubat / 2008, sf. 14)

Bakınız:

Tiyatro... Tiyatro...'dan tuhaf bir teşekkür!

Tiyatro... Tiyatro...'dan tuhaf bir yalakalık!

Tiyatro... Tiyatro...'da tuhaf bir yazar!

Tiyatro... Tiyatro...'ya tuhaf bir kurul üyesi!

Tiyatro... Tiyatro...'dan tuhaf bir övgü!

Tiyatro... Tiyatro...'da tuhaf bir reklam!

Tiyatro... Tiyatro...'da tuhaf bir röportaj!

Tiyatro... Tiyatro... dizi oyunculuğunu aklıyor!

22 Şubat 2008 Cuma

Tiyatro... Tiyatro...'da tuhaf bir yazar!

Türkiye tiyatrosuna Kırım Kongo Kenesi gibi yapışan Yalan Makinesi Demirkanlı'nın zehir saçmak için yayımladığı Tiyatro... Tiyatro..., tuhaf bir yazara yer veriyor:

"Dört yıldır düzenli olarak Cuma günleri yazdığı Zaman Gazetesi’ndeki yorum sayfasına yazdığı bu haftaki yazısı 'İçerden mırıldanmalar', 'okur hassasiyeti' gerekçesiyle yayımlanmamıştır..."

Burak Caney'in lağımında kendine yer edinmeye çalışan Demirkanlı, kendini tutamasa ZAMAN'a teşekkür edecek; Alev Alatlı'yı çöplüğe attıkları için!...

(Kaynak: Demirkanlı, "Alev Alatlı'ya Zaman Gazetesi'nden Sansür!")

Bakınız:
Tiyatro... Tiyatro...'dan tuhaf bir teşekkür!
Tiyatro... Tiyatro...'dan tuhaf bir yalakalık!
Tiyatro... Tiyatro...'da tuhaf bir yazar!
Tiyatro... Tiyatro...'ya tuhaf bir kurul üyesi!
Tiyatro... Tiyatro...'dan tuhaf bir övgü!
Tiyatro... Tiyatro...'da tuhaf bir reklam!
Tiyatro... Tiyatro...'da tuhaf bir röportaj!
Tiyatro... Tiyatro... dizi oyunculuğunu aklıyor!

Tiyatro... Tiyatro...'dan tuhaf bir yalakalık!

Türkiye tiyatrosuna Kırım Kongo Kenesi gibi yapışan Yalan Makinesi Demirkanlı'nın zehir saçmak için yayımladığı Tiyatro... Tiyatro..., tuhaf bir yalakalık metniyle "Sevgili Orhan Alkaya"ya sesleniyor:

"...Sevgili Orhan Alkaya, ben bir dönem ilköğretimde öğretmenlik yaptım. O dönemde yaramaz çocukları sınıf başkanı yaparak etkisiz hale getirirdim ve çok işe yarardı bu yöntem. Siz sınıf başkanı olmayacaksınız değil mi?"

Yalan Makinesi'nin yakın arkadaşı Nihal Kuyumcu, kendini tutamasa ŞEHİR TİYATROLARI'ndan aldıkları reklam için teşekkür etmenin dışında, hiç birşey yazmayacak!...

(Kaynak: Tiyatro... Tiyatro... Şubat / 2008, sf.55)

Bakınız:
Tiyatro... Tiyatro...'dan tuhaf bir teşekkür!
Tiyatro... Tiyatro...'dan tuhaf bir yalakalık!
Tiyatro... Tiyatro...'da tuhaf bir yazar!
Tiyatro... Tiyatro...'ya tuhaf bir kurul üyesi!
Tiyatro... Tiyatro...'dan tuhaf bir övgü!
Tiyatro... Tiyatro...'da tuhaf bir reklam!
Tiyatro... Tiyatro...'da tuhaf bir röportaj!
Tiyatro... Tiyatro... dizi oyunculuğunu aklıyor!

Tiyatro... Tiyatro...'dan tuhaf bir teşekkür!

Türkiye tiyatrosuna Kırım Kongo Kenesi gibi yapışan Yalan Makinesi Demirkanlı'nın zehir saçmak için yayımladığı Tiyatro... Tiyatro..., tuhaf bir teşekkür metniyle "reklam verenlere" sesleniyor:

"...Bugünlere gelmemizde desteği olan okurlarımıza, yazarlarımıza, reklam verenlere teşekkür ederiz."

Kendini tutamasa AKBANK ve FORTISBANK'a teşekkür etmenin dışında, hiç kimseye teşekkür etmeyecek Demirkanlı!...

(Kaynak: Tiyatro... Tiyatro... Şubat / 2008, sf. 3)

Bakınız:
Tiyatro... Tiyatro...'dan tuhaf bir teşekkür!
Tiyatro... Tiyatro...'dan tuhaf bir yalakalık!
Tiyatro... Tiyatro...'da tuhaf bir yazar!
Tiyatro... Tiyatro...'ya tuhaf bir kurul üyesi!
Tiyatro... Tiyatro...'dan tuhaf bir övgü!
Tiyatro... Tiyatro...'da tuhaf bir reklam!
Tiyatro... Tiyatro...'da tuhaf bir röportaj!
Tiyatro... Tiyatro... dizi oyunculuğunu aklıyor!

HESAP SORUYORUZ! / 4

Coşkun Büktel
22 Şubat 2008



80 saat sonra nihayet itiraf ettirebildik. Yalan söylemişler. Ellerinde ses kaydı yokmuş. 80 saat sonra gerçeği ilk kez itiraf etmek zorunda kaldılar:

"İlk gün yaptığımız haberimizde ses kaydı olduğundan söz ettiğimiz doğrudur. Webmaster’ın yanılması/yanıltması sonucu bu ifadeye haberimizde yer verilmiştir. Fakat daha sonra yaptığımız görüşmelerde ses kaydının yapılamadığını öğrendik."

"...kaydının yapılamadığını öğrendik."miş!... 80 saat sonra mı öğrendiniz?

Bu korkak sapıklar, okurların içinde, (80 saat sonra akıl edilebilen) bu "topu taca atma dolmasını" yutmayacak insanların da bulunabileceğini biliyor ama endişeye kapılmıyorlar. Zaten onlar bu kadar "rahat" davranabilmek için takma isim ardına saklanıyorlar. Yukarıda aktardığımız itirafı da bir çuval yalanın arasına ve utanmazlığın zirvesi olan "Coşkun Büktel yine kıvırıyor!" gibi gerçeğin tam tersi "dezenformatif" bir başlığın altına koymaktan utanmamışlar. (Bakınız: "İtiraf sayfası") Onlar yalan söylediklerini itiraf etmek zorunda kalıyorlar ama itiraf yazısının başlığında "kıvıranın" Coşkun Büktel olduğu yazılı... Bu korkak sapıklara "orospu çocuğu" derken küfür değil, iltifat ettiğimizi hâlâ anlamayan kaldı mı?

Nasılsa "yüzsüz" oldukları için, kimselerin yüzlerine tükürme ihtimalinden korkmayan bu korkak sapıklar, 80 saat sonra da olsa, yalancı olduklarını "kendi ağızlarından" itiraf ettirdiğimiz halde; hâla kalkmış, yavuz hırsızlar gibi bizden hesap soruyor, "COŞKUN BÜKTEL, DOMAİNİMİZİ ELE GEÇİREREK/SATIN ALARAK SİTEMİZİ SUSTURMAYA ÇALIŞAN ÖRGÜT İÇİN DE SEN DE FAAL OLARAK YER ALDIN MI ALMADIN MI? BU YÜZ KIZARTICI SUÇA NE KADAR KARIŞTIN, BUNU AÇIKLA…" gibi laflar ederek tüm okurların zekâlarına hakaret ediyorlar. E peki orospu çocukları, "ne kadar karıştın açıkla" diye hesap sormadan önce, "yüz kızartıcı" dediğiniz o tehdit ve satın almaya teşebbüs suçunun "elimizde" dediğiniz kanıtını göstermek zorunda değil misiniz? Peki nerde o kanıt? Yok. Ama olsun yine de hesap soralım ki, dostlar hesapta görsün!

Ortada bir tek yüz kızartıcı suç var: Sizin önce "mizah yaptık anlamadılar" diyerek örtbas etmeye çalıştığınız, daha sonra ise itiraf etmek zorunda kaldığınız, iftira suçu... Onu da elbette ki daha geniş ve acelesiz bir yazıyla açıklayıp (sizin yakanızı bulamadığımızdan) destekçilerinizin yakasına yapışacağız. Bekleyin!

Şimdilik şu aşamaya vardık: Korkak sapıkların ellerinde ses kaydı bulunduğu anlaşılan bütün gerçek konuşmalar hiçbir tehdit unsuru içermiyor. Tehdit unsuru içeren konuşmanın ise nedense ses kaydı yok ve onlar olmadığını ancak 80 saat sonra ve ancak bizim ısrarlı yayınımızdan sonra (Bakınız:
"Beyaz Cephe"ye karşı ortak açıklama.) itiraf etmek zorunda kaldılar.

Takma isim ardına saklanmış korkak sapıklardan utanma beklemek salaklık olur. O nedenle, utanmayı, bu "yüzsüz" orospu çocuklarından değil, bu "yüzsüz" orospu çocuklarını desteklemekten vazgeçtiklerine dair hâlâ en küçük bir belirti göstermemiş olan
Nutku, Akmen ve Cücenoğlu'dan bekliyoruz. (Ama Nutku, Akmen ve Cücenoğlu'nun "utanma eşiği" hakkında önceden fikir sahibi olduğumuz için onlardan da pek umutlu olmadığımızı, belirtmeliyiz.)


İşte "yüzsüzlerin" itiraf sayfasının linki:

"80 saat sonra".

Not 1: Konuya yabancı olanlar, aşağıdaki başlığı tıklayarak tehdit konuşmasının metnine ve olayın tüm ayrıntı, belge ve linklerine ulaşabilirler.

Büktel ve Bulunmaz'ın "Beyaz Cephe"ye karşı ortak açıklaması

Not 2: Nutku, Akmen ve Cücenoğlu'nun özellikle Büktel'den niçin nefret ettiklerini ve Büktel ile Bulunmaz'a karşı olunca kalleş sapıkları bile desteklemekten niçin kaçınmadıklarını bilmeyenler!... Lütfen şu aşağıdaki üç linki tıklayınız:

Nutku, Akmen ve Cücenoğlu

(Bakınız:
HESAP SORUYORUZ! / 1
HESAP SORUYORUZ! / 2
HESAP SORUYORUZ! / 3
HESAP SORUYORUZ! / 4
HESAP SORUYORUZ! / 5
HESAP SORUYORUZ! / 6
HESAP SORUYORUZ! / 7
HESAP SORUYORUZ! / 8
HESAP SORUYORUZ! / 9)

(Kaynak: Büktel, "İftirayı nasıl itiraf ettirdik")