31 Ağustos 2008 Pazar

Tiyatro sanatçısı Kazım Şimşek tatildeydi...

Fotoğrafı büyütmek için üzerine TIKLAYINIZ!

Kuzey Ege'deydim...

(Bakınız: HAYATIMIN RENKLERİ)

Tiyatro... Tiyatro...'ya ambargo mu konuluyor?

Mustafa Demirkanlı'nın sahibi, Şenay Gürler'in editörü olduğu Tiyatro... Tiyatro... dergisi, www.tiyatronline.com ve www.tiyatrodunyasi.com sitelerinde tanıtılmadı. Tiyatro... Tiyatro...'ya ambargo mu konuluyor?...

Yoksa, görünmesi zor bir yerde tanıtıldı da, biz mi görmedik?!...

Tiyatro... Tiyatro... dergisi, sansürcü olduğu için mi yukarıda adlarını verdiğimiz siteler tarafından ambargo konuluyor?!... Sansürcü de olsa, Tiyatro... Tiyatro...'nun tanıtılması gerekiyor. Bize sürekli olarak sansür koyan Tiyatro... Tiyatro...'nun, tüm sayılarını tanıtmaya çalışıyoruz. Sansürcü de olsa Tiyatro... Tiyatro...'ya sansür uygulamıyoruz...

Aynı duyarlılığı www.tiyatronline.com ve www.tiyatrodunyasi.com sitelerinden de bekliyoruz!...

Hint tiyatrosundan bir örnek...

EK BAR PHIR

Yazan: Raman Kumar
Yöneten: Amrit Pal
Oynayanlar: Rakesh Bedi, Avtar Gill, Aasif Shaikh, Prachiti Kulkarni ve diğerleri.
.

30 Ağustos 2008 Cumartesi

Görülen lüzum üzerine: Sanalcılar yargılanıyor!


Bu video, daha önce 24 Ocak 2008'de yayınlanmıştı.

Bulunmaz, Orhan Alkaya'yı değerlendiriyor!...


Bu videoyu 700 kişi Veoh'ta (Veoh'un uzun zaman önce kapandığını unutmayalım!); 1355 kişi de YouTube'da (YouTube'nin sık sık ve uzun zaman kapatıldığını unutmayalım!) olmak üzere toplam 2055 kişi izledi. (Ayrıca, sayacı bulunmayan bazı sitelerde de izleniyor. Örnekse bakınız: video75.com)
Tüm videolar için TIKLAYINIZ
Not: Yukarıdaki video 13 Ocak 2008'de yayımlandı.

Hayat vardiyasındakilerin müziğini dinliyoruz!


"Bir Hayat Fabrikası Kuracağız!" sloganıyla yola çıkan bizler, hela kapısı gibi çift "oo"lu orospu çocuğu Burak Caney sitesini (www.tiyatrooyun.org) siper olarak kullanan Zafer Gecegörür'ün önerdiği Ebru Gündeş'i (Bakınız: "Zafer Gecegörür, Ebru Gündeş'i sunar!...") değil; işçi sınıfı safını imgeleyen Violeta Parra'yı dinliyor, okurlarımıza öneriyoruz...
Büyütmek için TIKLAYINIZ!

Geniş bilgi:
Değişim Atölyesi Oyuncuları

YouTube yeniden yayında: ZAFER ALGÖZ

YouTube yeniden yayında: ORÇUN MASATÇI

YouTube yeniden yayında: TURGAY TANÜLKÜ

YouTube yeniden yayında: HİLMİ BULUNMAZ


Sırtını orospu çocuğu Burak Caney'in hela kapısı gibi çift "oo"lu www.tiyatrooyun.org sitesine yaslayanlara karşı savaşım veren Bulunmaz Tiyatro, esin kaynağını işçi sınıfından alıyor!...

Kapitalizm kullanır, eskitir, atar, unutturur!

Orhan Günşiray

Yazısı için TIKLAYINIZ!

YORUMSUZ!...

Not: Aşağıdaki haber üç ay önce yayımlanmıştı. (30.8.2008)


Erkan Yücel ödülleri dağıtıldı


İZMİR (20.05.2008)- Türkiye Tiyatrolar Birliği tarafından ilk kez dağıtılan Erkan Yücel Tiyatro Ödülleri, bu yıl ikincisi düzenlenen Bademler Köyü Tiyatro Şenliği esnasında sahiplerine verildi. Ödülün jüri üyeliğini de onlarca yıldır tiyatro ile uğraşan köy halkı yaptı.

18 Mayıs'ta düzenlenen ödül töreninde Onur Ödülünü Prof. Dr. Ayşegül Yüksel adına öğrencisi Gamze Yılmaz, Başarı Ödülü'nü Yener Aksu adına Oğuzhan Müftüoğlu aldı. En iyi oyun ödülüne ise Menemen Belediye Tiyatrosu'nun oynadığı 'Komşu Köyün Delisi' isimli oyun layık görüldü. Ödülü yönetmen Metin Güler aldı. İnternet dalında www.tiyatrooyun.org (www.tiyatroyun.com editörünün notu: Burak Caney adıyla piyasaya sürülen kimliği belirsiz kişinin sitesi.) ve yazılı basın dalında Birgün, Cumhuriyet ve gazetemiz Atılım ödül aldı.

'Ödülümü insanlık onurunu taşıyanlara adıyorum'

Erkan Yücel Emek Ödülü'nün sahibi Manisa Şehir Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmeni Turgay Tanülkü (www.tiyatroyun.com editörünün notu: Gerici Samanyolu TV'nin, en gerici dizi filmlerinden "Şubat Soğuğu" oyuncularından.) önceki gün sabah kalp spazmı geçirmesine rağmen ödül törenine katıldı. Tören sırasında gözyaşlarına hakim olamayan Tanülkü, “İnsanlık onurunu sahneye taşıyanlara adıyorum bu ödülü. İyi ki onlar var, iyi ki sizler varsınız” dedi.

Türkiye Tiyatrolar Birliği Dönem Sözcüsü Orçun Masatçı, 18 Mayıs nedeniyle İbrahim Kaypakkaya'yı anarken, İzmir Yenikapı Tiyatrosu adına ödülü alan Okan Dedeoğlu da ödülü Kaypakkaya'ya ithaf ettiklerini söyledi.

(Kaynak: atılım)

Not: Linkleri biz verdik. (Oyun)

***

Ayrıca bakınız:
Ahmet Ertuğrul Timur yazıyor...
Burak Caney (tiyatrooyun.org) huzurlarınızda!
Burak Caney (tiyatrooyun.org) budur!
Bulunmaz, Burak Caney'e verilen ödülü kınıyor!
Bulunmaz, Sanat Cephesi'nde konuşuyor...
Erkan Yücel
Ödül enflasyonuna Erkan Yücel'i de kattılar!...
Büktel'den; Erkan Yücel Ödülleri(!) üzerine...
Orospu çocukları, Apaçiler*'den korkuyor!...

Tiyatro... Tiyatro...'nun yeni sayısı çıkmış!...

İşlerimin yoğunluğu, Altınoluk'ta tatil yapmam, en büyük yardımcım oğlumun İtalya'yı geziyor oluşu, Özdemir Nutku iftirasını benimseyen Türkiye Tiyatrolar Birliği'nin düzenlediği "Tiyatro Buluşması"nı izlemem... nedenleriyle, Tiyatro... Tiyatro... dergisini unutmuştum. Bugün aklıma geldi ve İstiklal Caddesi'ndeki Mefisto'dan satın aldırdım...

Giderek zayıflayan ve birkaç aydır sadece 48 sayfa olarak yayınlanan Tiyatro... Tiyatro... dergisi'nin bu sayıdaki editörü Şenay Gürler... (HB/24 Ağustos 08)

Tiyatro... Tiyatro... dergisinin ikinci sayfası!...

Büyütmek için TIKLAYINIZ!


Mustafa Demirkanlı'nın sahibi olduğu Tiyatro... Tiyatro... dergisinin "içine çekildiği borç batağından" kurtulabilmesi için "41 paylaşımcının maddi desteği"ne gereksinmesi var. Sadece sekiz kişinin adını verip, diğer 33 kişinin adını veremeyen Tiyatro... Tiyatro... dergisinin, gelecek sayısında diğer 33 kişinin de adını verebileceğini umuyoruz!...

(Bakınız: Ağustos 2008)

Tiyatro... Tiyatro... dergisinin ön kapak içi!...

Büyütmek için TIKLAYINIZ!


Mustafa Demirkanlı'nın sahibi olduğu Tiyatro... Tiyatro... dergisinde bir zamanlar Yayın Kurulu Üyesi de olan Orhan Alkaya yönetimindeki Şehir Tiyatroları, Tiyatro... Tiyatro... dergisini unutmadığını kanıtlamak için, bu derginin ön kapak içine, tam sayfa reklam vermiş!...

(Bakınız: Ağustos 2008)

Tiyatro... Tiyatro... dergisinin arka kapağı!...

Büyütmek için TIKLAYINIZ!


Hiçbir yeri unutmayan Lemi Bilgin yönetimindeki Devlet Tiyatroları, Mustafa Demirkanlı'nın sahibi Tiyatro... Tiyatro... dergisini de unutmadığını kanıtlamak için, bu derginin arka kapağına, tam sayfa reklam vermiş!...

(Bakınız: Ağustos 2008)

29 Ağustos 2008 Cuma

Yeni bir dünya, yeni bir tiyatro, yeni bir festival!

Büyütmek için üzerine TIKLAYINIZ!


Emperyalist dünyanın çürüdüğü, gerici tiyatronun duvara tosladığı, kapitalist festivallerin tıkandığı bir süreçte, yepyeni bir dünyanın muştusunu verecek tiyatro festivali anlayışını tartışmamız gerekiyor...

Yarışmasız, plaketsiz, ödülsüz, ödünsüz... bir tiyatro festivali üzerine düşüncesi olanlar yazabilirler...

Emek ve Barış Festivali sona erdi

(Bakınız: soL)

Afyon Şehir Tiyatrosu, "Birlik"den ayrıldı!...

Yukarıda fotoğrafı bulunan Ali Çakalgöz'ün yönetiminde etkinliklerini sürdüren Afyonkarahisar Belediye Şehir Tiyatrosu, "2. Tiyatro Buluşması"ndaki yanlışlıklar (Bakınız: “2. Türkiye Tiyatro Buluşması”nın ardından…) nedeniyle, Türkiye Tiyatrolar Birliği'nden ayrıldı. Ayrılmayla ilgili, bugün (29 Ağustos 2008) bize ulaşan Ali Çakalgöz'ün protestosunu yayınlıyoruz:


"YALANCILAR!!!... DEFOLUP GİDİN!!!... " Bu sözleri söyleyen Orçun Masatçı denilen vatandaş!!!...

KENDİSİNE OLAN SAYGISINDAN, çok çok sayın ORÇUN MASATÇI denilen vatandaşın bu sözlerine CEVAP VERMEMİŞ sevgili dostum M. Vejdi KOÇAK.

Ama ben cevap veriyorum!... Nasıl mı???

AFYONKARAHİSAR BELEDİYE ŞEHİR TİYATROSU OLARAK, TÜRKİYE TİYATROLAR BİRLİĞİ'NDEN AYRILDIĞIMIZI TÜM TİYATRO DOSTLARINA BİLDİREREK!!...

SANA DA SELAM OLSUN SEVGİLİ DOST ZAFER GECEGÖRÜR. BİRAZCIK CESARETİNİ TOPLAYIP; BENİMLE PAYLAŞTIKLARINI ÇOK SAYIN ORÇUN MASATÇI'YA DA AÇIK YÜREKLİLİKLE SÖYLEYEBİLİRSEN... HANİ DİYORUM, KENDİNE OLAN SAYGINDAN CANIM. YILLARIN TİYATRO EMEKÇİSİNE BÖYLE BİR TAVIR YAKIŞMIYOR DA...

Ali ÇAKALGÖZ
Afyonkarahisar Belediye Şehir Tiyatrosu
Genel Sanat Yönetmeni


Not: Linkleri biz verdik. (Oyun)

***

Ayrıca bakınız:
İftiranın simgesi Özdemir Nutku, "Tiyatro Buluşması"nda!
Koçak'ların objektifinden "Tiyatro Buluşması"(!)
Afyon Şehir Tiyatrosu, "Birlik"den ayrıldı!...

OYÇED de Internet ortamında...

İftirası CD'yle saptanmış koskoca profesör Özdemir Nutku'yu önce kurucu başkan ve ardından Onur Kurulu Üyesi yapan OYÇED (Oyun Yazarları ve Çevirmenleri Derneği), nihayet Internet ortamına ısınıp site kurdu...

(Bakınız: OYÇED)

Dinci eyleme karşı soL söylem...

İnsanlara gelecek vaadinde bulunmanın dışında bir argümanı kalmayan burjuvazi, işi o denli ileri boyuta taşıdı ki, artık gelecek vaadini ahirete dek uzattı. Bu anlayışı en iyi pazarlayan AKP adlı bir parti kurdurdu ve bu partinin yelkenlerini Amerikan rüzgarıyla şişirip başımıza musallat etti. Emekçilere, ahiretteki mutlu(!) gelecekten başka sunabileceği bir şeyi kalmayan burjuvazinin politik körlüğüne karşı savaşım vermek gerekiyor. Bu bağlamda, Nazım Hikmet Kültür Merkezi'nin bize e-postayla yolladığı bir programı sunuyoruz:


NHKM'de AKP'nin kültür-sanat alanındaki gerici icraatları tartışılıyor:

AKP'li belediyenin yasak koyduğu "Son Kumsal" filmi NHKM'de!



Neo-liberal ve gerici saldırı altındaki sanat


AKP'nin kültür sanat alanındaki saldırıları sanatçıların sabrını taşırdı. 30 Ağustos'ta NHKM'de bir araya gelecek sanatçılar ve yazarlar, kimi yerel festivallerde AKP'li belediye başkanlarınca "taciz edilen" sanatçılardan, Frankfurt Kitap Fuarı'nın AKP şovuna dönüştürülmesi girişimlerine, sahne yıkımları ve kitap toplatmalardan, sanatın sermaye tarafından kuşatılmasına kadar bir dizi başlığı tartışmaya açıyor.

Etkinlik programı ve katılımcılar şöyle:

30 Ağustos 2008 Cumartesi - Özel gösterim ve tartışma

Tartışma - 19.30: "Neo-liberal ve gerici saldırı altındaki sanat"

Katılımcılar: Kemal Özer, Nihat Behram, Leyla Erbil, Rüya Arzu Köksal, Burhan Gün (Avukat, Belgesel Sinemacılar Birliği Hukuk Danışmanı), Orhan Aydın, Çağrı Kınıkoğlu


Özel Gösterim – 21.00 "SON KUMSAL"

Yön.: Rüya Arzu Köksal - Gör.Yön.: Aydın Kudu

"Son Kumsal" yaygın tanımıyla "politik" bir belgesel değil.

Ama öyle bir dönemden geçiyoruz ki, yaşamı savunmak, muhalif bir politik söyleme kapıyı ardına kadar açmaya başladı. Doğal çevrenin piyasa tarafından tahrip edilmesinin Karadeniz Sahil Yolu ekseninde ödenen insani/toplumsal bedellerine kamerasını çeviren "Son Kumsal" ekibi de, bu insani duyarlılık ve sorumluluk ile hareket ederek yola çıktıklarında, o piyasacı-gerici güruhu filmlerinin karşısına dikilmiş buldular:

22 Temmuz akşamı İnebolu'da yaşanan olay, AKP'li belediye başkanlarının tahammülsüzlüğünün ve keyfi uygulamalarının son örneği oldu. İnebolu Belediye Başkanı İdris Güleç, Karadeniz Sahil Otobanı projesini konu alan belgeselin gösterimini, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın eleştirildiği gerekçesiyle yarıda kesmiş ve belgeselin yönetmenlerinden İnebolu'yu terk etmelerini istemişti. Güleç, Erdoğan'ın sahil yolunun yapımı öncesindeki açılış konuşmasının ardından dağı delen greyderlerin gösterilmesini, Başbakan'a hakaret saymıştı.

Bu vak'a ilk değil ve görünen o ki, son olmayacak.

Sanatçılar bu toplumda uzun süredir hakarete uğruyor, parayla terbiye edilmeye çalışılıyor, toplumsal sorumluluklarından alıkonuyor…

Bu son olmayacak dedik… Ta ki sanatçılar ve alımlayıcılar, bir araya gelip, bu sorunu aşmanın yollarını döşeyene kadar…

NHKM olarak, bu sorunun aşılabilmesinin yolunun, neo-liberalizm ve gericiliğe karşı bir ortak akıl ve mücadele inşa etmekten geçtiğini düşünüyoruz. Burada sorumluluk hepimizde: Kurumlar, sanatçılar ve sanatseverler olarak bu azgın ve küstah saldırıların karşısında birbirimize sahip çıkmanın; aklımıza ve hülyalarımıza sınır tanımamanın elzem olduğu bir döneme girmiş bulunuyoruz bir süredir.

Bu nedenle, belediye başkanının yasak koyduğu "Son Kumsal" filmine gösterim imkânı vermenin ve ekibine destek olmanın bir sorumluluğumuz olduğunu düşünüyoruz.

Bu çabamızda ve mücadelemizde, siz Nâzım dostlarıyla da buluşmak dileğiyle…

Nâzım Hikmet Kültür Merkezi: Ali Suavi Sokak (Sanatçılar Sokağı) No:7, Bahariye, Kadıköy / Tel: 0216 414 22 39

28 Ağustos 2008 Perşembe

Koçak'ların objektifinden "Tiyatro Buluşması"(!)

Süheyla ve M. Vejdi Koçak "Tiyatro Buluşması"(!)nda
.
Buluşma yerimiz...
.
Bir adet pankart gördük...
.
Açıkta, güneşin altında dinlenme böyle olur...
.
Söyleşiden bir anı...
.
Yazı ve fotoğraflar: Süheyla ve M. Vejdi Koçak
.

"Bu davet bizim!"

Başlığı, Nazım'dan ödünç alarak kullandık... (Oyun)


BASINA V E KAMUOYUNA


Türkiye'nin Yazarları

1 Eylül Dünya Barış Günü'nde Barış ve Emek İçin Eylemde!

Tarih: 1 Eylül 2008, Pazartesi

Saat: 17.00

Yer: Taksim Tramvay Durağı

Türkiye'nin yazarları olarak, son yıllarda isçi sınıfına yoğunlaşarak artan ekonomik, sosyal ve fiziksel saldırılar karsısında ahlaken ve vicdanen isyan ediyoruz.

Özellikle 1 Mayıs 2007 ve 2008'de isçi bayramlarını Taksim'de kutlamak isteyen emekçilerin maruz bırakıldığı şiddeti unutmadık.

Ülkemizin bu utancını ortadan kaldırma konusunda kararlıyız. 1 Mayıs 2009'u Taksim'de bütün emekçilerle birlikte kutlamak amacıyla harekete geçtik.

Eylemliliğimizi, emeğin ayrılamaz parçası olan barışın günü 1 Eylül'de bir basın duyurusuyla açıklayacağız.

1 Eylül Dünya Barış Günü'nde birlikte olacağımıza güven duyuyor, teşekkür ediyor ve saygılarımızı sunuyoruz.

PEN, TYS ve ED adına

1 Mayıs 2009 Yazarlar Komitesi Başkanı

Leylâ Erbil

İzmir'de güzel şeyler de oluyor!...

Afişi büyütmek için üzerine TIKLAYINIZ!


Fakir Baykurt Sahnesi'nde yolculuğa başlayan Sakıncalı Piyade, şimdi (yeniden) İzmir'de:

31 Ağustos 2008 Mordoğan Festival Alanı
2 Eylül 2008 İsmet İnönü Kültür Merkezi


Her iki gösteri de 21.00'de

İlhan Berk de öldü...

Bir imge avcısı daha azaldı!...

soL gazetesinin haberini okuyunuz:

"Şiirin 'uzun adamı' vefat etti"

Orhan Günşiray da hayal perdesine gömüldü...

Jestleri ve sesiyle, bir zamanlar Beyaz Perde'ye "özgünlük" katan Orhan Günşiray da suretini bırakıp gitti...

Haberi soL gazetesinde okuduk ve okurlarımıza öneriyoruz:

"Orhan Günşiray'ı kaybettik"

“2. Türkiye Tiyatro Buluşması”nın ardından…/1

Süheyla ve M. Vejdi Koçak "Tiyatro Buluşması"(!)nda


Coşkun Büktel ve Hilmi Bulunmaz'ın sunuş yazısı:

Koçak'ların forumlarda dolaşan aşağıdaki yazısından haberimiz bile yoktu. Sağolsun Orhan Aydın, bu önemli yazıyı bize gönderdi ve onun sayesinde bu sabah haberdar olduk. "2. Tiyatro Buluşması"nı yargılayan, çok önemli bulduğumuz bu yazıyı, bizden önce yayınlamış birkaç sitedeki çiğ haliyle yayınlamaya gönlümüz elvermedi. Yazarlarıyla telefonla temas kurarak görüştük. Yazıyı onlarla birlikte yeniden derleyip toparlayarak ifade gücünü geliştirdik. Yazarlar yaptıkları değişikliklerle yazının okunurluğunu ve yararını bir hayli artırarak forum yazısı olmaktan çıkarıp bir yazar yazısı haline getirdiler. Baskıların halkı yıldıramadığını kanıtlayan bu önemli yazıyı okurlarımıza son ve mükemmel haliyle sunuyoruz:

Not: Yazıdaki linkleri biz verdik.


Süheyla - M. Vejdi Koçak
28 Ağustos 2008


Bizler, Antakya Belediye Şehir Tiyatrosu ve Hatay Amatör Sanatçılar Derneği (HASAD) kurucuları ve yönetmenleri olarak, Türkiye Tiyatrolar Birliği’nin dönem sözcüsü Orçun Masatçı'yla kontak kurup 2. "Tiyatro Buluşması"na gözlemci olarak katılmak istediğimizi söyledik. Ve bizi nezaketen, misafir olarak davet ettiler. Ve M. Vejdi Koçak’a da ikinci gün (23 Ağustos 2008) "Yerel Yönetimlerle Tiyatronun İlişkisi" adlı söyleşide yer verdiler…

20 yıldır yerel yönetimlerle ilişkimiz olması nedeniyle çok sevinmiş ve kamp ortamını yaşayacağımız için çok mutlu olmuştuk. Ayrıca msn'deki iletiyi okuduğumuzdan, kendimizi hazırlamaya çalışmıştık. Otobüs biletimizi alıp; çarşaflarımızı, terliklerimizi, şortlarımızı, gözlük ve şapkalarımızı unutmamıştık. Çünkü zırt pırt bir yerlere gidemiyorduk: Bu bizim için çok önemliydi. Ve bizim için tiyatro bir yaşamdı çünkü...

43 grup katılım gösterecek, onlarla kontak kuracak, oyunlar izleyip, değerli ustalarla tartışacak, onlardan feyiz alacaktık…

Ama gelin görün ki hayat sürprizlerle dolu!...

EVET…

Bizim kaldığımız süre içinde neler yaşadığımızı, açık yüreklilikle herkesle paylaşmak zorunda hissederek, başlayalım sözlerimize.

Eğer sürç-ü lisan edersek af ola...

İzmir Güzelbahçe'de arabadan indik, yolun kenarında küçük küçük çadırlar gördük ve çadırlara doğru ilerledik. Gözümüz mini bir pankarta ilişti: “2. Uluslararası Türkiye Tiyatrolar Buluşması" yazıyordu. İki adet maki ağacın ucuna bantla tutturulmuştu. İlerledik; ellerimizde bavullarımız ve yastıklarımızla...

Gençlere yaklaşıp kendimizi tanıttık. Onlar da “hoş geldiniz” deyip bize küçük bir çadır gösterdiler. Hatta yetkili arkadaşımız bize "buyurun dinlenin” dedi... (Orhan Kemal Caddesi 3. Çadır.)

Çadırın fermuarını açtık. Boş bir çadır. İçine bavulu koyunca çadırda yer kalmadı. Zaten çadırda ayakta durulamıyordu. Birbirimize bakakaldık. İçten bir gülüşme yaşadık. Teşekkür edip terliklerimizi giydik, kumların üstüne çöktük. Güneş ve kum; açıktayız. Elimizi yüzümüzü yıkamak için bakındık. Musluk yoktu. Çünkü İzmir'de su yokmuş. Tuvalet aradık, yan tarafta belediyenin seyyar tuvaletlerini görüp kapısını açtık; içeriye girip çıkmamız bir oldu...

Ve gökyüzüne baktık. Ama su ve tuvalet sinirlenmemizin nedeni olmamalıydı. Koşullar ne kadar zor olursa olsun; “burada imece ve paylaşım vardır” düşüncesiyle; sinirimizi içimize çektik...

Yavaş yavaş gruplar gelmeye başladı. Özellikle genç oyuncu kardeşlerimiz 5 - 6 kişilik gruplarla görünmeye başladılar. Onların o sıcak ve sanatçı ruhları hemen göze çarpıyordu...

Ha unutmadan Manisa Afsem Tiyatrosu'ndan Ahmet Nuri bey tonton yürüyüşüyle Güzelbahçe semalarında göründü!!! Ortamı gördü ve dayanamadı ''... kardeş ben 110 kiloyum, güneşte kalamam eririm, daha gölgelik bir yere gidelim'' dedi.

Gölge bir yerde sıcak bir çay içmek için bakındık, durduk. Arka tarafta küçük bir park, bir büfe ve bir de bakkal vardı. Hasretle vardık oraya. Ama... İki masa dört sandalye… Olsun varsın; hayat her şeyiyle güzel. Bir de sıcaklar olmasa...

Bize tanıştırılan yöneticiler de bir ağaç altında çay içiyorlardı. Afiyet olsun...

Cuma öğlen saati. Herkes aç... Evet, evet herkes aççççç...

Oradan dönem sözcüsü Orçun Masatçı'nın sesi duyuldu: ''Saat 15.30’da yemek gelecek arkadaşlar...'' Ama gelin görün ki!!!

Ve akşam üstü; “Genç Oyuncu ve Yazarların Günümüz Tiyatrosuna Etkisi” adlı söyleşi. İzmir Devlet Tiyatrosu oyuncusu Çağatay Özçelik'i çok beğendik. Özellikle tiyatronun disipline olması için”faşist” bir yönetim yapısının olması gerektiği konusunu beğendik. (Faşist bir disiplin derken; biraz da Muhsin Ertuğrul gibi düşünen; evet, “demokratik olmayan”, biraz sert yada biraz despot bir yönetimi savunuyoruz… Elbette, gerçek anlamda siyasal faşizmi savunmuyoruz.)

Esin Açıl (Yenikapı Tiyatrosu), kendi durumlarını anlattı. (Ama neyi savundu anlamak mümkün değildi.)

Çağdaş Çetinkaya genç bir yazar olarak ciddi bir şeyler söyleyemedi; muamma bir sonuç sergiledi. Çağdaş’a, “Ne tarz oyunlar yazıyorsun?” denildiğinde; “O sizi ilgilendirmez” dedi... “Ben özelimi kimseyle paylaşmam” dedi... Bu yazarla Manisa AFSEM'den Ahmet Nuri'nin atışmaları hiç de fena değildi(!). Ama Mehmet Esatoğlu'nun hakkını yemek olmaz burada(!). ''Önemli olan ne yazdığınızı bilmeniz ve ne yaptığınızı da '...' Bence Çağdaş'a verilebilecek en iyi öğüt. Ah... o sunumu yapan genç de olmasa...

Ankara'dan Hasan kardeşimizin de politik oyunlar konusunda anlattıkları günün güzelliği oldu. Manisa Belediyesi Şehir Tiyatrosu Eğitmeni Turgay Tanülkü Bey gelmemişti.(Nedense? Söyleşinin saatini unutmuştur mutlaka.)

Nihayet akşam 20.00; kamp yerinde elinde bir karton kutu olan biri gözüktü. Herkes sıraya girdi; yarım ekmek içinde domates ve bir parça et. Yanında ayran... Evet bizler yürekli, yiğit oyunculardık. Direnecektik. Özveriyle, durmakyok; yola devam edecektik.

İnanın kampta en beğenip etkilendiğimiz şey; Cuma akşamı bizi Açıkhava tiyatrosuna götüren traktördü. Hep birlikte güle oynaya şarkı ve türkülerle tiyatroya gidişimiz.

Ve Mehmet Esatoğlu'nun, Suna Pekuysal hakkında bizlere verdiği bilgi mükemmeldi(!).

Evet saat 24.00 ve “değerlendirme toplantısı”.

Hafif olarak su ve tuvalet sorunlarının dile getirilmesi ve azıcık yemek problemlerinden söz edilmesi ve ilgililerin geçiştirmesi...

Davet sahibi Orçun Masatçı kardeşimizin ilerici devrimci söylemleri. Bütçe ve sorunlarla ilgili bilgi vermesi. Ve duş alamamaktan yakınanlara "su yoksa denize girmeyin kardeşim" demesi. Ve Zafer Gecegörür'ün onu destekleyici açıklaması. Aferin ustamıza(!).

Saat 24.40; gençlerin tanışması, sohbet ve şerefe...

Çadırda altımızda kum, üstümüzde çarşaf; ama mutluyuz(!)...

İyi ki ordayız(!)... Gözümüz görüyor, kulağımız işitiyor; farklı topluluk üyelerinin eleştirel dırdırları devam ediyor; ama eleştirileri kitle önünde yüksek sesle ve açıkça dile getiren yok... (En az beş grup sadece mırıldanıyorlar.)

Ha unutmadan; Afyonkarahisar Belediye Şehir Tiyatrosu bir otobüsle gelmişti. Hatta onların bu düzenli gelişleri bizi etkilemişti. Ali Çakalgöz’ü tanışmak için aradığımızda oyuncularını toplamış konuşma yapıyordu. Daha sonra, kampta kalıp kalmama konusunu tartıştıklarını öğrendik.

Günlerden Cumartesi; ikinci gündeyiz:

Sabah 06.30... Tiyatro 657 ile sabah yürüyüşü... Hatay'da mümkün mü sabah sporu? Azerbaycanlı oyuncuyla denize girişimiz: Yönetmen Rasim Aşın'ın kamera çalışması. Kamera önünde hissettiklerimizi anlatışımız. Sabah kahvaltısına çağrı...

Çeyrek ekmek, yanında bir dilim peynir, küçük reçel ve yağ... Hakkımızı Ankara Oyuncuları’na verişimiz...

Arkasından Azerbaycanlı yönetmen Rasim Aşın’la parkta kahvaltı. Afyonlu oyuncuların toplanması ve oyuncularla tekrar Ali Çakalgöz’ün konuşması. Karar: "Gidelim hocam...'' ve Afyonkarahisar'ın "Tiyatro Buluşması"nı terketmesi. Onları yolcu eden sadece biziz... Gıcık gözlerin bizlere dik dik bakışları. Ve bizim gülüşümüz!...

DEVAM EDİYORUZ!...

Tiyatro Atölyesi yapılmadı. (Manisa Belediyesi Şehir Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmeni Turgay Tanülkü'nün film çekiminde olması.)

Drama Atölyesi yapılmadı. ( Hepimiz mutluyuz(!) dramaya ne gerek var?)

Gitar Atölyesi yapılmadı.( Gitar bulamadık!!! Şaka, şaka.)

Resim Atölyesi yapılmadı.(Şövale bulamadık!!! Ağaçtan yapılanı ise kabul etmediler.)

Saat öğle saati; yemek yok... (Oysa sabah ve akşam yemeği olduğu msn'de ve duyuru metninde bildirilmişti.)

Saat 14.00; “Yerel Yönetimlerin Tiyatro İlişkisi” adlı söyleşi.
Manisa yok. ( Yönetmen Turgay Tanülkü film çekiminde.)
İzmir yok??? (Çünkü Haluk Işık yok!!!)
Afyon yok... (Protesto edip gittiler.)
Biz varız. (Süheyla ve M. Vejdi Koçak.)
Kızıltepe'den Emrah Koyuncu.
Orçun Masatçı ve Zafer Gecegörür usta(!) vardı..
Bir şeyler söylendi. Ve kısa kesilerek... kesildi...

Ardından yurt dışında tiyatro çalışmaları konulu söyleşi.
Rasim Aşın, Erhan Kaya ve Mehmet Esatoğlu vardı.
İran'dan katılacak sanatçıların ikisi de yoktu.
Ama sayın Esatoğlu'nun derin bilgisi(!)yle söyleşi amacına(!) ulaştı.

Sonra şiir dinletisi; iyiydi. Ve traktörle Açıkhava tiyatrosuna gidişimiz. Kızıltepe Belediyesi Tiyatrosu'ndan Emrah Koyuncu'nun tek kişilik oyununu izledik. Her ne kadar ışık sisteminin ve ses sisteminin olmayışı seyirciyi ve oyuncuyu etkilese de... Güzeldi. Ardından sunulan Rasim Aşın'ın performansı da hoştu..

Saat 23.30; sessiz sinema yoktu. Herkes düşünüyor ama konuşamıyordu. (Baskılar halkı yıldıramaz ama tiyatrocuları yıldırabiliyor.) Sessiz sinema oynanıyordu zaten.

Saat.24.00; “günün değerlendirilmesi”ne gelelim: Orçun Masatçı kardeşimiz ''Sayın Hazreti Vejdi Koçak söz hakkı istiyor" dedi. Ve sözü M. Vejdi Koçak’a verdi. Sorunların çok olduğunu; su, tuvalet, yemek problemlerinin başta olduğunu ve herkesin bunu mırıldandığı halde yüksek sesle dile getirmediğini söyledi Vejdi. Birilerinin bunu dile getirmesi gerektiğini söyledi.

Sonuçta Adem Atar'ın "Huzur Operasyonu" oyunundan 'SIÇMA ÖZGÜRLÜĞÜ İSTİYORUZ' tiradını alıntı yaptık!!!

Bir kargaşa yaşandı. Hatta hiç unutamayacağımız bir şey yaşadık. Antalya Sağlık çalışanlarından biri ''nasıl konuşuyorsunuz burada bayanlar var " dedi ve bize kızdı...

Ve Orçun Masatçı kardeşimizi destekleyici baskı grupları ortaya çıktı. Ama iki - üç grup çekilip, kenara geçtiler... Orçun Masatçı bizce hayatındaki en yanlış sözcükleri orada söyledi. Şöyle dedi: "Yalancılar!!" dedi. "Defolup gidin!! " dedi... Ortamı yumuşatmak için(!) Zafer Gecegörür, Orçun'u destekleyici ifadeler kullandı. Mehmet Esatoğlu sesini çıkarmadı.

Biz de bu hissettiklerimizi söylememiz gerektiğini söyledik. Çünkü… tiyatro; insanların düşünüp söyleyemedikleri şeyleri yüksek sesle dile getirmeliydi.

Birinci yanlış: Zafer Gecegörür ve Mehmet Esatoğlu'nun bütünleştirici hiçbir tavrı olmadı. (Ah Manisa'dan Ahmet Nuri Bey keşke ağır hastanızın olması sebebiyle kamptan erken ayrılmasaydınız; belki ortamı biraz toparlardınız. Ne yapalım kader! Ya da Afyon'dan Ali Çakalgöz olsaydı birşeyler söyleseydi de gerçekleri savunmaya cesaret eden birileri çıksaydı.)

İkinci yanlış: Orçun Masatçı’nın, davet ettiği ve ta Antakya'dan gelen konuklarını sırf eleştiri getirdikleri için "defolun!!" diyerek kovmak gibi sıradan bir insan için bile vahim sayılacak gayrı insani bir davranışı, sosyalist bir söylemle ve sosyalizm adına yapması.

Özellikle yöneticiler şapkalarını önlerine alıp, hatalarının özeleştirisini yapmaları gerekmektedir. (Mehmet Esatoğlu, Zafer Gecegörür, Orçun Masatçı ve Erhan Kaya)

O koşullarda orayı terk etmedik. Sabah erken gideceğimizi söyledik ve sabah oldu…Birçok kişiyle vedalaşıp yola çıktık. Azerbaycanlı yönetmen Rasim Aşın bizi uğurladı.

Biz bu maceradan çok güzel(!) şeyler kazandık. Bu eleştirilerimizi yazmamız gerekiyordu. Yazmadığımız daha birçok şey var. Eğer yalan yanlış ileri geri yorumlar yapılırsa, üşenmeyip gerisini de yazarız...

2. Türkiye Tiyatro Buluşması bizce amacına ulaşmamıştır.

Saygılarımzla.

www.hataytiyatro.com

Süheyla Koçak - M.Vejdi Koçak
Antakya Belediye Şehir Tiyatrosu Sanatçıları

***

Ayrıca bakınız:
İftiranın simgesi Özdemir Nutku, "Tiyatro Buluşması"nda!
Koçak'ların objektifinden "Tiyatro Buluşması"(!)
Afyon Şehir Tiyatrosu, "Birlik"den ayrıldı!...

Burjuva tiyatroları çalışıyor...

(Bakınız: Tiyatro Pera)

Haftalık rapor

Sitemizi 21/27 Ağustos 2008'de

340
310
223
215
290
289
296

kişi izledi...

Sitemiz son bir ayda 8.896 kişi tarafından izlenmiştir...

(Tüm "Haftalık rapor"lar için TIKLAYINIZ)

Not: Sitemizin sağ köşesindeki sayaç (Website Hit Counter), ziyaretçi sayısını değil; "tık"lama sayısını gösterir.

27 Ağustos 2008 Çarşamba

Petersburg skandalı

Bakınız: Bulunmaz, DİKKAT YALAN VAR!

Tiyatrodergisi.com.tr OKURLARINA DUYURU

TİYATRODERGİSİ.COM.TR YENİLENİYOR

tiyatrodergisi.com.tr bir başka alanda test yayınına başlamıştır. 18 Eylül 2008 Pazartesi itibariyle yayında olacaktır.

(Kaynak: tiyatrodergisi.com.tr)

Erol Özyiğit yönetiminde...

(Bakınız: www.siirkitaplari.com)

Üsküdar Belediyesi ödül dağıtıyor!...

Halkı kafaya almak için odun - kömür dağıtan belediyeler, şimdi de tiyatro / sinema / dizi esnafını kafaya almak için ödül dağıtıyor. Halkın daha emin bir biçimde sömürülmesi için savaşım verenlere dağıtılan ödüller, kapitalizmin ilelebet muhafaza ve müdafaa edilmesine yarıyor!...

Üsküdar Belediyesi tarafından dağıtılan ödüller şöyle:


En İyi Tiyatro Oyunu Ödülü
Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz / İstanbul Şehir Tiyatroları

En İyi Tiyatro Yönetmeni Ödülü
Şakir Gürzumar / Bir Şehnaz Oyun

En İyi Erkek Tiyatro Oyuncusu Ödülü
Mert Turak / Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz

En İyi Kadın Tiyatro Oyuncusu Ödülü
Vahide Gördüm / Evlilikte Ufak Tefek Cinayetler

En İyi Sinema Filmi Ödülü
Ara

En İyi Sinema Yönetmeni Ödülü
Ümit Ünal / Ara

En İyi Erkek Sinema Oyuncusu Ödülü
Çetin Tekindor / Ulak

En İyi Kadın Sinema Oyuncusu Ödülü
Saadet Işıl Aksoy / Yumurta

En İyi Tv Dizisi Ödülü
Elveda Rumeli/ Serdar Akar

En İyi Erkek Tv Dizisi Oyuncusu Ödülü
Erdal Özyağcılar / Elveda Rumeli

En İyi Kadın Tv Dizisi Oyuncusu Ödülü
Melisa Sözen / Bıçak Sırtı

(Kaynak: Üsküdar Belediyesi)

***

Not: Biz, her türlü ödüle karşıyız. Ödülün, insanları rekabete sürükleyerek, kapitalizmi yeniden ürettiği kanısındayız!...

tavır: "edebiyatta sınıfsal anlayışlar..."

Büyük bir savaşım için uzun soluklu yayın yapan tavır dergisi, Ağustos 2008 sayısında önemli konuları işlemiş. Dikkat çeken yazılardan biri de; "edebiyatta sınıfsal anlayışlar..." Elvan Alper tarafından gündeme getirilen konu, son derecede can yakıcı. Kaçak güreşen edebiyatçıları, bireysel evrenlerinde uyku haliyle yaşayan Oblomov kılıklı yazarları ayrımsadıkça, Alper'in yazısını biraz daha benimsiyoruz...

"edebiyatta sınıfsal anlayışlar..."dan tadımlık sunuyoruz:


Sosyalizmin ilan edildiği ülkelerde okuma - yazma oranının çok fazla arttığı, kültür ve edebiyatın aydınların işi olmaktan çıkarak halkın seviyesine indirildiği gizlenemez bir gerçekti. Sovyet Devrimi'nden 1970'lere kadar bir milyondan fazla kitap basıldığı açıklanmış, Macaristan'da 1938 - 1954 yılları arası kitap basımının yüzde 400 arttığı belirtilmişti. 1949 yılında Çin'de iktidarı alan Mao, yine kültür devrimiyle işe başladı. Proletarya edebiyatını oluşturmaya çalışan devrimin kadroları, edebi türleri fabrikada, üretim kooperatifinde topluyor ve daha sonra eser danışmanlarının yani profesyonel yazarların ve politik kadroların yardımıyla, ortak çalışmayla hazırlanıyordu. Böylece 1970'li yıllarda, Çin yılda yaklaşık 800 milyon "edebi" metin ürettiğini açıklama imkanı buldu.

(Kaynak: tavır dergisi, Ağustos 2008, sf. 6)

Engizitör Enver Ercan'ın kulakları çınlamıştır!...

Not: Başlığı biz attık!... (Oyun)


BU "ENGİZİTÖRLER" TARAFINDAN ELENMİŞ OLMAKTAN GURUR DUYUYORUM


Frankfurt Kitap Fuarı Türkiye Organizasyonu Yazarlar Komitesi, Coşkun Büktel'i eledi


Coşkun Büktel
30 Temmuz 2008


"Bütün renkleriyle Türkiye" sloganıyla iş başına gelen ve "Theope" yazarı Büktel'in "yasak bir renk" olduğunu ve her platformda her türlü yöntemle (iftira dahil) engellenmesi gerektiğini bir kez daha kanıtlayan (önceki vak'alar için, örneğin, bakınız: "Özdemir Nutku iftirası", "Ölüleri Gömün skandalı") "yazarlar(?) komitesinde" şunlar var:


Enver Ercan..................Moderatör (TYS Başkanı)

Halil İbrahim Özcan....Uluslararası PEN Türkiye

İhsan Işık.......................İLESAM Başkanı

Gökhan Cengizhan.......Edebiyatçılar Derneği Başkanı

Adnan Özer....................EDİSAM Başkanı

Ahmet Kot.....................Türkiye Yazarlar Birliği

Egemen Berköz.............BESAM Başkanı


Nâzım Hikmet Oratoryosu'nun 100 kişilik orkestrasını Frankfurt'a göndermemesini, Kültür Bakanı Ertuğrul Günay, halkın parasını ekonomik kullanmak gibi vatansever görünümlü bir gerekçeyle bile açıklayabilir; ama hiçbir rengi bulunmayan Hasan Erkek'i yazar diye Frankfurt'a gönderip de, Türkiye'nin rengi şahsına münhasır en özgün birkaç yazarından biri olan Coşkun Büktel'i, her zaman ve her platformda yapıldığı gibi, yasaklayan (aforoz eden) yukarıda adlarını sıraladığımız orta zekâlı yetenek savarları, "yazarlar komitesi" payesi lütfederek göreve getirmesini ve somut sanatsal kriterlere destek vermek yerine, (kültür pazarını "kabile arasında" paylaşmış) tecimenlere destek vermesini ve devlet desteğini (kediye ciğer teslim edercesine) demirbaş tecimenlerin kutsal ittifakına teslim etmesini, hiçbir gerekçeyle (hatta hiçbir bahaneyle bile) açıklayamaz.

Çünkü yeryüzünde hiçbir yaratık, Hasan Erkek'in Coşkun Büktel'den daha yaratıcı, daha usta, daha önemli, daha dürüst, daha donanımlı, daha verimli ya da daha kıdemli bir yazar olduğunu, kendini maskara etmeden iddia edemez. Erkek'in Büktel'den ancak daha "uyumlu ve itaatli" bir yazar olduğu söylenebilir. Ama Büktel gibi itaatsiz yazarlar yine her zamanki gibi aforoz ediliyorsa ve Frankfurt'ta Türkiye'yi temsil etmenin aranan kriteri "uyum ve itaat" olarak belirleniyorsa; bilinmelidir ki, bu kriterler, uluslararası alanda ülkemize ve Kültür bakanlığımıza onur değil, ancak utanç getirebilir.

Bakan Ertuğrul Günay verdiği sözden cayarak Nâzım Hikmet Oratoryosu'nu Frankfurt'a göndermiyor oluşuna sureti haktan görünen bir mazeret üretebilir ve kendini utançtan kurtarabilir; ama kültür "pazarımızın" her zamanki demirbaş "engizitörlerini" yazarlar komitesi sıfatıyla göreve getirmiş olmasının utancından hiçbir zaman kurtulamayacak; bu utancı da, "Ölüleri Gömün skandalı"nın utancını taşıyacağı üzere, tıpkı bir Gorbaçov lekesi kadar silinmez ama Gorbaçov lekesinden çok daha kirli bir leke olarak, yalnızca hayatı boyunca değil, "ebediyen" taşıyacak. CB

26 Ağustos 2008 Salı

Bulunmaz'ın şimşekleri üzerine çeken yazısı...

Not: Başlığı biz attık!... (Oyun)


HİLMİ BULUNMAZ YAZDI
COŞKUN BÜKTEL YORUMLADI

İftiranın simgesi Özdemir Nutku, "Tiyatro Buluşması"nda!

Hilmi Bulunmaz
15 Ağustos 2008

Hilmi Bulunmaz, Güzelbahçe'deki "Tiyatro Buluşması"na iftiranın gölgesini düşürenlere, bazı "kazık" sorular soruyor.

COŞKUN BÜKTEL'İN EDİTÖR NOTU
Bulunmaz'ın yazısının hemen altında

TIKLAYIN!

Egemenlerin kucağında muhalefet...

Özet:
Bu günlerde; dünyamızda yaşanan ve adına Yeni Dünya Düzeni denilen dayatmalı tek ve gerçek doğruymuş gibi yutturmaya çalışan ve böylece de dünyamızı biraz daha kana ve ateşe boğan egemenlere karşı direnmemiz gereken bu günlerde… Çığ.”

(Kaynak: Devlet Tiyatroları)


Kralın soytarısı, padişahın dalkavuğu ne denli krala yada padişaha karşı davranış geliştirebilirse; bizim tatlısu muhalifleri de, elleri, dilleri, belleri titreyerek, fısıltı halinde muhalefet yapıyorlar. Biliyorlar ki, beslendikleri egemenleri kızdırmamaları gerekiyor. Titrek ellerle oyun yazarak, titrek dillerle konuşup, titrek bedenlerle sahneye koyuyorlar. Devlete yasladıkları bedenlerinin keyfini süren sözde muhalifler, ortaya koydukları ucubeler hakkında methiyeler de düzüyorlar. (Ortada methiye düzülecek bir şey olmamasına karşın!) Pespaye metin "Çığ" etrafında toparlanan kralın soytarısı, padişahın dalkavuğu, burjuvazinin tiyatrocuları, hiç de ağızlarına yakışmayan sözlerle kendilerini avutuyorlar. İbretle izliyoruz!...

Ertuğrul Günay da sorumlu!... 4

Alavere - dalavere / 1


Mustafa Demirkanlı, tilki gibi kurnaz biri. Askeriyeden gelme olduğundan, insanları nasıl sevk ve idare edeceğini çok iyi biliyor. Bir koyup, üç alma becerisi gelişmiş, nevi şahsına münhasır bir zat-ı muhterem. Kafasında binlerce tilki dolaşmasına karşın, hiçbir tilkinin kuyruğunun diğer tilkilere değmemesi çok ilginç. Şurası kesin ki, kafasındaki tilkilerin tümünün kuyruğunu sünnet ettiğinden, her tilki, en büyük tilki olan Mustafa Demirkanlı'nın emir ve komutasında dolaşıyor!...

Burnu iyi koku alan Mustafa Demirkanlı, hangi devletlinin daha yağlı müşteri olduğunu iyi seziyor. Ona göre pusuya yatıyor. Ona göre Şer İttifakı kuruyor: Mustafa Demirkanlı, A. Ertuğrul Timur, Yaşam Kaya, Burak Caney!...

Şimdi huzurlarınızda: Lemi Bilgin

26 Eylül Pazartesi akşamı Yeni Melek Gösteri Merkezi’nde yapılacak Tiyatro Ödülleri-2005 gecesinde 10 kategoride belirlenen ödüller sahiplerini bulacak. Bu ödüllerin tamamen dışında, Tiyatro... Tiyatro... Dergisi Yayın Kurulu’nun belirlediği Teşekkür Plaketi de bu yıl, eski Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Doç. K. Lemi Bilgin’e verilecek.

Tıklayınız: Tiyatro'nun Lemi Bilgin'e teşekkürü

Ertuğrul Günay da sorumlu!... 3

Foto: Sırtını bayrağa ve Atatürk'e yaslayan Lemi Bilgin!...


"Ölüleri Gömün"ü engelleyen Bilgin, içtenliksiz!


Dünya dramatik yazınının en önemli yapıtlardan biri olan Irwin Shaw'un yazıp Coşkun Büktel'in dilimize kazandırdığı "Ölüleri Gömün" oyununu, iktidara (yeniden) gelir gelmez yasaklayan (Bakınız: Büktel, "'Ölüleri Gömün' skandalı") Lemi Bilgin, utanmadan şunları söyleyebiliyor:

.........."Kültür ve sanatın en önemli yanı barışa katkıda bulunmasıdır. Çünkü sanatla uğraşan, sanatla bir arada olan insanlar problemlerini daha kolay halledebilirler. Antik dönemde bile insanlar savaşırlardı ama tiyatro festivallerinde savaşlara ara verilerdi. Bu festivallerden sonra da savaşlara devam edemezlerdi. Umuyorum bu kültürel ve sanatsal faaliyetler dünya barışına katkı sağlayacaktır."

Şimdiye dek yazılmış en keskin savaş karşıtı oyunların başında gelen "Ölüleri Gömün", Devlet Tiyatroları'nda prova aşamasına gelmesine karşın, Lemi Bilgin'in içtenliksiz yönetiminin engellemesiyle karşılaştı. Yukarıdaki sözleri eden ve hiç de samimi olmayan Lemi Bilgin, oynanma hakkını kazanmış bir oyunu, tamamıyla keyfi bir uygulamayla engelleyerek, barıştan yana değil, savaştan yana olduğunu gösteriyor. Düzen medyasında şirin sözcükler kullanarak, şirin bir görünüm çizen Bilgin, "Ölüleri Gömün"ü kaldırıp yasaklayarak, suçüstü yakalanıyor!...

(Kaynak: tiyatronline)

Ayrıca TIKLAYINIZ: "Lemi Bilgin"

Behzat Uygur da çanak yalanmasına karşı!...

Behzat Uygur, dünya görüşümüze karşıt işler yapıp, kapitalizmin ilelebet muhafaza ve müdafaa edilmesi için AKP'den bile medet umsa da, Ertuğrul Günay'ın da sorumlu olduğu KÜLTÜR BAKANLIĞI ÇANAĞI anlayışına karşı çıktığından; görüşünü önemseyerek konuşmasına link verdik:


(...) Behzat Uygur, kişisel olarak devletin tiyatrolara para yardımı yapmasına karşı olduğunu belirterek, "Adı üstünde özel tiyatro. Devlet tiyatro yapsın, özel tiyatrolar da bunlardan faydalansın. Benim çok ağrıma gidiyor. Bu para tiyatrolara verilmesin, bu para eğitime harcansın. Hiçbir tiyatro salonu da yıkılmasın, daha çok tiyatro salonu yapılsın" dedi. (...)

(Kaynak: tümgazeteler)

Burak Caney, orospu çocukluğunu sürdürüyor!...

Güncelleme: (23 Ağustos 2008) Biz iftiranın üstüne gittikçe, Burak Caney de, iğrençliğine aynı hızla devam ediyor. Dünü bugüne bağlayan gece yarısına dek, yukarıdaki götü vitrinine koyup, kendi adıyla sitesini kullanan Burak Caney, bu sabahtan başlayarak götü silip, "Tiyatro Buluşması" adını kullanmayı uygun gördü. (Tıkladığınızda www.tiyatrobulusmasi.com sitesine bağlanıyordunuz!) Orospu çocuğu Burak Caney'in hela kapısı gibi çift "oo"lu sitesi (www.tiyatrooyun.org) tam bir orta malı orospu gibi oldu. Değişik adres çubuklarıyla kafaları bulandıran Burak Caney, hemen hergün ayrı bir siteye servis yapıyor. Burak Caney; işadamı Zafer Gecegörür'ün sitesi www.sanatyapim.com, Türkiye Tiyatrolar Birliği'nin sitesi www.tiyatrobulusmasi.com ve (elbette ki çok kısa bir süre; iyice kafa karıştırıp mide bulandırmak için) yazar Coşkun Büktel'in www.coskunbuktel.com sitesine bile bağlanmıştı!...

***

(22 Ağustos 2008) Hela kapısı gibi çift "oo"lu sitenin sahibi orospu çocuğu Burak Caney ve onun diğer orospu çocuğu arkadaşları, Hilmi Bulunmaz'ın Marksist sanatçı kişiliği karşısında ne yapacaklarını şaşırdılar. İyice boka batıp itin götüne giren orospu çocukları, iğrençliklerini sürdürüyorlar!...

***

Ayrıca bakınız:
HESAP SORUYORUZ! / 1
HESAP SORUYORUZ! / 2
HESAP SORUYORUZ! / 3
HESAP SORUYORUZ! / 4
HESAP SORUYORUZ! / 5
HESAP SORUYORUZ! / 6
HESAP SORUYORUZ! / 7
HESAP SORUYORUZ! / 8
HESAP SORUYORUZ! / 9
HESAP SORUYORUZ! / 10
HESAP SORUYORUZ! / 11
HESAP SORUYORUZ! / 12
Büktel, "İftirayı nasıl itiraf ettirdik"
Bulunmaz, "Bir iftiranın bataklık anatomisi!"
"Tokat gibi açıklamalar"
"Burak Caney "fotoğraf" sergisi!... / "Seçme eserler"
"Burak Caney "fotoğraf" sergisi!... / 1"
"Burak Caney "fotoğraf" sergisi!... / 2"
"Burak Caney "fotoğraf" sergisi!... / 3"
"Burak Caney "fotoğraf" sergisi!... / 4"
"Burak Caney "fotoğraf" sergisi!... / 5"
"Burak Caney "fotoğraf" sergisi!... / 6"
"Burak Caney "fotoğraf" sergisi!... / 7"
"Burak Caney "fotoğraf" sergisi!... / 8"
"Burak Caney "fotoğraf" sergisi!... / 9"
"Burak Caney "fotoğraf" sergisi!... / 10"
Burak Caney "fotoğraf" sergisi!... / 11